İLİMHAZİNEM Hepimize Yeter


Geri git   İLİMHAZİNEM Hepimize Yeter > PEYGAMBERİMİZ (S.A.V.)'İN SÜNNETİ,ÖRNEK HAYATI VE HADİS-İ ŞERİFLERİ > Siyer-i Nebi (S.A.V)

Kayıt ol Arama Bugünün Mesajları Forumları Okundu Kabul Et

Boykot ve Kaldırılışı

Görüntülemeler : 19  √  Cevap Sayısı : 0

Görüntüleyenler Üyeler:   √ Misafir:1

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 20-05-2008, 20:53   #1
ISRA
 
Avatar Yok
 
Bilgileriniz
 
Üyelik tarihi: 09-01-2008
Bulunduğu yer: Bir Garip Yolcu
Yaş: 32
Mesajlar: 4.194
Rep Gücü: 124
ISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond reputeISRA has a reputation beyond repute
Teşekkürler
Teşekkür Sayısı: 218
387 Mesajda 553 Teşekkür Aldı
Bayrak Boykot ve Kaldırılışı

Boykot ve Kaldırılışı




Ömer, (r.) mü´minler Allah´a İbadet ederken, Kurcys-] ilerin açıkça Ka´be´de putlara tapmalarına tahammül ede*miyordu. Bu yüzden gidip açıkça K&´be de namaz kılar ve diğer mü´minleri de buna teşvik ederdi. Bazen Ömer ve Hamza yanlarında bir grup mû´minle mescide girer ve na*maz kılarlardı, böyle zamanlarda Kureyş liderleri biç or*tada görünmezdi. Çünkü onlar için orada oturmak ve otan-lan seyretmek gurur kırıcıydı. Ömer (r.)´den korktuktan için de müdahale edemiyorlardı. Fakat bu genç artanı kendilerini yendiğini zannetmesini de İstemiyorlardı. Bu yüzden Ebu CehiTin baskısıyla en İyi çözümün Ebu Ieheb dışında, mü´min olsun olmasın Peygamber 1 koruyan tüm Haşimilere bir boykot düzenlemek olduğu kararına vardılar. Hazırladıkları dokümana göre, kimae Haşim´li bir kadınla evlenmeyecek ve kızını da Haşimile*re vermeyecekti; kimse onlara birşey satmayacak, onlar*dan da birşey satın almayacaktı. Bu, Haşimiler Muham-med´i reddedene veya o peygamberlik iddiasından vazge*çene dek sürecekti. Hepsi taraftar olmasa da kırk KureyşÜ lider bu anlaşmayı imzaladı. Muttalib oğullan, kardeşleri Haşimilere bunu yapmak istemediler, fakat zorla anlaşma*ya dahil edildiler. Doküman dikkatle K&´be´nin içine yer*leştirildi.

Karşılıklı dayanışma için tüm Beni Hasim, Mekke va*disinin Ebu Talib mahallesinde toplandı. Peygamber

Boykot sıkı bir şekilde uygulanmıyordu ve evlenen bir kadın hala eski kabilesinin bir üyesi sayıldığı için Beni Haşim´le bağlar tamamen kopanlamıyordu. Ebu Cehil sü*rekli boykotu kontrol ediyor, fakat istediklerini herkese uyguluyordu. Bir gün Hatice´nin yeğeni Hakim´i, yanın*da sırtında bir çuval unla giden bir köle ile beraber Beni Hacim mahallesine giderken gördü, Onları düşmana yiye*cek ***ürmekle suçladı ve Hakim´i Kureyş´e ihbar edece*ğini söyledi. Onlar tartışırken, Esed kabilesinden Ebu´l-Behteri geldi ve meselenin ne olduğunu sordu. Sorunu öğ*rendiğinde Ebu Cehil´e: «Bu onun halasının unudur, ha*lam ununu İstiyor. Bırak da adam islediğini yapsın» de*di. Ne Hakim ne de Ebu´l-Behterî müslüman değillerdi, fa*kat Esed kabilesinden diğerine un ***ürmek kabile dışından birisinin kanşamayacagı bir durumdu. Mah-zumlunun araya girmesine tahammül edilemezdi, Ebu Ce*hil söylediğinde ısrar edince, Ebu´l-Behterî yerden bir de*venin kaburga kemiğini aldı ve Ebu Cehil´in kafasına vur*du. Ebu Cehil yere düştü. O sırada oradan geçmekte olan Hamza´yı memnun etmek istercesine yerde onu çiğnedi*ler.

Hakim haklıydı, boykot edilen kurbanların kişiliği yü*zünden birçok kişi de boykota karşıydı. Amir kabilesin*den Hişam İbn Amr, Haşiml kanı taşımıyordu, fakat aile*sinin Haşimilerie evlilik bağları vardı. Hişam gece hava kararınca yiyecekte yüklü bir deveyi Beni Haşim mahal*lesine ***ürür, mahalleye girişte devenin yularını çıkarır v» İlerlemesi için arkasına vurup bırakıp, giderdi. Ertesi jeee de giyecek yüklü bir deve getirirdi.

Müslüman olmayanların bu yardımlarının yanısıra di*ğer kabilelerden müslüman olanlar, özellikle Ebu Bekir ve Ömer b«ı yasağın etkilerini hafifletmeye çalışıyorlardı. İki yıllık boykotun »onunda Ebu Bekir artık zengin bir adanı sayılmazdı. Fakat bu yardımlara rağmen. Beni Haşini ma*hallesinde açlık ve kıtlık vardı.

Kutsal aylarda saldın ve tecavüzden emin olarak dı-şan çakabiliyorlardı. Bu zamanlarda Peygamber £s.a.v.) sık sık Kâ´be´ye giderdi. O sıralarda Kuröyş liderleri varlı*ğından yararlanarak ona hakaret ederlerdi. Bazen Kureyş´i uyaran ve daha önceki kavimlerin başına gelenleri anla*tan âyetleri okurken, Abdu´1-Dar sülalesinden Nadr ayağa kalkar ve: Tanrıya andolsun ki, Muhammed (s.a.v.) benden daha iyi bir konuşmacı değildir. Onun konuştukları eski*lerin masallarıdır. Onları yazılı bir Kâğıttan okuyor, ben de benimkileri kendi kitabımdan okuyorum», derdi. Daha sonra Rüstem, Isfendiyar ve İran Krallarıyla ilgili hikâye*ler anlatırdı. Bu bağlamda, kalbin doğaüstü .gerçeklikleri algılayan bir yeti olduğuna değinen bir çok âyet inmiştir Kâfirlerde kapalı olan kalb gözü; nurun parladığmı göre*bilir, bu da îmandır. Fakat yaşamını kötü işlerle geçirmek kalbi tozlarla kaplar ve Allah´tan gelen mesajın ilahi kö*kenini algılayamaz:

«Ona âyetlerimiz okunduğu zaman: «Geçmişlerin uydurma ma*sallarıdır» dedi. Asla, hayır; onların kazanmakta oldukları, kalblen üzerinde pas tutmuştur.» (Muttaffİfin: 13-14).

Bunun aksin» Peygamber (s.a.v.) kalbinin her zaman uyanık olduğunu ve her an gerçeklerle beraber olduğunu belirtmiştir.: «Gözüm uyur, fakat kalbim uyanıktır»[1]

Peygamber (s.a.v.) cağında yaşayanların adından çok nadir bahseden Kur´an, Ebu Leheb ve karısının Cehenne*me gireceğini müjdeler iLeheb Sûresi). Ümmü Cemil bu*nu duyunca elinde bir tas tokmakla Kâ´be´ye Muhammed

«Biz o günahkara uymuyoruz.

Emirleriyle alay ediyor

Ve dininden nefret ediyoruz.»

Kadın gittiğinde Ebu Bekr, (r.j Peygamber´e (s.a.v.) ka*dının kendisini görüp görmediğini sordu. Peygamber (s.a.v.) : «O beni göremedi, çünkü Allah onun görüşüne perde çekti» dedi. Arapça «günahkâr», «suçlu» anlamına gelen muzammam övülen ve değer verilen anlamına ge*len Muhammed´in karşıt anlamıdır. Küreydiler, Peygam*ber (s.a.v.)´İ yermek İçin bazan bu terimi kullanırlardı. Peygamber (s.a.v.) bunu duyunca arkadaşlarına: -Allah´*ın, Kureyşlilerin kötülüklerinden beni koruması şükre değ*mez mi? Onlar bana Muzammam (suçlanan) diyorlar, halbuki ben Muhammed´im (Övülen)»[2].

Beni Haşim ve Beni Muttalib´e uygulanan boykot iki yıl sürdü ve beklenen etkilerin hiçbirini göstermedi. Aksi*ne Peygamber (s.a.v.)´ln daha çok dikkat çekmesine ve tüm Arabistan´da yeni dinden bahsedilmesine neden oldu. Bu tür düşüncelerden bağımsız olarak, Kureyşlilerin çoğu. Özellikle boykot edilenler arasında akrabaları bulunanlar, boykot hakkında olumsuz düşünceler taşıyorlardı. Karar değiştirmenin zamanı gelmişti ve ilk tepkiyi gösteren adam yine, Haşimilere sık sık yiyecek ve giyecek yüklü develer gönderen Hişam oldu. Hişam tek başına bir şey yapama*yacağının farkındaydı, bu nedenle Peygamberin halası Atike´nin oğlu Mahzum´lu Zûheyr´e gitti ve söyle dedi: -Annenin akrabalarının durumunu bilirken nasıl yemek yiyip, güzel giyinmeye dayanabiliyorsun? Onlar ne birşey satabiliyorlar, ne de alabiliyorlar. Ne kızlarını ne de ogul-Jpını evlendirebiliyorlar. Allah´a yemin ederim ki, eğer on-1 Ebul-Hakem´in (Ebu Cehil) annesinin akrabaları ol-

salardı ve sen onu, onun seni çağırdığı şeye çagırsaydın, O hiçbir zaman bunu yapmazdı». «Beni utandırdın, Hİşam» dedi Zûheyr, «Fakat tek başıma ne yapabilirim? Eğer be*ni destekleyen biri daha olsaydı bu anlaşmayı geçersiz kı*lana dek savaşırdım». Hişam: -Birini buldum- dedi.«Kim O?». «Benim». «Bir üçüncüsünü daha bulalım* dedi Züheyr. Bunun üzerine Nevfel kabilesinden, Haşim ve Muttalİb´in kardeşleri olan Nevfel´in torunu Mut´im tbn Adly´e gitti. «Sen Kureyş´le bir olarak Abdu Menaf oğullarının iki kolu*nun yok olmasına göz mü yumuyorsun? Tann´ya andol-sun, eğer onların bunu yapmasına izin verirsen, bir müd*det sonra aynı şeyi sana da yaparlar» dedi Mut´im dör*düncü bir adam istedi, bunun üzerine Hişam, Hadice´nin unu yüzünden Ebu Cehil´e vuran Esed´ll Ebu´l-Behterl´ye gitti. O beşinci bir adam gerektiğini söylediğinde Hişam diğer bir Esed´Iiye, bir altıncıya gerek olduğunu söyleme, den teklifi kabul eden-Zem´eh İbn el-Esved´e gitti. Hepsi de o gece Mekke´nin dışındaki Hacun dağı eteklerinde bu*luşmaya karar verdiler. Orada hareket planlarını tasarla*dılar ve bu anlaşmayı geçersiz kılmadan meseleyi bırak*mayacaklarına söz verdiler. Züheyr: «Bu işle en çok ilgili olan benim, o yüzden ilk konuşan ben olacağım» dedi.

Ertesi sabah Mescid´deki kalabalığa karıştılar ve Zü*heyr üzerindeki uzun cübbesiyle Ka´be´yi tavaf etti. Daha sonra yüzünü meclistekilere çevirdi ve: «Ey Mekke´liler, Haşimogullan hiçbir şey alıp satamazken, biz burada ra*hatça yiyip giyinecek miyiz? Tann´ya andolsun bu hak*sızlık ortadan kalkıncaya dek rahat etmeyeceğim* dedi Kuzeni Ebu Cehil hemen ayağa kalktı ve: «Yalancısın!» dedi, «bu durum ortadan kalkmayacak». Zem´eh: «asıl ya*lancı sensin. Bu anlaşma yazıldığında biz taraftar değil*dik.» dedi. «Zem´eh doğru söylüyor onda yazılı olanı des*teklemiyoruz ve taraftar değiliz» dedi Ebu´l-Behteri. Mut´*im -. -İkiniz de haklısınız, asıl buna hayır diyen yalancıdır. Tanrı şahidimiz olsun biz ondan ve onda yazılı olandan masumuz» dedi. Hişam da aynı şeyleri söyledi ve Ebu Ce*hil onları bir gecede sözlerinden dönüp, entrika cevirmekle suçlamaya´ başladığında, Mut´im onun sözünü kesti ve Kabe´ye andlaşma metnini getirmeye gitti. İçerden, elinde küçük bir parça kâğıt, ve zafer ifadesiyle çıktı: Kurtlar, ilk başa yazılan «Allah´ım, senin adınla» kelimeleri dışın*daki tüm andlaşmayı yemişlerdi.

Kureyş´in çoğunluğu zaten ikna olmuştu Bunun yanı*lıra bu tartışmasız mucize tüm karşı çıkışları durdurdu Ebu Cehil ve onun gibi düşünen birkaç kişi karşı koyma*nın anlamsız olduğunu biliyorlardı. Boykot resmen kaldırıl*mıştı. Kureyş´ten bir grup, Beni Haşim ve Beni MÛttalib´e iyi haberleri vermeye gitti.

Boykot kaldırıldıktan,sonra Mekke´de büyük bir rahat*lama oldu ve belli bir süre için Müslümanlara karşı gös*terilen düşmanlık yumuşadı. Bu rahatlama haberi abar*tılarak Habeşistan´a dek ulaştı. Bunun üzerine muhacir*lerden bazıları Mekke´ye dönmek için hemen hazırlıklara başladılar. Cafer gibi bazıları ise bir süre daha orada kal*malarının iyi olacağını düşünüyordu.

O sırada Kureyş liderleri çabalarını, Muhammed (s.a.v)´i bir anlaşma yapmaya ikna etmede yoğunlaştır*mışlardı. Bu kendilerine göre ona takınılan en yakm ve yumuşak tavırdı. Velid ve diğer liderler, iki dinin de aynı anda uygulanmasını önerdiler. Peygamber (s.a.v.) bu öne*riyi reddetme şeklinde zorluk çekmeden, hemen gelen vahiyle onlara cevap verdi

«De ki: Ey kâfirler. Ben sizin tapttklartntza tapmam. Benim taptığıma da siz tapacak değilsiniz. Ben de sizin taptıklarınıza tapacak değilim. Siz de benim taptığıma tapacak değilsiniz.

Sizin dininiz size, benim de dinim botta.» (Kâfirim Suresi)

Bunun sonucunda, geri dönen muhacirler daha Harı»m bölgeye ulaşmadan yumuşak durum sona ermişti.

Cafer ve Ubeydullah İbn Cahş dışında, Peygamber fsa.v.)´in bütün kuzenleri geri döndüler. Onlarla birlikte

Osman ve Rukiye de geldiler. Osman´la birlikte dönen bir diğer Şems´Ii de Ebu Huzeyfe idi. Ebu Huzeyfe, (r.) ko*runma için babası Utbe´ye sığınabilirdi. Fakat Ebu Sele*me (r.) ve Ümmü Seleme (r.) kendi kabilelerinden işken*ceden başka bir şey bekieyemeyeceklerini biliyorlardı. Bu yüzden Mekke´ye gelir gelmez hemen Ebu Seleme´nin dayısı olan Ebu Talib´den korunma istediler. Ebu Talib Mahzu-milerin karşı çıkmasına rağmen bu isteği kabul etti. «Sen bize karşı yeğenin Muhammedi koruyorsun, fakat niçin bizim kabilemizden bîr adamı bize karşı korumayı kabul ediyorsun?» dediler. Ebu Talib: «O benim kızkardeşimin oğludur, eğer ben kızkardeşimin oğlunu koruyamazsam, er*kek kardeşimin oğlunu da koruyamam demektir» dedi. Mahzumîlerin onun liderlik haklarına saygı göstermekten başka seçenekleri yoktu. Yanaşıra bu kez. Peygamber (s.a.v.)´e en çok düşmanlık besleyen Ebu Leheb de ağa*beyini destekliyordu. Bu yüzden daha fazla diretmediler. Ebu Leheb, kendisine «öre boykot süresince yeğenine duy*duğu nefreti bu kadar açığa vurmasının özrünü .yerine ge*tiriyordu./ Nefreti biç bir şekilde azalmamıştı; fakat ağa*beyinden sonra kabilenin lideri olacağı için ailesiyle iyi ilişkiler içinde olmak istiyordu. Ebu Talib´in çok uzun ya*şamayacağının da farkındaydı.





--------------------------------------------------------------------------------

[1] II. 375; B. XIX, X6 v.b,

[2] II 234



ISRA isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   ISRA nickli üyeye özel mesaj gönderin ISRA tarafından gönderilen bütün mesajları bul Alıntı ile Cevapla
Cevapla
Tags: ,

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Müslümanların boykot zaferi SaNaL FaNi Konu Dışı Başlıklar 1 07-04-2009 20:21
Yaşasın Boykot Kardeşliğimiz! aşküma İntifada 0 14-01-2009 11:01
İsrail'e Boykot‏ SaNaL FaNi Tavsiye Ettiğimiz Siteler 0 01-01-2009 17:05
Faizin Kaldırılışı ttemizsoy (S.A.V.)in Hadis-i Şerifleri 0 11-09-2008 02:36
Yaşasin Boykot Kardeşliğimiz! ANKEBUT Konu Dışı Başlıklar 0 02-03-2008 21:38



Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı


Saat 23:10.

Forum Saati + 2 Olarak Ayarlanmıştır.

Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.

www.ilimhazinem.com

627 631 632 634 635 636 638 639 642 643 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 681 682 683 685 686 688 689 699 700 701 702 703 704 705 712 717 718 719 720 721 722 724 725 726 727 728 729 730 731 732 734 735 736 737 738 739 740 742 743 744 745 746 753 758 760 761 762 763 765 766 767 768 769 770 771 772 773 774 775 776 777 778 787 788 789 790 791 792 793 795 796 797 800 801 802 803 805 806 808 809 810 811 814 818 819 820 821 822 824 825 826 827 832 833 836 837 838 839 840 841 842 844 845 846 850 851 854 855 856 857 858 859 860 861 862 863 864 865 866 867 871 872 873 874 875 876 877 878 879 880 881 882 883 884 885 886 887 888 889 893 894 895 896 897 898 899 900 901 902 906 908 909 912 913 914 915 916 917 918 919 920 921 922 924 925 926 927 928 929 930 931 932 933 934 935 936 937 938 939 940 941 942 944 945 947 949 952 953 954 955 958 967 970 971 973 980 981 984 987 988 989 990 991 992 993 994 995 999 1000 1001 1002 1003 1004 1005 1006 1007 1008 1009 1010 1011 1013 1014 1015 1016 1017 1018 1019 1020 1021 1022 1023 1024 1025 1026 1027 1028 1029 1030 1031 1032 1033 1034 1035 1036 1037 1038 1039 1040 1041 1042 1043 1044 1045 1046 1047 1048 1049 1050 1051 1052 1053 1054 1056 1057 1058 1059 1060 1061 1062 1063 1064 1065 1066 1067 1068 1069 1070 1071 1072 1073 1074 1075 1076 1077 1078 1079 1080 1081 1082 1083 1084 1085 1086 1087 1088 1089 1090 1091 1092 1093 1094 1095 1096 1097 1098 1099 1100 1101 1102 1103 1104 1105 1106 1107 1108 1109 1110 1111 1113 1114 1115 1116 1117 1118 1119 1120 1121 1124 1125 1128 1129 1130 1131 1135 1136 1137 1138 1139 1140 1141 1142 1143 1144 1145 1146 1147 1148 1149 1150 1151 1152 1153 1154 1155 1156 1157 1158 1159 1160 1161 1162 1163 1164