İLİMHAZİNEM Hepimize Yeter


Geri git   İLİMHAZİNEM Hepimize Yeter > PEYGAMBERİMİZ (S.A.V.)'İN SÜNNETİ,ÖRNEK HAYATI VE HADİS-İ ŞERİFLERİ > Siyer-i Nebi (S.A.V)

Kayıt ol Arama Bugünün Mesajları Forumları Okundu Kabul Et

Hudeybiye´den Sonra

Görüntülemeler : 13  √  Cevap Sayısı : 0

Görüntüleyenler Üyeler:   √ Misafir:1

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 21-05-2008, 19:42   #1
ISRA
 
Avatar Yok
 
Bilgileriniz
 
Üyelik tarihi: 09-01-2008
Bulunduğu yer: Bir Garip Yolcu
Yaş: 32
Mesajlar: 4.194
Rep Gücü: 124
ISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond repute
Teşekkürler
Teşekkür Sayısı: 218
387 Mesajda 553 Teşekkür Aldı
Bayrak Hudeybiye´den Sonra

Hudeybiye´den Sonra




Beni Sakîf´li Ebu Beşir, ailesi Taif´ten göçüp Beni Züh-re´nin müttefikleri olarak Mekke´ye yerleşmiş olan genç bir adamdı. Ebu Beşir tr.) Müslüman olmuş ve ailesi de onu hapsetmişti. Fakat o yürüyerek Medine´ye kaçmayı başar*mış ve Peygamber (s.a.v.) Hudeybiye´den döndükten kjsa bir süre sonra Medine´ye ulaşmıştı. Onun arkasından, ka*çağın kendisine teslim edilmesini isteyen bir Kureyş´li elçi geldi. Peygamber ts.a.v.) Ebu Beşir fr.î´e de Ebu Cendel (r.)e söylediklerinin aynısını söyledi. Ve anlaşmaya uya*rak kendisini elçiye teslim etmek zorunda olduğunu be*lirtti. Ömer ve diğer Sahabe şimdi anlaşma maddelerine bi*raz razı olmuş görünüyorlardı. Bu nedenle Kureyş´in ada*mı ve yanındaki azatlı köle Ebu Beşir´i ***ürürken orada bulunan Ensar ve Muhacirler hep bir ağızdan: «îyi şans*lar Allah muhakkak sana bir çıkış yolu gösterecek» dedi*ler.

Onların bu ümitleri beklediklerinden daha kısa bir sürede gerçekleşti. Ebu Beşir gençliğine rağmen çok güçlü bir adamd.´. ve ilk konakta elçinin kılıcını alıp onu öldür*meyi başardı. Bunun üzerine azatlı köle ismi Kevser doğruca Medine´ye kaçtı. Karşı konulmaksızın Mescid´e girdi ve kendini Resuhıllah´ın ayaklarına attı. O yaklaştı*ğında Peygamber (s.a.v.): «Bu adam çok korkunç bir şey görmüş» dedi. Kevser hemen, arkadaşının öldürüldüğünü ve kendisinin de ölümden kurtulduğunu anlattı. O sırada

Ebu Beşir elinde kılıcıyla göründü. «Ey Allah´ın Peygam*beri» dedi, «sen görevini yaptın. Beni onlara gönderdin. Allah da beni serbest bıraktı.» Peygamber (s.a.v.) «Annesi*ne yazık!»[1] dedi. «Savaş için ne güzel bir meşale. Keşke onun yanında başkaları da olsaydı!» Kureyş onun için baş*ka elçiler gönderirse, bir önceki sefer olduğu gibi yine onu teslim etmek zorundaydı. Ancak böyle bir düşünce Ebu Beşir (r.)´in kafasından uzaktı. O öldürdüğü adamm silahlarının, zırhının ve devesinin ganimet olduğunu ve kanına uygun olarak beşe bölünüp paylaştırılması gerekti ğini düşünüyordu. «Eğer böyle yaparsam» dedi, Peygam*ber (s.a.v.): «Onlar beni yeminime uymamakla suçlarlar.» Daha sonra çok korkan Mekkeli azatlı köleye döndü ve «Arkadaşından alman mallar senin kontrolündedir. Bu adamı da, seni gönderen adamlara ***ür» dedi. Bunu du*yan Kevser sarardı ve «Ey ^Muhammed, ben hayatıma de*ğer veririm. Benim gücüm onun için yeterli değil ve ben iki kişinin yerini tutamam» dedi. Müslümanlar görevlerini yapmışlar fakat Mekke´nin temsilcisi mahkumu ***ürmek istememişti. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v.) Ebu Beşir´e döndü ve: «Nereye İstersen git» dedi.

Ebu Beşir: «Keşke onun yanında başkaları da olsaydı» sözleri kulaklarında çınlayarak Kızıl Deniz sahillerine doğru gitti. Bu sözlerdeki emir ve tavsiye niteliğini anla*yan tek kişi o değildi. Ömer (r.) de bunu anlamış ve Mek*ke´deki diğer Müslümanlar´a Peygamber (s.a.v.)´in bu söz*lerini ve Ebu Beşir´in nerede olduğu haberini ulaştırmıştı Onun nerede olduğunu Medine´ye gelen dost sahil kabile*lerin birinden haber almıştı. Süheyl´in oğlu Ebu Cendel tr.) yeni koruyucuları tarafından artık sıkı bir şekilde kontrol edilmiyordu. Bir de tüm Mekke´de Müslüman genç*lere edilen dikkat konusunda genel bir yumuşama görülü*yordu. Çünkü Muhammed (s.a.v.), onlar Medine´ye kaçarsa sözünde durup onları geri göndereceğini göstermişti. Bu gevşemeden yararlanan Ebu Cendel ve diğer gençler bir yolunu bulup Ebu Beşir´in yanma kaçtılar. Bunların arasın*da Halid´in kardeşi Velid de vardı. Ebu Beşir onlarla bir*likte Mekke´den Suriye´ye giden kervan yolu üzerindeki stratejik bir noktaya kamp kurdu. Onlar Ebu Beşir tr.)´i lider olarak kabul ediyorlardı. Namazları o kıldırıyor, iba*detleri ve diğer dini konularda ona danışılıyordu. Çünkü onların çoğu yeni Müslüman olmuştu ve birşey bilmiyor*lardı. Kureyşlîler kuzeye giaen yolun tekrar güvenilir hale gelmesine seviniyorlardı. Fakat Ebu Beşir´in kampına yet*miş kadar genç adam katılmıştı ve bunlar kervanlar için tehdit oluşturuyordu. Kureyşliler birçok adam ve malları*nı kaybettikten sonra, Peygamber (s.a.v.)´e bu adamları toplumuna kabul etmesini rica eden bir mektup gönderdi*ler. Onîann geri döndürülmesini istemeyeceklerine de söz verdiler. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v.) Ebu Beşir´e ta*raftarlarıyla birlikte Medine´ye gelebileceğini haber veren bir mektup gönderdi. Fakat o sırada genç lider çok hastay*dı ve mektup ona ulaştığında ölümün eşiğindeydi. Mektu*bu okudu ve elleri arasında tutarak öldü. Arkadaşları onun cenaze namazım kıldılar ve onu gömdüler. Gömüldü*ğü yere de bir mescid yaptılar. Daha sonra Peygamber (s a.vJ´Ie buluşmak üzere Medine´ye gittiler[2].

Kayalıklara ulaştıklarında Velid´in devesi tökezledi ve onu yere düşürdü. Velid düşünce parmağını keskin bir kayaya kestirdi. Parmağı alıp fırlatırken şöyle dedi:

«Sen kanayan bir parmaktan başka nesin? Allah yolunda başka hiçbir yara almadın.»

Fakat kesik parmak mikrop kaptı ve Ölümcül bir yara haline geldi. Bununla birlikte Velid (rj ölmeden önce ağabeyi Halid´e onu fslâm´a davet eden bir mektup yazmayî başardı.

O sıralarda Mekke´den sadece bir tek kadın kaçıp Me*dine´ye sığınmıştı. O da Osman´ın üvey kardeşi, yani an*nesi Erva ile Bedir´den dönüşte öldürülen Ukbe´nin kızları olan Ümmü Gülsüm idi. Fakat artık mü´min kadın-lann kâfirlere döndürülm esini yasaklayan bir âyet inmiş*ti. Bu nedenle, iki öz erkek kardeşi Ümmü Gülsüm´ü geri ***ürmeye geldiklerinde Peygamber (s.a.v.) onu bırakma*dı. Kureyşliler de bunu fazla karşı çıkmadan kabul ettiler. Çünkü anlaşmada kadınlardan hiç bahsedilmiyordu. Daha sonra Zeyd (r.) Zübeyr (r.) ve Abd´ur-Rahman îbn Avf (r.) onunla evlenmek istediler. Peygamber (s.a.v.) ona Zeyd´le evlenmesini tavsiye etti. O da bu tavsiyeyi kabul etti.

Anlaşma yapıldıktan bir ay sonra Aişe (rJ ve babası kısa bir süre sonra sevince neden olacak olan büyük bir üzüntü yaşadılar. Ümmü Ruman (r.) hastalandı ve öldü Onu Baki´ mezarlığına gömdüler. Peygamber (s.a.v.) onun cenaze namazını kıldı ve mezarına indi. Onun ölüm habe*ri Mekke´ye ve oğlu Abdu´l-Kâ´be´ye de ulaştı. Bu üzüntü Abdu´l-Kâ´be´ye, uzun süreden beri düşündüğü birşeyi uy*gulama olanağı verdi. Annesinin ölümünden kısa bir süre sonra Medine´ye geldi ve Müslüman oldu. Biat ettiğinde Peygamber (s.a.v.) ona Abdurrahman adını verdi.

Abdurrahman, o dönemde Müslüman olan tek kişi de*ğildi. Haftalar ve aylar geçince Kur´an´m bu anlaşmayı ne*den apaçık bir zafer diye nitelediği açıklığa kavuşuyordu. Artık Mekke´ii ve Medine´Iiler barış içinde buluşup, ser*bestçe birbirleriyle konuşabiliyorlardı*. Anlaşmadan son raki iki yıl boyunca îslâm toplumu iki katma çıktı.

Hacıların dönmesinden kısa bir süre sonra herkesi se*vindiren bir âyet nazil olmuştu:

«Belki Allah, sizlerle onlardan kendilerine karşı düşmanlık bes*lemekte olduklarınız arasında bir sevgi bağı kılar.» (Mvmtahine: 7).

Bu sözler, gün geçtikçe artan ihtidaları kastediyordu. Bazılarına göre de bu âyet Peygamber (s.a.v.) ´le Kureyş li*derlerinden biri arasında gelişen yakın ilişkiyi kastediyordu.

Hudeybiye´den birkaç ay önce Habeşistan´dan Pey-gamber´in kuzeni Ubeydullah İbn Cahş´m Ölüm haberi gel*mişti. O, îslâm´a girmeden önce hristiyandı ve Habeşis*tan´a hicret ettikten kısa bir süre sonra tekrar hristiyan-hğa dönmüştü. Bu, Müslümanlıkta karar kılan ve Ebu Süfyan´ın kızı olan karısı Ümmü Habibe´yi çok üzmüştü Kocasının ölümünden dört ay sonra Peygamber (s.a.v.) Necaşi´ye kendi adına Ümmü Habibe (rJ ile arasında nikâh kıymasını rica etti. Peygamber (s.a.vJ Ümmü Habibe (r ) -ye direkt olarak fikrini sormamıştı. Fakat Ümmü Habıbb (rJ rüyasında kendisine birisinin gelip «mü´minlerin an*nesi» diye hitap ettiğini görmüş ve bunun Peygamber t s a.v.)in eşi olacağına işaret ettiğini tahmin etmişti. Ertcii gün, rüyasını doğrulayan Necaşi´nin teklifini aldı. Bunun üzerine en yakın akrabası olan Halid îbn Said´i vekil ola*rak seçti. Necaşi´ de, Cafer (r.)´in de içlerinde bulunduğu bir grup Sahabe huzurunda nikâhı kıydı. Daha sonra Ne caşi, sarayında ilk düğün yemeği verdi ve bütün Müslü*manları davet etti.

Peygamber (s.a.v.) Cafer (rJ´e de artık gelip Medine´*de 3*aşayabüeceklerini bildiren bir mektup gönderdi. Cafer (rJ, hemen yol hazırlıklarına başladı. Necaşi onlara yol*culukta kullanmak üzere iki bot verdi. Ümmü Habibe´nın de onlarla birlikte gitmesine karar verildi. Medine´de de onun için bir ev yapılmaya başlanmıştı.

Necaşi, o dönemde Peygamber´in mektup gönderdiği tek kral değildi. Hendek´te o büyük kayayı parçaladığın*da, ilk vuruşunda ortaya çıkan ışıkla Yemen kalelerini görmüştü. Üçüncü ve son vuruşunda çıkan ışıkla da Me-dain´deki Kisra´nm beyaz sarayını görmüştü. îslâm impa*ratorluğunun ileride*buralara dek yayılacağına işaret eden bu iki ışık arasında bir ilişki vardı. Çünkü Yemen o za*manlar îran kontrolündeydi. Peygamber (s.a.v.) îran kra İma kendi Peygamberliğini ilan eden ve îslâm´a çağıran bir mektup gönderdi. Belki bu mektubu yazarken büyuK ümitleri yoktu. Fakat yine de başka bir girişimde bulun*madan Önce ona seçme hakkı tanımak istemişti.

Bu ûç ışıktan ikincisi ile Suriye kalelerini görmüş ve buradan da İslâm´ın, oralara ve daha da batıya yayılaca*ğını anlamıştı. Bu nedenle İran kiralına yazdığı mektuba benzer bir mektup da Roma İmparatoru Herakliyus´a yaz*dı. Bu mektubu Suriye yöneticisi aracılığıyla gönderdi. Bu*na benzer bir mektup da İskenderiye´ye, Mısır Kralı Mu-kavkıs´a gönderildi.

O sırada Kisra başka kaynaklardan Medine´nin gün geçtikçe güçlenen Arap kralının Peygamber Cs.a.v.) oldu*ğunu iddia ettiğini duymuştu. Bu nedenle Yemen´deki va lisi Bâzân´ı, Muhammed Is.a.vJ´le ilgili ayrıntılı bilgi top laması için görevlendirdi. Bâzân, Medine´ye, etrafı gözle*meleri için iki elçi gönderdi. İki elçi İran´da yaygın olan bir geleneğe uyarak sakallarını traş edip bıyıklarını uzat*mışlardı. Onların görünüşü Peygamber (s.a.v.)´e garip gel*di ve: «Size böyle yapmanızı kim emrediyor?» dedi. Onlar da Kisra´yı kastederek «Rabbimiz» dediler. Peygamber (s.a.v.): «Benim Rabbim, sakalımı uzatmamı ve bıyığımı ki saltmamı emrediyor» dedi. Daha sonra onları, yarın gel*melerini söyleyerek gönderdi. O gece Cebrail geldi ve Pey*gamber (s.a.v.)´e İran´da ayaklanma olduğunu, Kisra´nm öldürülüp yerine oğlunun geçtiğini haber verdi. Elçiler geldiğinde bu haberi onlara ulaştırdı ve onlara bu haberi Yemen valisine ulaştırmalarını emretti. «Ona benim dini*min ve İmparatorluğumun Kisra krallığının ötesine ulaşa*cağım söyle, ona benden bunu ilet: islâm´a gir, sahip oldu*ğun şeylerde seni destekleyeyim ve seni Yemen halkına kral tayin edeyim.»

Elçiler ne düşüneceklerini bilemeden San´a´ya döndü*ler ve mesajı Bâzân´a ulaştırdılar. O «Ne olduğunu göre*ceğiz. Eğer söyledikleri doğruysa o gerçekten Allah´ın gön*derdiği bir Peygamber» dedi. Fakat O, iran´da neler ol*duğunu anlamak üzere bir elçi göndermeye fırsat bulama*dan, yeni Şah olan Siroes´in bir adamı geldi. Yeni Şah´m onlardan bağlılık istediği haberini getirdi. Bâzân ona ce*vap vereceği yerde İslâm´a girdi. Yanındaki iki elçi-ve di*ğer iranlılar da Müslüman,oldular. Daha sonra Medine´ye haber gönderdi, Peygamber (s.a.v.) de ona Yemen´i yö*netme görevini verdi. Bu, Hendek´te gördüğü ilk ışığın va´dinin yerine geldiğini gösteriyordu.

Peygamber (s.a.v.) ´in mektubu Medain´e Kisra´nm ölü*münden sonra ulaştı. Bu nedenle mektubu ondan sonra gelen Şah okudu ve yırttı. Peygamber s.a.v.) bunu haber alınca «Ya Rabbi, aynı şekil de sen de onun krallığını parçala» dedi.

Hacılar döndükten sonraki ilk haftalardan birinde Peygamber´in (s.a.v.) hayatına, şimdiye kadar hiç kullanıl*mayan bir silahla saldırıldı. Arabistan´daki yahudiler ara*sında her nesilde büyücülüğü bilen bir iki kişi olurdu. Bun*lardan biri olan ve bu ilmin kendisi ile birlikte ölmesini İstemeyerek kızlarına da öğreten Lebid adında bir yahudiy-di. Lebid, Peygamber (s.a.vj´e öldürücü bir büyü yapma*sı için büyük bir rüşvet almıştı. Bu amacını yerine getire*bilmesi için onun bir tutam saçına ihtiyacı vardı. Bunu da kızlarından biri, masum bir kişiyi kullanarak elde etti. Labîd saça on bir düğüm attı, kızları da her düğüme bir şey*ler üflediîer. Daha sonra bunu, üstünde polen tozu kılıfla*rı bulunan dişi bir hurma filizine bağladı ve derin bir ku*yuya attı. Büyü ancak düğümlerin açılmasıyla çözülebilir*di.

Peygamber (s.a.v.) kısa bir süre sonra bîr şeylerin kö*tüye gittiğini anladı. Bir taraftan hafızası zayıflıyor, diğer taraftan yapmadığı şeyleri yapmış gibi hayal ediyordu. Yamsira çok zayıflamıştı ve´ yemek sunulduğunda kendi*sinde yiyebilecek gücü bulamıyordu. Kendini iyileştirmesi için Allah´a dua ediyor ve uykusunda biri başında, diğe*ri ayağında iki kişinin oturduğunu farkediyordu. Peygam*ber (s.a.v.), onlardan birinin diğerine onun hastalığının gerçek sebebini, anlattığını ve kuyunun adını verdiğini duydu1. Uyandığında Cebrail geldi ve rüyasını doğrula*yarak biri beş, biri altı âyetten oluşan iki sure getirdi. Peygamber (s.a.v.) Ali (r.)´yi bu sureleri okuması için kuyuya gönderdi. Her âyette düğümün biri çözüldü ve hepsi çözüldüğünde Peygamber Cs.a.v.) hem madden hem de manen iyileşmişti[3].

Bu surelerden ilki şuydu:

«De ki: Sabahın Rabbine sığınırım,

Yarattığın şeylerin şerrinden,

Karanlığı çöfetügü zaman gecenin şerrinden,

Düğümlere üfleyen kadınların şerrinden,

Ve kased ettiği zaman kasetçinin şerrinden.» (Felak Suresi}

İkincisi ise şöyleydi:

«De ki: insanların Rabbine sığınırım,

insanların mâlikine,

insanların (gerçek) ilahına.

Sinsice kalblere vesvese »f kuşku düşürüp duran, vesveseci-nın şerrinden

Ki o, insanların göğüslerine vesvese verir (içlerine kuşku, ku*runtu fısıldar),

Gerek cinlerden, gerekse İnsanlardan (olan her hannastan Al*lah´a sığınırım» (Nas Sûresi)[4]

Bu sureler Kur´an´m en son sureleridir ve kötülükler*den sakınmak için sürekli okunur.

Peygamber (s.a.v.) o kuyunun doldurulup yanında baş*ka bir kuyunun açılmasını emretti. Kendisine bir rüşvet karşılığında büyü yaptığını itiraf eden Labid´e haber gön*derdi, fakat pna karşı bir girişimde bulunmadı.







--------------------------------------------------------------------------------

[1] ´Bu adam o kadar ateşli ki, yakında annesi onun yasını tu*tacak» anlamına gelen bir deyim.

[2] W. 624-9; B. LIV, I. I. 751-3



[3] Beyzavi´nm Felak suresi tefsiri.

[4] (Nas). Bazı alimlere göre bu iki sure bu olay için inmemiş,

fakat Peygamber´e daha önceden Mekke´de iken (Hicretten

önce) indirilmiştir.



ISRA isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   ISRA nickli üyeye özel mesaj gönderin ISRA tarafından gönderilen bütün mesajları bul Alıntı ile Cevapla
Cevapla
Tags: ,

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
16- Bab: Güneş Meyl Ettikten Sonra Yola Çıktığı Zaman Öğle Namazını Kılar, Sonra Bine aşküma Namazın Kısaltılması Babları 0 02-05-2009 04:47
33- İkindiden Sonra ve Bir de Sabah Namazından Sonra Müstesna: Namaz Kılmayı Kerih Gö aşküma Namaz Vakitleri 0 02-05-2009 02:25
Uhud´dan Sonra ISRA Siyer-i Nebi (S.A.V) 0 21-05-2008 19:34
Hudeybiye Barişi Kelimesi Ile Ilgili Ayetler ttemizsoy Kur'an Fihristi 0 04-05-2008 11:49
Hudeybiye Barışı ISRA İslam Tarihi 0 01-05-2008 12:20



Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı


Saat 14:59.

Forum Saati + 2 Olarak Ayarlanmıştır.

Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.

www.ilimhazinem.com

627 631 632 634 635 636 638 639 642 643 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 681 682 683 685 686 688 689 699 700 701 702 703 704 705 712 717 718 719 720 721 722 724 725 726 727 728 729 730 731 732 734 735 736 737 738 739 740 742 743 744 745 746 753 758 760 761 762 763 765 766 767 768 769 770 771 772 773 774 775 776 777 778 787 788 789 790 791 792 793 795 796 797 800 801 802 803 805 806 808 809 810 811 814 818 819 820 821 822 824 825 826 827 832 833 836 837 838 839 840 841 842 844 845 846 850 851 854 855 856 857 858 859 860 861 862 863 864 865 866 867 871 872 873 874 875 876 877 878 879 880 881 882 883 884 885 886 887 888 889 893 894 895 896 897 898 899 900 901 902 906 908 909 912 913 914 915 916 917 918 919 920 921 922 924 925 926 927 928 929 930 931 932 933 934 935 936 937 938 939 940 941 942 944 945 947 949 952 953 954 955 958 967 970 971 973 980 981 984 987 988 989 990 991 992 993 994 995 999 1000 1001 1002 1003 1004 1005 1006 1007 1008 1009 1010 1011 1013 1014 1015 1016 1017 1018 1019 1020 1021 1022 1023 1024 1025 1026 1027 1028 1029 1030 1031 1032 1033 1034 1035 1036 1037 1038 1039 1040 1041 1042 1043 1044 1045 1046 1047 1048 1049 1050 1051 1052 1053 1054 1056 1057 1058 1059 1060 1061 1062 1063 1064 1065 1066 1067 1068 1069 1070 1071 1072 1073 1074 1075 1076 1077 1078 1079 1080 1081 1082 1083 1084 1085 1086 1087 1088 1089 1090 1091 1092 1093 1094 1095 1096 1097 1098 1099 1100 1101 1102 1103 1104 1105 1106 1107 1108 1109 1110 1111 1113 1114 1115 1116 1117 1118 1119 1120 1121 1124 1125 1128 1129 1130 1131 1135 1136 1137 1138 1139 1140 1141 1142 1143 1144 1145 1146 1147 1148 1149 1150 1151 1152 1153 1154 1155 1156 1157 1158 1159 1160 1161 1162 1163 1164