İLİMHAZİNEM Hepimize Yeter


Geri git   İLİMHAZİNEM Hepimize Yeter > İBADETLER > Namaz > Namazın Önemi

Kayıt ol Arama Bugünün Mesajları Forumları Okundu Kabul Et

Kul için en mükemmel miraç namazdır....Mehmet Paksu

Görüntülemeler : 20  √  Cevap Sayısı : 0

Görüntüleyenler Üyeler:   √ Misafir:1

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 24-04-2008, 08:31   #1
ANKEBUT
 
Avatar Yok
 
Bilgileriniz
 
Üyelik tarihi: 02-07-2006
Bulunduğu yer: Ravza-i Mutahhara
Yaş: 38
Mesajlar: 12.502
Rep Gücü: 210
ANKEBUT has a reputation beyond reputeANKEBUT has a reputation beyond reputeANKEBUT has a reputation beyond reputeANKEBUT has a reputation beyond reputeANKEBUT has a reputation beyond reputeANKEBUT has a reputation beyond reputeANKEBUT has a reputation beyond reputeANKEBUT has a reputation beyond reputeANKEBUT has a reputation beyond reputeANKEBUT has a reputation beyond reputeANKEBUT has a reputation beyond repute
Teşekkürler
Teşekkür Sayısı: 2022
2232 Mesajda 3717 Teşekkür Aldı
Bayrak Kul için en mükemmel miraç namazdır....Mehmet Paksu

Kul için en mükemmel miraç namazdır
10/08/2007


Moaral Dünyası Dergisi'nden Mehmet Paksu nun yazısı

Asıl mîraç, “en büyük kul” ile Rabbi arasında kendi vakti içinde gerçekleşti. Ama Efendimiz (a.s.m.) o nurlu kapıyı açık bırakmış, o ilâhî davete hepimizi çağırmıştır. Mîracın bir hediyesi olarak bize Rabbimizin razı olduğu en güzel yolu, “namaz”ı getiren Resul-i Ekrem, bu hakikati de, “Mü’minin miracı onun namazıdır” diyerek anlatmıştır.

Her sene Receb ayının 27. gecesi olan Mîraç Gecesini niçin kutluyoruz? Bu sorunun ilk akla gelen cevabı, Peygamberimizin, Rabbinden aldığı davet üzere İlâhi huzura varmasıdır. Peygamber Efendimiz bu gece yolculuğunda bütün gayb âlemlerini, Cenneti, Cehennemi ve âhiret menzilleri gördü, geldi ve gördüklerini de ümmetine haber verdi.

Peygamberimiz mîraca çıktı, bunda şüphe yoktur. Olay Kur’ân’da ve Sünnette yer alıyor. Peki, mîracın bize bakan yönü nedir?

Peygamberimiz mîraca çıkmış ve dönmüş, ama o kapıyı bize, ümmetine açık bırakmıştır. Bizler de her fırsatta mîracı yaşamaya, anlamaya, kavramaya ve mîraç hakikatini sürekli canlı tutmaya çalışıyoruz.



En mükemmel mîraç namazdır

Mîracın canlı tutulduğu ve mükemmel manada en iyi yaşandığı yer namazdır ve namazın oturuşunda okunan ettehiyyatü duasıdır. Bu duada Peygamberimiz, Âlemlerin Rabbine selam yerinde, bütün varlıkların ve insanların selâmını, tesbih ve ibadetlerini, tebrik, bereket ve güzelliklerini ve her türlü tayyibatı arz etmiştir. Rabbinin şahsına verdiği selâmı, hem kendi üzerine almış, hem de “ve alâ ibâdillâhi’s-sâlihîn” diyerek ümmetini de mîracın içine katarak, o âleme taşımıştır. Böylece mîracını bütün bir ümmetiyle birlikte idrak etmiştir.

Asıl mîraç, en büyük mîraç, “en büyük kul” ile Rabbi arasında gerçekleşen mîraç, kendi vakti içinde gerçekleşti ve tamamlandı. Ama oraya velâyetiyle gidip risaletiyle dönen Resul-i Ekrem Efendimiz (a.s.m.) o nurlu kapıyı açık bırakmış, o ilâhî davete herkesi ve hepimizi çağırmıştır.

O zamandan bugüne ise ümmetin veli kulları ruh ve kalb ayağıyla ve birikimlerine göre o nurlu caddede, nebevî mîracın gölgesinde yürümüş, o yüce makamlara tırmanmışlardır.



Ümmetini her an yanında taşıdı

Mîraç öyle bir mucize, öyle kapsamlı bir hakikat, öyle geniş, derin ve nurlu bir olaydır ki, imanın mayası, kulluğun esası ve temeli, ilâhî yakınlığın ve rahmetin yolu orada anlaşılmıştır.

O bir rahmet peygamberi olduğu, ümmetini hep yanında ve yakınında gördüğü ve bizi Rabbimize tanıtıp anlatmak için bütün âlemleri gözümüzün önüne serdiği içindir ki, ümmetini miracın da en uç noktasında yanında taşımış ve manen beraberinde ***ürmüştür.

Bu şahadet âleminden gayb âlemine, dünya âleminden âhiret âlemine geçmiş, bizim birer iman esası olarak bildiğimiz, inandığımız, kabûl ve tasdik ettiğimiz hakikatleri o bizzat görmüş, yakından müşahede etmiş ve bütün varlığıyla ruhuna sindirmiştir.

Meleklerle görüşmüş, Cebrail aleyhisselâm ile birlikte bu yolculuğu gerçekleştirmiş, Mescid-i Aksâ’da bütün peygamberlere imamlık yapmış, sema katlarında peygamberleri ziyaret etmiş, bütün âhiret âlemlerini gezmiş, dolaşmış ve tanımıştır. Cennetin nimetlerini ve hurilerini, Cehennemin azabını ve zebanilerini görmüş, Cennetteki ümmetinin saadetini, Cehennemdeki günahkârların dehşetli hâlini müşahede etmiş, “Sizin inandıklarınızı ve iman ettiğiniz gayb âlemini ben gittim, gördüm, geldim. Bunda şüphe ve tereddüt yok” demiş, “âhirete gidip gören var mı?” diyenlere fiilen cevap vermiştir.



Gerçek mîracımız Cennette

Bir kul ve ümmet olarak, Rabbimizin rızasını hangi yolla elde edeceğimizi, O’nun rızasına nasıl ulaşacağımızı bilemiyor ve anlayamıyorduk. İşte Resul-i Ekrem Efendimiz (a.s.m.), Ezel ve Ebed Sultanı olan Rabbimizin razı olduğu en büyük yol ve çare olan “namaz”ı doğrudan doğruya bir mîraç hediyesi olarak getirmiş ve bize hediye etmiştir. Bu hakikati de, “Mü’minin miracı onun namazıdır” diyerek anlatmıştır.

Peygamberimiz (a.s.m.) nimetleri nimet yapan, saadeti saadet yapan, her türlü güzelliğin ve nurun aslı esası, bir kere görmek bile Cennetin bütün nimetlerini unutturan Cenab-ı Hakkın Nur Cemâlini görmüş, o cemâle âşık ve müştak olmuş ve bize de bu rü’yet hediyesini getirmiştir.

Sonsuz güzelliğe sahip “rü’yet-i cemâle ulaşmak” ifadesi bile, tarifi mümkün olmayan bir sevinç ve sürurdur. Mevlid yazarı Süleyman Çelebi’nin, “Âşikâre gördü Rabbü’l-izzeti, âhirette öyle görür ümmeti” şeklinde dile getirdiği gibi, Efendimiz, rü’yet-i cemâle ümmetinin mazhar olacağı müjdesini getirmiştir. O Cenab-ı Hakkın Nur Cemalini gördüğü, seyrettiği, Rabbiyle bizzat görüştüğü, konuştuğu ve birlikte olduğu gibi, bu nimetin cin ve insan her mü’mine mümkün olacağı hediyesini getirmiştir.

Bizim gerçek mîracımız, ebedî mîracımız Cennette rü’yet nimetine ermemizle gerçekleşecektir inşaALLAH.



Kâinat üstü bir makam

İnsanın ALLAH katındaki yeri, bizim Rabbimizin yanındaki durumumuz mîraçla anlaşılmıştır. Yapısı ve konumu itibariyle küçük bir mahlûk ve âciz bir varlık olan insan mîraç bereketiyle öyle yüksek bir makama çıkar ki, kâinat üstü bir makama ulaşır. Bu sevinci ve saadeti anlatmak mümkün değildir. Bu mesele, rütbesiz bir askere "Sen paşa oldun" diyerek ona paşalık rütbesi verilmesine ve onun duyduğu, tarifi imkânsız bir sevince benzer.

Bunun gibi fâni, âciz, yokluk ve ayrılık tokadını devamlı olarak yiyen biçare bir insana mîraç şu mesajı ve müjdeyi veriyor:

“Sen ebedî ve sonsuz bir Cennette, Rahîm ve Kerîm bir Rahmân'ın rahmetine ereceksin. Orada hayal hızında, ruh genişliğinde, aklın seyrinde yaşayacaksın. Bütün isteklerine, kalbinin bütün arzularına kavuşacaksın. Sonsuz saadete ve rü’yet-i cemâle nail olacaksın.”

Bu müjdeyi anlayan ve bu habere inanan insanın sevincine had ve hudut var mıdır? Bu insan sevincinden yere göğe sığar mı?

Böylece mîraç, bizi bize tanıtıyor, kendi konumumuzu ve durumumuzu ortaya çıkarıyor. ALLAH katındaki yerimizi ve mevkiimizi belirliyor. Ve bize henüz dünyada iken imanın hazzını, âhiretin saadetini ve huzurunu tattırıyor

Miraç nasıl gerçekleşti?



Mi’raç, Recep ayının 27. Gecesi Cenab-ı Hakkın daveti üzerine Cebrail Aleyhisselamın rehberliğinde Peygamber Efendimizin (a.s.m.) Mescid-i Haramdan Mescid-i Aksâ’ya, oradan semaya, yüce âlemlere, İlâhî huzura yükselmesidir.

Peygamber Efendimiz Mescid-i Haram’dan (Mekke’den), Mescid-i Aksâ’ya (Kudüs’e) ata benzer beyaz bir Cennet bineği olan Burak ile geldi. Mescid-i Aksâ’da bütün peygamberler kendisini karşıladı. Mîracını kutladılar. Peygamber Efendimiz burada peygamberlere iki rekât namaz kıldırdı, bir hutbe okudu. Ve bugün Kubbetü’s-Sahra’nın bulunduğu yerden Muallak Taşı’nın üzerinden Mîraca yükseldi.

Semanın bütün tabakalarına uğradı. Sırasıyla yedi sema tabakalarında bulunan Hz. Âdem, Hz. Yahya ve Îsa, Hz. Yusuf, Hz. İdris, Hz. Harun, Hz. Mûsa ve Hz. İbrahim gibi peygamberlerle görüştü, Onlar kendisine “Hoş geldin” dediler, tebrik ettiler.

Bundan Sonra Hz. Cebrail ile birlikte kâinatın bittiği yer Sidretü’l-müntehâ’ya geldiler. Peygamberimiz orada ikisi gizli, ikisi açıktan akan (Nil, Fırat) dört nehir gördü. Sonra her gün yetmiş meleğin ziyaret ettiği Beytü’l-Ma’mur’u ziyaret etti.

Hz. Cebrail’in buradan öteye gitmesi mümkün değildi. Peygamberimiz bundan sonra Refref adında bir vasıta ile zaman ve mekândan uzak olan Cenab-ı Hakkın cemaliyle müşerref oldu.

Peygamberimiz (a.s.m.) Rabbinin huzurundan döndükten sonra Hz. Mûsa ile karşılaştı. “ALLAH ümmetine neyi farz kıldı?” diye sorunca, Peygamberimiz, “50 vakit namaz” buyurdu.

Hz. Mûsa’nın, “Rabbine dön, azaltması için Rabbinden niyazda bulun, ümmetin buna güç yetiremez” demesi üzerine, Peygamberimiz, beş sefer Cenab-ı Hakka niyazda bulundu, her seferinde 10 vakit indi, sonunda beş vakitte karar kıldı.

Daha sonra Peygamberimiz, Hz. Cebrail’in rehberliğinde Cenneti, Cehennemi, âhiret menzillerini ve bütün âlemleri gezdi, gördü. Mekke’ye döndü.

Sabah olunca Kâbe’nin yanında Mekkelilere Mîracı anlattı. Ama müşrikler Efendimizin gösterdiği delilleri tasdik etmelerine rağmen, iman etmediler. Müşrikler soru üstüne soru sorup Efendimiz’i bunaltırken, o esnada Hz. Ebû Bekir çıkageldi. Müşrikler durumu ona haber verdiler. Hz. Ebû Bekir, “Eğer bu sözleri ondan duymuşsanız şeksiz şüphesiz doğrudur” diyerek hemen tasdik etti ve bundan sonra Hz. Ebû Bekir “Sıddîk-tereddütsüz inanan” unvanını aldı.

Mi’raçla ilgili çok sorulan sorular

Soru: “Miracın hikmeti nedir? Niye miraç gibi bir hadise gerçekleşti?

Bir padişahın iki türlü konuşması vardır. Biri, bir vatandaşla telefon ederek küçük bir meseleyi görüşmesi. Diğeri de devlet başkanı, halifelik yönü ve milletin idarecisi olarak, emirlerini her tarafa duyurmak için özel bir elçisi ile konuşması, sohbet etmesi, onun aracılığı ile ferman yayınlamasıdır.

Bu örnekte olduğu gibi Cenab-ı Hakkın da kulları ile iki tarzda muhatap olması vardır. Biri, özel ve cüz’i, diğeri de geniş ve genel mahiyette bir konuşma. Cenab-ı Hakkın bazı velilerle özel ve cüz’i anlamda ilham etmesi birinciye örnektir.

Ama Peygamber Efendimiz (a.s.m.) bütün velayet mertebelerinin üstünde bir büyüklük ve yücelikte, kâinatın Rabbi, bütün varlıkların Yaratıcısı olarak Cenab-ı Hakkın sohbetine müşerref olması ise ikinci ve mükemmel olanına misaldir.

Peygamber Efendimizin elçiliği iki taraflıdır. Birisi halktan Hakka, diğeri de Haktan halka. Birisi Mîracın bâtınî tarafı olan velayet yönüdür, diğeri de zahiri tarafı olan risalet yönüdür.

Peygamber Efendimiz bizi temsilen Cenab-ı Hakkın huzuruna çıktı, başta insanlar olmak üzere bütün varlıkların ibadet, kulluk, tesbih ve zikirlerini toplu olarak (askerin komutana tekmil vermesi gibi) arz etti. Bu yönüyle Mi’raç halktan, insanlardan, varlıklardan Hakka bir gidiştir. Diğeri de Cenab-ı Hakkın biz kullarından istediklerini, emir ve yasaklarını Resul olarak getirmiştir. İbadetlerin özü ve esası olan beş vakit namazı Mi’raç hediyesi olarak getirmesi gibi...

Soru: “Madem Cenab-ı Hak bize her şeyden daha yakın, neden Efendimiz onunla görüşmek için binlerce senelik mesafeyi aşıp yetmiş bin perdeden geçiyor?”

Güneşin insan gibi aklı olsa da bizimle konuşacak olsa, elimizdeki ayna aracılığıyla bizimle konuşabilir.

Diğer taraftan biz bir çeşit ayna olan gözümüzle güneşe yaklaşabiliyoruz. Oysa güneş bize 150 milyon km uzaklıkta bulunuyor, hiçbir şekilde ona yanaşamayız. Güneşe bir derece yaklaşmak için ancak Ay kadar büyümek lazım. Bu da mümkün değildir.

Bu misalde olduğu gibi, gerçek anlamda Cenab-ı Hak her şeye yakındır, ama her şey ona sonsuz derece uzaktır. Ancak Peygamber Efendimiz (a.s.m.), Cenab-ı Hakkın lütfuyla bir anda binlerce perdeyi geçerek Mîraca yükselmiş, bütün manevi mertebeleri aşarak huzura varmıştır.

Soru: “Bir uçak ancak 10-15 bin metre yukarı çıkabiliyor, bir uzay gemisi ancak Ay’a ve Venüs’e ulaşabiliyor. Bir insan birkaç dakika gibi kısa bir sürede milyonlarca metre uzaklara nasıl gidip gelebilir?“

Yerküremiz, yani Dünya bir yılda yaklaşık 188 saatlik bir mesafeyi bir dakikada döner, yirmi beş bin senelik mesafeyi bir senede alır. Bu muazzam hareketi ona yaptıran ve bir sapan taşı gibi döndüren bir Kudret, bir insanı Arş-ı Âlâya getiremez mi? Güneşin çevresinde o ağır cisim olan dünyayı gezdiren bir hikmet bir insan bedenini şimşek gibi Rahman’ın Arşına çıkaramaz mı?



Allah'ın yakınından dostlar edinenlerin durumu, kendine ev edinen örümceğin durumu gibidir. halbuki evlerin de en çürüğü şüphesiz örümcek yuvasıdır. Ah keşke bilselerdi!

ANKEBUT 41
ANKEBUT isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   ANKEBUT nickli üyeye özel mesaj gönderin ANKEBUT tarafından gönderilen bütün mesajları bul Alıntı ile Cevapla
Cevapla
Tags: ,

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
İmanın mükemmel olması için SaNaL FaNi Diğerleri 2 19-08-2009 19:33
Windows Live Messenger için 4 yeni arayüz (Mükemmel) istikamet U-V-Y-Z/Q-W-X 0 04-09-2008 19:33
Kimya için mükemmel bir site SaNaL FaNi Tavsiye Ettiğimiz Siteler 0 31-08-2008 19:42
Miraç YASİN Mübarek Günler Ve Geceler 0 30-07-2008 03:03



Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı


Saat 09:11.

Forum Saati + 2 Olarak Ayarlanmıştır.

Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.

www.ilimhazinem.com

627 631 632 634 635 636 638 639 642 643 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 681 682 683 685 686 688 689 699 700 701 702 703 704 705 712 717 718 719 720 721 722 724 725 726 727 728 729 730 731 732 734 735 736 737 738 739 740 742 743 744 745 746 753 758 760 761 762 763 765 766 767 768 769 770 771 772 773 774 775 776 777 778 787 788 789 790 791 792 793 795 796 797 800 801 802 803 805 806 808 809 810 811 814 818 819 820 821 822 824 825 826 827 832 833 836 837 838 839 840 841 842 844 845 846 850 851 854 855 856 857 858 859 860 861 862 863 864 865 866 867 871 872 873 874 875 876 877 878 879 880 881 882 883 884 885 886 887 888 889 893 894 895 896 897 898 899 900 901 902 906 908 909 912 913 914 915 916 917 918 919 920 921 922 924 925 926 927 928 929 930 931 932 933 934 935 936 937 938 939 940 941 942 944 945 947 949 952 953 954 955 958 967 970 971 973 980 981 984 987 988 989 990 991 992 993 994 995 999 1000 1001 1002 1003 1004 1005 1006 1007 1008 1009 1010 1011 1013 1014 1015 1016 1017 1018 1019 1020 1021 1022 1023 1024 1025 1026 1027 1028 1029 1030 1031 1032 1033 1034 1035 1036 1037 1038 1039 1040 1041 1042 1043 1044 1045 1046 1047 1048 1049 1050 1051 1052 1053 1054 1056 1057 1058 1059 1060 1061 1062 1063 1064 1065 1066 1067 1068 1069 1070 1071 1072 1073 1074 1075 1076 1077 1078 1079 1080 1081 1082 1083 1084 1085 1086 1087 1088 1089 1090 1091 1092 1093 1094 1095 1096 1097 1098 1099 1100 1101 1102 1103 1104 1105 1106 1107 1108 1109 1110 1111 1113 1114 1115 1116 1117 1118 1119 1120 1121 1124 1125 1128 1129 1130 1131 1135 1136 1137 1138 1139 1140 1141 1142 1143 1144 1145 1146 1147 1148 1149 1150 1151 1152 1153 1154 1155 1156 1157 1158 1159 1160 1161 1162 1163 1164