İLİMHAZİNEM Hepimize Yeter


Geri git   İLİMHAZİNEM Hepimize Yeter > PEYGAMBERİMİZ (S.A.V.)'İN SÜNNETİ,ÖRNEK HAYATI VE HADİS-İ ŞERİFLERİ > Siyer-i Nebi (S.A.V)

Kayıt ol Arama Bugünün Mesajları Forumları Okundu Kabul Et

Savaş Hazırlıkları

Görüntülemeler : 16  √  Cevap Sayısı : 0

Görüntüleyenler Üyeler:   √ Misafir:1

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 21-05-2008, 19:32   #1
ISRA
 
Avatar Yok
 
Bilgileriniz
 
Üyelik tarihi: 09-01-2008
Bulunduğu yer: Bir Garip Yolcu
Yaş: 32
Mesajlar: 4.194
Rep Gücü: 124
ISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond repute
Teşekkürler
Teşekkür Sayısı: 218
387 Mesajda 553 Teşekkür Aldı
Bayrak Savaş Hazırlıkları

Savaş Hazırlıkları





Mekke´liler Kızıl Deniz kervan yolunu kaybettiklerini üzüntüyle farkettiler. Tek seçenek olan diğer yolun ise bir dezavantajı vardı: Necd´den geçen yola kuyular çok uzak*tı. Fakat yaz aylan yakın olduğu için kervana su taşı*yan bir kaç deve ekleyerek yolu güvenilir hale sokmak mümkündü. Kureyşliîer Irak´a yüzbin dirhem değerinde gümüş eşya taşıyan zengin bir kervan göndermek istiyor*lardı. Kervan Safvan´ın yönetiminde yol alacaktı. Medine yahudilerinden bazıları bunu duymuş ve aralarında ko*nuşuyorlardı. O sırada Ensardan biri onların söyledikleri*ne kulak misafiri oldu ve duyduklarını hemen Peygam*ber (s.a.v.)´e haber verdi. Peygamber (s.a.v.), Zeyd (r.J´in kumandanlık yeteneği olduğunun, farkındaydı. Bu neden*le onu yüz atlının kumandasında kervanın yolunu kes*mek üzere, yol üzerindeki su kaynaklarından biri olan Kerede´ye gönderdi. Ordunun küçük olması Zeyd´in plânım uygulamasını kolaylaştırıyordu. Ani ve görünmeden ker*vana saldırdılar. Bu ani saldırıdan korkan Safvan ve adanı*lan kaçtılar. Zeyd ve adamları yükleriyle birlikte tüm de*veleri alarak zafer içinde Medine´ye döndüler. Birkaç da köle elde etmişlerdi.

Kerede felâketi, Mekke´lilerin Bedir´den beri süren sa*vaş hazırlıklarının hızlandırılmasına neden oldu. Haram ay olan Recep´le birlikte, kış mevsimi ve M.S. 625 yılı geç*miş oldu. Bunu takip eden ayda Hafsa ile Peygamber (s.a.v.) evlendiler. Ramazan´m ve orucun gelişiyle birlik te müslümanlar büyük bir sevinç daha yaşadılar: Fatuna bir erkek çocuğu dünyaya getirmişti. Peygamber (s.a.v.), çocuğun kulağına ezan okudu ve ona «Güzel» anlamına gelen el-Hasan adını verdi. Dolunay çıktığında, yani ayın ortalarında Bedir´in yıldönümü yaşandı. O ayın sonunda Peygamber (s.a.v.) Mekke´deii Medine´ye gelen bir atlının getirdiği bir mektup aldı. Mektup amcası Ab-bas´tandı, Medine´ye doğru yola çıkan üç bin kişilik or*duyu haber veriyordu. Yediyüz zırhlı ve iki yüz atlıları var*dı. Eşya taşıyan ve kadınların çardaklarını taşıyan develer sayılmasa bile her askere bir deve düşüyordu.

Mektup Medine´ye ulaştığında Kureyş ordusu yola çık*mıştı. Ebu Süfyan, kumandan olarak, yanma karısı Hind´i ve ikinci karısını da almıştı. Safvan da onun gibi iki ka*rısını getirdi; diğer liderler ise eşlerinden sadece birini ge*tirmişlerdi. MuVim´in oğlu Cübeyr Mekke´de kalmış, fakat tüm Habeşistan´ı, soydaşları gibi cirit atmakta usta olan kölesi Vahşi´yi göndermişti. Vahşi´nin attığı cirit hedefin*den çok seyrek şaşardı. Cübeyr ona şöyle demişti: «Eğer benimkine karşılık Muhammed´in amcası Hamza´yı Öldü-rürsen, seni serbest bırakacağım.» Hind bunu duymuştu. Ordu konakladığında, kampta ne zaman Vahşi´yi görse ona şöyle diyordu: «Ey karanlıkların babası, git onu sön*dür ve sonra zevkle seyret». Vahşl´ye, sahibinin ödülü*nün yanısıra kendisinin de ödül vereceğini söylemişti.

Ensar ve Muhacirler´in, düşman gelmeden önce daha bir haftaları vardı. Bu süre içinde şehir duvarları dışında, va*hanın çeşitli yerlerinde yaşayanlar hayvanlarıyla birlikte şehrin içine yerleştirilmeliydi. Bu görev yerine getirildi ve şehir duvarları dışında ne bir at ne bir deve ne de bir ko*yun kalmadı. Bundan sonra yapılacak iş Mekke´lilerin planlarını öğrenmekti. Onların sahildeki batı yolunu takip ettikleri haberi geldi. Bu sırada içeriye doğru yöneldiler ve Medine´nin beş mil kadar batısında konakladılar. Da*ha sonra kuzey-batıya birkaç mil yol aldılar ve Medine´*ye kuzeyden bakan Uhud dağının eteklerindeki düzlüğe kamp kurdular.

Peygamber (s.a.v.)´in gönderdiği haberciler ertesi sa*bah, düşman sayısının gerçekten mektuptaki gibi olduğu haberiyle geri döndüler. Kureyş´in yamsıra, Sakif kabile*sinden yüz adamla birlikte Kinane ve diğer müttefikle*rinden temsilciler vardı, Üçbinden fazla deve ve iki yüz at, tüm otlağı ve henüz hasat edilmeyen ekinleri yiyor*lardı. Kısa bir süre sonra oralarda yeşillikten eser kalma*yacaktı. Orduda hemen saldırma belirtileri görülmüyordu... Bununla birlikte o gece şehrin etrafına asker yerleştirildi. Biri Evs´li, diğeri Hazreç´lı olan iki Sa´d, yani îbn Mu´az (r.) ve îbn Ubade (r.), Peygamber (s.a.v.)´in kapısı dışın*da beklemek gerektiğine karar verdiler. Useyd ve bir grup askerle gece Peygamber (s.a.v.)´in kapısında nöbet tuttu*lar.

Peygamber (s.a.v.), henüz silahlarını kuşanmamış ti. Fakat rüyasında, kendisini zırh giymiş bir halde bir ko*çun üstünde giderken gördü. Elinde bir kılıç vardı. Kılıca baktığında içinde bir diş; etrafında da kendisinin olduğu*nu bildiği bir grup büyük baş hayvanın kurban edildiğini gördü.

Ertesi sabah rüyasını arkadaşlarına anlattı ve onu şöy*le yorumladı: «Zırh Medine´dir, kılıcın içindeki diş bana yöneltilecek olan bir darbeyi, kurban edilen hayvanlar da Ashabımdan Öldürülecek olanları temsil ediyor. Benim üze*rine bindiğim koç ise, inşaallah öldüreceğimiz, kâfirlerin bölük başkanım belirtiyor.»[1].

Peygamber (s.a.v.)´in ilk düşüncesi şehrin dışına çık*mayıp´ içten bir savunma mekanizması kurmaktı. Bunun*la birlikte kendi görüşüne diğerlerinin de katılıp katılma*yacaklarını öğrenmek amacıyla meseleyi istişare etmek için arkadaşlarını topladı. îlk konuşan Îbn Ubey oldu. «Bizim şehrimiz, bize karşı hiçbir zaman saldırıya meydan bırak*mayan bakire bir şehirdir. Biz bu şehirden büyük kayıp*lar olmaksızın hiçbir düşmana saldırı için çıkmadık. Bu şehre saldıranlar ise hep büyük kayıplarla karşılaştılar.

O halde, ey Allah´ın Basulü, onları bırak, ne yaparlarsa yapsınlar. Orada kaldıkça, felâket onların olacaktır. Geri döndüklerinde ise amaçlarını yerine getirememiş olarak geri döneceklerdir».

Ensar ve Muhacirlerin yaşlılarından büyük bir grup îbn Ubey´in görüşüne katıldılar. Bunun üzerine Peygam*ber (s.a.v.) : «Medine´de kaim, kadın ve çocukları kalele*re koyun» dedi. O böyle konuşunca gençlerden çoğunun şehrin dışına yürüme taraftarı olduğu açığa çıktı. Birisi: «Ey Allah´ın Rasulü,» dedi, «bizi düşmanın yarana ***ür. Onların, bizim korktuğumuzu ve zayıf olduğumuzu düşün*melerine izin verme». Bu sözler meclisin her tarafından takdir dolu mırıltılarla desteklendi. Çoğu aynı şeyleri tek*rarladı. Bazıları, eğer bu kez mahsullerinin böyle harap edilmesine izin verirlerse, bunun gelecekte Kureyşlileri ay*nı şeyi yapmaya teşvik etmekten başka bir işe yaramaya*cağı görüşünü savundular. Hamza ve Sa´d îbn Ubade gi*bi deneyimli kişiler de bu görüşü desteklemeye başlamıştı. İçlerinden biri: «Bedir´de üç yüz adamın vardı, Allah sa*na, onlara karşı zafer verdi. Şimdi ise daha çok adamımız var, hem de düşman ayağıyla kapımıza dek gelmiş. Yine Allah´a dua ediyor ve zafer vereceğini ümit ediyoruz» de*di[2] Daha sonra, yaşlı bir adam olan Evs´li Hayseme ayağa kalktı. Daha Önce de anlatılan savunmada kalmanın dez*avantajlarından bahsetti. Sonra kişisel bir konuyu açıkla*dı. Oğulu Sa´d (r.), Bedir´de şehit düşen birkaç müslümandan biriydi. «Geçen gece rüyamda» dedi, «Oğlumu gördüm. Görünüşü çok güzeldi. Cennet bahçeleri araasada ona her istediğinin verildiğini gözledim. Bize gel ve Cen*nette arkadaşımız el. Rabbimin bütün vaadlerinin hak ol*duğunu gördüm dedi. Ben yaşlıyım ve Rabbime kavuşmak istiyorum. Ey Allah´ın Rasulü, Allah´a dua et de bana şe*hitlik ve Cennette Sa´d´îa buluşmayı nasip etsin»[3]. Peygam*ber (s.a.v.) : Hayseme için dua etti. Şüphesiz bunu içinden okudu, çünkü kaynaklarda duanın nasıl olduğu kaydedil*memiş. Daha sonra Ensar´dan biri daha, Hazreç´li Malik îbn Sinan (r.) ayağa kalktı. «Ey Allah´ın Rasulü,» dedi, «önümüzde iki iyi şeyden biri bizi bekliyor: Ya Allah bi*ze onlara karşı zafer verecek, ki biz bunu bekliyoruz; ya da Allah bizi şehitlik mertebesine ulaştıracak. Hangisi olursa olsun farketmez, çünkü iki sonuç da iyi.»[4]

Konuşulanlardan ve onların desteklenmesinden genel kanının şehir dışına çıkmak olduğu anlaşıldı. Peygamber (s.a.v.) de şehir dışına çıkzp düşmana saldırmaya karar verdi, öğle vakti Cuma namazı için toplandılar. Okunan Hutbenin konusu cihad ve onun gerektirdiği çaba ile il*giliydi. Daha sonra Peygamber (s.a.v.) arkadaşlarına sa*vaş İçin hazırlanma emri verdi.

Namazdan sonra Peygamber (s.a.v.)´in arkasında iki adam önemli kararlar almak için ona danışmak üzere bekliyorlardı. Bunlardan biri kendini İbrahim dininin tem*silcisi kabul eden Ebu Amir´in oğlu Hanzala idi. Babası*nın şimdi Uhud´da düşman kampları arasında olduğundan haberi yoktu. O gün, Hanzala´nm birkaç hafta öncesinden belirlenmiş olan düğün günüydü. O, îbn Ubey´in kızı, ku*zeni Cemile ile nişanlıydı. Savaşa gitmeye kararlı olma*sına rağmen, düğünü ertelemek istemiyordu. Peygamber (s.a.v.) ona düğününü yapmasını ve geceyi Medine´de ge*çirmesini söyledi. Güneş doğmadan önce çatışma başlaya*cağına göre, Hanzala (r.) ertesi sabah orduya yetişebilirdi. Ordunun hangi yollardan geçtiğini araştırarak onlara ulaş*ması mümkündü.

Diğer adam, Hazreç kabilelerinden Beni Selime´li Ab*dullah îbn Amr (r.)´dı. O, üç yıl kadar önce, putperest olarak Hac yolculuğuna çıkıp Mina´da müslüman olan ve daha sonra ikinci Akabe´de Peygamber (s.a.v.) ´e biat eden adamdı. Birkaç gece önce Abdullah, Hayseme´ninkine ben*zer bir rüya görmüştü. Rüyasında ona bir adam gelmiş*ti. O, adamın Ensardan Mübeşşir olduğunu farketmiştı.

Adam: «Birkaç gün İçinde bize geleceksin» demişti. Ab*dullah : «Neredesin?» deyince adam: «Cennette. Biz ora*da, istediğimiz hörşeye sahip oluruz» cevabım vermişti. Abdullah´ın: -Sen Bedir´de öldürülmemiş miydin?» soru*sunu ise şöyle cevaplamıştı: «Evet öldürüldüm, fakat ba*na tekrar hayat verildi.» Abdullah rüyasını Peygamber´e anlatınca Peygamber ona: «Ey Cabir´in babası, bu şeha-dettir» dedf. Abdullah da böyle tahmin ediyordu, fakat yine de bunu Peygamber (s.a.v.)´in ağzından duymak is*temişti. Daha sonra savaş hazırlıklarına başlamak ve ço*cuklarıyla vedalaşmak için evine döndü. Karısı yeni ölmüş*tü. Geride ise, yedi kız çocuğu ve onlara ağabeylik eden Cabir´i bırakmıştı. Babası eve geldiğinde Cabir çoktan mes-cidden dönmüş, silahlarını hazırlamaya koyulmuştu. Be-dir´de bulunmadığı için bu kez Peygember fs.a.v.J´le sa*vaşa gitmeyi, çok istiyordu. Fakat babasının düşüncesi fark*lıydı. «Oğlum,» dedi babası, «onları -kızlarım kastederek-yalnız bırakmamalıyız. Onlar küçük ve çaresizler. Onlar için korkuyorum. Fakat ben Allah´ın Rasulü ile birlikte, şehit olmak için gidiyorum, onları da sana emanet edi*yorum».

Müslümanlar ikindi namazında tekrar bir araya gel*diler. O zamana kadar yukarı Medine´liler hazırlanıp mes*cide gelmişlerdi bile. Namazdan sonra Peygamber (s.a.v.) Ebu Bekir ve Ömer´i kendi evine ***ürdü. Onlar Peygan[5] ber (s.a.v.)´in savaş için hazırlanmasına yardım ettiler. Adamlar dışarıda sıralanmış bekliyorlardı. Sa´d Ibn Muaz (r.) ve kabilesinden birkaç adam onlara kızarak : «Siz, Al*lah´ın Kasulü istemediği ve Ona Sema´dan haber gelme*diği halde onu savaşa zorladmız. Bırakın da karan o ver*sin.» dediler. Peygamber (s.a.v.) dışarı çıktığında, sangım miğferinin üstüne sarmış, zırhını giymiş ve kılıcını kuşan*mıştı. Adamlardan çoğu, onu görünce biraz önceki sözle*rine pişman oldular ve: «Ey Allah´ın Rasulü, bizim sana karşı çıkmamız sözkonusu değil, sana hangisi iyi görünüyorsa onu yap» dediler. Peygamber fs.a.v.) onlara şu ce*vabı verdi. «Bir peygamber silahlarını kuşandıktan son*ra, Allah düşmanlarıyla onun arasında hüküm verene ka*dar onları çıkarmaz. Bu nedenle size emrettiklerimi yapın ve Allah adına iît-leyin. Eğer sebat gösterirseniz zafer si*zindir»[6]. Daha sonra iki sopa istedi ve onlara üç sancak bağladı. Evsin sancağını Useyd´e, Hazreç´inkini Bedir ku-yuîanyla ilgili tavsiyeyi veren Hubab´a, Muhacirlerinkini de Mus´ab´a verdi. Yine, âmâ olan Abdullah İbn Ummü Mektum (r.)´u kendi yokluğunda namazları kıldırması için imam tayin etti. Sekb[7] adındaki atma bindi, yayım omu-zuna astı, eline de bir mızrak aldı. Başka kimse bineğine binmemişti. İki Sa´d (îbn Ubade ve îbn Muaz) Peygam*ber (s.a.v.)´in önünde gidiyordu. Her iki tarafta toplam binden fazla adam vardı-







--------------------------------------------------------------------------------

[1] W. 209

[2] W. 210-11.



[3] W, 212-13.

[4] A.g.0.

[5] W. 266.

[6] W. 214

[7] Ata, rahvan gittiği için Akan Su anlamına gelen bu isim ve*rilmi tir.



ISRA isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   ISRA nickli üyeye özel mesaj gönderin ISRA tarafından gönderilen bütün mesajları bul Alıntı ile Cevapla
Cevapla
Tags: ,

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Savaş çocukları istikamet Diğer Resimler 0 12-12-2008 14:33
Hangi savaş? Silahlar eşitse savaş olur. ISRA Hekimoğu ismail 0 02-06-2008 11:31
Savaş ve Barış ISRA Siyer-i Nebi (S.A.V) 0 21-05-2008 19:36
Sokaklar savaş alanı haberci Güncel Haberler 0 01-05-2008 22:20
F.Bahçe'de derbi hazırlıkları tam gaz haberci Güncel Haberler 0 23-04-2008 22:00



Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı


Saat 13:50.

Forum Saati + 2 Olarak Ayarlanmıştır.

Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.

www.ilimhazinem.com

627 631 632 634 635 636 638 639 642 643 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 681 682 683 685 686 688 689 699 700 701 702 703 704 705 712 717 718 719 720 721 722 724 725 726 727 728 729 730 731 732 734 735 736 737 738 739 740 742 743 744 745 746 753 758 760 761 762 763 765 766 767 768 769 770 771 772 773 774 775 776 777 778 787 788 789 790 791 792 793 795 796 797 800 801 802 803 805 806 808 809 810 811 814 818 819 820 821 822 824 825 826 827 832 833 836 837 838 839 840 841 842 844 845 846 850 851 854 855 856 857 858 859 860 861 862 863 864 865 866 867 871 872 873 874 875 876 877 878 879 880 881 882 883 884 885 886 887 888 889 893 894 895 896 897 898 899 900 901 902 906 908 909 912 913 914 915 916 917 918 919 920 921 922 924 925 926 927 928 929 930 931 932 933 934 935 936 937 938 939 940 941 942 944 945 947 949 952 953 954 955 958 967 970 971 973 980 981 984 987 988 989 990 991 992 993 994 995 999 1000 1001 1002 1003 1004 1005 1006 1007 1008 1009 1010 1011 1013 1014 1015 1016 1017 1018 1019 1020 1021 1022 1023 1024 1025 1026 1027 1028 1029 1030 1031 1032 1033 1034 1035 1036 1037 1038 1039 1040 1041 1042 1043 1044 1045 1046 1047 1048 1049 1050 1051 1052 1053 1054 1056 1057 1058 1059 1060 1061 1062 1063 1064 1065 1066 1067 1068 1069 1070 1071 1072 1073 1074 1075 1076 1077 1078 1079 1080 1081 1082 1083 1084 1085 1086 1087 1088 1089 1090 1091 1092 1093 1094 1095 1096 1097 1098 1099 1100 1101 1102 1103 1104 1105 1106 1107 1108 1109 1110 1111 1113 1114 1115 1116 1117 1118 1119 1120 1121 1124 1125 1128 1129 1130 1131 1135 1136 1137 1138 1139 1140 1141 1142 1143 1144 1145 1146 1147 1148 1149 1150 1151 1152 1153 1154 1155 1156 1157 1158 1159 1160 1161 1162 1163 1164