PERİLİÇE
13-11-2009, 22:09
http://www.dinahlak.com/images/stories/kervan_1.jpgİslam’ın ilk gününden itibaren, bu din için her türlü fedakârlıkta bulunan, Allah’ın kendilerinden razı olduğu, bizim gözbebeklerimiz, yolumuzu aydınlatan yıldızlar, örnek ve altın nesil olan ashab-ı kiram da güzel hatıralar bırakarak bu dünyadan ayrıldılar.
En zor zamanlarda Peygamber Efendimizin etrafında pervane olan bu yiğit insanlar, normal zamanlarda, Kâinatın Efendisi’nin rahle-i tedrisinde bulunarak, Kur’an öğrenerek, camide bulunarak, çarşı-pazarda alış veriş yaparak, tarlada-bahçede çiftçilik yaparak, hâsılı hayatın her alanında meşru işler yaparak bu dünyada güzel bir sada bıraktılar.
Hz. Ebubekir’den Hz. Ömer’e, Ebu Hureyre’den Abdullah b. Huzafe’ye, Zeyd b. Sabit’ten Nuayman’a kadar pek çok sahabi kendi arasında veya Peygamber Efendimizle şakalaşmış, latifeler yapmışlardır.
Onlar da insandı ve Efendileri (sav) gibi latifeler yaparlardı.
Kaynaklarda yer alan bazı şakalara yer verirken, bazı şakaların o günkü toplum yapısı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği ifade etmek istiyoruz.
Sahabenin Resulullah’a Yaptığı Bazı Latifeler…
Hz. Ebubekir, kızı Aişe’nin evine girmek için izin ister. Ancak bu arada bakar ki kızı, içerden yüksek sesle konuşmaktadır. İçeri girince, kızının üzerine doğru yürür, fakat Efendimiz Aleyhisselam araya girerek engel olur.
Hz. Ebubekir öfkelidir:
-Sen Allah Resulü’ne karşı nasıl bağırarak konuşursun?
Ona biraz kızdıktan sonra evden ayrılır. Ebubekir (ra) gidince, Peygamberimiz, eşi Aişe’ye;
-Bak seni bu öfkeli adamın elinden nasıl kurtardım, diye latife yapar.
Aradan bir müddet geçer, Hz. Ebubekir yine kızının evine gelir, izin ister, içeri girer.
Bakar ki evde Peygamber Efendimiz ile Hz. Aişe neşeli konular konuşmakta, tebessüm etmektedirler. Bu manzara hoşuna gider ve latifesini yapar:
-Siz beni kavganıza dahil ettiğiniz gibi, barışınıza da dahil edin.
Allah Resulü:
-Gel ey Ebubekir, biz de öyle yapıyoruz, buyurarak muhabbete dahil ederler.
Bütün Vücudumla Mı?
Avf bin Mâlik (ra) anlatıyor:
-Tebük savaşında Peygamberimizin huzuruna gittim. Deriden yapılmış bir çadırın yanındaydı. Kapıdan selâm verdim. Selâmımı aldı ve bana:
-Buyur, gir, dedi.
-Bütün vücudumla mı gireyim Ya Resulallah? dedim.
-Bütününle gir, dedi ben de çadıra girdim.
Çadır küçük olduğu için Avf şakayla, “Bütün vücudumla mı gireyim?” demişti.
Böylece Peygamberimiz şakaya şakayla karşılık vermişti.
İlginç Hediye Taktiği
Nuayman b. Amr adında bir sahabi vardı. Bu zat çok şakacı idi. Hem Peygamberimize hem de ashaba şakalar yapar, onları güldürürdü. Bazı şakaları kaldırılması güç, ağır olsa da Allah Resulü onun kalbini kırmaz, anlayışla karşılık verirdi.
İşte bu Nuayman, Medine’ye yeni bir yiyecek, meyve vs. gelecek olsa hemen gider alır, Peygamberimize hediye ederdi.
Yine bir gün, çarşıya gelen güzel bir baldan bir mikdar alarak Efendimiz’e getirdi:
-Benden size hediye olsun ya Resulallah! Dedi.
Az sonra balın satıcısı Nuayman’dan parasını istedi. Ancak kendisinde para yoktu. Adamı aldığı gibi Peygamber Efendimizin yanına götürdü.
-Ya Resulallah, bu adama bal parası vermemiz gerekiyor.
Resulullah (sav):
-Hani bana hediye etmiştin?
-Ya Resulallah, bu güzel ve kıymetli balı sizin yemenizi istedim. Ancak benim de param yok, işte bu duruma düştük.
Peygamber Efendimiz gülerek balcının ücretini ödedi.
Yazan Mehmet Nezir GÜL
(Daha geniş bilgi için bkz:
İbrahim Canan, Kütübü Sitte Muhtasarı, Terceme ve Şerhi, Akçağ Yay. 1992- Ankara, c.15 s.209-213, c.17 s.482
Akif KÖTEN, Asrı Saadet’te İslam Beyan Yay. İst. 1994 c.4, s.455-481
Abdurrahman İbnü’l Cevzî, Ashabın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Müt: Tacettin Uzun, Uysal Kitabevi Yay. 1992 s.376-379, 389-391
İmam Kastalani, Mevahibu Ledünniye, Müt: Şair Abdülbaki, Sad: İ. Turgut Ulusoy Hisar Yay. s.334-338)
En zor zamanlarda Peygamber Efendimizin etrafında pervane olan bu yiğit insanlar, normal zamanlarda, Kâinatın Efendisi’nin rahle-i tedrisinde bulunarak, Kur’an öğrenerek, camide bulunarak, çarşı-pazarda alış veriş yaparak, tarlada-bahçede çiftçilik yaparak, hâsılı hayatın her alanında meşru işler yaparak bu dünyada güzel bir sada bıraktılar.
Hz. Ebubekir’den Hz. Ömer’e, Ebu Hureyre’den Abdullah b. Huzafe’ye, Zeyd b. Sabit’ten Nuayman’a kadar pek çok sahabi kendi arasında veya Peygamber Efendimizle şakalaşmış, latifeler yapmışlardır.
Onlar da insandı ve Efendileri (sav) gibi latifeler yaparlardı.
Kaynaklarda yer alan bazı şakalara yer verirken, bazı şakaların o günkü toplum yapısı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği ifade etmek istiyoruz.
Sahabenin Resulullah’a Yaptığı Bazı Latifeler…
Hz. Ebubekir, kızı Aişe’nin evine girmek için izin ister. Ancak bu arada bakar ki kızı, içerden yüksek sesle konuşmaktadır. İçeri girince, kızının üzerine doğru yürür, fakat Efendimiz Aleyhisselam araya girerek engel olur.
Hz. Ebubekir öfkelidir:
-Sen Allah Resulü’ne karşı nasıl bağırarak konuşursun?
Ona biraz kızdıktan sonra evden ayrılır. Ebubekir (ra) gidince, Peygamberimiz, eşi Aişe’ye;
-Bak seni bu öfkeli adamın elinden nasıl kurtardım, diye latife yapar.
Aradan bir müddet geçer, Hz. Ebubekir yine kızının evine gelir, izin ister, içeri girer.
Bakar ki evde Peygamber Efendimiz ile Hz. Aişe neşeli konular konuşmakta, tebessüm etmektedirler. Bu manzara hoşuna gider ve latifesini yapar:
-Siz beni kavganıza dahil ettiğiniz gibi, barışınıza da dahil edin.
Allah Resulü:
-Gel ey Ebubekir, biz de öyle yapıyoruz, buyurarak muhabbete dahil ederler.
Bütün Vücudumla Mı?
Avf bin Mâlik (ra) anlatıyor:
-Tebük savaşında Peygamberimizin huzuruna gittim. Deriden yapılmış bir çadırın yanındaydı. Kapıdan selâm verdim. Selâmımı aldı ve bana:
-Buyur, gir, dedi.
-Bütün vücudumla mı gireyim Ya Resulallah? dedim.
-Bütününle gir, dedi ben de çadıra girdim.
Çadır küçük olduğu için Avf şakayla, “Bütün vücudumla mı gireyim?” demişti.
Böylece Peygamberimiz şakaya şakayla karşılık vermişti.
İlginç Hediye Taktiği
Nuayman b. Amr adında bir sahabi vardı. Bu zat çok şakacı idi. Hem Peygamberimize hem de ashaba şakalar yapar, onları güldürürdü. Bazı şakaları kaldırılması güç, ağır olsa da Allah Resulü onun kalbini kırmaz, anlayışla karşılık verirdi.
İşte bu Nuayman, Medine’ye yeni bir yiyecek, meyve vs. gelecek olsa hemen gider alır, Peygamberimize hediye ederdi.
Yine bir gün, çarşıya gelen güzel bir baldan bir mikdar alarak Efendimiz’e getirdi:
-Benden size hediye olsun ya Resulallah! Dedi.
Az sonra balın satıcısı Nuayman’dan parasını istedi. Ancak kendisinde para yoktu. Adamı aldığı gibi Peygamber Efendimizin yanına götürdü.
-Ya Resulallah, bu adama bal parası vermemiz gerekiyor.
Resulullah (sav):
-Hani bana hediye etmiştin?
-Ya Resulallah, bu güzel ve kıymetli balı sizin yemenizi istedim. Ancak benim de param yok, işte bu duruma düştük.
Peygamber Efendimiz gülerek balcının ücretini ödedi.
Yazan Mehmet Nezir GÜL
(Daha geniş bilgi için bkz:
İbrahim Canan, Kütübü Sitte Muhtasarı, Terceme ve Şerhi, Akçağ Yay. 1992- Ankara, c.15 s.209-213, c.17 s.482
Akif KÖTEN, Asrı Saadet’te İslam Beyan Yay. İst. 1994 c.4, s.455-481
Abdurrahman İbnü’l Cevzî, Ashabın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Müt: Tacettin Uzun, Uysal Kitabevi Yay. 1992 s.376-379, 389-391
İmam Kastalani, Mevahibu Ledünniye, Müt: Şair Abdülbaki, Sad: İ. Turgut Ulusoy Hisar Yay. s.334-338)