İLİMHAZİNEM Hepimize Yeter


Geri git   İLİMHAZİNEM Hepimize Yeter > PEYGAMBERİMİZ (S.A.V.)'İN SÜNNETİ,ÖRNEK HAYATI VE HADİS-İ ŞERİFLERİ > Siyer-i Nebi (S.A.V)

Kayıt ol Arama Bugünün Mesajları Forumları Okundu Kabul Et

Hayber´den Sonra

Görüntülemeler : 16  √  Cevap Sayısı : 0

Görüntüleyenler Üyeler:   √ Misafir:1

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 21-05-2008, 19:43   #1
ISRA
 
Avatar Yok
 
Bilgileriniz
 
Üyelik tarihi: 09-01-2008
Bulunduğu yer: Bir Garip Yolcu
Yaş: 32
Mesajlar: 4.194
Rep Gücü: 124
ISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond repute
Teşekkürler
Teşekkür Sayısı: 218
387 Mesajda 553 Teşekkür Aldı
Bayrak Hayber´den Sonra

Hayber´den Sonra





Hayber´in fethinden sonra biri Ali (r.), diğeri Ebu Be*kir (r.) yönetimindeki nisbeten küçük iki ordu, Yemen´e giden yolu kapatan iki düşman Havazin kabilesi üzerine yürüdü. Hayber´den sonra düzenlenmiş küçük çapta top*lam altı seferden ikisi bı alardı. Diğer ikisi doğuda ve ku*zeydeki Gatafan kabileljri, geri kalan iki sefer de şimdi Peygamber´e ait olan Fedek Oyası´na yakın bir yerde yer*leşik olan Beni Mürre üzerine yapıldı. Fedek yahudileri Medine´den, bedevilere karşı yardım ve koruma istemiş*lerdi. Bu çapulcuların sayısı Medine´de tam tahmin edile*mediği için otuz kişilik bir grup gönderildi. Fakat düşman umulandan fazla idi ve otuz kişinin hemen hemen hepsi öldürüldü. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v.) gecikmeksi*zin ikiyüz kişilik bir ordu gönderdi. Düşman çok adam kaybederek kaçmalr zorunda kaldı. Develerin ve koyunla*rın yanısıra birkaç da esir ele geçirildi. Onyedi yaşında olan Üsame (r.) de bu sefere katılmıştı. Hendek´te de or*duyla birlikteydi, fakat bu onun tam anlamıyla ilk seferi oluyordu. Çarpışma sıracında Mürre´li bir adam onun çok genç oluşuyla alay etti. Ona haddini bildirmeye kararlı olan Üsame, daha önceden hep birlikte savaş yerinde kal*ma emri verilmiş olmasına rağmen, adamı çölün içlerine kadar izledi. Sonunda onu yakalayıp yaraladı. Bunun üze*rine Mürre´li Lailahe iiallah (Allah´tan başka ilah yoktur) diye bağırdı. Fakat adam şehadet getirmesine rağmen Üsa*me onu öldürdü.

Seferin lideri Galib İbn Abdullah[1] idi, çarpışma bittik*ten sonra liderin ilk sorusu «üsame nerede?» oldu, O ve bütün ordu Resulullah (s.a.v.) ´m Zeyd´in oğlunu ne kadar çok sevdiğini biliyordu. Bu nedenle zafere rağmen ordu çok üzüntülüydü. Üsame (r.) hava karardıktan bir saat sonra geldi. Galib ona sert bir şekilde çıkıştı. «Benimle alay eden bir adamı kovalıyordum» dedi genç, «tam onu yaka*layıp yaraladığımda da La ilahe illallah dedi.» Galib: «Sen de bunun üzerine kılıcını kınına koydun değil mi?» dedi. -Hayır, dedi Üsame CrJ, ancak ona ölüm şerbetini içirdikten sonra koydum». Bunun üzerine bütün kamptakiler onu kötüleyen laflar söylediler. Üsame (r.) utanç içinde başı*nı elleri arasına aldı. Eve dönerken hiçbir´ şey yiyecek gü*cü de kendinde bulamadı. Mü´min bir adamın kâfiri tam öldüreceği sırada Müslüman olduğunu açıklaması ile ilgi*li meydana gelen birkaç olay nedeniyle nazil olan âyetleri yaşlılar iyi biliyorlardı. Bu olaylardan birinde silahlan ve zırhı ganimet olarak almak isteyen mü´min, «Sen bir mü´*min değilsin´» deyip karşısındakini öldürmüştü. Üsame (r.)´ nin durumunda dürtü ganimet değil şeref idi, fakat pren*sip aynıydı. Bu konuda inen vahy şöyle diyordu:

«Ey iman edenler, Allah yolunda adım attığınız (savaşa çıktı-ğmtz) zaman, iyice açtkhk kazandırın ve size (İslâm geleneğine göre) selâm verene, dünya hayatının geçiciliğine istekli çıkarak: ´Sen mü´min değilsin´ demeyin. Asıl çok ganimetler, Allah katındadır. Bundan önce siz de böyle İdiniz; Allah size lütufta bulun*du, öyleyse iyice açıkltk kazandırın. Şüphesiz Allah, yapmakta ol*duklarınızdan haberi olandır» (Nisa: 94),

Medine´ye vanr-varmaz Üsame (r.) doğruca Peygam*ber (s.a.v.)´e gitti. Onu sevinçle kucakladıktan sonra Pey*gamber fs.a.vj: Sana seferi anlat» dedi. Bunun üzerine Üsame yola çıkışlarından başlayıp, û adamı öldürdüğü za*mana kadar tüm olanları anlattı. Tam o olayı anlattığı sirada Peygamber (s.a.v.): «Ey Üsöme, O Lailahe illallah de*diği halde öldürdün mü?» diye sordu.´ Üsame: «Ey Allah´ın Rasulü, o sadece öldürülmekten kurtulmak için böyle söy*ledi» diye cevap verdi. «Sen de» dedi Peygamber (s.a.v.), «Onun yalan mı, doğru mu söylediğini anlamak için kalbi*ni açtan!- Üsame: «Lailaheillallah diyen bir kimseyi daha öldürmeyeceğim» dedi. Daha sonraları: «O gün İslam´a gir*miş olmayı isterdim» derdi[2]. Çünkü Resulullah (s.a.v.) dine girildiği anda tüm eski günahların affolunacağını söyle*mişti.

Hayber´den döndükten sonra Peygamber (s.a.v.) do*kuz ay boyunca Medine´de kaldı. Güneye ve kuzeye yapı*lan küçük seferlere rağmen bu aylar barış ve zenginlik do*lu aylardı. Fakat Hicaz´ın bostanından elde edilen, bu zenginlik birçok sorunları da beraberinde getirmişti.

Ömer, (r.) bir gün Peygamber (s.a.v.)´in evine geldi ve yaklaştığında Peygamberin (s.a.v.) huzurunda bağınl-mayacak kadar yüksek sesle bağıran kadın sesleri duydu. Bunun yanısıra kadınlar bir de Kureyş´liydi, yani Muha*cirlerdendi. Bu da Ömer´in onların Mekke´li kadınlara na*zaran daha serbest ve kendine güvenen Medine´li kadın*lardan kötü şeyler öğrendikleri konusundaki görüşünü doğruluyordu. Hepsinin de bildiği gibi Peygamber (s.a.v.) bir ricayı geri çevirmekten nefret ederdi. Bu nedenle Pey*gamber (s.a.v.)´den savaşta kendisine beşte bir olarak dü*şen çeşitli giysileri kendilerine vermesini istiyorlardı. Oda*nın bir köşesini Örten bir perde vardı. Ömer (r.)´İn içeri girme izni isteyen sesi duyulur duyulmaz ses tamamen ke*sildi ve kadınlar o kadar hızla perdenin arkasına saklandı*lar ki Ömer içeri girdiğinde Peygamber (s.a.v.) gülüyordu. Ömer (r.): «Ey Allah´ın Rasulü, Allah tüm hayatını gülme ile doldursun» dedi. Peygamber (s.a.v.h «Biraz Önce be*nimle birlikte olan kadınlar, senin sesini duyunca nasıl da şaşılacak derecede hızla perdenin arkasına gizlendiler» de*di. «Bu benim değil, senin hakkın, benden değil senden korkup saygı duymalılar»´ dedi Ömer. Daha sonra kadın*lara hitap ederek: «Ey kendilerine düşman olanlar, benden korkuyorsunuz da, Allah´ın Rasulünden korkmuyor musu*nuz?» dedi. «Evet Öyle» dediler, «Çünkü sen Resulullah fs. a.vJ´tan daha sert ve kabasın.» Peygamber ts.a.v.): «Bu doğru ey Hattab´zn oğlu» dedi ve sonra şunları ekledi: «Nefsimi kudret elinde tutana yemin olsun ki, eğer Şeytan senin belirli bir yoldan gittiğini farketse, mutlaka o yol*dan başka bir yol seçer.»[3].

Yeni kazanılan servet ve durumun çok rahatlaması Ümmü Eymen (r.)´i bile bir istekte bulunmaya teşvik etti. Uzun süreden beri kendinin olduğunu söyleyebileceği bir deveye ihtiyaç duyuyordu. Bu nedenle Peygamber (s.a.vJ ´e gidip bir binek istedi. Peygamber (s.a.v.} ona ciddi ciddi baktı ve «Seni bir devenin yavrusuna bindireceğim» dedi. Onun yavru deveyi kastettiğini sanarak: «Ey Allah´ın Rasulü, bu bana uygun değil. Ben bunu istemem» dedi. Pey*gamber (s.a.v.) yine: «Seni bir devenin yavrusundan başka birşeye bindiremem» [4]dedi. Bu konuşma Ümmü Eymen (r.)´ İn Peygamber (sa..v.)´in yüzündeki gülümsemeden onun her devenin mutlaka başka bir devenin yavrusu olduğunu demek istediğini ve şaka yaptığını anlayana dek sürdü.

Başka bir gün Ömer (rj, Peygamber (s.a.v.)´i elini yanağına koymuş bir şekilde üzüntülü dururken gördü. «Ey Ömer,» dedi Peygamber (s.a.v.) «Benden sahip olma*dığım şeyleri istiyorlar». Hayber´e giderken bu seferin za*ferle sonuçlanacağını ve Medine´ye zenginlikler getirece*ğini vadederek: «Bu sizin için iyi olmayacak» demişti. Bu söylediği diğerleri kadar kendi ev halkı için de geçerliydi. O zamana kadar Peygamber (s.a.v.) ve ailesi´ son derece sade bir hayat sürüyordu. Aişe, (r.) Hayber´den önce hiç*bir zaman doyuncaya kadar hurma yediğini hatırlamadı*ğını söylerdi. Bakmakla yükümlü oldukları fakir Muhacir*lerin sayısındaki sürekli artış, Peygamber (s.a.v.) hanımIarın sadece ihtiyaçları olan şeyleri istemelerine, bazan onu bile istememelerine neden oluyordu. Verilebilecek olan şeyler dağıtılıyor, verilemeyecek olanlar da satılıp para*sıyla birtakım ihtiyaçlar karşılanıyordu. Fakat Peygamber (s.a.v.) şimdi hanımlarına hediyeler verebiliyordu. Bu da birçok problem doğuruyor ve onların daha fazla istemesi*ne neden oluyordu. Çünkü eşitlik, birine verilen şeyin di*ğerine verilmesini gerektiriyordu.

Aynı zamanda diğer yönlerden de onun hoşgörüsünü kötüye kulanıyorlardı. Birgün Ömer Cr.) bir sebep yüzün*den karısını azarladı, o da karşı cevap verdi. Ömer (r.) onu uyardığında ise karısı Peygamber (s.a.v.)´in hanımlari bile kocalarına karşı cevap verdiklerine göre kendisinin neden vermeyeceğini sordu. Kızlarını kastederek de: «On*lardan biri var ki o, sabahtan akşama kadar utanmak-sızm tüm kafasındakileri söylüyor» diye ekledi. Buna çok üzülen Ömer Cr.) doğruca Hafsa´ya gitti. Hafsa annesinin doğru olduğunu belirtti. Ömer, (r.) kızının kendine olan güvenini sarsmak için: «Sende ne Aişe´nin zerafeti, ne de Zeyneb´in güzelliği var» dedi. Bunun da bir etki uyandır*madığını görünce: «Siz Peygamber Cs.a.v.)´i kızdırdığınız*da, Allah´ın sizi kendi gazabından helak etmeyeceğinden bu kadar emin misiniz?»[5] sözlerini ekledi. Daha sonra ku*zeni Ümmü Seleme´ye gitti ve: «Tüm düşüncelerinizi Al*lah´ın Rasulüne söylediğiniz ve ona saygısızca cevap ver*diğiniz doğru mu?» diye sordu. Ümmü Seleme Cr.) «Allah aşkına sen Allah´ın Easulü İle hanımları arasına nasıl gi*rersin? Evet, Tanrı´ya andolsun, biz ona düşüncelerimizi söylüyoruz. Eğer bizim bu söylediklerimizi çekiyorsa bu kendi bileceği bir şeydir. Eğer bize böyle yapmayı yasaklar*sa biz ona, sana itaatimizden daha fazla itaat ederiz»[6] de*di. Ömer (r.) çok ileri gittiğini ve Ümmü Seleme (r.)´nin sitem etmekte haklı olduğunu anladı. Fakat Peygamber´in (s.a.v,) evinde birşeylerin iyi gitmediğinde şüphe yoktu.

Son günlerdeki bu zenginlik beklenmedik bir olayla daha da arttı. Peygamber Cs.a.v.) ´in Mukavkıs´a gönderdiği İslâm´a çağrı mektubuna Mukavkıs kaçamak bir cevap yazmıştı. Fakat cevapla birlikte Mısır kralı yüz ölçek al*tın, yirmi tane iyi kumaştan elbise, katır, dişi at ve iki kop-tik hristiyan cariye ile birlikte bir de yaşlı harem ağasın*dan oluşan zengin bir hediye göndermişti. Adlan Mariye ve Şirin olan kızlar kardeştiler ve ikisi de güzeldi. Fakat Mariye.daha da güzeldi, Peygamber Cs.a.v.) onun güzelli*ğine hayran oldu. Şirin´i Hassan îbn Sabit (r.)´e verip Ma-riye´yi, Mescide bitişik odası yapılmadan önce Safiye (r.)´-nin oturduğu eve yerleştirdi. Gece ve gündüz onu ziyaret ediyordu. Fakat Peygamber (s.a.v.)´in eşleri o kadar kıs*kançlık gösterdiler ki cariye çok mutsuz oldu. Bu nedenle Peygamber (s.a.v.) onu Yukarı Medine´de bir eve yerleş*tirdi. Aişe (r.) ve diğer eşler ilk başta memnun olmuşlardı, fakat bir süre sonra hiçbir şeyin değişmediğini farkettiler. Çünkü Peygamber (s.a.v.) Mariye CJ´ye yaptığı ziyaretle*ri azaltmamıştı. Hatta yolun uzaklığı nedeniyle diğer eşle*rinden daha uzun süreler ayrı kalıyordu.

Onların hepsi Peygamber´in (s.a.v.) hakkı olan şeyleri ?İbrahim´den ve daha öncesinden beri kabul edilen hak*la, yaptığını biliyorlardı. Safiye fr.) hariç hepsi İbra*him ile cariyesi Hacer´in birleşmesinden meydana gelen soya mensup değiller miydi? Musa´ya indirilen Namus da bu hakkı destekliyordu. Kur´an ise açıkça bir efendinin, kö*lesini, eğer isterse, cariye olarak alabileceğini açıkça bildi*riyordu. Fakat Peygamber´in Cs.a.v.) eşleri onun çok du*yarlı olduğunu da biliyorlardı, şimdi ise onun tüm ev ya*şantısı eşlerinin gizlenmemiş reaksiyonlarıyla sürekli bölü*nüyordu, özellikle Hafsa (r.) o denli ileri gitti ki Peygam*ber fs.a.v.) sonunda bir daha Mariye´yi görmeyeceğine yemin etti. Bu kez Aişe de Hafsa´nın suç ortağı idi.

Yeni nazil olan sûrenin adı, Peygamber (s.a.v.)´in Ma*riye´yi kendisine haram kıldığını belir* için Tanrım Suresi (Tahrim) idi:

«Ey Peygamber, eşlerinin hoşnutluğunu isteyerek Allah´ın sci´ na helâl kıldıklarını niçin haram kılıyorsun?»

Bu şekilde başlayan sure Peygamber´in yeminini çöz*dükten sonra isimlerini anmayarak Aişe ve Hafsa´dan bah*sediyordu:

«Eğer sizler (Peygamberin iki eşi) Allah´a tevbe ederseniz (ne güzel), çünkü kalbleriniz eğrilik gösterdi. Yok eğer ona karşı birbi*rinize destekçi olmağa kalkışırsanız, artık Allah, onun mevlastdır, Cibril de ve mü´mirilerin salih olan(lar) da. Bunların arkasından melekler de onun destekçisidirler.»

Diğer bir âyet tüm eşlerine hitap ediyordu:

«Belki onun Rabbi, eğer o sizi boşayacak olursa ona sizin yerinize sizlerden daha hayırlı Müslüman, mümin, gönülden, itaat eden, tevbe eden, ibadet eden, oruç tutan (ya da Allah adına hicret edip seyahat eden) dut ve bakire eşler, verir.»

Sûre tarihteki iki iyi, iki de kötü kadını anlatarak son bulur:

Allah, küfretmekte olanlara, Nuh´un eşini ve Lut´un eşini ör*nek olarak verdi, ikisi de, kullarımızdan salih olan İki kulumuzun nikâhları altındaydı; ancak onlara ihanet ettiler. Bundan dolayı da, onlara (kocaları) kendilerine Allah´tan gelen hiçbir şeyle yarar sağ*lamadılar, ikisine de: «Ateşe diğer girenlerle birlikte girin» dene*di.»

«Allah, iman etmekte olanlara da Firavunun karısını örnek olarak verdi. Hani demişti ki: «Rabbim, bana kendi katında, cen*nette bir ev yap, beni Firavun´dan ve onun yaptıklarından kurtar ve beni o zalimler topluluğundan da kurtar.» Imran´ın kızt Mer*yem´i de. Ki o kendi ırzım korumuştu. Böylece biz de ona kendi ruhumuzdan üfledik. O da Rabbİnin kelimelerini ve kitaplarım tas*dik etti. O (Rabbine) gönülden bağlı olanlardandı».

Peygamber (s.a.v.) bu sûreyi eşlerine okuduktan son*ra, üzerinde düşünmeleri için onlan yalnız bıraktı ve onların odalarından başka sahip olduğu tek oda olan üstü kapalı bir sundurmaya çekildi. Tüm Medine´ye onun eşle*rini boşadığı haberleri yayıldı. Bu haber o gece Ömer (a.) ´-in kulağına da gitti. Şafakta her zaman olduğu gibi mes-cid´e gitti. Fakat namazdan sonra Ömer, tam Peygamber (s.a.v.)´e sesleneceği şurada o köşesine çekildi. Ömer Haf-sa´ya gitti ve onu gözyaşları içinde buldu. Ona: «Niçin ağ*lıyorsun?» dedi ve cevap vermesine fırsat bırakmadan «Sa*na bunun böyle olacağını söylememiş iniydim? Allah´ın Rasulü sizi boşadı mı?» diye sordu. «Bilmiyorum» dedi Haf-sa (r.), «Fakat o orada sundurmada duruyor.» Sundurma*nın girişi mescidin içindeydi. Ömer (r.) o tarafa doğru yö*neldi. Minberin etrafında bir grup adam toplanmış oturu*yordu. Bazıları ağlıyordu. Ömer bir süre onlarla birlikte oturdu. Fakat duyguları artık dayanamayacak hale gelince, kapısında Pepgamber (s.a.v.)´in siyah kölesinin bulunduğu sundurmaya giti. Çocuğa: «Ömer için içeri girme izni iste» dedi. Çocuk içeri girdi ve bir dakika sonra çıkıp: «Ona se*ni söyledik, fakat O hiç bir şey söylemedi» dedi. Ömer (r.) oturduğu yere geri döndü. Sonra tekrar gitti ve içeri girme izni istedi, fakat çocuk yine aynı cevabı verdi. Üçüncü kez de aynı şey oldu; fakat Ömer tam gitmek için geri dönmüştü ki çocuk, Peygamber´in ona izin verdiğini söyledi. Ömer, içeri girdi ve onu bir hasırın üstünde yatar buldu. Arkası*na uzandığı hasırın izleri çıkmıştı. Hurma lifi ile doldurul*muş deri bir yastığa dayanıyordu. Önüne bakıyordu. Ömer (r.) içeri girdiğinde ona bakmadı. «Ey Allah´ın Rasulü,» de di Ömer «eşlerini boşadm mı?» Peygamber (s.a.v.) gözle*rini kaldırdı ve Ömer´in gözlerine bakarak. -Hayır, boşa-madım» dedi. Ömer (r.) tüm yakın evlerden duyulabilecek şekilde Allahü Ekber dîye bağırdı. Ümmü Seleme daha sonraları şöyle anlatıyor: «Sürekli ağlıyordum. Birisi bana gelip: «Allah´ın Rasulü sizi boşadı mı?» diye sorduğunda, ´vallahi bilmiyorum´ diyordum. Bu durum Ömer, Peygam*ber (s.a.v.)´e gidinceye kadar devam etti. Hepimiz odaları*mızda İken onun tekbirini duyduk ve Allah´ın Rasulü (s. a.v.)´nün Amir (r.)´in sorusuna -Hayır» cevabım verdiğini anladık» Gerçekte herkesin kafasında aynı soru vardı, fakat Ömer, kızı Resulullahla evli olduğu için bu durumla daha yakından ilgilenmişti.

« Orada ayakta durdum vp Resulullah´ın ne durumda olduğunu anlamaya çalıştım» dedi Ömer, «Daha sonra: Biz Kureyş´liler, eskiden eşlerimiz üzerinde hakimdik, fa*kat Medine´ye geldiğimizde hanımların kocalarına ha*kim olduğu bir toplulukla karşılaştık dedim.» Ömer bu söz*lerinden sonra Resulullah (s.a.v.)´m önceden Hafsa (r.)´-ya uyarı amacıyla söylediği şeyleri anlattı. Peygamber (s, a.v.) yine gülümsedi. Bundan cesaret alan Ömer yere otur*du. Odanın çıplaklığına bir kez daha şaşırdı yerde bir ha*sır, üç tane de deri yastık vardı; başka hiçbir şey yoktu. Bu nedenle Peygamber (s.a.v.î´e biraz daha lüks yaşamı*nı önererek Yunan´hları ve tran´hları Örnek gösterdi. Fa*kat Resulullah (s.a.v.) onun sözünü keserek: «Ey Hattab´ın oğlu, şüphe mi duyuyorsun? İyi şeyler onlara bu dünya için verilmiştir» dedi.

Henüz yeni bir aya girmişlerdi. Peygamber (s.a,v.) bu ay geçene kadar hanımlarından hiç birini görmek isteme diğini ilân etti. O ay geçince ilk önce Aişe (r.)´nin odasına gitti. Onu görünce çok şaşıran ve sevinen. Aişe: (r.) «Tam yirmidokuz gece» dedi. Peygamber (s.a.v.): «Nereden bili*yorsun?» diye sordu O da: «Günleri sayıyordum nasıl saydım bir bilsen!» dedi. Peygamber (s.a.v.): «Fakat bu ay yirmidokuz* çekiyordu» dedi. Aişe (r.), ay takvimine göre bir ayın bazen otuz yerine sadece yirmidokuz çektiğini unutmuştu. Peygamber (s.a.v.) daha sonra ona kendisine gelen yeni vahiyden ve ona önereceği iki seçenekten bah*setti. Ona bu meselede danışmak için babasını çağırmak isteyip istemediğini sordu. «Hayır» dedi Aişe tr.) «Sana karşı bana kimse yardım edemez. Ey Allah´ın Rasulü, ne olduğunu çabuk söyle.» Peygamber (s,a,v.) «Allah senin Önüne iki seçenek koydu» dedi ve şu âyeti okudu:

«Ey Peygamber, eşlerine söyle: ´Eğer siz dünya hayatını ve onun süstü çekiciliğini istiyorsanız, gelin sizi yararlandırayım (size boşanma bedelini vereyim) ve güzel bir salma tarztyla sizi salıve*reyim. Eğer siz Allah´ı ve Rasütü´nü ve akiret yurdunu istiyorsa*nız .arttk hiç şüphe yok Allah, içinizden güzellikte bulunanlar için büyük bir ecir (mükâfat) hazırlamıştır.» (Ahzab: 28-29.

Aişe (r.): «Şüphesiz ben Allah´ı, Rasulü´nü ve ahiret yurdunu istiyorum» dedi. Peygamber (s.a.v.)´in bütün eş*leri de aynı şeyleri söylediler ve onu seçtiler.







--------------------------------------------------------------------------------

[1] Kinans kabilesinin Beni Leys kolundan.

[2] W. 725

[3] B. LXII, 6.

[4] I. S VIII. 163.



[5] î. S. VIII, 131.

[6] I. S. VIII, 137.



ISRA isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   ISRA nickli üyeye özel mesaj gönderin ISRA tarafından gönderilen bütün mesajları bul Alıntı ile Cevapla
Cevapla
Tags: ,

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
16- Bab: Güneş Meyl Ettikten Sonra Yola Çıktığı Zaman Öğle Namazını Kılar, Sonra Bine aşküma Namazın Kısaltılması Babları 0 02-05-2009 04:47
33- İkindiden Sonra ve Bir de Sabah Namazından Sonra Müstesna: Namaz Kılmayı Kerih Gö aşküma Namaz Vakitleri 0 02-05-2009 02:25
Dursun Ali ERZİNCANLI '' hayber fırtınası ''full albümü ANKEBUT İlahi Ve Ezgiler 1 14-03-2009 15:06
Hayber ISRA Siyer-i Nebi (S.A.V) 0 21-05-2008 19:42
Hayber Gavzesi ISRA İslam Tarihi 0 01-05-2008 16:09



Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı


Saat 11:58.

Forum Saati + 2 Olarak Ayarlanmıştır.

Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.

www.ilimhazinem.com

627 631 632 634 635 636 638 639 642 643 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 681 682 683 685 686 688 689 699 700 701 702 703 704 705 712 717 718 719 720 721 722 724 725 726 727 728 729 730 731 732 734 735 736 737 738 739 740 742 743 744 745 746 753 758 760 761 762 763 765 766 767 768 769 770 771 772 773 774 775 776 777 778 787 788 789 790 791 792 793 795 796 797 800 801 802 803 805 806 808 809 810 811 814 818 819 820 821 822 824 825 826 827 832 833 836 837 838 839 840 841 842 844 845 846 850 851 854 855 856 857 858 859 860 861 862 863 864 865 866 867 871 872 873 874 875 876 877 878 879 880 881 882 883 884 885 886 887 888 889 893 894 895 896 897 898 899 900 901 902 906 908 909 912 913 914 915 916 917 918 919 920 921 922 924 925 926 927 928 929 930 931 932 933 934 935 936 937 938 939 940 941 942 944 945 947 949 952 953 954 955 958 967 970 971 973 980 981 984 987 988 989 990 991 992 993 994 995 999 1000 1001 1002 1003 1004 1005 1006 1007 1008 1009 1010 1011 1013 1014 1015 1016 1017 1018 1019 1020 1021 1022 1023 1024 1025 1026 1027 1028 1029 1030 1031 1032 1033 1034 1035 1036 1037 1038 1039 1040 1041 1042 1043 1044 1045 1046 1047 1048 1049 1050 1051 1052 1053 1054 1056 1057 1058 1059 1060 1061 1062 1063 1064 1065 1066 1067 1068 1069 1070 1071 1072 1073 1074 1075 1076 1077 1078 1079 1080 1081 1082 1083 1084 1085 1086 1087 1088 1089 1090 1091 1092 1093 1094 1095 1096 1097 1098 1099 1100 1101 1102 1103 1104 1105 1106 1107 1108 1109 1110 1111 1113 1114 1115 1116 1117 1118 1119 1120 1121 1124 1125 1128 1129 1130 1131 1135 1136 1137 1138 1139 1140 1141 1142 1143 1144 1145 1146 1147 1148 1149 1150 1151 1152 1153 1154 1155 1156 1157 1158 1159 1160 1161 1162 1163 1164