İLİMHAZİNEM Hepimize Yeter


Geri git   İLİMHAZİNEM Hepimize Yeter > TARİH > Türk Ve Osmanlı Tarihi

Kayıt ol Arama Bugünün Mesajları Forumları Okundu Kabul Et

Ulubali Hasan

Görüntülemeler : 23  √  Cevap Sayısı : 0

Görüntüleyenler Üyeler:   √ Misafir:1

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 30-04-2008, 19:48   #1
ISRA
 
Avatar Yok
 
Bilgileriniz
 
Üyelik tarihi: 09-01-2008
Bulunduğu yer: Bir Garip Yolcu
Yaş: 32
Mesajlar: 4.194
Rep Gücü: 124
ISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond repute
Teşekkürler
Teşekkür Sayısı: 218
387 Mesajda 553 Teşekkür Aldı
Bayrak Ulubali Hasan




ULUBATLI HASAN
29 Mayis 1453 günü Konstantiniyye önlerindeki Islâm ordusunda büyük bir hazirlik göze çarpiyordu. Islâm askerleri sabah namazindan önce en temiz elbiselerini giymisler, birbirleriyle helallesmisler, cemaatle namazi kildiktan sonra ordudaki yerlerini almislardi. Kâinatin Efendisinin müjdeledigi "Mesud askerler"den olmak ve Cenab-i Hakkin huzuruna sehid olarak gitmek için yanip tutusuyorlardi. Hele içlerinden birisi vardi ki, heyecandan yerinde duramiyordu. Bir gün önceden komutanlarina yalvarmis en ön saflarda vurusan birlikte yer almak için çok dil dökmüstü.

Ulubatli Hasan adli bu yigit Bursa Karacabey'deki Ulubat gölünün kuzeybati kiyisinin yakininda bulunan Ulubat köyünde dünyaya gelmisti. Yigitler yigidiydi. At yarislarinda, ok atmada, güreste birinciydi. Daha sirtini yere getiren çikmamisti. Öyle ki çogu defa iki kisiyle birden güresir, ikisini de yenerdi. Ulubatli Hasan'in gönlü ALLAH için cihad etme askiyla yanip kavrulmaktaydi "Ila'yi kelimetullah" ugruna can vermek en büyük emeliydi.
Büyük hücum'un yapilacagi gün en ön safta vurusacagi için çocuklar gibi seviniyordu. Otuz tane gözüpek yeniçeri seçmisti. Hep birlikte ayni noktaya hücum edeceklerdi.
Nihayet beklenilen an gelip çatmisti. Mehter "hücum" havasi çalinca Ulubatli Hasan ve arkadaslari "ALLAH ALLAH" sesleriyle ileri atilmislardi. Ulubatli'nin bir elinde sancak, diger elinde kalkan vardi. Sura dayanan merdivenlerden süratle tirmaniyordu. Atilan oklara, taslara, üzerlerine dökülen kizgin yaglara kalkanini siper ediyordu. Nihayet surlarin üzerine varmayi basarmisti. O anda kalkanini firlatip atmis, uzun palasini çekmis, arslanlar gibi vurusmaya baslamisti. Önüne çikan düsman askerlerine vuruyor, vuruyordu. Yahya Kemal'in tasvir ettigi gibiydi manzara. Söyle demektedir sair:
Vur pençe-i Alî'deki semsîr askina
Gülbangi asmani tutan pir askina
Ey lesker-i müfettihü'l-ebvâb vur bugün
Feth-î mübîni zâmin o tebsir askina
Vur deyr-i küfrün üstüne rekz-î hilâl içün
Gelmis bu sehsüvâr-i cihangir askina
Düssün çelengi Rûm'un egilsün ser-î Firenk
Vur Türk'ü gönderen yed-i takdir askina
Son savletinle vur ki açilsin bu sûrlar
Fecr-i hücum içindeki Tekbîr askina
Ulubatli'nin simsek gibi çakan kilicindan ürken düsman askerleri uzaktan ok yagdirmaya baslamislardi. Oklar pes pese Hasan'in vücuduna saplaniyordu. Ayakta duramayacagini anlayan Ulubatli sancagi Topkapi'daki surlann üzerine dikivermisti. Sancagin surlarin üzerinde dalgalandigini gören askerler cosmustu. Tekbir getirerek büyük bir gayretle surlara hücum ediyorlardi. Ulubatli Hasan da vücudunun oklarla delik desik olmasina ragmen yarali ars-lan gibi sancagin yanina düsman askerlerini yaklastirmiyordu. Nihayet diger arkadaslan yanina gelmis, Hasan'in etrafina halka olmuslardi. Sancagin artik emin ellerde oldugunu gören Hasan yüzünde mes'ud
bir tebessümle ruhunu Rahman'a teslim etmisti. Kendisiyle birlikte surlara tirmanan arkadaslarindan 18'i de sehid olmus, kalan 12'si sancagi düsürmemisti.
Çok genç yasta sehitlik rütbesini kazanan Ulubatli Hasan'in vücuduna 27 ok saplanmisti. Arkadaslan bu oklari çikardilar ve bu mübarek sehidi Fatih'in huzuruna ***ürdüler. Fatih, Islâmin bu bahadir evladina dua ettikten sonra söyle demistir: "Ulubatli Hasan'im! Ne kadar sanlisin. Eger sultan olmasaydim, Ulubatli Hasan olmak isterdim!



Ulubatlı Hasan

Ulubatlı Hasan, İstanbul surları üzerinde ilk Türk sancağını dikerken şehit düşen yiğit askerdir. 1428 yılında Bursa'nın Ulubat köyünde doğdu. Fatih Sultan Mehmet'in kumandasında Ordu-yı Hümayun'a asker olarak İstanbul kuşatmasına katıldı. 1453 yılındaki büyük taarruz sırasında İstanbul surları üzerine ilk Türk sancağını dikerken şehit düştü. Fethin bayraklaşmış bir kahramanı olarak adı beş yüz yıldan beri gönüllerde yaşar. Ulubat'ta adına dikilmiş bir anıt vardır.

İstanbul tam 53 günden beri muhasara altındaydı. 23 yaşındaki genç padişah ve dâhi kumandan II. Mehmet Han, bu süre içinde gösterdiği akıl almaz askerlik mucizeleriyle Bizanslıları şaşkına çevirmişti. Koca Bizans İmparatorluğu çatırdıyordu. Son günlerini yaşıyordu. Artık belliydi bu.

28 Mayısı 29 Mayısa bağlayan gecenin sabahına doğru, mehter “gülbanklar” vurmaya koyulmuş ve Bizans surlarının karşısındaki ordugâhta hummalı bir faaliyet başlamıştı. Ulu Hâkan, hücum emrini vermişti. O akşamki tarihî nutku bütün askerin kulaklarında çınlıyordu:

– Ey benim paşalarım, ağalarım, beylerim! Bu şehr-i Konstantiniye cenginde silâh arkadaşlarım, yiğitlerim! Sizleri buraya, kararlaştırdığım umumî taarruzda şimdiye kadar gösterdiğinizden daha büyük fedakârlık ve cesaret istemek için topladım. Cihanda ün salmış bir şehri zaptedeceksiniz. Şehr-i Konstantiniye'de mahalle mahalle, bu şehri zapteden kahramanlar olarak adınız şan ve şerefle anılacaktır...

Asker, Peygamberimizin, şüheda için en büyük cennet makamını müjdelediği zafere ve bu zaferin uğrunda şehitlik şerbeti içmeye susamıştı.

Beyaz atının üzerindeki genç kumandan, kılıcını çekmiş, davudî sesiyle âdeta gürlüyordu:

– Evlâtlarım, yiğitlerim, şahbazlarım, yürüyün... Zafer sizindir ...

Asker, saflar halinde atılıyordu. 53 günden beri o mucize topların döve döve hamurlaştırdığı surların üzerine doğru yüklenen bir insan seli vardı. “ALLAH ALLAH” sesleri bir uğultu halinde semâyı kaplıyordu. On binlerce meşalenin sarı aydınlığı üstüne, henüz güneş doğmamıştı. Serdengeçtiler, surların, kalelerin üzerine yalın kılıç atılıyorlardı. Kalelerden, surlardan taş yağıyordu. Ok yağıyordu. Kızgın yağ ve alev alev yanan katran yağıyordu.

Sultan Mehmet Han, kahraman ordusuyla ve olanca ağırlığıyla yükleniyordu Bizans surlarının üzerine... Serdengeçtileri fedaîler, fedaîleri de başıbozuk askerler takip etmişti...

Tanyeri ağarırken sıra üçüncü safa gelmişti. Üçüncü hücum kolunu, ordunun en seçkin askerleri teşkil etmekteydi.

Bursa'nın Ulubat köyünden Hasan da vardı bu safın arasında. Ordunun bayraktarıydı. Bir elinde kılıcı, bir elinde sancağı şahlanmıştı... Ve kulaklarında Sultan Mehmet Han'ın bir akşam evvel irad ettiği büyük nutkun sözleri tane tane uğulduyordu:

– Surlar vakıa bir harabe haline gelmiştir amma, surlar üzerine atılacak yiğitler büyük bir tehlike ile karşılaşacaklardır. Maharetimiz ve cesaretimiz her şeyin üstündedir. Zafer rüzgârı bizden yana esecektir. Konstantiniye bizim olacaktır...

Bursa'nın Ulubat köyünden bayraktar Hasan da yaklaşmıştı surların üzerine. İri parmaklarıyla gönderini sımsıkı kavradığı şanlı bayrağı, elindeki o kutsal emaneti mutlaka surların üzerine dikmeyi aklına koymuştu Hasan. Hilâlli sancağın surların üzerinde dalgalandığı anda düşman için her şeyin bitmiş olacağına inanıyordu.

Bir fırsatını buldu Ulubatlı Hasan. Elindeki kılıcını savurarak sur harabeleri üzerine doğru atıldı. Birkaç yiğit de kendisini takip etmişlerdi. Hasan en önde idi. Bir yandan kılıcını sallıyor, bir yandan da hilâlli sancağı gözlerini diktiği burca doğru ulaştırmaya çalışıyordu.

Bu cehennem ateşinin ortasında, koç yiğitler yiğidi Hasan, Eğrikapı tarafındaki burcun üzerine çıkmayı başardı. Sancağı dikti o burcun üzerine. Fakat aynı anda mancınıkla atılan büyük bir taşın ağırlığı altında dizleri üstüne düşüverdi. Doğrulmaya çalıştı. Fakat aynı anda üstüne belki otuz, belki kırk ok birden yağdı. Oracıkta yere yığılıverdi.

Peçevî'nin ünlü tarihinde “Adem ejderhası” olarak vasıflandırdığı dev cüsseli yiğit Ulubatlı Hasan'ın diktiği sancak, o anda Bizans'ın tüm ümidini yitirivermişti. Türkün bayrağı ve yeniçerinin serpuşu artık surların üzerinde idi. Elli üç günlük direnişi kökünden tüketen an gelmişti. Öte yandan sancağın Bizans surları üzerinde dalgalandığını gören Türk askeri coşmuş ve bir ok gibi atılmıştı ileri.

Nihayet Hazret-i Peygamberimizin müjdelediği tarihî ve kutsal an gelip çatmıştı. 23 yaşındaki Sultan Mehmet Han secdeye gelerek ALLAH a şükretti. O andan itibaren genç hükümdar ve kumandan “Fâtih” unvanını da almış oluyordu...


BUDA FARLI Bİ KAYNAKTAN SONUÇ OLARAK
Buarada önemli olan, olayın yani bir Müslüman askerin sancağı surlara dikmesidir ve bu konuda dost düşman bütün tarihçiler ittifak halindedirler. Tarihçi Françes bu konuda ayrıntılı bilgi verdiği gibi, Dukas da olayı doğrulamaktadır. İsmini tam vermemeleri veya yanlış vermeleri önemli değildir. Önemli olan böyle bir olayın yaşanmasıdır. Nitekim beraberindeki 30 kişiden, atılan ok ve ateşlerle, 18’inin şehid olduğu gelen nakiller arsındadır.



ISRA isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   ISRA nickli üyeye özel mesaj gönderin ISRA tarafından gönderilen bütün mesajları bul Alıntı ile Cevapla
Cevapla
Tags: ,

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Hasan Ve Hüseyin (ra) istikamet (S.A.V.)'in Ashab-ı Kiramı 0 29-07-2008 20:56
Hasan- Basri (k.s) SaNaL FaNi Dini Hikayeler 0 07-05-2008 01:10
Hasan B. Ali B. Ebî Talîb ANKEBUT G'den-H'ye 0 23-03-2008 18:19
Hasan-i Basrî ANKEBUT G'den-H'ye 0 23-03-2008 18:19



Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı


Saat 01:05.

Forum Saati + 2 Olarak Ayarlanmıştır.

Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.

www.ilimhazinem.com

627 631 632 634 635 636 638 639 642 643 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 681 682 683 685 686 688 689 699 700 701 702 703 704 705 712 717 718 719 720 721 722 724 725 726 727 728 729 730 731 732 734 735 736 737 738 739 740 742 743 744 745 746 753 758 760 761 762 763 765 766 767 768 769 770 771 772 773 774 775 776 777 778 787 788 789 790 791 792 793 795 796 797 800 801 802 803 805 806 808 809 810 811 814 818 819 820 821 822 824 825 826 827 832 833 836 837 838 839 840 841 842 844 845 846 850 851 854 855 856 857 858 859 860 861 862 863 864 865 866 867 871 872 873 874 875 876 877 878 879 880 881 882 883 884 885 886 887 888 889 893 894 895 896 897 898 899 900 901 902 906 908 909 912 913 914 915 916 917 918 919 920 921 922 924 925 926 927 928 929 930 931 932 933 934 935 936 937 938 939 940 941 942 944 945 947 949 952 953 954 955 958 967 970 971 973 980 981 984 987 988 989 990 991 992 993 994 995 999 1000 1001 1002 1003 1004 1005 1006 1007 1008 1009 1010 1011 1013 1014 1015 1016 1017 1018 1019 1020 1021 1022 1023 1024 1025 1026 1027 1028 1029 1030 1031 1032 1033 1034 1035 1036 1037 1038 1039 1040 1041 1042 1043 1044 1045 1046 1047 1048 1049 1050 1051 1052 1053 1054 1056 1057 1058 1059 1060 1061 1062 1063 1064 1065 1066 1067 1068 1069 1070 1071 1072 1073 1074 1075 1076 1077 1078 1079 1080 1081 1082 1083 1084 1085 1086 1087 1088 1089 1090 1091 1092 1093 1094 1095 1096 1097 1098 1099 1100 1101 1102 1103 1104 1105 1106 1107 1108 1109 1110 1111 1113 1114 1115 1116 1117 1118 1119 1120 1121 1124 1125 1128 1129 1130 1131 1135 1136 1137 1138 1139 1140 1141 1142 1143 1144 1145 1146 1147 1148 1149 1150 1151 1152 1153 1154 1155 1156 1157 1158 1159 1160 1161 1162 1163 1164