İLİMHAZİNEM Hepimize Yeter


Geri git   İLİMHAZİNEM Hepimize Yeter > PEYGAMBERİMİZ (S.A.V.)'İN SÜNNETİ,ÖRNEK HAYATI VE HADİS-İ ŞERİFLERİ > Siyer-i Nebi (S.A.V)

Kayıt ol Arama Bugünün Mesajları Forumları Okundu Kabul Et

Fil Yılı

Görüntülemeler : 11  √  Cevap Sayısı : 0

Görüntüleyenler Üyeler:   √ Misafir:1

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 20-05-2008, 20:07   #1
ISRA
 
Avatar Yok
 
Bilgileriniz
 
Üyelik tarihi: 09-01-2008
Bulunduğu yer: Bir Garip Yolcu
Yaş: 32
Mesajlar: 4.194
Rep Gücü: 124
ISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond repute
Teşekkürler
Teşekkür Sayısı: 218
387 Mesajda 553 Teşekkür Aldı
Bayrak Fil Yılı

Fil Yılı





O yıllarda Yemen, Habeşistan´ın yönetimindeydi. Ve Ebrehe admda bir Habeş´lî tarafından yönetiliyordu. Ebre-he, San´a´da bütün Arabistan´ın hac yeri olarak Mekke´den daha ileri olmasını istediği büyük bir katedral yaptırdı. Bu katedral için Saba melikesinin terkedilmiş sarayların*dan mermerler getirtti, altından haçlar, fildişi ve abanoz*dan minberler yaptırttı ve Necaşiye şunları yazdı: «Kralım, sîzden önce hiç bir krala nasip olmayan bir kilise yaptır*dım sizi ve tüm Arapları bu kiliseye haccetmeye razı ede*ne kadar uğraşacağım.» Bu dileğini gizli de tutmuyordu, bu nedenle Hicaz ve Necd Arapları arasında büyük bir gerginlik ortaya çıkmıştı. Sonunda Kureyş´e yakın kabile*lerden biri olan Kinane´li bir adam San´a´ya kiliseyi pis*letmek için gitti. Bir gece gizlice gidip, sağsalim geri dön*dü.

Ebrehe bunu duyunca, Ka´be´yi yerle bir etmeye and içti. Hazırlıklarını tamamlayıp büyük bir ordu ile Mekke´*ye doğru yola çıktı. Ordunun önünde ise bir fil gidiyordu. San´a´nın kuzeyindeki bir takım Arap kabileleri onu dur*durmaya çalıştılar, fakat Habeşistanlılar onları yendi ve Kes´am kabilesinin lideri Nufeyl´i esir aldılar. Nufeyl ha*yatına karşılık onlara rehberlik etmeyi kabul etti.

Ordu Taife vardığında Nufeyl´in adamları, Ebrehe´nin Kâ´be yerine kendi tapmakları Lafı yıkmasından korkarak onu karşılamaya çıktılar. Varmak istediği yere henüz ulaşmadiğim söyleyip, geri kalan yolda onlara rehberlik etme*si İçin beraberine bir adam verdiler. Ebrehe yanında Nufeyl olmasına rağmen teklifi kabul etti. Fakat yanına ver*dikleri adam Mekke´ye iki mil kala, Muğammis´te öldü, onu oraya gömdüler Araplar bu mezarı bugüne dek hep taslaya gelmişlerdir.

Ebrehe Muğammis´te mola verdi ve Mekke tepelerine atlı bir grup gönderdi: Yolda ne bulurlarsa aldılar ve Eb-rehe´ye Abdu´l-Muttalib´in ikiyüz devesini de içeren bir sü*rü gönderdiler. Kureyş ve komşu kabileler savaş konseyi topladılar ve düşmana karşı koymanın bir anlamı olma*dığına karar verdiler. O sırada Ebrehe, Mekke´ye berabe*rinde oranın şefini getirmesi İçin bir elçi gönderdi. Elçi onlara savaş etmek istemediklerini, sadece Kabe´yi yıka*caklarını ve kan dökülmesini istemiyorlarsa şefin kendisiy*le birlikte Habeşlilerin karargahına gelmesi gerektiğini söyledi.

Haklar ve görevler Abdu´d-Dar ve Abdu´l-Menaf süla*leleri arasında bölüştürüldüğünden beri Kureyş "in resmi bir başkanı yoktu. Fakat herkesin fikrinde kabilelerden bi*rinin başkanı) Mekke´nin şefi olarak yer etmişti. Bu kez elçi Abdu´l-Muttalib´in evine yöneldi ve Abdu´l-Muttalib oğullarından biriyle beraber elçinin arkasından gitti. Eb*rehe onu gördüğünde, görünüşünden o denli etkilendi ki selamlamak için ayağa kalktı ve halının Üstüne, onun ya*nına oturdu. Ebrehe tercümana Abdu´l-Muttalib´den bir şey sorup sormak İstemediğini öğrenmesini söyledi. Abdu´l-Muttalib, askerlerin ikiyüz devesini aldığını ve onların ge*ri verilmesi gerektiğini söyledi. Ebrehe biraz şaşırdı ve ha*yal kırıklığına uğradığını belirtti. Develerinden çok yıkıl*mak istenen dinini düşünüyor olmalıydı. Abdu´l-Muttalib şu cevabı verdi: «Ben develerin sahibiyim, Kâ´be´rün de onu koruyan bir sahibi vardır». Ebrehe: «Bana karşı ko*ruyamaz» dedi. Abdu´l-Muttalib: «Bunu göreceğiz, sen ba*na develerimi geri ver» dedi. :Ebrehe de develerin geri vermesl için emir verdi.

Abdul-Muttalib, Mekke´ye döndü ve Kureyşlere şeh*rin üzerindeki tepelere çekilmelerini tavsiye etti. Daha son*ra ailesinden bir grupla Ka´be´ye gitti. Ka´be´nin yanında durarak, Allah´a, Ebrehe ve askerlerine karşı güç vermesi için yalvardılar. Abdu´l-Muttalib de Kâ´be´nin kapısında*ki metal halkaya yapışarak «Allah´ım.kulun kendi evini ko*rudu, sen de kendi Ev´ini koru» diye yalvardı. Duayı bi*tirdikten sonra diğer Kureyşlilerle birlikte Mekke´nin dı*şındaki tepelere çıktılar, oradan aşağıda ne olup bittiğini görebiliyorlardı.

Ertesi sabah Ebrehe şehrin üzerine yürümek için ha*zırlandı. Ka´be´yi yıkıp tekrar aynı yoldan San´a´ya dön*meyi düşünüyordu. Süslenen fil, zaten hazır olan ordunun en önüne geçirildi; güçlü hayvan konumunu aldıktan son*ra, bakıcısı Üneys tarafından ordunun gittiği yöne, yani Mekke´ye doğru çevrildi İsteksiz olmasına rağmen rehber yapılan Nufeyl, ordunun en önünde Üneys´le birlikte git*mek zorundaydı. Bu sırada Üneys´ten hayvana nasıl ku*manda ettiğini de öğrenmişti. Ve Üneys ilerleme emrini anlayabilmek için başım çevirdiği bir anda Küfeyi filin kulağına yavaşça çökmesini fısıldadı. Bunun üzeirne fil, Ebrehe ve askerlerini şaşırtacak bir şekilde kendini yere bıraktı. Üneys ona kalkmasını emretti, fakat fil Nufeyl´in emrinden çıkmadı. Onu ayağa kaldırmak için ellerinden geleni yaptılar; hatta başına demir çubuklarla vurdular, fakat fil taş gibi yerinde sabit duruyordu. Daha sonra tüm orduyu Yemen tarafına yürütüp kendilerini takip etmeai için kaldırmayı denediler. Fil kalktı ve peşlerinden gitti. Orduyu tekrar Mekke yönüne çevirdiler, fil de. o tarafa döndü, fakat bir adım bile atmadan oraya çöktü.

Bu, bir adım bile ileri gitmemeleri gerektiğine açık bir uyarı idi. Fakat Ebrehe yaptırdığı mabedi kabul ettirmeye ve onun rakibini yok etmeye o kadar kararlı idi ki, bu uya*rıyı göremez hale gelmişti. Eğer geri dönmüş olsalardı, bel*ki büyük felaketten kurtulabilirlerdi. Ama geç kalmışlar*dı : birden batı tarafındaki gökyüzü karardı ve acayip bir ses duyuldu. Denizden gelen bu karanlık manzara genişledi ve yukarı baktıklarında gökyüzünün kuşlarla dolu ol*duğunu gördüler. Kurtulanlar, kuşların uçuşunun kırlan*gıca benzediğini ve her kuşun, biri ağzında ikisi ayakla*rında olmak üzere, kuru fasulye büyüklüğünde üç çakı I -taşı taşıdığını söylediler. Askerlerin üzerine çullandılar ve taşlamaya başladılar; taşlar o denli sert ve hızlı idi ki, zırh*ları bile delip geçiyordu. Her taş hedefini buluyor ve Öl*dürüyordu, çünkü taş bedene deâer denmez beden yavaş yavaş veya aniden çürümeye başhyordu. Taşlar herkese isa*bet etmemişti, Üneys ve fil de bunlar arasındaydı. Kurtu*lanlardan bir kısmı Hicaz´da kaldı ve çobanlık ederek ve*ya başka işler yaparak geçimlerini sağladılar. Fakat ordu*nun büyük bir çoğunluğu tekrar San´a´ya döndü: Çoğu yolda öldü, Ebrehe´nin de içinde bulunduğu diğer grup ise San´a´ya vardıktan sonra öldüler. Nufeyl ise ordunun dik*katinin file çevrildiği bir sırada oradan ayrılmış ve Mek*ke´nin üstündeki tepelere kaçmıştı.

O günden sonra Araplar kureyşlilere * Tanrı´nm halkı» adını verdiler ve daha çok saygı göstermeye başladılar. Çünkü Allah onların dualarını kabul etmiş ve Kâ´be´yi yi kılmaktan korumuştu. Onlar birincisiyle pek ilgisiz olma*yan ve aynı yılda. Fil yılında meydana gelen başka bu olayla da şeref ve saygınlık kazanacaklardı.

Abdu´l-Muttalib´in oğlu Abdullah, kuşların mucize gös. terdiği sırada Mekke´de değildi. Kervanlardan biriyle Fi listin "Suriye´ye ticaret için gitmişti; dönüşte Yesrib´te babaannesinin akrabalarına uğradı ve orada hastalandı Kervan Mekke´ye onsuz döndü. Oğlunun hastalık haberini duyunca Abdu´l-Muttalib, iyileştiğinde kardeşini geri ge*tirmesi için oğlu Haris´i gönderdi. Fakat Haris Yesrib´iı kuzenlerinin evine vardığında teselli dolu selamlamalar al*dı ve kardeşinin öldüğünü anladı.

Haris döndüğünde Mekke üzüntüye boğuldu. Aminenin tek tesellisi doğacak olan bebeğiydi ve doğum yaklaştıkça kederi daha da azaldı, içinde bir ışık taşıdığının far*kındaydı. Birgün kendisinden öyle bir ışık parladı ki Suri*ye´deki Basra kalelerini bile görebildi. Kendisine bir sesin şöyle dediğini duydu: «Sen karnında halkının önderi olacak bir şahsı taşıyorsun; doğduğunda şöyle de: «Onu her türlü kötülükten, Allah´ın koruması altına emanet edi*yorum» ve adını Muhammed koy.»[1].

Birkaç hafta sonra çocuk dünyaya geldi. Amine am*casının evindeydi. Abdu´l-Muttalib´e gelip torununu gör*mesi için haber gönderdi. Abdu´l-Muttalib çocuğu kucağı*na aldı ve Kâ´be´ye ***ürdü. Orada verdiği hediye için Al*lah´a şükretti. Daha sonra çocuğu tekrar anesine getirdi-Fakat dönüşte Önce kendi evine uğradı ve çocuğu evdeki-lere gösterdi. Kendisi de Amine´nin yeğeni Hale´den kısa bir süre sonra çocuk sahibi olacaktı. O sırada en küçük oğlu, üç yaşındaki Abbas´tı. Kapının önünde durmuş ba*basına bakıyordu. Abdu´l-Muttalib yeni doğmuş bebeği ona doğru uzatarak: «Bu senin kardeşin, kardeşini öp» dedi Abbas da onu öldü







--------------------------------------------------------------------------------

[1] I.I., 102



ISRA isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   ISRA nickli üyeye özel mesaj gönderin ISRA tarafından gönderilen bütün mesajları bul Alıntı ile Cevapla
Cevapla
Tags:

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Hüzün Yılı ISRA Siyer-i Nebi (S.A.V) 0 20-05-2008 20:55
Hüzün Yılı ISRA İslam Tarihi 0 09-05-2008 22:54
Ulusal egemenliğin 88.yılı kutlanıyor haberci Güncel Haberler 0 23-04-2008 10:12
Türkiye Gazetesi'nin 38. yılı ANKEBUT Güncel Haberler 0 22-04-2008 12:03
2007 Yılı Ramazan İmsakiyesi ANKEBUT Ramazan-ı Şerif Ve Oruc 0 17-09-2007 04:46



Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı


Saat 08:58.

Forum Saati + 2 Olarak Ayarlanmıştır.

Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.

www.ilimhazinem.com

627 631 632 634 635 636 638 639 642 643 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 681 682 683 685 686 688 689 699 700 701 702 703 704 705 712 717 718 719 720 721 722 724 725 726 727 728 729 730 731 732 734 735 736 737 738 739 740 742 743 744 745 746 753 758 760 761 762 763 765 766 767 768 769 770 771 772 773 774 775 776 777 778 787 788 789 790 791 792 793 795 796 797 800 801 802 803 805 806 808 809 810 811 814 818 819 820 821 822 824 825 826 827 832 833 836 837 838 839 840 841 842 844 845 846 850 851 854 855 856 857 858 859 860 861 862 863 864 865 866 867 871 872 873 874 875 876 877 878 879 880 881 882 883 884 885 886 887 888 889 893 894 895 896 897 898 899 900 901 902 906 908 909 912 913 914 915 916 917 918 919 920 921 922 924 925 926 927 928 929 930 931 932 933 934 935 936 937 938 939 940 941 942 944 945 947 949 952 953 954 955 958 967 970 971 973 980 981 984 987 988 989 990 991 992 993 994 995 999 1000 1001 1002 1003 1004 1005 1006 1007 1008 1009 1010 1011 1013 1014 1015 1016 1017 1018 1019 1020 1021 1022 1023 1024 1025 1026 1027 1028 1029 1030 1031 1032 1033 1034 1035 1036 1037 1038 1039 1040 1041 1042 1043 1044 1045 1046 1047 1048 1049 1050 1051 1052 1053 1054 1056 1057 1058 1059 1060 1061 1062 1063 1064 1065 1066 1067 1068 1069 1070 1071 1072 1073 1074 1075 1076 1077 1078 1079 1080 1081 1082 1083 1084 1085 1086 1087 1088 1089 1090 1091 1092 1093 1094 1095 1096 1097 1098 1099 1100 1101 1102 1103 1104 1105 1106 1107 1108 1109 1110 1111 1113 1114 1115 1116 1117 1118 1119 1120 1121 1124 1125 1128 1129 1130 1131 1135 1136 1137 1138 1139 1140 1141 1142 1143 1144 1145 1146 1147 1148 1149 1150 1151 1152 1153 1154 1155 1156 1157 1158 1159 1160 1161 1162 1163 1164