Görüntülemeler : 17 √ Cevap Sayısı : 2 |
![]() |
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
![]() ![]() |
"hasan Etem’in Validesine Son Mektubu" mektubu Yazan , İhtiyat Zabit ( Yedek Subay ) Namzedi Hasan Etem , İstanbul Hukuk Fakültesi Son Sınıfına Devam Ederken Aynı Zamanda Beyazıt Nümune Mektebi’nde Öğretmendi. Düşmanın Çanakkale’ye Dayandığını İşittiğinde Gözünü Kırpmadan Binlerce Akranı Gibi Cepheye Koştu. Gönüllü Yazıldı. Bu Onun Son Mektubuydu. Bu Mektubu Yazdıktan İki Gün Sonra Maydos (eceabad)’da Şehit Oldu... ( Not: Mektuptan Mekan Ve Zaman Tam Olarak Anlaşılamıyor. 25.nisan.1915 Çıkartma Öncesi Yazıldığı Görülüyor. Bu Da Ortam Hakkında Net Bilgi Veremiyor. Çıkartma Öncesi 19.nisan Da Nasıl Şehit Olabileceği Açık Değil. Rumi-miladi Dönüşümlere Dikkat Edilmemiş Olabilir. ) valideciğim, Dört Asker Doğurmakla Müftehir Şanlı Türk Annesi, nasihat-amiz Mektubunu Divrin Ovası (nığde) Gibi,güzel,yeşillik Bir Ovacığın Ortasından Geçen Derenin Kenarındaki Armut Ağacının Sayesinde Otururken Aldım.tabiatın Yeşillikleri İçinde Mest Olmuş Ruhumu Bir Kat Daha Takviye Etti. okudum, Okudukça Büyük Dersler Aldım.tekrar Okudum.şöyle Güzel Ve Mukaddes Bir Vazifenin İçinde Bulunduğumdan Sevindim.gözlerimi Açtım, Uzaklara Doğru Baktım.yeşil Yeşil Ekinlerin Rüzgara Mukavemet Edemiyerek Eğilmesi,bana,annemden Gelen Mektubu Selamlıyor Gibi Geldi.hepsi Benden Tarafa Doğru Eğilip Kalkıyordu Ve Beni , Annenden Mektup Geldi Diyerek Tebrik Ediyorlardı.gözlerimi Biraz Sağa Çevirdim Güzel Bir Yamacın Eteklerindeki Muhteşem Çam Ağaçları Kendilerine Mahsus Bir Seda İle Beni Tebşir Ediyorlardı.nazarlarımı Sola Çevirdim Çağıl Çağıl Akan Dere , Bana Validemden Gelen Mektuptan Dolayı Gülüyor , Oynuyor , Köpürüyordu ... başımı Kaldırdım , Gölgesinde İstirahat Ettiğim Ağacın Yapraklarına Baktım.hepsi Benim Sevincime İştirak Ettiğini , Yaptıkları Rakslarla Anlatmak İstiyordu.diğer Bir Dalına Baktım , Güzel Bir Bülbül , Tatlı Sedasıyla Beni Tebşir Ediyor Ve Hissiyatıma İştirak Ettiğini İnce Gagalarını Açarak Göstermek İstiyordu. işte Bu Geçen Dakikalar Anında , Hizmet Eri : -efendim , Çayınız , Buyrunuz , İçiniz , Dedi. -pekala Dedim,aldım Baktım , Sütlü Çay... -mustafa Bu Sütü Nereden Aldın ? Dedim. -efendim , Şu Derenin Kenarında Yayıla Yayıla Giden Sürü Yok Mu ? -evet Dedim.evet Ne Kadar Güzel. -işte Onun Çobanından 10 Paraya Aldım. valideciğim , On Paraya Yüz Dirhem Süt , Su Katılmamış.koyundan Şimdi Sağılmış , Aldım Ve İçtim. Fakat Yukarıdaki Bülbül Bağırıyordu : “validen Kaderine Küssün , Ne Yapalım.o Da Erkek Olsaydı , Bu Çiçeklerden Koklayacak , Bu Sütten İçecek , Bu Ekinlerin Secdelerini Görecek Ve Derenin Aheste Akışını Tetkik Edecek Ve Çıkardığı Sesleri Duyacak İdi” şevket Merak Etmesin O Görür , Belki De Daha Güzellerini Görür. fakat , Valideciğim , Sen Yine Müteessir Olma.ben Seni , Evet Seni Mutlaka Buralara Getireceğim.ve Şu Tabii Manzarayı Göstereceğim.şevket , Hilmi (kardeşleri) De Senin Sayende Görecekler. o Güzel Çayırın Koyu Yeşil Bir Tarafında , Çamaşır Yıkayan Askerler Saf Saf Dizilmişler.gayet Güzel Sesli Biri Ezan Okuyordu. ey ALLAH’ım , Bu Ovada Onun Sesi Ne Kadar Güzeldi.bülbül Bile Sustu, Ekinler Bile Hareketten Kesildi ,dere Bile Sesini Çıkarmıyordu.ezan Bitti.o Dereden Ben De Bir Abdest Aldım.cemaat İle Namazı Kıldık..o Güzel Yeşil Çayırların Üzerine Diz Çöktüm.bütün Dünyanın Dağdağa Ve Debdebelerini Unuttum.ellerimi Kaldırdım , Gözümü Yukarı Diktim , Azımı Açtım Ve Dedim : -ey Türklerin Ulu ALLAH’ı.ey Şu Öten Kuşun , Şu Gezen Ve Meleyen Koyunun , Şu Secde Eden Yeşil Ekin Ve Otların Şu Heybetli Dağların Halıkı.sen Bütün Bunları Türklere Verdin.yine Türklerde Bırak.çünkü Böyle Güzel Yerler , Sen’i Takdis Eden Ve Sen’i Ulu Tanıyan Türklere Mahsustur. ey Benim Rabbim ! şu Kahraman Askerlerin Bütün Dilekleri ; İsm-i Celalini İngilizlere Ve Fransızlara Tanıtmaktır.sen Bu Şerefli Dileği İhsan Eyle Ve Huzurunda Titreyerek , Böyle Güzel Ve Sakin Biryerde Sana Dua Eden Biz Askerlerin Süngülerini Keskin , Düşmanlarını Zaten Kahrettin Ya , Bütün Bütün Mahveyle. ”diyerek Dua Ettim Ve Kalktım.artık Benim Kadar Mes’ut , Benim Kadar Mesrür Bir Kimse Tasavvur Edilemezdi. oğlun hasan Etem 4 Nisan 1331 (17 Nisan 1915) (kaynak : Kabatepe Milli Parklar Müzesi) "kınalı Ali" Üsteğmen Faruk, Cepheye Yeni Gelen Askerleri Denetlerken, Bir Yandan Da Onlarla Sohbet Ediyor, "nerelisin?" Gibi Sorular Soruyordu. Gözleri Bir Ara, Saçının Ortası Sararmış Bir Delikanlıya Takıldı. Yanına Çağırdı Ve Merakla Sordu: "adın Ne Senin Evladım?" "ali, Komutanım." "nerelisin?" "tokatlıyım, Komutanım, Tokat'ın Zile Kazasındanım..." "peki Evladım, Bu Kafanın Hali Ne? Saçlarının Ortası Neden Kırmızı Boyalı Böyle?" "cepheye Gelmeden Önce, Anam Saçıma Kına Yaktı Komutanım. Neden Yaktığını Da Bilmiyorum." "peki" Dedi Üsteğmen. "gidebilirisin Kınalı Ali." O Günden Sonra Ali'nin Adı, Kınalı Ali Oldu. Cephede Tüm Arkadaşları Kınalı Ali Demekle Yetinmiyor, Saçındaki Kınayı Da Alay Konusu Yapıyorlardı. Kınalı Ali, Arkadaşlarına Karşı Sevecen Ve Dürüst Tutumu Sayesinde, Kısa Sürede Hepsinin Sevgisini Kazandı. Bir Gün Memleketine Mektup Göndermek İçin Arkadaşlarından Yardım İstedi. "anama, Babama Burada İyi Olduğumu Bildirmek İstiyorum. Ama Okumam Yazmam Yok. Biriniz Yardım Edebilir Misiniz?" Biri Değil, Birçok Arkadaşı Yardıma Geldi. "sen Söyle Biz Yazalım" Dediler. Kınalı Ali Söylüyor, Bir Arkadaşı Yazıyor, Diğeri De Söylenenlerin Doğru Yazılıp Yazılmadığını Denetliyordu. "sevgili Anacığım, Babacığım Hasretle Ellerinizden Öperim. Ben Burada Çok İyiyim, Beni Sakın Merak Etmeyin." Kız Kardeşini, Kendinden Küçük Erkek Kardeşinin Sağlığını Ve Hatırını Sorduktan Sonra, Köydeki Herkesin Burnunda Tüttüğünü Ve Kimsenin Kendisini Merak Etmemesini Söyledikten Sonra, "biz Burada Var Oldukça Bilesiniz Ki Düşman Bir Adım Bile İlerleyemeyecektir" Cümlesi İle Bitiriyordu. Tam Zarf Kapatılırken, Ali, "iki Üç Satır Daha Ekleteceğini" Söyleyerek, Mektubun Sonuna Şunları Yazdırdı: "anacığım, Beni Buraya Gönderirken Kafama Kına Yaktın Ama, Burada Komutanlarım Da, Arkadaşlarım Da Benle Hep Dalga Geçiyorlar. Cepheye Gitmek Sırası Yakında İnşALLAH Kardeşim Ahmet'e Gelecek, Onu Gönderirken Sakın Kına Yakma Saçına. Burda Onunla Da Dalga Geçmesinler. Tekrar Ellerinden Öperim Anacığım." Gelibolu'da Savaş Giderek Şiddetleniyordu. İngilizler, Kesin Sonuç Almak İçin Tüm Güçleriyle Yükleniyorlardı. Cephede Savaşan Askerlerimiz Önceleri Birer, Birer, Sonraları Beşer, Beşer, Onar, Onar Şehit Oluyorlardı. Gelibolu Düşmek Üzereydi. Kınalı Ali'nin Komutanı, Bu Durum Karşısında Çaresizdi. Kendi Bölüğü Henüz Sıcak Temasa Hazır Değildi. Genç Erlerine İnsan Bedeninin Süngü Ve Mermilerle Orak Gibi Biçildiği Bu Cepheye Göndermek Zorunda Kalmaması İçin ALLAH'a Dua Ediyordu. komutanlarını Düşünceli Ve Sıkıntılı Gören Kınalı Ali Ve Arkadaşları, Komutanlarına Gidip, Ondan Kendilerini Cepheye Göndermesini İstediler. Askerlerinin Israrları Üzerine Komutanları Daha Fazla Direnemedi Ve Ölüme Gönderdiğini Bile, Bile Bu İsteklerini Kabul Etmek Zorunda Kaldı. Kınalı Ali Ve Arkadaşları, Sevinç Çığlıkları Atarak Cepheye, Bile Bile Ölüme Gidiyorlardı. O Gün Güle Oynaya Gelibolu Cephesinde Ölümle Buluşacakları Yere Koşan Kınalı Ali'nin Bölüğünden Tek Kişi Geri Dönmedi. Gidenlerin Tümü Şehit Olmuştu. Bu Olaydan Kısa Bir Süre Sonra Kınalı Ali'ye Anne, Babasından Mektup Geldi. Onun Yerine Komutanı Aldı Mektubu Ve Buruk Bir İfade İle Okumaya Başladı. Cepheye Gitmeden Önce Arkadaşlarına Yazdırdığı Mektubuna Aile Adına Babası Yanıt Veriyordu. "oğlum Ali, Nasılsın, İyi Misin? Gözlerinden Öperim, Selam Ederim. Öküzü Sattık, Parasının Yarısını Sana Gönderiyoruz, Yarısını Da Yakında Cepheye Gidecek Küçük Kardeşine Veriyoruz. Şimdi Öküzün Yerine Tarlayı Ben Sürüyorum. Fazla Yorulmuyorum Da. Sen Sakın Bizi Düşünme." Babası Mektupta Köydeki Herkesten Akrabalarından Haberler Verdikten Sonra "şimdi Ananın Sana Diyeceği Var" Diyerek Sözü Ona Bırakıyordu. Mektubun Bundan Sonraki Bölümü Kınalı Ali'nin Anasının Ağzından Yazılmıştı, Şöyle Diyordu Anası: "oğlum Ali, Yazmışsın Ki, Kafamdaki Kınayla Dalga Geçtiler. Kardeşime De Yakma Demişsin. Kardeşine De Yaktım. Komutanlarına Ve Arkadaşlarına Söyle Senle Dalga Geçmesinler. Bizde Üç İşe Kına Yakarlar; 1- Gelinlik Kıza. Gitsin Ailesine, Çocuklarına Kurban Olsun Diye. 2- Kurbanlık Koça. ALLAH'a Kurban Olsun Diye. 3- Askere Giden Yiğitlerimize. Vatana Kurban Olsun Diye. Gözlerinden Öper, Selam Ederim. ALLAH'a Emanet Olun." kınalı Kuzu yozgat’ın Sorgun Kazasının Karayakup Köyünden Cepheye Gelen Murat , Bölükteki Tıbbiye Öğrencilerinden Şükrü’ye Bir Mektup Yazdırır : “anacığım Kardeşlerimi Askere Gönderirken Başına Kına Koyma...zabit Efendi Bana Sordu Cevap Veremedim.kardeşlerim De Cevap Veremeyip Mahçup Olmasınlar.” bir Müddet Sonra Murat’ın Anasından Cevabi Mektup Yetişir : “ey Oğlum , Gözümün Nuru Murat’ım ! Zabit Efendiye Selam Söyle...biz Kurbanlık Koçları Kınalar Öyle Kurban Ederiz.sen Dört Kardeşin Arasında Kurbansın.sen İsmail’sin(as).sen Orada Şehit Olacaksın İnşeALLAH.kurbanlık Koçlar Nasıl Kınalanırsa , Ben De Onun İçin Senin Saçını Kınalayıp Gönderdim.” ve Mektup Çanakkale’de Murat’a Ulaştığında , Murat’ın Kınalı Başı Çoktan ALLAHına Kurban Gitmiştir Bile...
![]()
|
|
|
|
|
|
#2 |
![]() ![]() Üyelik tarihi: 09-01-2008
Bulunduğu yer: Bir Garip Yolcu
Yaş: 32
Mesajlar: 4.194
Rep Gücü: 124
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Teşekkür Sayısı: 218 387 Mesajda 553 Teşekkür Aldı |
üsteğmen Zahid'in Vasiyeti “bu Günlerde Her Zamankinden Daha Önemli Muharebelere Gireceğiz.bilirsin , Her Muharebeye Giren Ölmez. Fakat Eğer Ben Ölürsem Sakın Gam Yeme... Beni Ve Seni Yaratan ALLAH Bizi Nasıl Dünyada Birbirimize Nasib Etti İse , Benden Şehitlik Rütbesini Esirgemediği Taktirde , Elbette , Ruhlarımızı Da Birbirine Kavuşturur.vatan Yolunda Şehit Olursam Bana Ne Mutlu.ancak , Sana Bir Vasiyetim Var : birincisi Benim İçin Kat’iyyen Ağlama... ikincisi, Eşyamın Listesi İlişikte. Bunları Sat, Ele Geçecek Paradan “mihr-i Muaccel” Ve “mihr-i Müeccel” İni Al, Üst Tarafı İle Bana Bir Mevlüt Okut. Eğer Bunlar Sana Borcumu Ödemezse Hakkını Helal Et Ve İlk Gece Aramızda Geçen Sözü Unutma...” ayrıca Mektubun İçinden Kırmızı Kordelaya Bağlı Bir De Saç Demeti Çıkar. Saçın Tazeliği Bunun Mini Mini Bir Yavrunun Başından Kesilmiş Olduğunu Göstermektedir. işte O Zaman Herkes Zahid’in Evli Olduğunu Ve Nadide İsminde De Bir Yavrusunun Varlığını Öğrenir. Çünkü Zahid Üsteğmen Cepheye Gelirken Arkasında Evlad Ü İyal Düşüncesini De Bırakmıştır. Ve Savaş Boyunca Ne İzin İsteyerek Evine Gitmeyi Düşünmüş Ne De O Konuda İki Çift Laf Etmiştir. zahid, 09 Ocak 1916’da Şehit Olur. gümüşhane’nin Şiran İlçesinden Üsteğmen Zahid, Aziziye İlçesinin Kılıç Mehmet Bey Köyünden Ahmet Efendi’nin Kızı , Eşi Hanife Hanım’a Yazdığı Ve Vasiyetini Bildirdiği Mektubunu Şu Cümle İle Bitirir: “bu Vasiyetimi Aldığınız Zaman Yüksek Sesle Ağlamanıza Razı Değilim.”
![]()
|
|
|
|
|
|
#3 |
![]() ![]() Üyelik tarihi: 09-01-2008
Bulunduğu yer: Bir Garip Yolcu
Yaş: 32
Mesajlar: 4.194
Rep Gücü: 124
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Teşekkür Sayısı: 218 387 Mesajda 553 Teşekkür Aldı |
Kolağası ve Bölük Komutanı Mehmet Tevfik... Sebebi hayatım, feyz-ü refikim, Sevgili babacığım,valideciğim, Arıburnu'nda ilk girdiğim müthiş muharebede sağ yanımdan ve pantolonumdan kurşun geçti, hamdolsun kurtuldum.Fakat bundan sonra gireceğim muharebelerden kurtulacağımdan ümidim olmadığından bir hatıra olmak üzere şu yazılarımı yazıyorum. Hamdü senalar olsun Cenab-ı Hakk'a beni bu rütbeye kadar isal etti.Yine mukadderatı ilahiye olarak beni asker yaptı.Siz de ebeveynim olmak dolayısıyla beni vatan ve millete hizmet etmek için ne suretle yetiştirmek mümkün ise öylece yetiştirdiniz.Sebeb-i Feyz-ü refikim ve hayatım oldunuz.Cenab-ı Hakk'a ve sizlere çok teşekkürler ederim. Şimdiye kadar milletin bana verdiği parayı hak etmek zamanıdır.Vazife-i mukaddese-i vataniyeyi ifaya cehdediyorum.Rütbe-işehadete suudedersem Cenab-ı Hakk'ınen sevimli kulu olduğuma kanaat edeceğim.Asker olduğum için bu her zaman bana pek yakındır,sevgili babacığım ve valideciğim.Göz bebeğim olan zevcem Münevver ve oğlum Nezih'ciğimi evvele Cenab-ı Hakk'ın saniyen sizin himayenize tevdi ediyorum.Onlar hakkında ne mümkün ise lütfen yapınız. Oğlumun talim ve terbiyesine siz de refikamla birlikte lütfen sayediniz.Servetimizin olmadığı malumdur.Mümkün olandan fazla birşeyi isteyemem,istesem de pek beyhudedir.Refikama hitaben yazdığım matuf mektubu lütfen kendi eline veriniz.Fakat çok müteessir olacaktır,o teessürü izale edecek vechile veriniz.Ağlayacak üzülecek tabi teselli ediniz.Mukadderat-ı ilahiye böyleymiş.Malumat ve düyunatın hakkında refikam mektubunda laf ettiğim deftere ehemmiyet veriniz.Münevver'in hafızasında ve yahut kendi defterinde mukayyet düyunat da doğrudur.Münevver'e yazdığım mektubum daha mufassaldır.kendisinden sorunuz. Sevgili baba ve valideciğim , Belki bilmeyerek size karşı birçok kusurlarda bulunmuşumdur.Beni affediniz,hakkınızı helal ediniz,ruhumu şadediniz,işlerimizi tavsiyesinde refikama muavenet ediniz ve muin olunuz. Sevgili Hemşirem Lütfiye'ciğim, Bilirsiniz ki sizi çok severdim.Sizin için vesayemin yettiği nisbette ne yapmak lazımsa yapmak isterdim.Belki size karşı da kusur etmişimdir,beni affet ,mukadderatı ilahiye böyle imiş hakkını helal et ruhumu şadet , yengeniz Münevver hanımla oğlum Nezih'e sen de yardım et , sizi de Cenab-ı Hakk'ın lütuf ve himayesine tevdi ediyorum. Ey akraba ve ehibba ve evda , cümlenize elveda , cümleniz hakkınızı helal ediniz.Bnim tarafımdan cümlenize hakkım helal olsun.Elveda , elveda..Cümlenizi Cenab-ı Hakk'a tevdi ve emanet ediyorum.. Ebediyen ALLAH'a ısmarladım. Sevgili Babacığım ve Valideciğim.... Oğlunuz Mehmet Tevfik (Mehmet Tevfik , 2 Haziran 1915 günü yaralanmış ve Çanakkale Askeri Hastanesi'nde şehitlik rütbesine ulaşmıştır.)
![]()
|
|
|
|
![]() |
| Tags: canakkaleden, mektup, var |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Saat 18:56.
Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
www.ilimhazinem.com