İLİMHAZİNEM Hepimize Yeter


Geri git   İLİMHAZİNEM Hepimize Yeter > PEYGAMBERİMİZ (S.A.V.)'İN SÜNNETİ,ÖRNEK HAYATI VE HADİS-İ ŞERİFLERİ > Siyer-i Nebi (S.A.V)

Kayıt ol Arama Bugünün Mesajları Forumları Okundu Kabul Et

Habeşiştan

Görüntülemeler : 14  √  Cevap Sayısı : 0

Görüntüleyenler Üyeler:   √ Misafir:1

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 20-05-2008, 20:50   #1
ISRA
 
Avatar Yok
 
Bilgileriniz
 
Üyelik tarihi: 09-01-2008
Bulunduğu yer: Bir Garip Yolcu
Yaş: 32
Mesajlar: 4.194
Rep Gücü: 124
ISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond repute
Teşekkürler
Teşekkür Sayısı: 218
387 Mesajda 553 Teşekkür Aldı
Bayrak Habeşiştan

Habeşiştan





Muhacirler Habeşistan´da iyi karşılandılar Ve ibadet*lerinde serbest bırakıldılar. Yanlarına aldıkları küçük ço*cukları saymazsak toplam seksen kişiydiler; fakat hepsi aynı zamanda hicret etmedi Mekke´den ayrılma şekilleri gizli ve küçük guruplar halinde olmak üzere planlanmışta. Eğer aileleri onların hicret ettiğini bilselerdi onları engel*leyebilirlerdi. Fakat hicret o kadar gizli bir şekilde yapıl*dı ki hiç kimse tüm muhacirler Habeşistan´a ulaşıncaya dek birsey anlamadı. Olayın farkına vardıklarında, Ku-reyş liderleri onları kendi kontrollerinden uzakta, barış içinde bırakıp yeni ihtidaların (İslam´a girenler) olması*na yardım etmemeleri gerektiğine karar verdiler. Bu ne*denle hemen yeni bir plan yaptılar ve Habeşistan´lılann en çok hoşuna giden şeylerden hediye etmek üzere topla*dılar. Onların herşeyden çok deri eşyalara değer verdikle*rini duymuşlardı, bu yüzden Necaşi´nin bütün generalle*rine yetecek kadar çok sayıda deri hazırladılar. Necaşi´nin kendisi için hazırlanan zengin hediyeler de vardı, Daha sonra aralarında elçi olmak üzere iki adam seçtiler, bun*lardan biri Sehm kabilesinden Amr İbn El-As idi. Kureyş-liler elçilere ne yapmaları gerektiğini bir bir anlattılar: generallerin hepsine teker teker gidecek, hediyelerini ve*rip şöyle diyeceklerdi: «Halkımızdan bir grup deli erkek ve kadın bu krallığa sığındılar. Kendi dinlerini terkettiler, sizin dininize de girmediler, fakat ne sizin ne de bizim .hiç

duymadığımız yeni bir din ortaya koydular. Halkımızın soyluları bizi kralınıza gönderdi ve onları bize teslim et*mesini istiyorlar. Bu nedenle kralınıza bu konuyu açtığı*mızda bizi destekleyin, onları bize teslim etmesini ve on*larla hiç konuşmamasını tavsiye edin. Çünkü onlarla ilgi*li en İyi karart kendi halkı verir». Generallerin hepsi bu konuda söz verdiler, iki elçi de Necasi´ye hediyeleri ***ür*meyi üzerine aldı-, ve oraya gidip muhacirleri kendilerine teslim etmesi gerektiğini ve generallere söylediklerini tek*rarladılar. Konuşmalarının sonunda da söyle dediler: -Hal, kının soyluları, onların amcaları, babalan ve akrabaları onların kendilerine teslim edilmesi için yalvarıyor». Gene*raller de oradaydı ve tek ses halinde Necasi´ye sığınanla*rın bu adamlara teslim edilmesi gerektiğini, çünkü onlarla ilgili en iyi karan kendi akrabalarının verebileceğini söy*lediler. Fakat Necasi memnun olmamıştı: «Hayır, Tanrıya andolsun; benim korumam altına sığman. Ülkemi yurt edi*nen ve herkese rağmen beni seçen bu adamları teslim et*meyeceğim! Onlarla konuşmadan ve bu adamların söyle*diklerinin doğru olup olmadığını öğrenmeden onları bı*rakmayacağım. Eğer bu adamlar doğru söylüyorsa onla*rı teslim edeceğim, kendi adamları onlarla ilgilensin. Fa*kat eğer bunlar doğru değilse, onlar benim korumamı is*tedikleri sürece onları koruyacağım» dedi.

Daha sonra Peygamber (s.a.v.)´in arkadaşlarına haber gönderdi ve kutsal kitaplarıyla gelen rahiplerini topladı. Amr ve yanındaki diğer elçi Necaşi ile, sığınanların gö*rüşmesini engellemeye çalışıyorlardı, çünkü bu karşılaşma geç anlaşılsa da onların aleyhineydi. Elçiler, Habeşistan*lıların kendilerine ticari ve politik sebeplerle hoşgörü gös*termelerine rağmen, putperest oldukları için küçük gör*düklerinin ve aralarında büyük bir engelin olduğunun far*kında değillerdi. Habeşlilerin çoğu samimi Hristlyanlardi; hepsi vaftiz edilmişlerdi, hepsi bir tek Allah´a inanıyor ve damarlarında kutsal şarap ve ekmek ayininde yedikleri*nin kanını taşıyorlardı. Bu nedenle onlar, kutsal ve put*perest arasındaki ayırıma karşı duyarlıydılar ve Amr gibi bir adamın, putperestliğin kiri ile kirlenmiş olduğunun far kındaydılar. Bu yüzden, znü´minler Necaşi´nin taht odası*nı doldurduğunda, onlardaki kutsal samimiyet ve engin*liğin farkına vararak şaşırdılar -en çok da Necaşi, bu du*rum karşısında etkilendi-. Gelenlerin, Kureyşlilerden çok kendilerine benzediğini gördüklerinde, rahiplerin arasın*dan hayret belirten mırıltılar yükseldi. Bu benzerlik ve en*gin görünüşün yanısıra mü´minlerin çoğunluğunu gençler oluşturuyordu; hepsinde de, güzel davranışlarının bir be*lirtisi olan doğal bir güzellik vardı.

Muhacirlerin hepsi zorunlu kaldıkları için hicret et*memişti. Osman´ın (r.) ailesi onunla uğraşmaktan vaz*geçmişti, fakat yine de Peygamber (s.a.v.), onun gitmesi*ne ve Rukiye´yi de beraberinde ***ürmesine izin verdi. On*ların varlığı muhacirler topluluğuna bir güç kaynağı olu*yordu. Onlara güç veren diğer bir çift de Cafer ve karısı Esma idi. Ebu Talib oğlu ve gelinini saldırılardan koru*yordu, fakat muhacirlerin güzel konuşan bir adama,ihti*yaçları vardı, Cafer de, akıcı konuşurdu. Kişiliği bakımın*dan da çok etkileyiciydi. Peygamber (s.a.v.) ona bir kere*sinde: «Görünüşün ve karakterin bana benziyor[1]» demiş*ti. Muhacirlere başkanlık yapması için Cafer´i (r.) görev*lendirmişti; akü ve etkileyicilikte onu, Abdu´d-Dar sülale*sinden, daha sonra Peygamberin (s.a.v.) çok önemli bir gö*rev vereceği genç bir adam olan Mus´ab izliyordu. Bun*lardan başka göç edenler -arasında Şemmas adırida, annesi Utbe´nin kardeşi olan bir Manzum´lu genç de dikkati çe*kiyordu. «Papazlara gönüllü yardım eden» anlamındaki is. mi ona şu nedenle verilmişti: Bir keresinde Mekke´ye pa*pazlara yardım edecek olan genç ve yakışıklı bir Hristiyan gelmişti. Güzelliğiyle genel bir beğeni kazanmış*tı. Bunun üzerine Ut be «Size bundan daha güzel bir Şem*mas getireceğim» diyerek, kız kardeşinin oğlunu onlara göstermiş, o günden sonra da çocuğun adı Şemmas kalmış*tı. Safiyyenin oğlu Zübeyr ve Peygamberin (s.a.v.) kuzen-

terinden birkaçı daha muhacirler arasındaydı; Erva´nın oğlu Tulayb; Umeyme´nln iki oğlu Abdullah İbn Cahş ve Ümeyye sülalesinden karısı Ününü Habibe ile beraber olan Ubeydullah, eşleriyle birlikte Berre´nin iki oğlu: Ebu Sele*me ve Ebu Sabra. Bu ilk hicretle ilgili anlatılanların ço*ğu Ümmü Seleme´den aktarılmıştır.

Hepsi toplandığında Necaşi onlara şöyle dedi; «Ne bi*zim dinimize, ne de çevre ülkelerden birinin dinine uyma*dığınıza göre sizi kendi halkınızdan ayrılmaya zorlayan bu din nedir?» Cafer ona cevap verdi: «Ey kral, biz ce*halet içinde yüzen, putlara tapan, kutsanmamış etleri yi*yen, kötülük yapan ve güçlünün zayıfı ezdiği bir toplu*luktuk. Biz, Allah bize kendi aramızdan, soyunu bildiğimiz güvenilir bir elçi gönderene dek bu hal üzereydik. O bizi Allah´a çağırdı, O´nun birliğine inanmamız ve yalnızca ona ibadet etmemiz gerektiğini, bizim ve babalarımızın taptığı taş ve putlara tapmamamız gerektiğini öğretti. Bize doğ*ru söylemeyi, verdiğimiz sözü tutmayı, akrabalık bağları*na ve komşu haklarına saygı göstermeyi, kötülüklerden ve kan dökmekten sakınmayı emretti. Biz bir tek Allah´a ina*nıyor, O´na ortak koşmuyoruz, O´nun yasakladıklarını ha*ram, serbest bıraktıklarını helal kabul ediyoruz. Bu yüz*den halicimiz bize karşı çıktı ve bizi dinimizden döndür*meye, tek Allah´a ibadeti bırakıp putlara tapmaya zorla-di. Sizi diğerlerine tercih edip, bu ülkeye sığınmamızın se*bebi bu; sizin korunmanız altında olmaktan memnunuz ve umuyoruz ki sizin yanınızda bize adaletsizlik yapılamaz».

Saray tercümanları söylenenleri Necaşi´ye aktardılar. Necaşi daha sonra kendisine Peygamberin (s.a.v.) getir*diği vahiyden bir bölüm okumalarını istedi. Bunun üzeri*ne Cafer, Mekke´den ayrılmalarından kısa bir süre önce nazil olan Meryem Sûresinden bir bölüm okudu;

«Kitap´ta Meryem´i zikret, Ham O, ailesinden kopup doğu ta*rafında bir yere çekilmişti. Sonra onlardan yana (kendini gizleyen) htr perde çekmişti. Böylece ona ruhumuz (Cibril´i) göndermiştik. O da, düzgün bir beşer ktnda görünmüştü. Demişti ki: «Gerçekten ben, senden Rahman (olan Allah)´a sığınırım. Eğer takva so-hibiysen (bana yaklaşma).» Demişti ki: «Ben, yalnızca Rabbinden (gelen) bir elçiyim; sana tertemiz bvt erkek çocuk armağan etmek için (buradayım).» O: «Benim nasıl bir erkek çocuğum, otalfÜir? Ba*na hiç bir beşer dokunmamtşken ve ben azgın utanmaz (bâr kadm) değilken» dedi. «işte böyle» dedi, «Rabbin, dedi ki: Bu benim için kolaydır. Onu insanlara bir âyet ve bizden bir rahmet kılmak için (bu çocuk olacaktır)» Ve iş de olup bitmişti.» (Meryem: 121.

Bu âyetleri dinlerken Necaşi de, rahipler de ağladılar, anlamları tercüme edildiğinde tekrar ağladılar ve Necaşi şöyle dedû «Bu, İsa´nın getirdiği ile aynı kaynaktan geliyor» Ve Kureyş´li elcilere dönerek: «Gidebilirsiniz, çünkü Tan-rı´ya andolsunki, onları size teslim ötmeyeceğim; onlara ihanet edilmeyecek» dedi.

Fakat kralın huzurundan ayrıldıklarında Amr arkadaş*larına: «Yarın onlara, aralarında gelişen bu iyi ilişkileri bozacak bir şey söyleyeceğim. Onların Meryem oğlu İsa´ya kul (köle) dediklerini söyleyeceğim» dedi. Ve ertesi sabah Necaşi´ye giderek: «Ey kral, onlar Meryem oğlu Isa hak*kında büyük bir yalan uyduruyorlar, onları çağır ve Isa hakkında ne düşündüklerini sor» dedi Bunun üzerine Ne*caşi, mü´minlere haber gönderdi ve İsa hakkında ne bil*diklerini sordu, mü´minler, bunu duyunca tedirgin oldu*lar. Çünkü, bu konuda fazla bilgileri yoktu. Hepsi bir ara*ya gelip, bu soru sorulduğunda ne cevap vereceklerini tar*tıştılar. Oysa onlar Allah´ın bildirdiklerinden hasframm söyleyemeyeceklerini biliyorlardı. Kralın huzuruna geldik*lerinde Necaşi onlara: «Meryemoglu İsa hakkında ne di*yorsunuz» diye sordu. Cafer (r.) cevap verdi: «Biz onun hakkında ancak Peygamberimizin getirdiğini biliriz ve O´nun, Allah´ın kulu, Rasulü, O´nun ruhu ve bakire Mer*yem´e indirdiği kelimesi olduğuna inanırız.» Necaşi yar*den dit parça tahta aldı ve: «Meryem oğlu İsa, sizin söy*lediklerinizden sadece şu sopa kadar farklıdır» dedi. Generallerin karşı çıkarak etrafında toplandıklarını görünce: «Sizin tüm karşı çakışınıza rağmen» diye ekledf. Dana «onra Cafer ve arkadaşlarına dönerek: «istediğiniz yere gi*din; çünkü benim ülkemdeyken güvenliktesiniz. Dağlar ka*dar altın karşılığında bile sizin birinize zarar vermem» de*di. Mekke´li elçilere de bir el işareti yaparak yardımcısı*na: «Bu adamların, getirdikleri hediyeleri geri verin, çün*kü onlara ihtiyacım yok» dedi. Amr ve diğer elçi Mekke´*ye aşağılanmış bir halde döndüler.

O sırada Necaşl´nin İsa hakkında söyledikleri halkı arasında yayılmıştı. Halk Necaşi´yi dinden çıkmakla suç*layarak bir açıklama istiyordu. Bunun üzerine Necaşi Ca. fer*e haber gönderdi ve onlar için gerekli olduğunda yola çıkmak üzere sandallar hazırlattı. Daha sonra bir parşö*men aldı ve üstüne: «O, Allah´tan başka taun olmadığı*na. Muhammed´İn O´nun kulu ve rasulü olduğuna, Mer*yem oğlu İsa´nın da O´nun kulu, rasulü, Meryem´e indirdi*ği kelimesi ve ruhu olduğuna şehadet etti- diye yazdı. Bu parşömen parçasını cübbesinin altına gizledi ve halkın hu*zuruna çıktı. Onlara: «Ey Habeşliler. sizin kralınız olma*ya en layık olanınız ben değil miyim?» diye sordu. «Evet» dediler. «Peki benim yaşamım hakkında ne düşünüyorsu*nuz?» «O yaşamların en güzeli», cevabını verdiler. Necaşi: «Peki sizi tedirgin eden nedir?» diye sordu. «Sen bizim di*nimizi terkettin ve İsa´nın bir kul olduğunu kabul ettin.» dediler. «Peki İsa hakkında siz ne diyorsunuz?» diye sor*du, «Biz O´nun Allah´ın oğlu olduğuna inanıyoruz» dedi*ler. Bunun Üzerine Necaşi elini göğsüne, tam gizlenmiş olan parşömenin Üstüne koyarak, «bu»na inandığına şe*hadet ettiğini söyledi Halk «bu» kelimesiyle kendi söyle*diklerini kasdettiğini zannetti[2] Bu yüzden memnun ve tes*kin olarak ayrıldılar, çünkü Necaşi´nin yönetiminden mem*nundular ve sadece te´min edilmek istiyorlardı. Necaşi tek*rar Cafer´e (r.) haber gönderdi ve evlerine dönebilecekle*rini, eskisi gibi emniyet içinde yaşamaya devam edebile*ceklerini söyledi.







--------------------------------------------------------------------------------

[1] I.S.IV/1,24.



[2] I.L 244.



ISRA isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   ISRA nickli üyeye özel mesaj gönderin ISRA tarafından gönderilen bütün mesajları bul Alıntı ile Cevapla
Cevapla
Tags:



Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı


Saat 06:40.

Forum Saati + 2 Olarak Ayarlanmıştır.

Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.

www.ilimhazinem.com

627 631 632 634 635 636 638 639 642 643 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 681 682 683 685 686 688 689 699 700 701 702 703 704 705 712 717 718 719 720 721 722 724 725 726 727 728 729 730 731 732 734 735 736 737 738 739 740 742 743 744 745 746 753 758 760 761 762 763 765 766 767 768 769 770 771 772 773 774 775 776 777 778 787 788 789 790 791 792 793 795 796 797 800 801 802 803 805 806 808 809 810 811 814 818 819 820 821 822 824 825 826 827 832 833 836 837 838 839 840 841 842 844 845 846 850 851 854 855 856 857 858 859 860 861 862 863 864 865 866 867 871 872 873 874 875 876 877 878 879 880 881 882 883 884 885 886 887 888 889 893 894 895 896 897 898 899 900 901 902 906 908 909 912 913 914 915 916 917 918 919 920 921 922 924 925 926 927 928 929 930 931 932 933 934 935 936 937 938 939 940 941 942 944 945 947 949 952 953 954 955 958 967 970 971 973 980 981 984 987 988 989 990 991 992 993 994 995 999 1000 1001 1002 1003 1004 1005 1006 1007 1008 1009 1010 1011 1013 1014 1015 1016 1017 1018 1019 1020 1021 1022 1023 1024 1025 1026 1027 1028 1029 1030 1031 1032 1033 1034 1035 1036 1037 1038 1039 1040 1041 1042 1043 1044 1045 1046 1047 1048 1049 1050 1051 1052 1053 1054 1056 1057 1058 1059 1060 1061 1062 1063 1064 1065 1066 1067 1068 1069 1070 1071 1072 1073 1074 1075 1076 1077 1078 1079 1080 1081 1082 1083 1084 1085 1086 1087 1088 1089 1090 1091 1092 1093 1094 1095 1096 1097 1098 1099 1100 1101 1102 1103 1104 1105 1106 1107 1108 1109 1110 1111 1113 1114 1115 1116 1117 1118 1119 1120 1121 1124 1125 1128 1129 1130 1131 1135 1136 1137 1138 1139 1140 1141 1142 1143 1144 1145 1146 1147 1148 1149 1150 1151 1152 1153 1154 1155 1156 1157 1158 1159 1160 1161 1162 1163 1164