Görüntülemeler : 20 √ Cevap Sayısı : 0 |
![]() |
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
![]() |
Dün akşam, henüz ana sınıfına giden oğlum Hüseyin Erdem, bana öyle bir söz söyledi ki, dünyalar benim oldu. Hüseyin Erdem, pijamalarını giymiş ve yatağına yönelmişti. Yatmadan önce yanıma geldi ve “iyi geceler” öpücüğü verdi. Beni öptükten sonra boynuma sarıldı ve bir süre o şekilde durdu. Sonra gözlerime baktı ve:“-Babacığım, sen dünyanın en iyi babasısın.” dedi. Ben de onun boynuna sarıldım ve: “-Canım oğlum, sen de dünyanın en iyi çocuğusun.” dedim. Oğlumu tekrar öperek yatağına yatırdım. Çok geçmeden uyudu. Oğlum uyurken kulağına eğildim ve: “-Canım oğlum, seni çok seviyorum.” diye fısıldadım. Hüseyin Erdem, sanki uyanıkmış gibi uykusunda gülümsedi. Oğlum çok mutluydu. Ama en az onun kadar ben de mutluydum. Hüseyin Erdem, neden böyle söylemişti? Oğlumun bu sözleri söylemesinden dolayı çok mutlu oldum. Ama beni asıl mutlu eden, bu sözleri söylemesi için özel bir şey yapmamış olmamdı. Yani her hangi bir nesne vermedim. Özel bir ödül vermedim. Onun hoşuna gideceğini bildiğim bir şeyi yapmak için söz vermedim. Oğlum bu sözü içinden geldiği için söylemişti. Benim babası olduğum için mutlu olduğunu ifade etmişti. İşte beni asıl mutlu eden de buydu. Çocuklar, anne ve babalarından sürekli bir şeyler isterler. Nesne anlamındaki istekleri bitmek tükenmek bilmez. Ve çocuklar rüşvetçiliği de büyüklerinden öğrenirler. -Yemeğini bitirirsen sevdiğin çizgi filmi izleyebilirsin. -Ödevlerini yaparsan, bakkala gidebilirsin. -Bana yardım edersen sana para veririm. -Matematik sınavından 5 alırsan, sevdiğin spor ayakkabılarını alırım. -Bu sene takdir alırsan, sana bilgisayar alırım. Anne ve baba olarak yapmıyor muyuz bunları? Belki daha fazlasını yapıyoruz. Ama bütün bunları yaparken ve söylerken, kesinlikle çocuklarımızın iyiliğini isteriz. Yani onların iyiliğini düşünerek yaparız bunları. Ve sonuçta çocuklarımızın iyiliğini alırız ellerinden. Yani iyilik yapmış olmayız. İşin en kötü yanı sevgimizi koşullandırırız. Oysa çocukların öyle sınırsız ve koşulsuz sevgileri var ki, en masum, en saf sevgi çocukların sevgisidir. Yaramazlık yaptıklarında, bizi üzdüklerinde hemen kaşlarımızı çatarız ve: -Seni sevmiyorum artık. Beni çok üzdün. Ben artık başka çocukların annesi/babası olacağım. Bu sözlerin, çocuğumuzun ruhunda ne kadar derin yaralar açacağını düşünmeyiz. Aradan zaman geçince söylediğimiz sözlerden pişmanlık duyarız. Sözlerimizi telafi etmeye çalışırız. Ancak ne kadar başarılı olduğumuz tartışılır. Yetişkinler olarak, çocuklarımızdaki saflığı ve masumiyeti örnek alabiliriz. Çünkü onların yüreğindeki sevgiler; umarsız, çıkarsız, hesapsız ve sınırsızdır. Hangi yetişkin böyle yüce bir sevgiye sahip olabilir ki? Çocuklar henüz 4 aylıkken anne ve babalarını, onların kendilerine karşı olan ilgilerini kullanabiliyorlar. Büyüdükçe ebeveyni kullanma becerilerini daha da geliştiriyorlar. Ama bu kullanma vaziyetlerini de büyüklerinin tutumlarına göre geliştiriyorlar. Örneğin bir çocuk, her hangi bir şey istediğinde bunu kendi lisanı ile dile getiriyor. Şayet isteği karşılanmaz ise ağlamaya başlıyor. Çocuk ağladığında, isteği yerine getiriliyorsa, çocuk zekâsıyla bir çıkarımda bulunuyor: -Demek ki, anne ve babamın, çevremdeki insanların benim isteklerimi yerine getirmeleri için ağlamam gerekiyor. Daha sonra ne kadar isteği olursa başlıyor ağlamaya. Anne yüreği de evladını ağlatmamak için bütün istediklerini bir bir karşılıyor. Peki, çocuk ağladığında istekleri karşılanmazsa, hatta ağladığı için hiç karşılanmazsa o zaman ne yapıyor? Önce ağlıyor. Bakıyor ki, aldırış eden yok. Hatta ağladığı için hiç yüz vermiyorlar. O zaman istekleri için ağlamayı silah olarak kullanmaktan vazgeçiyor. Çocuklarımız, anne ve babaları olarak bizleri örnek alıyorsa, çevresinde gördüğü insanları model alıyorsa bu durumda ne yapmalıyız? Çocuklarımıza, iyi insan, iyi yurttaş olmaları yönünde vereceğimiz telkinler çok fazla etkili olmayacaktır. Bu telkinlerin yerine, öğütlerin yerine yaşayarak örnek olmalıyız. Bir çocuğa elli defa “Yemekten önce ellerini yıka!” demek yerine; birlikte yemeğe oturulacağı zaman önce bizim kalkıp ellerimizi yıkamamız daha etkili bir model teşkil edecektir. Çocuk yaparak ve yaşayarak öğrendiğini zihnine kazıyacaktır. Dahası bu davranış biçimini içselleştirecektir. Bütün bunları gerçekleştirmeye çalışırken; çocuklarımıza yüreğimizi açabilmeliyiz. Onları bir başarı elde ettiklerinde değil sadece çocuğumuz olduğu için sevdiğimizi hatta sadece kendileri oldukları için sevdiğimizi, onlara karşı beslediğimiz sevginin bir koşula bağlı olmadığını hissettirebilmeliyiz. Bizim bu tutumumuz her şeyden önce çocuklarımızda özgüvenin yeşermesinde etkili olacaktır. Kendisine güvenen, kendisi ile barışık bireyler, hayata daha güvenle sarılacak, hayat yolculuğunda başarıyı yakalayacaklardır. Bunları gerçekleştirmek, elbette kolay olmayacaktır. Söylerken ağzımızdan bir çırpıda çıkıveren bu sözler, eyleme dönüştüğünde çok zor bir hal alabilir. Ama unutmayalım ki, kendi geleceğimizi yetiştirmeye çalışıyoruz. Geleceğimiz için verdiğimiz bu emekler sizce değmez mi? Yazan Yusuf YEŞİLKAYA
__________________![]() ölümle nişanlıysak neden çeyiz hazırlamıyoruz ![]()
|
|
|
|
![]() |
| Tags: babasisin, dunyanin, iyi, sen |
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Dünyanın en hızlıları | SaNaL FaNi | Konu Dışı Başlıklar | 1 | 27-09-2009 20:06 |
| Dünyanın En Pahalı Kahvesi.. | selmi | Konu Dışı Başlıklar | 3 | 23-08-2009 22:42 |
| Dünyanın en büyük iş makineleri | YASİN | Diğer Resimler | 0 | 21-07-2008 20:13 |
| Dünyanın Yuvarlaklığı | ANKEBUT | Tefekkür Ve Zikir | 4 | 01-06-2008 20:08 |
| Dünyanın Hali | ANKEBUT | Dini Hikayeler | 0 | 04-03-2007 07:00 |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Saat 00:05.
Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
www.ilimhazinem.com