İLİMHAZİNEM Hepimize Yeter


Geri git   İLİMHAZİNEM Hepimize Yeter > AİLE VE İSLAMİ YAŞANTI > Ailenin İslamdaki Yeri

Kayıt ol Arama Bugünün Mesajları Forumları Okundu Kabul Et

Evlenmek mi? Aile Kurmak mı?

Görüntülemeler : 24  √  Cevap Sayısı : 0

Görüntüleyenler Üyeler:   √ Misafir:1

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 01-08-2007, 20:14   #1
ANKEBUT
 
Avatar Yok
 
Bilgileriniz
 
Üyelik tarihi: 02-07-2006
Bulunduğu yer: Ravza-i Mutahhara
Yaş: 38
Mesajlar: 12.497
Rep Gücü: 210
ANKEBUT has a reputation beyond reputeANKEBUT has a reputation beyond reputeANKEBUT has a reputation beyond reputeANKEBUT has a reputation beyond reputeANKEBUT has a reputation beyond reputeANKEBUT has a reputation beyond reputeANKEBUT has a reputation beyond reputeANKEBUT has a reputation beyond reputeANKEBUT has a reputation beyond reputeANKEBUT has a reputation beyond reputeANKEBUT has a reputation beyond repute
Teşekkürler
Teşekkür Sayısı: 2010
2226 Mesajda 3706 Teşekkür Aldı
Bayrak Evlenmek mi? Aile Kurmak mı?

Evlenmek mi? Aile Kurmak mı?


EN BÜYÜK SAVAŞLAR nerede oluyor? Irak’ta mı, Filistin’de mi? En büyük incinmeler nerede yaşanıyor? Atılan bir kurşunda mı? Yıkılan bir evin altında kalmakta mı?

En büyük mutluluklar nerede yaşanıyor? İnsanın cenneti neresi? Bir tatil diyarı mı? İş yerlerinde geçirilen zamanlar mı? Sessiz bir orman mı?

İnsanın cenneti ve cehennemi neresi? Öyle bir yer var ki, insanın hem cenneti, hem cehennemi oluveriyor. En büyük mutlulukların sahnesi olabildiği gibi, bir anda en büyük savaşların meydanı oluveriyor. Cennetten cehenneme, cehennemden de cennete anlık geçişler oluyor. Ânında cennet ânında cehennem kurulabiliyor burada.

Burası evlilik. Büyük mutlulukların da büyük meydan savaşlarının da mekânı. Modern zamanlarda ise evlilikle ilgili iyi haberler duyulmuyor. Kötü bir el, cennete el atmış sanki, duvarlarını kirletiyor, eşyalarını kırıyor, düzenini bozuyor.

Evlenen insanlar genelde mutsuz. Evlenir evlenmez aşklarının bittiğinden, kocaları ya da hanımları ile düş kırıklıkları yaşadıklarından şikayetçiler. Aradıkları şeyleri bulamadıklarından yakınıyorlar. Evliliklerde ki çatışmalar, boşanma oranlarının gittikçe yükselmesi, insanlarda evliliğe karşı bir ürküntü uyandırıyor. İnsanlar evlenmekten korkuyorlar. Evliliğin insanı boğan, özgürlüğünü kısıtlayan taraflarından dem vuruluyor.

Evlenmeye karşı olan insanlarla konuşunca onlar daha da mutsuz. Her ne kadar evlilik karşıtı olduklarını söyleseler de, hayatlarında hep bir şeyin eksik olduğunu vurguluyorlar. Ama eksik olan bu şeyin ne olduğunun adını koymakta zorlanıyorlar. Mutlu olacaklarına inansalar evliliğe karşı olmayacaklar belki de. Ama evlilikte mutlu olmanın garantisi yok.

Modern hayatta evliliğe karşı olan, ama evli olmamaktan da huzursuz insanlar bu sefer evlenmeden birlikte yaşamaya sığınıyorlar. Birlikte yaşamak bir çok açıdan insana cazip geliyor. Kişiler aralarındaki ilişkide birbirlerine daha az sorumluluk hissediyorlar. Kendilerini evlilik bağı ile bağlamak istemiyorlar. Bu özgürleştirici durum öte yandan hâlâ insanın çok temel bir ihtiyacını karşılayamıyor. Birlikte yaşayan insanlar da mutsuz. Peki ama o halde insanlar ne istiyor? Bilmeden ne istiyorlar ve neyi kuramıyorlar?

İNSAN NEDEN EVLENİR?

Bu sorunun cevabını “birlikte yaşamak için” diye verirsek o zaman “birlikte yaşamak için evlenmek gereksiz” diyenler çıkabilir. Birlikte yaşamak da insana yetmediğine göre, evlenip birlikte yaşamak da insana yetmiyor.

Bir başka açıdan evliliği, “iki insanın birlikte yaşaması” olarak tanımlarsak işimiz kolay. Bir ev tutmak, gerekli olan eşyaları almak, sonra nikah kıymakla işimiz tamamlanıyor.

Yıllar önce evli bir çiftle sorunları üzerinde konuşurken her ikisinin de sarfettikleri iki sözcük çok dikkatimi çekmişti. Her ikisi de kendi anne baba ve kardeşlerinden bahsederken, “benim ailem” ya da, “onun ailesi” diye konuşuyorlardı. O an zihnimde bir şimşek çaktı. Durdum. Ve onlara “aileniz kimlerden oluşuyor?” diye bir soru sordum. Her ikisi de ne demek istediğimi henüz anlamamışlardı. Büyük bir şevkle anne babalarının ve kardeşlerinin adlarını sıralamaya koyulmuşlardı.

Bu çiftin sorunu nedir? Bu iki insan bir ev tutmuşlar, eve eşyalar almışlar, nikah yapmışlar, evlenmişler ama aile olamamışlardı. Her ikisi de “benim ailem” denildiğinde hâlâ anne babasının ailesini kastediyorlardı. Halbuki benim ailem derken her ikisinin de, ikisi tarafından kurulmuş, inşa edilmiş yeni bir aileyi kastetmiş olmaları gerekirdi.

İşte insanlar neden evlenmeli sorusuna benim bulabildiğim cevap, “aile kurmak için” olacak. İnsanın gerçekten ihtiyacı olan, evliliği cennete çeviren, hayatı daha yaşanılır kılan bu aileyi inşa edebilmektir. Bir çok mutsuz evlilikte inşa edilmemiş bir aile görürüz. Kişiler evlenmekle işlerinin bittiğini zannetmişler, kendilerini salmışlar, daha ileri emek sarfetmenin gerekliliğini unutmuşlar, obur bir insanın yemeklere saldırması gibi, onlar da evlenir evlenmez, evlilikte bulmayı umdukları mutluluğa saldırmışlardır. Emek sarfedilmeyen bir ilişkide ise, masa bomboştur. Yiyecekler henüz pişmemiş, hamur henüz yoğrulmamıştır.

AİLE KURMAK

Aile kurmak ne demektir? Öncelikle aile kurmak için illâ da çocukların olması gerekir diye düşünmemelidir. İki kişi arasında da bir aile kurulabilir. Ancak çocuklarla bu aile daha bir zenginlik kazanır.

Aile kurmak iki insanın birlikte yaşaması, ya da birlikte bulunması demek değildir. Bu evliliktir. Aile kurmak yeni bir ilişki biçimi inşâ etmektir. Birlikte yaşamak bir sanatdır. Her iki insanın da, öncesinde yıllardır şekillendirdiği belli ilişki biçimleri vardır. Her ikisinin de repartuarında kendine özgü davranış kalıpları oluşmuştur. Sorun her iki tarafın da artık emek sarfederek yeni bir ilişki inşa etme çabasına girmesidir. Evliliklerde unutulan nokta budur. Nikahlanma sonrası birlikte yaşamaya başlamakla herşey aslında yeniden başlamaktadır. Evliliğin hem en zor hem de en tatlı tarafı da budur.

Ünlü sosyolog Bauman’nın bize ustaca gösterdiği gibi, çeşitli birliktelilik biçimleri vardır. Örneğin işlek bir caddeyi ya da alışveriş merkezini düşünün. Burada insanlar birlikte vardır. Ancak caddedeki yaya hiç kimseyle karşılaşmadan, hiç kimsenin gözüne ilişmeden, bir yerden öbür yana gidebilir. Caddede insanlar birbirlerinin yanındadır, yanyanadır. Ancak kişiler birbirleri ile birlikte değillerdir.

Ya da bir istasyon birlikteliliğini düşünün. Burada birazdan ayrılacaklarını, herkesin kendi yoluna gideceğini ve ondan sonra da asla buluşamayacaklarını bilen yabancılar bir araya gelirler. Ancak bunlar ayrılmadan burada ve şimdi, içinde bulundukları mekânı paylaşma zorunda olduklarını bilen yabancılardır. Burada da insanlar, hâlâ birbirlerinin yanındadır.

Bir başka birliktelilik biçimi bir işyerindeki ya da fabrikadaki ölçülü ve tavında birlikteliliktir. Bu diğerlerinden farklı olarak kasıtlı bir birlikteliliktir. İnsanları bir araya getiren amaçlar, bunların birlikte olma amaçlarıyla aynı olmayabilir. Bu tip yerlerde kısa ve keskin karşılaşmalar vardır. Ofis ve işyerleri de kısa birliktelilik için ustaca tasarımlanır.

Bugün sıkıntı hissedilen evliliklerde evler, caddeler, istasyonlar, iş yerleri kadar soğuklaşmıştır. Çünkü ilişkiler birbirlerinin sadece fiziksel olarak yanında olma halinde yaşanabilmektedir. Aynı evde yaşayan insanlar evlerine girer girmez kapılarını kapatırlar. Sonra herkes yine kendi odasına girip yine kapılarını kapatırlar. Aile kuramamış evliliklerde evler, kişilerin yana yana ama ayrı ayrı yaşadıkları çok amaçlı bir eğlence merkezi haline dönüşmüştür.

Buralarda sorun ‘yanında olma’, ya da ‘yan yana olma’ hali, ancak ‘ile olma’ ya da ‘için olma’ hali olamamadır. ‘Yanında olma’ halinde, iki insan birbirinin iç dünyasında neler olup bittiğinden habersizdir. Birbirine açılmamıştır. Açılma ihtiyacı da duymamaktadır. Hatta özellikle açılmaktan da kaçınmaktadır.

İle olma birliktelilik biçiminde iki insan arasında bir açılım meydana gelir. Bu kanaatimce evlilikten aileye geçmede en temel geçiş noktasıdır. İki insanın birbirine içsel dünyasını açması ile birlikte iki ayrı dünya arasında çok özel bir köprü kurulur. Artık karşıdaki insan için kayıtsız kalamazsınız. Her iki insan arasında mevcut olan “kişiler arası mesafe” olabildiğince kapanır. Sanki gizli bir el, bu iki insanı birbirine bağlar. Birbirine açılma ile iki kişilik bir evren kurulur. İki kişi, sahip oldukları duygu ve düşünceleri ötekine aktarır. İki insan tanışmaya başlar.

İçin olma halinde ise, artık iki insan arasında ilişki biçiminin dinamiği şefkât üzerinden yürümeye başlar. Kişi ötekiyle koşulsuz, karşılıksız ilgilenir. İlgilenme ve ona özen gösterme temel bir unsurdur. Kişi, ötekini dert edinir. Varlığını önemser. Âdeta onun için sorumluluk duyar.

‘İçin olma’ hâlinin daha üst düzey bir hâli, her ikisinin birlikte Yaratıcı için yaşamasıdır. Bu aile duygusunun en üst halidir. “O’nun için birlikte yaşayabilmek için, birbirinin varlığını önemseyerek yaşamak” biçimini kazanan iki kişi, artık birbiri ‘için’ vardır ama bu varoluş halleri ‘O’nun için varolmak içindir.’ İlişkinin temel dinamiği, birbirine fedakârlık, feragat düzeyine ulaşmış iki ayrı dünya, kendi bireyselliğini yitirmeden birbirinin içine geçmiştir. İki insan arasındaki mesafe olabildiğince azalmıştır.

Her iki kişi de varoluşlarını borçlu oldukları Mutlak Varlık’a karşı kendilerini sorumlu hissederler. Hayatlarını O’na göre tasarımlarlar. Her biri hem kendisinin hem de ötekinin “O’nun için yaşaması için” birbirlerine sorumluluk hisseder. “O’nun için yaşaması için,” ötekine özen gösterir. Mutlak Varlık için, ötekinin varoluşuna ilgi duyar. O’nun adına onu önemser, şefkât eder ve merhamet gösterir. Ötekinin varlığını boşveremez artık. Yaratıcı ise, onları hiç boşvermez. Yaratıcı’nın özel ilgisine, merhametine ve şefkâtine mazhar olurlar.

Bir evlilikte işler çok iyi gitmiyorsa şu soru işe yarayabilir: Sadece evlendik ve orada mı kaldık? Biz evlendik ama bir aile inşa edebildik mi? Eğer nişanlıysanız nişanlınıza artık onunla evlenmekten vazgeçtiğinizi, bunun yerine evlenip aile kurmak istediğinizi belirtebilirsiniz. Eğer bir kişiye evlenme teklifi yapma hazırlığındaysanız, bunu söyleyeceğiniz görüşmenizde niyetinizin sadece evlenmek değil, onunla bir aile kurmak olduğunu vurgulayabilirsiniz. Her iş niyetle başlar ve ameller niyetlere göredir.


Mustafa Ulusoy





Allah'ın yakınından dostlar edinenlerin durumu, kendine ev edinen örümceğin durumu gibidir. halbuki evlerin de en çürüğü şüphesiz örümcek yuvasıdır. Ah keşke bilselerdi!

ANKEBUT 41
ANKEBUT isimli üye çevrimiçidir (Online)   ANKEBUT nickli üyeye özel mesaj gönderin ANKEBUT tarafından gönderilen bütün mesajları bul Alıntı ile Cevapla
Cevapla
Tags: , ,

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
'Sevgili...' diye başlayan cümleler kurmak aşküma Makaleler 0 28-04-2009 17:10
Acı'yla GüListan Kurmak aşküma Makaleler 3 01-10-2008 20:02
phpbb Forum Sitesi kurmak isteyenler ! ANKEBUT HtmL / PhP / AsP / JavA 0 10-09-2008 20:54
Tuzak-düzen Kurmak Kelimesi Ile Ilgili Ayetler ttemizsoy Kur'an Fihristi 0 08-05-2008 14:15
Bid’at ehli ile dostluk kurmak ANKEBUT Fıkıh Ve Akaid 0 30-03-2008 12:25



Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı


Saat 13:36.

Forum Saati + 2 Olarak Ayarlanmıştır.

Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.

www.ilimhazinem.com

627 631 632 634 635 636 638 639 642 643 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 681 682 683 685 686 688 689 699 700 701 702 703 704 705 712 717 718 719 720 721 722 724 725 726 727 728 729 730 731 732 734 735 736 737 738 739 740 742 743 744 745 746 753 758 760 761 762 763 765 766 767 768 769 770 771 772 773 774 775 776 777 778 787 788 789 790 791 792 793 795 796 797 800 801 802 803 805 806 808 809 810 811 814 818 819 820 821 822 824 825 826 827 832 833 836 837 838 839 840 841 842 844 845 846 850 851 854 855 856 857 858 859 860 861 862 863 864 865 866 867 871 872 873 874 875 876 877 878 879 880 881 882 883 884 885 886 887 888 889 893 894 895 896 897 898 899 900 901 902 906 908 909 912 913 914 915 916 917 918 919 920 921 922 924 925 926 927 928 929 930 931 932 933 934 935 936 937 938 939 940 941 942 944 945 947 949 952 953 954 955 958 967 970 971 973 980 981 984 987 988 989 990 991 992 993 994 995 999 1000 1001 1002 1003 1004 1005 1006 1007 1008 1009 1010 1011 1013 1014 1015 1016 1017 1018 1019 1020 1021 1022 1023 1024 1025 1026 1027 1028 1029 1030 1031 1032 1033 1034 1035 1036 1037 1038 1039 1040 1041 1042 1043 1044 1045 1046 1047 1048 1049 1050 1051 1052 1053 1054 1056 1057 1058 1059 1060 1061 1062 1063 1064 1065 1066 1067 1068 1069 1070 1071 1072 1073 1074 1075 1076 1077 1078 1079 1080 1081 1082 1083 1084 1085 1086 1087 1088 1089 1090 1091 1092 1093 1094 1095 1096 1097 1098 1099 1100 1101 1102 1103 1104 1105 1106 1107 1108 1109 1110 1111 1113 1114 1115 1116 1117 1118 1119 1120 1121 1124 1125 1128 1129 1130 1131 1135 1136 1137 1138 1139 1140 1141 1142 1143 1144 1145 1146 1147 1148 1149 1150 1151 1152 1153 1154 1155 1156 1157 1158 1159 1160 1161 1162 1163 1164