İLİMHAZİNEM Hepimize Yeter


Geri git   İLİMHAZİNEM Hepimize Yeter > PEYGAMBERİMİZ (S.A.V.)'İN SÜNNETİ,ÖRNEK HAYATI VE HADİS-İ ŞERİFLERİ > Siyer-i Nebi (S.A.V)

Kayıt ol Arama Bugünün Mesajları Forumları Okundu Kabul Et

Ölümler ve Doğum Vaadi

Görüntülemeler : 18  √  Cevap Sayısı : 0

Görüntüleyenler Üyeler:   √ Misafir:1

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 21-05-2008, 19:44   #1
ISRA
 
Avatar Yok
 
Bilgileriniz
 
Üyelik tarihi: 09-01-2008
Bulunduğu yer: Bir Garip Yolcu
Yaş: 32
Mesajlar: 4.194
Rep Gücü: 124
ISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond repute
Teşekkürler
Teşekkür Sayısı: 218
387 Mesajda 553 Teşekkür Aldı
Bayrak Ölümler ve Doğum Vaadi

Ölümler ve Doğum Vaadi





Hicret´in sevinç dolu bu sekizinci yılının başlarında aynı zamanda bazı üzüntüler de yaşanıyordu. Peygamber (s.a.v.)´in ailesinde meydana gelen ölümlerden İlki kızı Zeyneb´in ölümüydü. Babası ölürken Zeyneb´in yanınday*dı, damadına ve torununa teselli dolu sözler söyledi. Daha sonra Şevde ve Ümmü (r.) ile birlikte Ümmü Eymen (r.)´e cesedi gömülmeye hazır hale getirmelerini söyledi. Ölüye gusül abdesti aldırdıktan sonra Peygamber (s.a.v.) içine giydiği bir elbiseyi çıkardı ve onlara cesedi bu kumaşa sar*malarını söyledi. Daha sonra cenaze namazını kıldırdı ve mezann başında dua etti.

Peygamber (s.a.v.)´e çocuk doğuran tek karısı Hatice idi. Medine´liler, Peygamber (s.a.v.)´in Medine´de de bir çocuğunun doğmasını istiyorlardı. Şu anda yaşayan eşlen arasında sadece ikisinin Ümmü Seleme (r.) ve Ümmü Habibe kendisinden önceki kocalarından çocukları olmuştu. Her yeni evlilikte Medine´liler bir çocuk doğması ümidiyle sevince kapılıyorlar; fakat bir müddet sonra tüm sevinçleri yok oluyordu. Çünkü Peygamber (s.a.v.) ´in Hati*ce´den sonra evlendiği hiç bir kadından çocuğu olmamıştı. Fakat kızının ölümünden kısa bir süre sonra, onun tekrar baba olacağı, ortaya çıktı. Kıptî cariyesi Mariye bir çocuk bekliyordu. Medine´liler, Peygamber (s.a.v.)´in onu çok sev*diğini bildikleri ve onu sevindirmek istedikleri için zaten

Mariye´ye çok iyi davranıyorlardı. Bu. haberi duymalarıyla ona besledikleri sevgi ve ilgi iki katına çıktı.

Umre´den döndükten yaklaşık üç ay sonra Peygam*ber (s.a.v.) Suriye sınırındaki kabilelere barışçıl amaçlar*la onbeş elçi gönderdi. Fakat onların dostça selâmlarına ok yağmuru ile cevap verildi. Dövüşmek zorunda kalan elçilerin biri hariç hepsi öldürüldü.

Bir tek Ölümle sonuçlanan, fakat daha büyük politik öneme sahip olan bir olay daha meydana geldi. Peygam*ber (s.a,v.) daha önceden Dihye el-Kelbi´yi Kayser´e yaz*dığı ve cevap alamadığı mektupla birlikte Basra valisine göndermişti. Gassan´lı bir kabile başkam Basra´ya gönde*rilen ikinci elçinin yolunu kesmiş ve elçiyi öldürmüştü. Çoğunlukla Hristiyan olan Gassan´hlann Kayser´in elçi*sinden yardım isteme riskine rağmen bu tür bir hareket cezasız bırakılamazdı.

Peygamber (s.a.v.), üç bin kişilik bir ve Zeyd (r.)´in kumandasında Gassanhlara gönderdi. Eğer Zeyd (r.) öldürülürse yerine Cafer (r.), o öldürülürse Ab*dullah îbn Revana tr.) geçecekti. Üçü de öldürülürse, ordu kumandanını kendi seçecekti. Daha sonra Peygamber (s. a.v.) Zeyd´e beyaz bir sancak verdi ve diğer arkadaşlarıy*la birlikte, orduyu Uhud´un kuzeyindeki iki tepe arasında*ki veda geçidine kadar yolcu etti.

Abdullah´ın yanında velayeti altında olan yetim bir çocuk vardı, onu semerin arkasına bindirmişti. Yol boyun*ca çocuk, Abdullah´ın ordu geri döndüğünde Suriye sınır*lan içinde kalma isteğini ifade eden mısralar okuduğunu duydu. «Bu mısraları duyunca ağladım» dedi çocuk, «Be*nim ağladığımı görünce kamçısının ucu ile bana dokundu ve: «Zavallı arkadaşım, niye üzülüyorsun? Eğer Allah bana şehitlik nasib eder, ben de bu dünyadan, meşakkatlerin*den, dertlerinden, acılarından ve olaylarından kurtulur-sam, sen semerin üstünde rahat olarak geri döneceksin» dedi. Bundan sonra, geceleyin yapılan bir molada iki re*kat namaz kıldı ve arkasından uzun süre dua etti. Daha sonra beni çağırdı. Ben: ´Buradayım, emrindeyim´, O: ´İnşallah bu şehadettir´ dedi»[1].

Ordu Suriye sınırına geldiğinde, sadece tüm kuzey kabilelerinin değil, Kayser´in temsilcisinin de birleşip ken*dilerine karşı savaşacağını duydular. Hep birlikte ordunun yüz bin kişi kadar olduğu söyleniyordu. Tabii ki bunda abartma payı da vardı. Bununla birlikte Zeyd (r.) bir savaş konseyi toplamaya karar verdi. Adamların çoğu bu duru*mun hemen Peygamber (s.a.v.)´e bildirilmesi gerektiği ka-naatindeydüer. Peygamber (s.a.v.) ya onlara geri dönme emri verir ya da yardımcı kuvvet gönderirdi. Fakat Abdul*lah bu fikre karşı çıktı. Konuşmasını Uhud´dan dnce söy*lenen ve gelecekte bir çok savaştan önce söylenecek olan karşı konulamayacak bir cümle ile bitirdi: «Önümüzdeki iyi şeyden biri var; ya zafer ya şehitlik ?Cennet bahçele*rindeki kardeşlerimize katılıp onlara arkadaşlık etmeli O halde haydi ileri!».

Abdullah´ın bu sözleri etkili oldu ve ordu kuzeye doğ*ru ilerlemeye devam ettiler. Şimdi uzun ve derin yatağın*dan doğu sınırında yükselen tepelerle ayrılmış olan Ölü Deniz´in güney ucundan çok uzakta değillerdi. Birkaç sa*atlik yürüyüşten sonra düşmanı gördüler. Bizans kuvvet*leriyle birleşmiş olan Arap ordusunun gerçek sayısı ne olursa olsun Müslümanlar ilk bakışta onların kendilerin*den kat kat fazla olduğunu farkettiler. Sayıca bu kadar dengesiz bir savaş deneyimleri yoktu, ve hiçbiri şimdiye kadar imparatorluğun süvarilerinde gördükleri kadar zen*gin savaş aletleriyle karşılaşmamıştı. Bizans süvarileri or*tada, Arap kuvvetleri ise iki yanında yer alıyordu. Bedir´de Akankal tepelerinden, inen Kureyş ordusunun şimdi gör*dükleri orduyla karşılaştırıldığında çok az silah ve zırh vardı. Bunun yanısıra düşman ordusu onların gelişini bek*liyordu ve lejyonlar savaş konumunda onlan karşılamaya hazır bekliyorlardı.

Arazinin eğimi kendi aleyhlerine olduğu için hemen karşı karşıya gelmekten kaçınan Zeyd (r.), güneye, Mute´ye doğru çekilme emri verdi. Orada arazi bakımından avantajlı olacaklardı ve savaş düzenine girme fırsatları olacaktı. Sayıca çok fazla olduklarının farkında olan düş*man ordusu, Müslüman ordusunu Mu´te´ye kadar İzledi. Düşman ordusu yaklaştığında onların beklediği gibi geri kaçmak yerine Zeyd saldırı emri verdi.

O anda Peygamber (s.a.v.) için Medine ile Mu´te ara*sındaki uzaklık yok olmuştu. Peygamber (s.a.v.) beyaz sancağı ile Zeyd´in orduyu nasıl düşmana doğru ilerletti*ğini görüyordu. Onun yere düşene kadar birçok ölümcül yara aldığını, arkasından sancağı Cafer (r.)´ın alıp onun da şehit olana kadar savaştığını gördü. Daha sonra sancağı Abdullah aldı. Onun yönettiği saldırı düşmanın ölüm saç*ması ve kendisinin de şehadetiyle sonuçlandı; adamları dü*zensiz bir şekilde geri çekildiler Ensar´dan biri olan Sabit tbn Erkam (r.) sancağı aldı ve Müslümanlar tekrar düzene girdiler. Bunun üzerine Sabit sancağı Halid´e vermek is*tedi. Fakat Halid (r)., bu şerefe Sabit (r.) ´in daha çok hak*kı olduğunu süyleyerek kabul etmedi. Sabit: «Al şunu, ben sadece sana vermek için onu yerden almıştım» dedi. Bu*nun üzerine Halid kumandayı aldı ve safları birbirine yak*laştırdı. Düşman o kadar düzenli yaklaşıyordu ki Müslü*manlara düzenli bir saldırı yapmak için arada belli bir me*safe bırakıyordu. Saldın karşı tarafın zaferiyle sonuçlan*dı, fakat bu basandan hiçbir şey elde edemediler. Müslü*manlardan ise, üç lider dışında sadece beş kişi şehit olmuş*tu. Bu nedenle bu bir bakıma Halid (r.) için bir zaferdi. Peygamber (s.a.v.) savaşta Zeyd (r.) Cafer (r.) ve Abdul*lah (r.)´m arka arkaya şehadetini anlattıktan sonra. «Da*ha sonra Allah´ın kılıçlarından biri sancağı aldı ve Allah onlar için yolu açtı» dedi. Yani Müslümanları güvene ka*vuşturan yolu açtı, demek istiyordu. Bu günden sonra Ha*lid´e «Alah´m kılıcı» adı verildi.

Peygamber (s.a.v.) savaşı anlatırken gözlerinden yaş*lar bosamyordu. Namaz vakti geldiğinde namazı kıldırdı

ve her zaman yaptığı gibi, topluluğa yüzünü dönmeden, Mesclis*ten ayrıldı. Akşam ve yatsı namazlarında da aynen böyle yaptı.

O sırada Cafer´in evine gitmiş ve: «Ey Esma, bana Cafer´in çocuklarını getir» demişti. Yüzündeki ifadeden şüphelenen Esma çocukları getirdi. Peygamber (s.a.v.) on*ları öptü ve gözleri tekrar yaşlarla doldu. Esma: «Ey Al*lah´ın Rasulü, ey bana anamdan ve babamdan daha sev*gili olan, seni ağlatan ne? Yoksa Cafer ve arkadaşlarından haber mi aldın?» dedi. «Evet» dedi Peygamber (s.a.v.), -bugün vuruldular». Esma acı dolu bir çığlık attı, onu du*yan diğer kadınlar yardıma geldiler. Peygamber (s.a.v.) evine döndü ve birkaç gün sürecince Cafer´in ailesine ye*mek hazırlanmasını emretti. «Acıları, onları, kendi ihtiyaç*larını karşılayamayacak kadar meşgul ediyor» dedi.

Ümmü Eymen (r.), Üsame (r.) ve Zeyd (r.)´in ailesin*den diğerleri Peygamber (s.a.v.)´in evinde idiler. Onlara daha önceden Zeyd (r.)´in ölüm haberini vermişti. Eve dö*nerken Zeyd (r.î´in küçük kısmın sokakta ağladığını gör*dü. Çocuk, onu görünce koştu ve kollarına atıldı. Peygam*ber (s.a.v.) şimdi kendini tutamayarak ağlıyordu. Çocuğu göğsüne bastırdığında tüm vücudu hıçkırıklarla sarsılı*yordu. Sa´d îbn Ubade Cr.) o sırada oradan geçiyordu. Ken*di kendine teselli edecek birşeyier araştırarak «Ey Allah´*ın Rasulü, bu da ne?» diye mırıldandı. Peygamber (s.a.v.} «Bu maşukunu arzulamayı seven biri» cevabını verdi[2].

O gece Peygamber (s.a.v.) rüyasında Cennet´i gördü. Zeyd (r.), Cafer (r.), Abdullah .) ve savaşta şehit olan*ların hepsi cennetteydiler. Cafer (r.)´i melekler gibi uçar*ken gördü. Şafakta mescide gitti. Ashab onun üzüntüsü*nün hafiflediğini farkettiler. Namazdan sonra her zaman yaptığı gibi topluluğa döndü. Daha sonra Esma´ya gitti ve rüyasını anlattı. Esma teselli olmuştu.

Halid (r.) ve adamları Medine´ye döndüğünde Pey*gamber (s.a.v.) Mukavkıs´m kendisine hediye ettiği beyaz

katırı ?Düldül? istedi. Cafer (r.)´in en büyük oğlunu bu katıra bindirerek onları karşılamaya gitti. Medine´li ka*dın ve erkekler yollara dökülmüştü. Ordu yanlarından, ge*çerken onlara alaylı sözler söylediler ve kum attılar. «Ka*çaklar» diye bağırdılar. «Allah yolunda savaştan kaçtınız im?» «Hayır» dedi Peygamber ts.a.v.) onlar kaçak değil, fakat inşallah tekrar savaşa gitmek için geri dönenler»[3].

Mu´te´deki geri çekilme, kuzeydeki Arap kabilelerine, yeni îslâm devletine karşı koyma cesareti verdi. Bundan bir ay sonra Beli ve Kuda´a kabilelerini güneye yütümek amacıyla Suriye sınırında toplandıkları haberi geldi. Fakat bu kez Kayser´in orduları yardıma gelmemiş görünü*yordu. Peygamber (s.a.v.1 Amr (r.)´ı üç yüz kişi üe birlikte gerektiğinde savaşmak, mümkün olduğunda da müt*tefik kazanmak üzere gönderdi. Amr (r.) ´m kumandan ola*rak seçilmesinin nedeni, bu kabilelerden biriyle Amr´ın ak*rabalık bağının olmasıydı. Amr´ın annesi Belî kabilesin*den bir kadındı. Gece yolculuk yaparak ve gizli yerlerde kamplar kurarak çok dikkati çekmekten korundu ve on gün içinde Suriye sınırına ulaştı. O yıl kış erken gelmişti. Bu kadar kuzeyde yaşamaya alışık olmayan Mekke´li ve Medine´ lüer son kamplarını kurar kurmaz hemen yakacak aramaya başladılar. Fakat Amr, küçücük bir ateş yakma*yı bile yasakladı. Karşı gelenler şu sözlerle susturuldu: «Siz beni dinleyip itaat etmekle emrolundunuz, o halde öyle yapma.

Düşmanın beklediklerinden daha fazla sayıda toplan*dığını farkedince, şimdilik yerel yardımların da gelmeye*ceğini ümit ettiği için, hemen Cuheyne´li bir adamı Pey*gamber (s.a.v.)´den yardımcı kuvvet istemesi için gönder*di. Ebu Ubeyde (r.) derhal ikiyüz kişilik ek kuvvetle gel*di. En yakın sahabelerden biri olduğu ve daha önceki bü*tün savaşlarda rol aldığı için Ebu Ubeyde (r.) kendisinin yetkili olmasını istiyordu. Fakat Amr Cr.) yeni gelenlerin sadece yardırnci kuvvet olduğunu ve kendisinin genel kamandan olması gerektiğini vurguladı. Peygamber Cs.a.v.) Ebu Ubeyde (r.)´ye iki kuvvet arasında tam bir birlik ol*masına ve aynlık olmamasına dikkat etmesini tenbih et*mişti. Bu yüzden Ebu Ubeyde (r.) isteğinden vazgeçti ve Amr´a: «Eğer sen bana itaat etmeyeceksen, Tanrıya andol-sun ben sana itaat edeceğim» dedi. Peygamber (s.a.v.) bu sözleri duyduğunda Ebu Ubeyde´ye rahmet diledi.

Amr, besyüz kişilik ordusunu Suriye sınırından geçi*rip İlerlediğinde düşman dağıldı. Sadece kısa sûren karşı*lıklı bir ok yağmuru oldu. Geri kalanı, oturanların kaçtığı kamp yerleriyle karşılaşmaktan ibaretti. Düşman ka*bileler orada olmadığı için, dost unsurlar kişiler ve gruplar ortaya çıktılar. Bu nedenle Amr (r.), Peygam*ber (s.a.v.)´e Suriye sınırında İslâm´ın etkisini tekrar kurduğunu belirten bir mektup gönderdi.

Bu etki, artık Medine vahasının her tarafındaki kabi*lelere yayılıyordu. Nedenler sadece ruhsal değildi- Artık Peygamber tsa..v.) tehlikeli, hesaba gelmez bir düşman ve güçlü, güvenilir ve cömert bir müttefik olarak tanını*yordu. Onunla karşılaştırıldığında diğer müttefikler daha az çekici ve daha zararlı idi. Bazı durumlarda politik ve dinî dürtüler birbirinden ayrılamayacak denli bir bütün teşkil ediyorlardı. Fakat yavaş yavaş ilerleyen, yine de güçlü ve etkili olan, politikadan ve mü´minlerin İslâm me*sajını yaymak için yaptıkları açık girişimlerden bağımsız bir faktör vardı. Bu da yeni dini uygulayanları karakterize eden belirgin bir huzurdu. Allah´ın birliğini gösteren Kur´-an, aynı zamanda bir Rahmet ve Cennet kitabıydı. Rasu-lÜn ögretileriyle birlikte onun âyetlerinin okunması, mü´-minlerl kapasiteleri dahilinde bazı şartlan yerine getir*diklerinde kolayca ebedi saadete kavuşabileceklerinden emin kılıyordu. Ortaya çıkan huzur, bir iman kriteri idi. Peygamber (s.a.v.) şöyle diyordu: «Şartlar ne olursa olsun. İnanan için hepsi iyidir.»*.





--------------------------------------------------------------------------------

[1] W. 750.



[2] I. S. III/l, 32.

[3] W. 765.



ISRA isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   ISRA nickli üyeye özel mesaj gönderin ISRA tarafından gönderilen bütün mesajları bul Alıntı ile Cevapla
Cevapla
Tags: ,

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Ilginç ölümler aşküma Güncel Haberler 0 27-02-2009 21:07
Tarihte Kayıtlı Ölümler.. istikamet Tarih 0 03-10-2008 12:40
Tarihe Geçen ölümler ttemizsoy Konu Dışı Başlıklar 1 18-09-2008 22:12
Ölümler ve Evlilikler ISRA Siyer-i Nebi (S.A.V) 0 21-05-2008 19:29
Vaadi hak olandır KONUSU İLE İLGİLİ AYETLER ttemizsoy Kur'an Fihristi 0 19-05-2008 15:50



Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı


Saat 23:49.

Forum Saati + 2 Olarak Ayarlanmıştır.

Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.

www.ilimhazinem.com

627 631 632 634 635 636 638 639 642 643 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 681 682 683 685 686 688 689 699 700 701 702 703 704 705 712 717 718 719 720 721 722 724 725 726 727 728 729 730 731 732 734 735 736 737 738 739 740 742 743 744 745 746 753 758 760 761 762 763 765 766 767 768 769 770 771 772 773 774 775 776 777 778 787 788 789 790 791 792 793 795 796 797 800 801 802 803 805 806 808 809 810 811 814 818 819 820 821 822 824 825 826 827 832 833 836 837 838 839 840 841 842 844 845 846 850 851 854 855 856 857 858 859 860 861 862 863 864 865 866 867 871 872 873 874 875 876 877 878 879 880 881 882 883 884 885 886 887 888 889 893 894 895 896 897 898 899 900 901 902 906 908 909 912 913 914 915 916 917 918 919 920 921 922 924 925 926 927 928 929 930 931 932 933 934 935 936 937 938 939 940 941 942 944 945 947 949 952 953 954 955 958 967 970 971 973 980 981 984 987 988 989 990 991 992 993 994 995 999 1000 1001 1002 1003 1004 1005 1006 1007 1008 1009 1010 1011 1013 1014 1015 1016 1017 1018 1019 1020 1021 1022 1023 1024 1025 1026 1027 1028 1029 1030 1031 1032 1033 1034 1035 1036 1037 1038 1039 1040 1041 1042 1043 1044 1045 1046 1047 1048 1049 1050 1051 1052 1053 1054 1056 1057 1058 1059 1060 1061 1062 1063 1064 1065 1066 1067 1068 1069 1070 1071 1072 1073 1074 1075 1076 1077 1078 1079 1080 1081 1082 1083 1084 1085 1086 1087 1088 1089 1090 1091 1092 1093 1094 1095 1096 1097 1098 1099 1100 1101 1102 1103 1104 1105 1106 1107 1108 1109 1110 1111 1113 1114 1115 1116 1117 1118 1119 1120 1121 1124 1125 1128 1129 1130 1131 1135 1136 1137 1138 1139 1140 1141 1142 1143 1144 1145 1146 1147 1148 1149 1150 1151 1152 1153 1154 1155 1156 1157 1158 1159 1160 1161 1162 1163 1164