İLİMHAZİNEM Hepimize Yeter


Geri git   İLİMHAZİNEM Hepimize Yeter > PEYGAMBERİMİZ (S.A.V.)'İN SÜNNETİ,ÖRNEK HAYATI VE HADİS-İ ŞERİFLERİ > Siyer-i Nebi (S.A.V)

Kayıt ol Arama Bugünün Mesajları Forumları Okundu Kabul Et

Kureyş Karşı Çıkıyor

Görüntülemeler : 16  √  Cevap Sayısı : 0

Görüntüleyenler Üyeler:   √ Misafir:1

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 20-05-2008, 20:44   #1
ISRA
 
Avatar Yok
 
Bilgileriniz
 
Üyelik tarihi: 09-01-2008
Bulunduğu yer: Bir Garip Yolcu
Yaş: 32
Mesajlar: 4.194
Rep Gücü: 124
ISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond repute
Teşekkürler
Teşekkür Sayısı: 218
387 Mesajda 553 Teşekkür Aldı
Bayrak Kureyş Karşı Çıkıyor

Kureyş Karşı Çıkıyor





İslam´ın ilk günlerinde, Peygamberin etrafındakiler sık sık gruplar halinde Mekke´nin dışındaki derelere gider ve kimseye görünmeden cemaatla namaz kılarlardı. Fakat bir gün bir kaç putperest onlar namaz kılarken yanlarına geldiler ve alay etmeye başladılar. Sonunda karşılıklı ça*tışma başladı ve Zühre kabilesinden. Sa´d kafirlerden bi*rine bir devenin kaburgası ile vurdu ve onu yaraladı. Bu İslam´da ilk kan dökme idi. Fakat o günden sonra, Allah aksini emredinceye dek şiddetten kaçınmaya karar verdı-´fcr. Çünkü Vahv sürekli olarak Peypamber´e. dolavtsıvte .onlara sabrı tavsiye ediyordu: «Onların demftlrine karşı şefi sabret ve onlardan güzel kopma (düşünce ve eylem ba-. lamından köklü bir tutum) İle kopup ayrıl» (Müzzemmil: 10). ve «Sen şimdi o küfretmekte olanlara bir mühlet ver, kendilerine az bir süre tanı.» (Müzemmil: 10)

Bu şiddet eylemi iki taraf için de bir İstisna teşkil edi*yordu. Çünkü Kureyş´in tümü, Peygamber (s.a.v.) onu açık*ça tebliğ ettikten sonra bile, yeni dine hoşgörü gösteri*yordu. Bu hoşgörü, yeni dinin kendi tanrılarına, ilkelerine ve kökleşmiş geleneklerine karşı çıktığını farketm eleri ne dek devam etti. Bunun farkına vanr varmaz,~bir grup ileri gelen adam Ebu Talib´e gitti ve onun yeğeninin etkinlikle*rini sınırlaması gerektiğini söylediler. Ebu Talib onlara ya*tıştırıcı bir cevap verdi; fakat onun hiçbir şey yapmadığı*nı görünce tekrar ona geldiler ve şöyle dediler: «Ey Ebu Talib, sen aramızda en şerefli ve en yüce konuma sahip olansın ve biz senden kardeşinin oğlunu kontrol altında tutmanı istedik, fakat sen böyle yapmadın. Tanrıya andol-sun ki, babalarımızın hor görülmesine, tanrılarımızla alay edilmesine ve tanrılarımıza küfredilmesine dayanamayız. Ya onu engelle, ya da biz her ikinize de savaş açalım.» Ebu Talib büyük bir üzüntü içinde yeğenine haber gönderdi. Geldiğinde ona kendisini tehdit ettiklerini söyledi ve: -Ey kardeşimin oğlu, kendini ve beni koru. Benim üstüme taşı*yabileceğimden fazla yük yükleme» dedi. Fakat Peygamber (s.a.v.) ona şu cevabı verdi: «Allah´a andolsun ki, benim bu yolu bırakmam için Güneşi sağ elime, Ay´ı da sol eli*me verseler, Allah dinini zafere ulaştırmadıkça veya ben bu yolda harap olmadıkça bırakmam» (IX 168). Daha sonra gözlerinde üzüntü belirtileriyle gitmek üzere ayağa kalktı, fakat amcası onu. geriye çağırdı ve şöyle dedi: «Ey karde*şimin oğlu, git ve istediğini yap, çünkü Tanrı´ya andolsun ki seni hiçbir konuda yüzüstü bırakmayacağım.»

Sözlerinin Ebu Talib tarafından yerine getirilmediğini görmelerine rağmen, Kureyşliler yine de onun yeğenine doğrudan saldırmakta tereddüt ettiler. Çünkü kabilesinin şefi olarak Ebu Talib, onu koruyabilecek güçteydi ve Mek*ke´deki her şef, kendi adına şeflik kurumuna saygılı olun*masını isterdi. Bu yüzden, ilk olarak Mekke´de hiçbir ko*ruyucusu bulunmayan ve yeni dine giren zayıf kişilerle uğ*raşmaya karar verdiler.

O günlerde, birlikte meselenin özünü tesbit etmek için bir dayanışma kurulu oluşturdular. Durum çok ciddiydi, Hac zamanına kısa bir süre kalmıştı vo Arabistan´ın her ta*rafından Araplar Mekke´ye geleceklerdi. Kureygliler konuk*severlikleri İle meşhurdular. Onlar konuklarına sadece yi*yecek ve içecek sağlama bakımından değil, her geleni tan-nlanyla birlikte kabul ettikleri için konukseverdiler. Fa*kat bu yıl hacılar, Muhammed (s.a.v.) ve taraftarlarının, putları horgördüğünü farkedecekler ve babalarının dinini, bırakıp bir çok dezavantajlara sebep olacak yeni dine gir*meye çağrılacaklardı. Şüphesiz onların bir çoğu bir daha

Mekke´ye gelmeyecekler, bu da hem ticareti hem de Mescid´in koruyucularının şerefini ve haysiyetini kötü duruma sokacaktı. En kötü ihtimal ise Arablann birleşerek Kureyş-lileri Kutsal Mescid´den çıkarmaları ve orayı başka bir ka*bilenin kontrolüne vermeleriydi, aynen Kureyş´in Huzaa´h-ları, Huzaa´lılarm da Cürhümileri kovmaları gibi. O halde Mekke´ye gelen Arab´lara, Muhammed´in (s.a.v.) Kureyş´i temsil etmediği iletilmeliydi. Fakat onun Peygamber oldu*ğunu yalanlamak kolay olsa da, bu, insanları onun konuş*malarını dinlemeye dolaylı bir teşvikten öte gitmiyordu. Çünkü onlar da merak edip kendileri karar vermek iste*yeceklerdi. Bunun yanısıra onlara söylenecek başka şeyler de olmalıydı; işte onların zaafı buradaydı. Bazıları onun için mecnun (deli) demeyi uygun buldu. Bazılarına göre ise o bir kahin, bir şair veya bir büyücü olmalıydı. Bu sı*fatlardan hangisinin hacıları daha çok etkileyip ikna ede*ceği konusunda, kabilenin en etkili adamı olan Muğirenin oğlu Velid´e danıştılar. Velid, bu sıfatların hedeften uzak olduğunu söyledi. Fakat ikinci bir kez düşündüğünde söz konusu adamın gerçekte bir büyücü olmasa da, büyücü*lerle ortak bir noktası olduğuna karar verdi. O bir adamı, babasından, kardeşlerinden, karısından veya genelde tüm ailesinden ayırma gücüne sahipti. Bu yüzden Velid onlara Muhammed (s.a.v.) ´in kaçınılması gereken bir büyü gücü*ne sahip olduğu fikrinin ortak hücum alanı olması gerek*tiğini söyledi. Bu tavsiyeye uymaya karar veren Kureyş-liler, Mekke´ye ulaşan tüm yollan kesip, yolcuları bu ko*nuda uyarmaya da karar verdiler. Çünkü onlar Muham*med (s.a.v.) "in insan kazanmada ne denli başarılı olduğu*nu biliyorlardı. Bu tür vaazlar vermeye başlamadan önce O. Mekke´nin en sevilen adamı değil miydi? Ne dili bela*gatını, ne de görünüşünün etkileyiciliğini kaybetmemişti.

Plânları titiz bir şekilde uyguladılar. Sadece bir özel durumda başlangıçta yanlışa düştüler. Beni Gıfar kabi*lesinden Ebu Zer adındaki bir adam -bu kabile Mekke´nin kuzey batısında, Kızıl Deniz yakınlarında yerleşiktir- Pey*gamber (s.a.v.) ve ona karşı çıkanlar hakkında çok şeyler duymuştu. Kabilesindeki diğer insanlar gibi, Ebu Zer de bir eşkiya idi; fakat onların aksine Tann´nın birliğine ina*nıyor ve putlara saygı beslemeye karşı çıkıyordu. Kardeşi Üneys bir iş için Mekke´ye gitmiş ve dönüşünde Ebu Zer´e Mekke´de peygamber olduğunu iddia eden ve Allah´tan başka Tanrı yoktur, diyen bir adamın varlığından ve onun kabilesi tarafından dışlandığından bahsetmişti. Orada ger*çek bir peygamberin varolduğuna inanan Ebu Zer hemen Mekke´ye doğru yola çıktı. Mekke´ye girişte yolunu kesen Kureyşliler onun tüm öğrenmek istediklerini, sormasına gerek kalmadan anlattılar. Ebu Zer zorluk çekmeden Pey-gamber´in evini buldu. Peygamber o sırada avlunun bir köşesinde yüzünü Örtüsüyle örtmüş bir halde, bir şilte üze*rinde uyuyordu. Ebu Zer onu uyandırdı ve selam verdi,

-Selam üzerine olsun» dedi Peygamber. Ebu Zer, «Sözle*rini bana oku» dedi. Peygamber: «Ben şair değilim benim okuduğum şey Kur´an´dır ve konuşan ben değilim, Allah konuşuyor» dedi. Ebu Zer: O halde benim için oku» dedi. Peygamber (s.a.v.) ona bjr sure okudu, bunun üzerine Ebu Zer; «Allah´tan başka tanrı olmadığına ve Muham-med (s.a.v)´in O´nun rasulü olduğuna şehadet ederim» de*di. Peygamber «Hangi kabiledensin?» diye sordu, adamın cevabı üzerine şaşkınlık içinde onu süzdü ve: «Şüphesiz Allah kimi dilerse, hidayete ulaştırır- dedi[1]. Beni Gıfar kabilesinin hemen hemen tümünün hırsız olduğu biliniyor, du. Ona Islâml emirleri öğrettikten sonra, Peygamber (s.a. v.), halkının yanına dönmesini ve emirlerini bekleme*sini söyledi. Bu yüzden O, Beni Gıfar´a döndü ve onun ara*cılığı ile çoğu kişi İslâm´a girdi. O sırada Ebu Zer eski Mes*leğine devam ediyordu, fakat bu kez Kureyş kervanları*na özel bir ilgi gösteriyordu. Bir kervanın yolunu kestiğin*de, eğer kervan dakiler Allah´ın birliğini ve Muhammed (s.a.v.)´in O´nun Rasulü olduğunu kabul ederlerse, aldığı malları geri veriyordu.

Başka bir karşılaşma ise. Gıfar gibi batıda yerleşen bir başka kabilenin, Beni Devs´in İslâm´a girmesine neden ol-

du. Devs´li bir adam olan Tufeyl daha sonraları, Mekke´ye vardığında büyücü Muhammed´le konuşmaması ve onu ailesinden ve halkından ayrılabileceğinden dolayı hiç dinle*memesi için nasıl uyarıldığını anlatır. Kureyş bu uya*rılara çok önem veriyor ve yolcuları çok etkiliyordu. Tu*feyl büyülenmekten o denli korkmuştu ki Mescid´e gitme*den önce kulaklarına pamuk tıkamıştı. Peygamber (s.av.) oradaydı, adeti olduğu üzere Yemen köşesi ile Hacerü´1-Esved arasında, yüzü Kudüs yönüne çevrili ve Kabe´nin gü-ney-doğu duvarı hemen önüne gelecek şekilde namaz için yerini almıştı. «Okuduğu Kur´an âyetleri o kadar yüksek tonda değildi, fakat buna rağmen ayetlerden bir kısmını bana işittirdi, duyduğum şeyler çok güzeldi. Bu yüzden kendi kendime şöyle dedim: Ben sağduyulu bir adamım ve şairim, yanlış ile doğruyu ayıramayacak kadar cahil de de*ğilim. O halde neden bu adamın söylediklerini işitmemeli-yim? Eğer doğruysa kabul ederim, yanlışsa bırakırım. Pey*gamber (s.a.v.) oradan ayrılana dek bekledim ve giderken onu takip ettim. Tam evine girdiği sırada hemen arkasın*dan, ben de girdim ve: «Ey Muhammed (s.a.v.) senin kabi-lendeki adamlar bana böyle böyle dediler, ben de o kadar korktum ki senin sözlerini duymamak için kulağıma pa*muk üfledım. Fakat imkansız olduğu halde Tanrı bana se*nin sözlerini işittirdi. O halde kim olduğunu bana söyle dedin.»

Peygamber (s.a.v) ona İslam´ı anlattı ve Kur´an okudu; Tufeyl de kelime-i şehadet getirdi. Daha sonra İslâm´ı teb*liğ etmek için halkının yanma döndü. Babası ve karısı İs*lam´a girdiler, fakat geri kalan Devs´liler küfürde ısrar ettiler. O da Mekke´ye büyük düş kırıklığı içinde döndü ve Peygamber´den onlara beddua etmesini istedi. Fakat bunun yerine Peygamber onların doğru yolu bulmaları için dua etti ve Tufeyl´e şöyle dedi: «Halkının yanına dön, Onları İslam´a çağır ve onlara tatlılıkla muamele et.»[2]. Tufeyl bu tavsiyelere harfiyen uydu ve yıllar geçtikçe daha çok Devs´li aile İslâm´a girdi.

Peygamberce karşılaşmadan önce Tufeyl, sadece onun düşmanlarına rastlamışti; fakat diğer hacılar, kendilerine düşmanlarınkinden çok farklı bir hikâye anlatan Peygam*ber s.a.v.) taraftarlarıyla karşılaştılar ve her biri yaratı*lışının gereği olarak inandı. Tüm bunların sonucunda, Ara*bistan´ın her yerinde iyi veya kötü olarak yeni.dinden bah*sediliyordu. Fakat yeni din hiç bir yerde Yesrib vadisinde*ki kadar yaygın bir konuşma teması haline gelmemişti.





--------------------------------------------------------------------------------

[1] t S. IV, 164.



[2] I.1.252-1.



ISRA isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   ISRA nickli üyeye özel mesaj gönderin ISRA tarafından gönderilen bütün mesajları bul Alıntı ile Cevapla
Cevapla
Tags: , ,

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Müminlere karşı çok şefkatli, inkarcılara karşı zorludur KONUSU İLE İLGİLİ AYETLER ttemizsoy Kur'an Fihristi 0 20-05-2008 20:59
'Emeviler' yazıyorsun porno çıkıyor haberci Güncel Haberler 0 02-05-2008 09:10
Citroen C5 Mayıs'ta yola çıkıyor haberci Güncel Haberler 0 01-05-2008 13:36
Aslan Derbi'ye Kalli'yle çıkıyor haberci Güncel Haberler 0 25-04-2008 14:36
Mersin'de 84 kişi mahkemeye çıkıyor haberci Güncel Haberler 0 23-04-2008 20:10



Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı


Saat 13:20.

Forum Saati + 2 Olarak Ayarlanmıştır.

Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.

www.ilimhazinem.com

627 631 632 634 635 636 638 639 642 643 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 681 682 683 685 686 688 689 699 700 701 702 703 704 705 712 717 718 719 720 721 722 724 725 726 727 728 729 730 731 732 734 735 736 737 738 739 740 742 743 744 745 746 753 758 760 761 762 763 765 766 767 768 769 770 771 772 773 774 775 776 777 778 787 788 789 790 791 792 793 795 796 797 800 801 802 803 805 806 808 809 810 811 814 818 819 820 821 822 824 825 826 827 832 833 836 837 838 839 840 841 842 844 845 846 850 851 854 855 856 857 858 859 860 861 862 863 864 865 866 867 871 872 873 874 875 876 877 878 879 880 881 882 883 884 885 886 887 888 889 893 894 895 896 897 898 899 900 901 902 906 908 909 912 913 914 915 916 917 918 919 920 921 922 924 925 926 927 928 929 930 931 932 933 934 935 936 937 938 939 940 941 942 944 945 947 949 952 953 954 955 958 967 970 971 973 980 981 984 987 988 989 990 991 992 993 994 995 999 1000 1001 1002 1003 1004 1005 1006 1007 1008 1009 1010 1011 1013 1014 1015 1016 1017 1018 1019 1020 1021 1022 1023 1024 1025 1026 1027 1028 1029 1030 1031 1032 1033 1034 1035 1036 1037 1038 1039 1040 1041 1042 1043 1044 1045 1046 1047 1048 1049 1050 1051 1052 1053 1054 1056 1057 1058 1059 1060 1061 1062 1063 1064 1065 1066 1067 1068 1069 1070 1071 1072 1073 1074 1075 1076 1077 1078 1079 1080 1081 1082 1083 1084 1085 1086 1087 1088 1089 1090 1091 1092 1093 1094 1095 1096 1097 1098 1099 1100 1101 1102 1103 1104 1105 1106 1107 1108 1109 1110 1111 1113 1114 1115 1116 1117 1118 1119 1120 1121 1124 1125 1128 1129 1130 1131 1135 1136 1137 1138 1139 1140 1141 1142 1143 1144 1145 1146 1147 1148 1149 1150 1151 1152 1153 1154 1155 1156 1157 1158 1159 1160 1161 1162 1163 1164