İLİMHAZİNEM Hepimize Yeter


Geri git   İLİMHAZİNEM Hepimize Yeter > PEYGAMBERİMİZ (S.A.V.)'İN SÜNNETİ,ÖRNEK HAYATI VE HADİS-İ ŞERİFLERİ > Siyer-i Nebi (S.A.V)

Kayıt ol Arama Bugünün Mesajları Forumları Okundu Kabul Et

Hicret

Görüntülemeler : 13  √  Cevap Sayısı : 0

Görüntüleyenler Üyeler:   √ Misafir:1

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 20-05-2008, 21:04   #1
ISRA
 
Avatar Yok
 
Bilgileriniz
 
Üyelik tarihi: 09-01-2008
Bulunduğu yer: Bir Garip Yolcu
Yaş: 32
Mesajlar: 4.194
Rep Gücü: 124
ISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond repute
Teşekkürler
Teşekkür Sayısı: 218
387 Mesajda 553 Teşekkür Aldı
Bayrak Hicret

Hicret





O sırada Peygamber (s.a.v.), Ebu Bekir (r.)´e gitti ve vakit kaybetmeden evin arka penceresinden eğerli halde bekleyen iki devenin yanına çıktılar. Peygamber (s.a.v.) birine bindi, diğerine de Ebu Bekir bindi. Oğlu Abdullah´ı ise arkasına bindirdi. Daha önceden plânladıkları şekil*de, Yemen´e giden yol üzerinde ve güneyde olan Sevr da*ğındaki bir mağaraya doğru yöneldiler. Çünkü Mekke´de Peygamber (s.a.vj ´İn yokluğu anlaşılır anlaşılmaz, tüm ku*zey yollarına gözcüler ve takipçiler gönderileceğini biliyor*lardı. Mekke´nin biraz dışına çıkınca Peygamber (s.a.v.) devesini durdurdu ve arkasına bakarak: «Allah´ın yeryü*zünde, sen, bana ve Allah´a en sevgili yersin ve halkım be*ni senden çıkarmasaydı senden ayrılmazdım» dedi.

Ebu Bekir (r.)´in köle olarak aldığı, sonradan azad et*tiği çoban Amir îbn Fuheyre sürüsüyle onların izlerini ka*patmak için arkalarından geliyordu. Mağaraya vardıkla*rında Ebu Bekir, oğlunu develerle birlikte eve geri gön*derdi ve ona ertesi gün Peygamberin yokluğu farkedilin-ce neler konuşulduğunu dinlemesini ve ertesi gece haber getirmesini söyledi. Amir, koyunlarını gündüz her zaman*ki gibi diğer çobanlarla otlatacak, akşam olduğunda ise Mekke ile Sevr arasında Abdullah´ın izlerini kapatmak için dolaştıracaktı.

Ertesi gece Abdullah ve kardeşi Esma mağaraya, on*lara yemek getirdiler. Verdikleri haber şuydu Muhammed (s.a.v.)´ı yakalayıp getirene yuz deve ödül verilecekti. Atlılar Mekke´den Yesrib´e giden tûîn yollan, ikisini de birlikte yakalamak için araştırıyorlardı. Ebu Bekir de yok olduğu için ikisinin beraber gittiğini tahmin ediyorlardı.

Fakat Abdullah´ın belki de bilmediği başka bir grup, onun Mekke dışındaki mağaralardan birinde olabileceğim düşünüyordu. Yanısıra, cöl Arapları iyi iz sürerlerdi: sıra*dan bir bedevi arkasından bir koyun sürüsü takip etse bi*le, küçük izler arasındaki büyük izleri farkederek oradan iki veya üç deve geçtiğini bile anlayabilirdi. Kaçanların güneyde bir yerde olmaları muhtemel değildi, fakat bu kadar büyük bir ödül için her yol denenebilirdi, ve Sevr´e giden yolda koyun izleri arasındaki deve izleri de anlaşıla*bilirdi.

Üçüncü gün dağın sessizliğini, kaya güvercini olduk*larını tahmin ettikleri, iki kuşun kanat çırpışlarından ve ötmelerinden çıkan sesler bozdu. Kısa bir sure sonra de*rinden gelen, fakat sanki dağa tırmanan birileri varmış gibi gittikçe yükselen insan sesleri duydular. Fakat hava kararmcaya kadar Abdullah´ı beklemiyorlardı ve güneşin batmasına daha be´li bir vakit vardı. Buna rağmen mağa ra normalden daha az ışıktı. Artık sesler uzaktan gelmiyordu, en azından beş veya altı adam gittikçe yak*laşıyordu. Peygamber (s.a.v.) Ebu Bekir´e baktı ve : «Hüz*ne kapılma, elbette Allah bizimle beraberdir» dedi. (Tev-bo: 40).

Daha sonra şunu ekledi «Üçüncüleri Allah olan iki kışi« (B. LVIT, 5). Artık yaklaşan ve duran ayak seslerini duyabiliyorlardı: adamlar mağaranın dışındaydilar Hep si de kararlı bir şekilde mağaraya girmeye gerek olmadı ğını, çünkü orada kimsenin bulunamayacağım söylediler Daha sonra geldikleri yoldan geri döndüler.

Uzaklaşan ayak sesleri duyulmaya başlayınca, Peygan ber ve Ebu Bekir (r.) mağaranın ağzına geldiler. Önünde sabahleyin görmedikleri, hemen hemen girişin tümünü ka*patan insan boyunda bir akasya ağacı vardı Açık kalar. yeri de bir örümcek, akasya ile mağaranın duvarı arasında ağ Örere!, kapatmıştı. Ağın içinden baktılar, mağaraya girerken adamın ayağını basacağı yere, kayanın çuku*runa, bir kaya güvercini yuva yapmıştı ve altında yumur*ta varmış gibi oturuyordu. Erkek güvercin ise biraz yük*sekteki kayaya tünemişti.

Abdullah ve kardeşinin seisini bekledikleri saatte du*yunca, kendilerini koruyan ağı kibarca kaldırdılar ve gü*vercini ürkütmemeye çalışarak onları karşılamaya gitti*ler. Amir de onlarla birlikteydi, fakat bu kez sürüsü yok*tu. Amir, Ebu Bekir´in yolculuk için seçtiği develeri ema*net ettiği bedeviyi getirmişti. Bedevi henüz müslüman ol*mamıştı, fakat sırlarını gizleyeceğine güvenilebilirdi. Bu adam onları Yesrib´e sadece gerçek bir çöl adamının bile*bileceği yollardan ***ürecekti. Bedevi onları iki dağ ara*sındaki vadide, yanında Ebu Bekir´in iki devesi ve kendi için aldığı bir deve ile birlikte bekliyordu. Ebu Bekir, ih*tiyaçlarına yardım etmek üzere Amir´i arkasına bindire*cekti. Mağaradan çıktılar ve düzlüğe indiler. Esma bir çan*ta dolusu yiyecek getirmişti, fakat ip getirmeyi unutmuş*tu Bu yüzden kuşağını çıkardı, ikiye yırttı ve birini ba*basının semerine çantayı bağlamakta kullandı, diğerini de kendine ayırdı. Bu olaydan sonra ona «iki kuşaklı» adı ve*rildi.

Ebu Bekir (r.), Peygamber (s.a.v.)´e develerin en iyi*sine binmesi için verdiğinde, O: «Ben benim olmayan de*veyle gitmem» dedi. Ebu Bekir: «Fakat o senin, ey Allah´*ın Rasulü» dedi. "Hayır» dedi Peygamber (s.a.v.), «Onun için kaç para ödertin?» Ebu Bekir söyledi, Peygamber (s.a.v.) «Deveyi o fiyattan alıyorum» dedi. Peygamber (s.a.v.) daha önce birçok kez ondan hediye kabul ettiği halde, bu özel bir durum olduğu için Ebu Bekir (r.) he*diye etmekte ısrar etmedi. Bu durum Rasulün hicretiydi, Al*lah rızası için yurdundan tüm bağlarını koparmasıydı. Bu nedenle hicret, yani yaptığı fedakârlık, sadece kendinin ol*malı ve başkalarıyla paylaşılmamalıydı. Bu olayın bir par*çası olduğu için binek de kendinin olmalıydı. Hicret ettiği sırada aldığı devenin adı Kesva´ idi ve o günden sonra en sevdiği devesi olarak kaldı.

Rehberleri onlan Mekke´den biraz doğuya, biraz güne*ye doğru ***ürdü, sonunda Kızıl Deniz´e ulaştılar. Yesrib, Mekke´nin kuzeyindeydi, fakat sadece o noktadan kuzeye yönelebilirlerdi. Sahil yolu kuzey batıya gidiyordu. Birkaç gün bu yolu takip ettiler. îlk akşamlarından birinde, Nabi çölünde su ararken Rabiul-Evvel ay´ının hilalini gördüler. Peygamber (s.a.v.) yem Ay´ı görünce: «Ey iyilik ve reh*berlik hilâli, imanım seni Yaratana´dır»[1].

Bir sabah, karşı taraftan küçük bir kervanın geldiğini görerek şaşırdılar ve korktular. Fakat onun, devesine yük*lediği elbise ve diğer ticari eşyalarla Suriye´den dönen, Ebu Bekir´in kuzeni Talha olduğunu görünce, şaşkınlıkları se*vince dönüştü. Talha, gelirken Yesrib´e uğramıştı, malla*rını Mekke´de satar-satmaz hemen geri dönmeyi düşünü*yordu. Yesrib´de Peygamber (s.a.v.)´in gelişinin büyük bir merakla beklendiğini haber verdi ve veda etmeden önce onlara, zengin Kureyşlilere satmayı planladığı beyaz Su*riye elbiseleri hediye etti.

Talha´yla karşılaştıktan kısa bir süre sonra kuzeye doğru yöneldiler, sahilin biraz içinden ilerleyerek kuzey doğuya döndüler; artık yönleri direkt olarak Yesrib´e dö*nüktü. Yolculuğun belli bir zamanında Peygamber vahiy geldi.-

«Hiç şüphesiz, sana Kuranı farz kılan, seni dönülecek yere elbette döndürecektir» (Kasas: 85).

Mağaradan ayrılışlarının onikinci günü, şafakta Akik ovasına vardılar ve diğer taraftaki tepeye tırmandılar. Te*penin en yüksek yerine ulaşmadan önce güneş yükseldi ve sıcak artmaya başladı. Diğer günlerde sıcağın en yüksek dereceye ulaştığı zamanlarda dinleniyor, yolculuk etmiyor*lardı. Fakat bu son tepeyi, durmadan aşmaya karar verdiler. Tepeye ulaşıp vadiyi gördüklerinde ise durmak istemediler. Peygamber (s.a.v.)´in rüyasında gördüğü «İki grup kara kaya yığını arasındaki suyu bol yer» önlerinde uzanıyordu. Koyu yeşil hurma bahçeleri ve açık yeşil bos*tanlar, bulundukları noktadan yürüyerek üç mil aşağıda gözler önüne serilmişti. ,

Yeşilliğin en yakın noktası, hicret edenlerin ilk durağı olan ve bazılarının hâlâ orada bulunduğu Küba idi. Pey*gamber Cs.a.v.) rehbere: «Bizi Kuba´daki Beni Amr´a gö*tür, şehre ***ürme» dedi. Vadinin en kalabalık yerleşim merkezi bu adla (şehir) tanınırdı. O zamandan sonra bu şehir tüm Arabistan´da ve her yerde el-Medina, Medine olarak anılmaya başlandı.

Günlerce önce, Mekke´de Peygamber (s.a.v.)´in kaybol*duğu ve onu bulana verilecek ödülün haberi vahaya ulaş*mıştı. Kübalılar, onun gelme vakti geciktiği için her gün bekliyorlardı. Bu yüzden her sabah, namazdan sonra Beni Amir´den birkaç adam, başka kabilelerden adamlarla ve Mekke´den hicret eden fakat henüz Medine´ye girmemiş olan muhacirlerden bir kısmıyla yola çıkıyor ve onu arı*yorlardı. Tarlaları, hurma bahçelerini geçip kayalık böl*geye varıyorlar ve sıcak bastırana dek yolu gözlüyorlar, daha sonra tekrar evlerine dönüyorlardı. O sabah da git*mişler, fakat dört yolcu kayalıklardan inmeye başladığın*da geri dönmüşlerdi. Artık gözler bekleyişle o yöne bak*mıyordu; fakat Peygamber (s.a.v.) ve Ebu Bekir (r.)´in ye*ni, beyaz elbiseleri, arkadaki mavimsi kaya zemininde da*ha da belirginleşerek, güneşten parlıyordu. O sırada evi*nin çatısında olan bir yahudi onları gördü. Onların kim olduğunu hemen anladı, çünkü Kuba´lı yahudiler, komşu*larının neden her sabah şehrin dışına çıkıp birşeyler araş*tırdığım sormuşlar ve nedenini öğrenmişlerdi. Bu yüzden yüksek sesle bağırdı: «Kayle´nin oğulları, o geldi, o geldi!» Çağrıyı duyan çocuk, kadın ve adamlar evlerinden fırla*dılar. Bir kez daha yeşillikten geçip kayalığa doğru gitti ler. Fakat fazla ilerlemelerine gerek yoktu. Çünkü o za*mana kadar yolcular ilk hurma bahçesinin yanma ulaş- . O, her yönüyle coşku dolu bir öğlendi. Peygamber (silv.) onlara şöyle hitap etti* «Ey insanlar, birbirinizi ba nşla selamlayın, açları doyurun; akrabalık bağlarına saygı gösterin, herkes uyurken namaz kılın. Böylece selam için*de Cennet´e gireceksiniz»[2]

Peygamber (s.a.v.)´tn daha önce Hamza (r.) ve Zeyd (r,)´i de misafir eden yaşlı bir Küba´iı olan Gülsüm´ün evin*de kalmasına karar verildi. Gülsüm´ün kabilesi olan Beni Aznr, Evs´üî bir koluna mensubtu. Bu yüzden, iki Yesrib´li kabilenin de misafirperverliği paylaşması için Ebu Bekir, Medine´ye biraz daha yakın olan Sunh köyündeki bir Haz-reçli de kaldı. Bir veya iki gün sonra AH (rJ, Mekke´den geldi ve Peygamber (s.a.v.)´in kaldığı evde misafir oldu Emanet edilen mallan sahiplerine geri vermesi üç gününü almıştı.

Peygamber (s.a.v.)´i selamlamaya pek çok kişi geliyor*du. Bunların arasında iyi niyetten değil meraktan geler Medine´li yahudüer de vardı. Fakat üçüncü veya ikinci ak*şam, görünüşü diğerlerinden, farklı olan ve ne araba ne de yahudiye benzemeyen bir adam geldi. Adı Selman olan bu adam, İsfahan´a yakın Ceyy köyünden, Iran´h ateşe ta*pan bir ailenin çocuğuydu, fakat çok gençken hıristiyan ol*muş ve Suriye´ye gitmişti. Orada bir aziz rahibe bağlan*mıştı: bu rahip ölüm döşeğinde ona kendisi gibi yaşlı fa*kat çok iyi bir adam olan Musul rahibine gitmesini söyle*mişti. Selman Irak´ın kuzeyine doğru yola koyulmuştu. Bu onun için bir dizi yaşlı hıristiyan rahibe bağlanmanın baş*langıcını oluşturuyordu. Bu rahiplerin sonuncusu, yine ölüm döşeğinde ona bir peygamberin gelmek üzere oldu-ğuûü söylemişti; -O, İbrahim´in dini ile gönderilecek ve Arabistan´da ortaya çıkacak, kendi yurdundan hicret edip iki kaya yığını arasındaki hurma ağaçlarıyla dolu ülkeye gidecek. Onun belirtileri şunlardır: Hediye kabul edece!; fakat sadaka olarak verileni almayacak; ve iki kürek ke*miği arasında Peygamberlik mührü olacaktır». Selman. peygamber (s.a.v.) ´in memleketine gitmeye karar vermiş ve Kalk kabilesinden tüccarlara, kendisini Arabistan´a ***ür*meleri için ödemede bulunmuştu. Fakat Kızıl Deniz´in ku*zeyindeki Akabe Körfezi´nin yakınında yer alan Vadi´I-Ku-ra´ya geldiklerinde tüccarlar onu bir yahudiye köle ola*rak satmışlardı. O, Vadi´l-Kura´daki hurma ağaçlarını gö*rünce beklediği yerin burası olduğunu zannetmişti, fakat yine de şüphe içindeydi. Kısa bir süre sonra yahudi onu, Medine´deki Beni Kurayza kabilesinden olan kuzenine sat*mıştı. Selman, Medine´yi görür görmez, Peygamber (s.a.v.) ´-in hicret edeceği yerin burası olduğunu anlamıştı.

Selman´m yeni sahibinin Küba´da da bir kuzeni vardı; ve Peygamber (s.a.v.)´in vardığı haberini bu yahudi Me*dine´ye getirmişti. Yahudi kuzenini bir hurma ağacının al*tında oturur buldu, ağacın üstünde çalışan Selman ada*mın şöyle dediğini duydv : «Allah Kayle oğullarının be*lâsını versin! Onlar şimcıi de Küba´da Mekke´den gelen bir adamın etrafında toplandılar. Onun bir Peygamber ol*duğuna inanıyorlar». Bu son sözler, Selman´ın ümitlerinin gerçekleştiğini gösteriyordu. Selman o kadar heyecanlan*mıştı ki bütün vücudu titriyordu. Ağaçtan düşeceğinden korktu ve aşağı indi; yahudiye peygamberle ilgili sorular sormaya başladı. Fakat sahibi ona kızdı ve ağaca çıkıp ça*lışmasını emretti. Selman o akşam yanma biriktirdiği bir parça yiyeceği alarak kaçtı ve Küba´ya gitti. Peygamber (s,a.v.) eski ve yeni sahabeleriyle oturuyordu. Selman, onun Peygamber (s.a.v.) olduğundan emindi, fakat bununla bir*likte yaklaştı ve elindeki yiyeceği bir sadaka olarak ver*diğini söyleyerek onlara uzattı. Peygamber (s.a.v.) arka*daşlarına yemelerim söyledi, fakat kendisi yemedi. Selman bir gün Peygamberlik mührünü görmeyi ümit ediyordu, fakat şimdilik Peygamber (s.a.v.) ´i görmek ve söyledikleri*ni duymak yeterliydi. Medine´ye sevinç ve şükür içinde döndü.





--------------------------------------------------------------------------------

[1] A. H. V, 320. 174



[2] I. S. I/l, 159.



ISRA isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   ISRA nickli üyeye özel mesaj gönderin ISRA tarafından gönderilen bütün mesajları bul Alıntı ile Cevapla
Cevapla
Tags:

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
hicret ttemizsoy İslam Tarihi 0 05-06-2008 01:14
Hicret ttemizsoy G'den-H'ye 0 22-05-2008 21:15
Hicret ISRA İslam Kültürü 0 01-05-2008 21:04
Hicret ISRA İslam Tarihi 0 01-05-2008 16:07



Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı


Saat 19:06.

Forum Saati + 2 Olarak Ayarlanmıştır.

Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.

www.ilimhazinem.com

627 631 632 634 635 636 638 639 642 643 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 681 682 683 685 686 688 689 699 700 701 702 703 704 705 712 717 718 719 720 721 722 724 725 726 727 728 729 730 731 732 734 735 736 737 738 739 740 742 743 744 745 746 753 758 760 761 762 763 765 766 767 768 769 770 771 772 773 774 775 776 777 778 787 788 789 790 791 792 793 795 796 797 800 801 802 803 805 806 808 809 810 811 814 818 819 820 821 822 824 825 826 827 832 833 836 837 838 839 840 841 842 844 845 846 850 851 854 855 856 857 858 859 860 861 862 863 864 865 866 867 871 872 873 874 875 876 877 878 879 880 881 882 883 884 885 886 887 888 889 893 894 895 896 897 898 899 900 901 902 906 908 909 912 913 914 915 916 917 918 919 920 921 922 924 925 926 927 928 929 930 931 932 933 934 935 936 937 938 939 940 941 942 944 945 947 949 952 953 954 955 958 967 970 971 973 980 981 984 987 988 989 990 991 992 993 994 995 999 1000 1001 1002 1003 1004 1005 1006 1007 1008 1009 1010 1011 1013 1014 1015 1016 1017 1018 1019 1020 1021 1022 1023 1024 1025 1026 1027 1028 1029 1030 1031 1032 1033 1034 1035 1036 1037 1038 1039 1040 1041 1042 1043 1044 1045 1046 1047 1048 1049 1050 1051 1052 1053 1054 1056 1057 1058 1059 1060 1061 1062 1063 1064 1065 1066 1067 1068 1069 1070 1071 1072 1073 1074 1075 1076 1077 1078 1079 1080 1081 1082 1083 1084 1085 1086 1087 1088 1089 1090 1091 1092 1093 1094 1095 1096 1097 1098 1099 1100 1101 1102 1103 1104 1105 1106 1107 1108 1109 1110 1111 1113 1114 1115 1116 1117 1118 1119 1120 1121 1124 1125 1128 1129 1130 1131 1135 1136 1137 1138 1139 1140 1141 1142 1143 1144 1145 1146 1147 1148 1149 1150 1151 1152 1153 1154 1155 1156 1157 1158 1159 1160 1161 1162 1163 1164