İLİMHAZİNEM Hepimize Yeter


Geri git   İLİMHAZİNEM Hepimize Yeter > HANIMLAR KOMİSYONU > Hanımlar Komisyonu > Eşler Arasındaki Muhabbetin Sırrı

Kayıt ol Arama Bugünün Mesajları Forumları Okundu Kabul Et

Dışarıda İslamcı,Evde Ruhsuzlaşan Erkeklere

Görüntülemeler : 43  √  Cevap Sayısı : 1

Görüntüleyenler Üyeler:   √ Misafir:1

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 24-09-2009, 15:14   #1
hazan
 
Avatar Yok
 
Bilgileriniz
 
Üyelik tarihi: 23-11-2008
Bulunduğu yer: Hazan Şehir
Mesajlar: 5.888
Rep Gücü: 210
hazan has a reputation beyond reputehazan has a reputation beyond reputehazan has a reputation beyond reputehazan has a reputation beyond reputehazan has a reputation beyond reputehazan has a reputation beyond reputehazan has a reputation beyond reputehazan has a reputation beyond reputehazan has a reputation beyond reputehazan has a reputation beyond reputehazan has a reputation beyond repute
Teşekkürler
Teşekkür Sayısı: 6234
2217 Mesajda 3825 Teşekkür Aldı
Dışarıda İslamcı,Evde Ruhsuzlaşan Erkeklere


Bugünüm senden geçti
Zaman geçmeyecek artık
Ellerim kesik
Bedenim sessiz
Yarım kalmış bir cümleyim artık

Yarım Bıraktın/Yarsız bıraktın beni
Yalnız değil/Issız bıraktın beni...

Diyordu bir dizinin şarkısının sözlerinde...

Dizi izlemek gibi bir adetim olmamasına rağmen nedense bu konuyu yazıp yazmama hususunda şarkının son sözleri tetikleyici etken oldu.Siz bir dizi müziğinin sözleri olarak değilde hayatın içinden bir gerçeğin resmini gösterebilmek açısıdan değerlendirin olur mu?

Ele almaya çalışacağım konu mahrem olmakla birlikte kanayan bir mahrumiyetin ele alınış çabasından ibarettir.

Çünkü mahrem demek bizim algımızda: "kol kırılır yen içinde kalır" anlamına geliyor çoğu zaman.Bunu ailevi dilde söyleyecek olursam: Bir evin kadını/annesi maneven ölür; ruhunun cesedi salonda kalır,mutfakta kalır,yatakodasında kalır.Ve kimse bilmez.

Sözlerim aslında bazı erkeklere...
Özellikle dışarıda İslamcı olup; evde ruhsuzlaşan erkeklere sözüm.Bir nevi zulfiyare dokunmak.Sürç-i Lisan edersem affola.

Gelin bir karar verelim artık ve evlerimizdeki kadınların kalplerini kırmayalım; onaralım daha çok.Onların bizden başka kimseleri olmadığını ve bizimde onlardan başka kimsemiz olmadığını görmekle başlayalım isterseniz söze.Bir de Allah Rasulu’nun buyurduğu gibi: "Onları Allah’tan bir EMANET olarak aldınız.BUHARİ"sözünü bir ilke olarak koyalım başucumuza.

Öfkeli ve çaresiz Kadınlarla karşılaşıyorum ne zamandır.Öfkeli ve birdaha artık baharların gelmeyeceğine inanmış kadınlarla...

Bu kadınların erkekleri neredeler şimdi? Oğulları ve yeğenleri?

Oysa Nisa suresi 34. ayette vurgulanan neydi?

"Erkekler kadınlar üzerine titrer; onları koruyup kollarlar.(...)"
Kavvam diyor Kur’an bu duruma.Nedir Kavvam?

Esas itibariyle "çokça ayağa kalkan" yani çok ilgili olan, anbean tepki veren,muhattabıyla interaktif ilişki halinde olan demektir.Nitekim bir "kayyım" olaak atanan kimse ,başına geçtiği işi anbean takip eder, üzerine titrer,koruyup kollar.

Bu ayette erkeklerle ilgili olarak mübalağa sigasıyla gelen qavvam vurgusunun yönü, erkeğin kendisinden ziyade kadına veya eve, çocuklara doğrudur.Söylenmek istenen sanırm şudur:"Erkekler evlerine karşı, özelliklede kadınlara karşı yüksek derecede ilgili,sevgili ve saygılı olmalıdırlar.Anbean sürekli iletişim halinde olmalıdırlar.Sevgi,şefkat,ilgi ve alakadan bir an bile geri durmamalıdırlar.Eş ve çocuklarının en küçük ayrıntısıyla bile yakından ilgilenmelidirler. Yani "çokça ayağa kalkmalı", her dertlerine koşmalı, daima yanlarında olmalıdırlar.

Evlilik hayatını bir yük olarak görmemelidirler. Eğer öyle görüyorlarsa evlenmemeli,bu sorumluluğun altına girmemeliydiler.Madem girdiler o halde hakkını tam olarak vermeli ve qavvam olmalıdırlar.Öyle anlaşılıyorki gerçek anlamda qavvam olmak budur.

Bu kelimedeki vurguyu kadına ve eve doğru değil de, erkeğin bizzat kendisine , güç ve kudretine doğru yorumlayan kimi müfessirler, aslında kadını dinleme gereği duymayan,güçlü kudretli, sert, yönettikleriyle iletişimsiz, onlara sürekli yukarıdan emirler yağdıran bir "reis" profili çiziyorlar.Aslında onlar, Allah’ın "hayyu gayyum" olmasını da aynen böyle anlıyorlar.Halbuki orada da asıl vurgu, karşısındakini dinlemeyen, heybetiyle arşta kurulu tahtında oturan, oradan emirler yağdıran değil; olayların ve süreçlerin içerisinde yer alan, yarattkları üzerinde titreyen, statik değil dinamik, interaktif iletişim halinde olan ve böylece "olan birlikte olan" Allah tasavvuru söz konusudur.

Demeki qavvam, üzerine titreme, koruma ve kollama, çok ilgili, gayet hassas ve ileri derecede sorumluluk duyma halini anlatmaktadır.Qavvamlık, sırf bir erkek biyolojisine sahip olmakla, tarlaya tohum ekmekle bahşedilen bir şey değil, ilgiyle, alakayla,sorumluluk idraki ile "kazanılan" bir şeydir (*)

Erkekler herşeyden önce bir denge unsurudurlar.O yüzden bir erkek hanımını annesine feda etmeyeceği gibi, annesini de hanımına feda etmemeli.Kaynana - Gelin çatışmasında erkeğin her iki tarafa da yaklaşımı adilane ve ilişkilerde kimsenin kimseyi ezmesine müsade etmeyecek şekilde olmalıdır.İdeal olan ilke budur.Bunu İlkokul sıralarındaki bir çocuk bile bilirken;

Peki ya gerçek hayattaki durumumuz nedir? Hepimiz birçok kere şahid olmuşuzdur ki Siyasi açıdan Rabbani, Tevhidi, Kur’an’i bir duruşu olan, oy vermeyen, çizgisindeki radikalliği bozmayan "bazı erkeklerimiz" aile içi ilişkilerde tam bir Cahiliye duruşu sergilemektedirler.Eşini ya annesi karşısında ya da kızkardeşi karşısında ezmiş yahut ezilmesine göz yummuştur.Aktif-Adil Hakem rolü geri planda kalırken Pasif-Taraflı Hakim yönü aileler arası dengeler doğrultusunda ön plana çıkmıştır.

Bizim toplumumuzda Batı toplumlarındaki görülen parçalanma henüz söz konusu olmasa da kendi içerisindeki çürümeyi tartışmaya açmak zorundayız.Bizler hanımlarımızı kaybediyoruz beyler! Onları ellerimizden başkaları almıyor belki ama onları Mutfağa, Salona, ev işlerine, betona ve duvara gömüp öyle yaşıyoruz; bilmem farkında mısınız?

Sizler eşlerinizi, kızlarınızı,annelerinizi sabah işe giderken evde bırakıyorsunuz ama onları sabah sabah kadın programları ve müzik kanalları bir bataklık olarak beklemekte.
Birde siz akşam geldiğiniz zaman sizi bekleyen o kadınlara karşı davranışlarınızı gözden geçirin isterseniz.

Hep,sinirli, yorulmuş olan sizlersiniz ama ya onlar?
Onların böyle bir hakları yok tabiki.Çünkü kadın kocasının dini üzerinedir değilmi?
Ya kocalar yanlış yoldalarsa?
Akletmeyecek miyiz?

Bir kadının ruhu yara aldığı zaman öncelikle yüzünden gülümsemesi çeker gider.Sonra sesi değişir.Eviniz belki hala temiz, terlikleriniz hala ayaklarınıza gelir belki ama o eve giresiniz gelmez.Bir kadının bir evden çekip gittiğini anlamak istiyorsanız o eve girip girmeme isteğinizin kalıp kalmadığına bakın.Bir eve dönmek ile bir otele dönmek arasında fark kalmadı artık.Eve dönmek Beytullah’ın küçük modeline dönmektir.Eve dönmek Hira’dan Haticelere dönmektir. Eve dönmek Günahlardan helale dönmektir.Eve dönmek şeytanın ve teşhirin, cinselliğin, yalanın,kavganın hakim olduğu sokaklardan, caddelerden, ekmek kavgasından masumiyete,sadeliğe ve kardeşinize dönmektir.

Evdeki kadınlarımız, kızlarımız ve annelerimiz bizim herşeyden önce KARDEŞLERİMİZDİR. "İman edenler ancak kardeştir.Hucurat:10".Bunu unutmadan yaşayalım ne olur!!!

Kadınlarla konuşun,uzun uzun.Onları sessizliğe mahkum etmeyin.

Katıldığım iletişim psikolojisi derslerinin birinde eğitmenimiz ERKEK VE KADIN farklılıklarının analizini yaparken; Kadınların neden çok konuşma gereksinimi hissi içinde olduklarını anlatmış ve şunu üzerine basa basa vurgulamıştı.Kadınların günlük konuştukları kelime sayısı erkeklerden daha fazladır.Peki neden demişti?
Hiçbirimiz cevap veremedik.
-"Çünkü" dedi: Allah onları öyle programladı; Çocuk konuşmayı anneden öğrenir.Kadın anneliğe programlandığı için iletişim yeteneği ve hissiyatı erkeğe oranla daha çok ayrıntılı ve gelişmiştir.Ana dilimiz kavramı da buradan gelmektedir.!"

O zamana kadar hakim erkek kültüründe büyürken sık sık kullandığımız "ne kadar çok dırdır ediyorlar" "ne kadar gevezeler" "nerden buluyorsunuz bu kadar lafı" gibi ifadeler aklıma geldi ve orada anladım ki: Birçok erkek kadınları tanımıyor.Kadınlar da erkekleri...

Dedikodudan dem vuracaklar çıkacaktır.Zira onlara da erkeğin dedikodusunun kadından pek geri kalmadığını hatırlatmalıyım.O yüzden dedikodu kadının işidir gibi bir kabulu doğru yere oturtmak gerekiyor.Dedikodu basit insanların işidir. Kadının değil.

Boşanmalar artıyor.İstatistikler inandırıcı gelmiyorsa çevrenize dönüp bakabilirsiniz.Ben sadece son bir yılda beş boşanmaya denk geldim.Ve boşananlar ne yazıkki Müslüman ailelerdi.Her kadın boşanma yoluna gitmiyor tabiki.Boşanmalar buz dağının görünen kısmı. Asıl çürüme derinlerde.Suyun altında.Yani hayatın gün yüzünde değil dört duvar arasında.

Bundan aylar önce İstanbul’da Fırat Kültür Merkezinde psikolok Mücahid Gültekin "Psikolojik açıdan Hz. Fatıma ve günümüz Müslüman kadını" adlı sunumunda kendilerine başvuran hastalarının büyük çoğunluğunun ekonomik açıdan orta sınıf ve alt sınıf diyebileceğimiz İslamcı-Muhafazakar ailelerin orta yaş hanımlarının olduğunu belirtmiş ve salonda bulunan binlerce insana bunun nedenini sormuştu.Ben de Aile Psikiyatrilerinin bu çığlıklarını duymamız gerektiğini düşünüyorum. Aile içi çatışmaların nedenleri hepimizin takdir edeceği üzere

-Aileyi ve bireyleri ilgilendiren konular üzerinde, yüzeysel konuşma
-Aşırı soru sorma, yersiz şüphe ve tereddütler
-Yapay ilgi gösterme
-Konuşma ve izah etme olmadan, karşı tarafın hareketlerini, düşüncelerini yorumlamaya ve tahmin etmeye çalışma
-Geçmişteki üzücü ve tatsız olayların sık sık gündeme getirilmesi
-Sorulan soruları cevapsız bırakma
-Bireylere söz ile baskı kurmaya çalışma
-Abartılı bir şekilde onaylama veya reddetme
-Sık sık öneride bulunma veya kişisel düşünceleri kabule zorlama
-Suçlama, eleştirme, olumsuz değerlendirmeler yapma
-Emir verme, tehdit etme
-Samimiyetten uzak kalma, yalan söyleme
-Alay etme, küçük düşürmeye çalışma, fikirlere değer vermeme
-Olayların olumsuz yönlerini çıkarmaya çalışma
-Küçük hataları çok abartma
-Fedakarlığı devamlı karşı taraftan bekleme
-Ortak faaliyetlere gereken önemi vermeme
-Karşıdakini ifade etme imkanı tanımama

gibi kişisel problemlerden kaynaklanmakta olduğunu göreceğiz.Lakin ben eşler arası çatışmaları genel tespitlerden öte Modern çağa bir cevap iddiasında olan İslamcılığın kendi içerisindeki Müslüman erkek unsuru üzerinden de bir değerlendirme yapılması kanaatindeyim.

Medeniyet adına empoze edilmiş Modernizmin kadını dışarıya çağırmasının arkasındaki nedenleri İslamcı erkekler çok iyi biliyor.Dışarıda ayakta kalması gereken azgın bir tüketim sektörü var.Bu sektör kadını çok iyi kullanıyor.Onu metalaştırıp vitrine koyuyor.İslamcı söylem ise çözümü evde annelikte ve kanaatte olduğunu -haklı olarak- söylüyor. Peki, örtüsü ev olan kadın bu örtünün altında ne kadar sağlıklı? Ne kadar değer görüyor? Ne kadar anlamlı? Evin içindeki Geleneksel ve Modern çürümeyi ne zaman konuşacağız?

Kadının evdeki ruhsal ölümünden ilk erkek etkilenecektir.Bu ölümden sadece erkek sorumlu değildir. Lakin sorumluluk açısından erkeğin ihmali.aldatmalara, msn arkadaşlıklarına, ciddi kaymalara, bunalımlara, ilişkinin çatırdamalarına sebeb olacaktır.

Siyasal İslamcı, radikal, tevhidi, Kur’an’i olduğunu iddia eden bir çok erkeğin kullandığı dil: siyasileşmiştir.Sosyal içerikten çoğu zaman yoksundur.
O yüzden bu tip erkekler ev tefsir sohbetlerinde, seminerlerde, tartışma alanlarında ve kendi ilgi alanlarında çok aktif ve yapıcı iken evlerinde dut yemiş bülbüle dönmelerinin ve eşleriyle ortak bir dil yakalayamamalarının bir sebebi de politize olmalarıdır. Bununla birlikte hanımıyla arasındaki seviye farkı, eğitim farkı ve yaş farkı da eklendiği zaman ortaya korkunç bir iletişimsizlik ve duygusal uyumsuzluk çıkmaktadır.

Bunu aşacak olan ve bununla mücadele edecek olan erkektir.Lakin bir çok ağabeyimizin bu konuda bir çaba ortaya koymasını bırakın , bize heyecanla İsrail’in bölgedeki politikalarını anlatan ağabeylerimizin , yan odada çırpınan, ruhu yaralı ve mutsuz eşinden haberi dahi olmamaktadır.

Tağuti düzen, Rab, İlah, Din, İbrahimî duruş kelimelerinin bol bol tüketildiği bir iletişim çağında İslamcı bir erkeğin ailesindeki bunca iletişimsizlik ne yazıkki yazarların ve kanaat önderlerinin gündemlerinde ilk yer alması gerekirken , kenarından şöyle bir dokundukları meseleler olarak kalmaya devam ediyor.

70 li ve 80 li yıllarda Akıncılar-MTTB çizgisinden ve yer yer tevhidi uyanış öbeklerinde Kur’an’la ve onun Tevhidi daveti ile tanışan nice erkek elbette kendileri gibi bilinçli hanımlarla evli değillerdi.O yüzden kendileri Kur an i açıdan netleşip bilgilendiler ama bu eve ne kadar yansıdı?
Şu an orta yaş ve orta yaşın biraz üzerinde olan bir çok İslamcı erkek, hanımıyla ciddi anlamda bir iletişim koması yaşamaktadır.

Psikolog Mücahid Gültekin ve nice Aile uzmanının hasta kitlesi, bizim camiamızın depresyondan ve sinir hastalıklarından başını kaldıramayan hanımları ve kızlarından oluşmakta ise buraya bir "mim!" koymak gerekmektedir.

Nereye kadar, suç Tağutun?, Laisizmin?,Modernizmin acaba?

Kur an dan anlamak ile bir kadının ruhundan anlamak farklı şeylerdir.

"Ev hanımları neden pasif kalmaktalar,hayat mücadelesinin ve dava mücadelesinin içinde erkeğiyle birlkte neden yer alamamaktadırlar?" sorusunun cevabını bu bağlamda salt ekonomik zorluklara, çocuklara ve ev işlerine bağlayarak çözemeyiz.Bunlar etkendir belki ama belirleyici/çözümleyici olan erkektir.

Anneler bir toplum doğururlar. Annenin ruhu ölürse toplumun da ruhu ölür.Bir kadın çok şeydir aslında.O,Bir ağır işçi, bir temizlikçi, bir bakıcı,bir bahçıvan, bir muhasebeci...
Bir annedir...
Bir dost...
Bir arkadaş...
Bir sevgili...
Bir kadın öldüğü zaman kaç tane cenaze kaldırdığınızı siz bile tahmin edemezsiniz! Ki bu ölüm biyolojik bir ölüm olması da gerekmez. Zira Ölümlerin en acısı bir insanda Ruhun ölmesi yani Ruhsuzlaşması ve beraberinde gelen kalp katılığıdır.
Seminerlere , Mitinglere, Tefsir derslerine giden ve nitelikli bir İslamcı bay-bayan davetçi, alanında uzman, para göz olmayan Aile Psikologlarının kapılarını aşındırmalı ve onlarla bilgi alışverişine girmekten kaçınmamalıdır.

Zira bizim boş bıraktığımız bu alanı Emperyalizm, seküler Rehberlik ve Danışmanlık ağlarıyla donatmaktadır.
Trendi yükselen bir alan olduğu için psikoloklara fahiş ücretler ödenmektedir.Bununla birlikte haplarla , ilaçlarla ayakta kalmaya çalışan bir ev kadını kitlesi türemektedir.

İslamcı erkekler özellikle bu alanda Yaygın veya Örgün eğitim almamış dahi olsalar, kendi özel çabaları ve özverileriyle kendi hanımlarının ve ailelerinin psikoloğu , ruh doktoru olabilecek donanımı kazanmalıdırlar. Tağuti çürümeye verilecek en güçlü cevab burdan gelecektir çünkü!


Yarım Bıraktığınız her kadın; Yarsız bıraktığınız bir ruhdur.
Yalnız değillerse de /Issız bıraktığınız bir duldur!

Kadınlarımızı kazanmamız dileğiyle...


İhsan Eliaçık
hazan isimli üye çevrimiçidir (Online)   hazan nickli üyeye özel mesaj gönderin hazan tarafından gönderilen bütün mesajları bul Alıntı ile Cevapla
Yandaki Kullanıcılar hazan Arkadaşımıza Teşekkür Etti
๓คђşєг (24-09-2009), simyaci (24-09-2009)
Alt 24-09-2009, 16:57   #2
simyaci
 
Avatar Yok
 
Bilgileriniz
 
Üyelik tarihi: 09-02-2009
Bulunduğu yer: izmir
Yaş: 35
Mesajlar: 2.953
Rep Gücü: 100
simyaci has a reputation beyond reputesimyaci has a reputation beyond reputesimyaci has a reputation beyond reputesimyaci has a reputation beyond reputesimyaci has a reputation beyond reputesimyaci has a reputation beyond reputesimyaci has a reputation beyond reputesimyaci has a reputation beyond reputesimyaci has a reputation beyond reputesimyaci has a reputation beyond reputesimyaci has a reputation beyond repute
Teşekkürler
Teşekkür Sayısı: 2660
714 Mesajda 1256 Teşekkür Aldı
"Erkekler kadınlar üzerine titrer; onları koruyup kollarlar.(...)"
(Nisa 34)


Bu ayette erkeklerle ilgili olarak mübalağa sigasıyla gelen qavvam vurgusunun yönü, erkeğin kendisinden ziyade kadına veya eve, çocuklara doğrudur.Söylenmek istenen sanırm şudur:"Erkekler evlerine karşı, özelliklede kadınlara karşı yüksek derecede ilgili,sevgili ve saygılı olmalıdırlar.Anbean sürekli iletişim halinde olmalıdırlar.Sevgi,şefkat,ilgi ve alakadan bir an bile geri durmamalıdırlar.Eş ve çocuklarının en küçük ayrıntısıyla bile yakından ilgilenmelidirler. Yani "çokça ayağa kalkmalı", her dertlerine koşmalı, daima yanlarında olmalıdırlar.

bu yazı üzerine ne yazılır diye çok düşündüm, ama bulamadım. biz erkekleri birebir anlatıyor kaç kişi çıkar aramızdan "ben öyle değilim" diyen acaba. 3 kişi, belki 4 kişi, hadi 5 kişi olsun, ya diğerlerimiz kelimeler tükendi sanki kendimden utandım. biz erkekler sanki kendimiz için yaratılmışız birazda çocuklarımız için. Artık biraz evimize dönmeliyiz evimizin içini görmeliyiz sanki. Allah razı olsun kardeşim bu gerçekleri hatırlattığın için
Allah Sabredenlerle Beraberdir...
simyaci isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   simyaci nickli üyeye özel mesaj gönderin simyaci´nin Web Sitesini ziyaret edin simyaci tarafından gönderilen bütün mesajları bul Alıntı ile Cevapla
Yandaki Kullanıcılar simyaci Arkadaşımıza Teşekkür Etti
hazan (24-09-2009)
Cevapla
Tags: , , , ,

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Evlenecek Erkeklere Tavsiyeler ttemizsoy Eş Seçimi Ve Evlilik Üzerine Tavsiyeler 2 12-01-2010 06:12
Evde kalan erkekler, evde kalan kızlar ve eriyen pamuk helva aşküma Ailenin İslamdaki Yeri 0 20-01-2009 00:55
Kadınlara ve erkeklere benzemek YASİN Sizden Gelenler 0 10-10-2008 17:27
Evlenecek Erkeklere Bir Nasihat SaNaL FaNi Dini Vİdeolar 1 16-09-2008 16:17
Yabancı kadınlara erkeklere bakmak ttemizsoy Eş Seçimi Ve Evlilik Üzerine Tavsiyeler 0 11-03-2008 00:45



Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı


Saat 17:19.

Forum Saati + 2 Olarak Ayarlanmıştır.

Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.

www.ilimhazinem.com

627 631 632 634 635 636 638 639 642 643 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 681 682 683 685 686 688 689 699 700 701 702 703 704 705 712 717 718 719 720 721 722 724 725 726 727 728 729 730 731 732 734 735 736 737 738 739 740 742 743 744 745 746 753 758 760 761 762 763 765 766 767 768 769 770 771 772 773 774 775 776 777 778 787 788 789 790 791 792 793 795 796 797 800 801 802 803 805 806 808 809 810 811 814 818 819 820 821 822 824 825 826 827 832 833 836 837 838 839 840 841 842 844 845 846 850 851 854 855 856 857 858 859 860 861 862 863 864 865 866 867 871 872 873 874 875 876 877 878 879 880 881 882 883 884 885 886 887 888 889 893 894 895 896 897 898 899 900 901 902 906 908 909 912 913 914 915 916 917 918 919 920 921 922 924 925 926 927 928 929 930 931 932 933 934 935 936 937 938 939 940 941 942 944 945 947 949 952 953 954 955 958 967 970 971 973 980 981 984 987 988 989 990 991 992 993 994 995 999 1000 1001 1002 1003 1004 1005 1006 1007 1008 1009 1010 1011 1013 1014 1015 1016 1017 1018 1019 1020 1021 1022 1023 1024 1025 1026 1027 1028 1029 1030 1031 1032 1033 1034 1035 1036 1037 1038 1039 1040 1041 1042 1043 1044 1045 1046 1047 1048 1049 1050 1051 1052 1053 1054 1056 1057 1058 1059 1060 1061 1062 1063 1064 1065 1066 1067 1068 1069 1070 1071 1072 1073 1074 1075 1076 1077 1078 1079 1080 1081 1082 1083 1084 1085 1086 1087 1088 1089 1090 1091 1092 1093 1094 1095 1096 1097 1098 1099 1100 1101 1102 1103 1104 1105 1106 1107 1108 1109 1110 1111 1113 1114 1115 1116 1117 1118 1119 1120 1121 1124 1125 1128 1129 1130 1131 1135 1136 1137 1138 1139 1140 1141 1142 1143 1144 1145 1146 1147 1148 1149 1150 1151 1152 1153 1154 1155 1156 1157 1158 1159 1160 1161 1162 1163 1164