PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : NURCU kardeşe ÇARŞAF Hakkında Cevap


Leyya
16-12-2008, 20:44
İstanbul’dan okuyucumuz: “Bediüzzaman Hazretleri 24. Lem’anın 1. hikmetinde, kadının tesettüründen bahsederken, ‘Ve bir siperi ve kalesi, çarşafı olduğunu gösteriyor’ derken çarşaf kelimesi hangi anlama gelmektedir? Tesettürün çarşaftan ibaret mi olduğunu söylüyor? Açıklayıcı bir bilgi verir misiniz?”


Kur’ân’ın tanımladığı giyim tarzı, ecdadımızca, çarşaf adıyla ve biçimiyle yorumlanmıştır. Oysa, sorudan anlaşıldığı üzere isim üzerinde duracak isek eğer; Kur’ân’ın, çerçevesini çizdiği giyim tarzına verdiği isim çarşaf değil, cilbabdır. Buna bizim kültürümüzde örfen “çarşaf” denmiştir. Şüphesiz çarşafla cilbab kast edilirse bunda bir sakınca yok. Zaten Üstad Bediüzzaman Hazretleri de bu örf terimini cilbab mânâsında aynen kullanmakta bir sakınca görmemiştir.

Fakat bir giyim tarzı olarak, cilbab emrinin ancak çarşaf tarzı ile yerine getirildiğini iddia etmek cilbab mânâsını daraltmak demek olur. İslâmiyet dar bir din değildir. Genel çerçeveyi çizer; ayrıntıyı, zevk ve renk tercihini kişilere bırakır. Genel çerçeveye duyarlı olan insanın, özel tercihini makbul sayar. Bu çerçevede, çarşafın cilbab mânâsını içerdiğini kabul ediyoruz. Fakat cilbabın sadece çarşaftan ibaret olduğunu söyleyemeyiz. İsimlere ve resimlere takılmamak ve Kur’ân’ın ruhunu esas almak gerekiyor.

Vücut hatlarını belli etmeyen çarşaf cilbab mânâsını içerdiği gibi, baş örtüsü ile birlikte baştan ayağa örten bir dış elbise olan pardösü de, köylü kadının vücut hatlarını tamamen kaybeden baş örtüsü, ceketi ve şalvarı da cilbab mânâsını içeriyor. Vücudu tamamen örten ve vücut hatlarını belli etmeyen her dış elbise tarzına cilbab mânâsını vermek mümkündür. Dolayısıyla esas olan, kadının, giyimde ve tesettürde cilbab mânâsını korumasıdır.

http://www.saidnursi.de/fikih/index....tagori=2&k=714

Bu konuda yazılmış en insaflı yazılardan biri belkide budur, hülasası :

1.Kuran tesettürü cilbab ile emreder,
2.çarşaf cilbabdır ama cilbab sadece çarşafdan ibaret değildir
3.cilbabın şeklini modelini örf tayin eder, İslam sadece kaide ve şartlarını bildirir
4.bizim örfümüzde bir zaman bu cilbab, çarşaf şeklinde anlaşımış tatbik edilmiş,
5.Üstad çarşaf derken örfe bağlı kalmış,
6.ancak şimdi giyilen pardesü ve eşarp vardır ve buda cilbabdır.

ONLARA CEVABIMIZ :

1. evet
2. evet, diyar diyar farklılık arzedebilir, ancak her kıyafet cilbab olamıyor, şartları var.
3. kısmen evet, ancak örf müslümanların örfü olmalı, zorba güçlerin dayatması sonucu teşekkül eden yaygın biçimler şer'î ahkama mesnet olamaz.
4. evet, halen bu örf devam eder, zira örf, örfü-âm ve örfü-hâs olarak iki çeşittir.

5. Üstad yeni gelişen örfe itibar etmeksizin evvelki örfün yani çarşafın muhafazasına itina etmişdir, "örfe bağlı kalarak çarşaf dedi" görüşü kanaatimizce yanlışdır. zira Üstadın hayatının son otuzbeş yılı zorba hükümetlerce bu çarşafa ilişilip mantonun yaygınlaştırılmaya çalışıldığı zamandır. Onun zamanında biri kadim ve aslî diğeri cedid ve sûnî iki örfde mevcuttu. yani manto ile çarşafı birlikde idrak etti. Risalelerde radyo şimendifer gibi çok yeni şeylerden bahseden Zatın kadının örtüsünde çarşafı ba husus ala ilmin tercih etmesi gerekdir. Risalenin kelimelerinin özenle seçlildiği ve bu sebeple sadeleştirlmeye gidilmediğini sanırım burda herkes bilir.

6. Mantoya çendan bazı hocalar fetva verdiler, ancak isabet edemediklerini şurdan anlamalıdır: Bugün kadınların tesettürünün geldiği nokta vahimdir, setrin ruhuna aykırı dar kısa ve gösterişli.. Ve Cilbab setri avretten ziyade setri zinete hizmet etmesi gereken, bu niyetle giyilen manto ve pardesü, modacıların elinde kadını daha müzeyyen ve alımlı hale getirmenin yani fitnenin aleti durumuna düşümüşdür.

Manto ve pardesünün avrupalı gayrimüslim kadınların kıyafeti olması ise meselenin diğer vahim tarafıdır, malum bu uğursuz mantolar çarşafa taarruz edildiği ilk yıllarda avrupadan vagon vagon ithal edilerek haremimizin bağrına sokulmuşdur. Ne acıdırki aradan daha yüz sene geçmeden İslam Şeriatına yapılan bunca hakaret ve taarruzlar unutulmuş ve bir zaman cebren giyidirilen bu asbap şimdilerde vazgeçilmez görülüyor ve hatta ecdadının nurlu kıyafeti çarşafa cephe alınıyor, el insaf

istikamet
16-12-2008, 21:42
emeğine sağlık teşekkürler

aşküma
29-01-2009, 01:58
BACIMIN ÖRTÜSÜ BATIYOR KAFİRİN GÖZÜNE ACIRIM TÜKRÜĞÜME VALLAHİ TÜKÜRSEM TÜKRÜĞÜME . (MEHMET AKİF ERSOY) HADİ KAFİRİN GÖZÜNE BATIYOR ÖRTÜMÜZ ANLADIKTA EY CEMAATİ MÜSLİMİN SİZE NE OLUYOR .SINIFLARA AYRILIP BİRBİRİNİZE CEPE OLUYORSUNUZ .TEK KURAN VAR .TEK SÜNNET VAR .İKİSİNİN DIŞI DİNDEN DIŞARI .BU KADAR BASİT .ALLAHIN EMİRLERİ NE ZAMANA GÖRE NEDE MODAYA GÖRE ASLA DEĞİŞTİRİLEMEZ .YOKSA ZEKERİYA BEYAZ OLURSUNUZ..............

BURDA NEYİ İRDELEDİNİZİ ANLIYAMADIM VERİLEN CEVAPLARDA ÖRTÜ GÖZLERİNE BATMIYO AKSİNE TAM ANLAMIYLA KORUNMAK VE AYETLERİ BİLDİRMEK İÇİN CEVAPLAR VERİLMİŞ ÖRF VE ADET ADI ALTINDA TESETTÜRÜN SADECE BAŞINI ÖRTMEK FARZDIR DEYİP GEÇİŞTİRENLERE CEVAP GÜNÜMÜZDE RENGARENK ÖERÜTENEN LOLİPOP ŞEKERLERİNİ HİTABENDİR TESETTÜR ÇARŞAFTIR ANLATILMAK İSTENEN BU İNKAR EDİLENDE BU VESSELAM

SaNaL FaNi
29-01-2009, 04:39
Vücudu tamamen örten ve vücut hatlarını belli etmeyen her dış elbise tarzına cilbab mânâsını vermek mümkündür. Dolayısıyla esas olan, kadının, giyimde ve tesettürde cilbab mânâsını korumasıdır.

Vücudu tamamen örten ve vücut hatlarını belli etmeyen bir elbise giydikten sonra sorun kalmıyor makaleden de bu çıkıyor üstüne daha da yorum yapmaya gerek yok.

şehide
29-01-2009, 12:15
Vücudu tamamen örten ve vücut hatlarını belli etmeyen her dış elbise tarzına cilbab mânâsını vermek mümkündür. Dolayısıyla esas olan, kadının, giyimde ve tesettürde cilbab mânâsını korumasıdır.

Vücudu tamamen örten ve vücut hatlarını belli etmeyen bir elbise giydikten sonra sorun kalmıyor makaleden de bu çıkıyor üstüne daha da yorum yapmaya gerek yok.


cilbabın kelime manasına bakınız tefsirlerde cilbab çarşaf diye geçer evet bunların üstüne yorum yapılmaz!

Kahramankentli
29-01-2009, 12:49
TESETTÜR



Soru:
-- İslâm'da kadının tesettürü nasıl olmalıdır?

--İslâm'da kadının tesettürü, el hariç bilekten, ayak bileğinden ayak hariç, yüz hariç her tarafını örtmek tarzında olmalıdır. Fıkıh kitaplarında, fitne bahis konusu olduğunda yüzüne de peçe takarsa iyi olur diye de bir hüküm vardır. Orası mecbur değil ama, fitne olacaksa, bakılacak, sataşılacak vs. gibi durumlar olursa örtmesi iyi olur denmiş.
Örtü bol olacak; el hariç, ayak hariç, yüz hariç bütün vücudunu örtecek, vücudunun hatlarını belli etmeyecek!..
Şimdi --streç diyorlar galiba-- dar bir blue-jean pantolon giyiyorlar; bu tesettür değil!.. Neden?.. Bütün her şeyi belli... Veyahut üstüne dar bir blûz giyiyor, her tarafı belli... Olmaz! Veyahut şeffaf, altı görülüyor. Olmaz!
Bir hadis-i şerifte okumuştuk, Peygamber Efendimiz: "Kâsiyâtün, âriyâtün" diyordu. Ahir zamandaki bazı insanları anlatırken, "Giyinmiş ama çıplak!.." Nasıl giyinmiş ama çıplak?.. Elbisenin kumaşı şeffaf, görünüyor alt tarafı da ondan... Örtecek, altını göstermeyecek, vücut hatlarını belli etmeyecek!.. Yüzü, eli, ayağı hariç her tarafını güzelce kapatması lâzım! İslâm'da örtü böyledir.
--Hocam, ben öyle örtünürsem patlarım!
--Hiç bir şey olmaz. Ben senden daha fazla örtünüyorum. Erkekler daha fazla örtünüyor. Öyle değil mi?.. Erkekler maşaallah kadınlardan daha fazla örtünüyor. Daha az örtünme hakları varken, erkekler daha fazla örtünüyor. Bol giyersin. Bol olduğu zaman havalanır içi, hiç bir şey olmaz. Böyle güzelce örtünmesi lâzım geliyor. Tesettür böyle...
Asıl ince tesettür ise, hassas, tam böyle takvaya uygun tesettür, erkeklerin gözüne hiç görünmemek... En güzeli o... Yâni, giyimli de olsa ortada görünmemek... Erkeklerin gözünün önünde geziyor, çarşıyı dolaşıyor, pazarı dolaşıyor, alışveriş yapıyor, kumaş beğeniyor, başörtü beğeniyor... Sütyenini, acaba bu numarası bana uyar mı, uymaz mı diye sorarak alıyor, ediyor... Olmaz!.. Mümkün olduğu kadar, böyle şeyler yapmayacak. Nazarlara, gözlerin dikildiği bir duruma gelmemeğe gayret edecek. Güzel olanı bu!..
Çarşı pazar işini kocası yapsın, oğlu yapsın, akrabası yapsın...
--E, iyi kumaşı bilemezler!
--Biraz kötü kumaş giy, Allah rızası için!.. İyi tarif et!.. Muvakkat olarak getirsinler; beğenirsen alırsın, beğenmezsen iade edersin... Ama, çarşıya pazara gidip de, elin adamıyla alışveriş, konuşma vs. olmasın.
Ben şimdi hoca olduğum için, zaman zaman gösterip anlatıyorum: Bakın, çarşıya gitmiş şu kadıncağız... Başı örtülü mü, örtülü... Mantosu var mı, var... Bak, biberleri almak için eğildi, neresine kadar görünüyor!.. Tesettür olmuyor. Beyler hanımlarına dikkat edecekler. Altına şalvar giyinecek, eğilse de görünmemesini sağlayacak.
--Uzun mantom var ya, dizimin altında!..
Dizinin altı da zaten nâmahrem... Orasını da göstermemen lâzım, bileğine kadar...
--Naylon çorap giyiyorum!
Naylon çorap örtü değil... Naylon çorap hiç bir şey değil... Ne ısıtır, ne örter. Yalnız bir işe yarar: Parmakların arasında mantar üremesine yarar, kaşıntı yapmağa yarar. Ayağının sırtı kaşınmak isteyen naylon giysin!.. O kadar. Başka bir işe yaramıyor.
Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: "Allah rahmetine erdirsin şalvar giyenleri!.." Erkek için de öyle, kadın için de öyle... Şalvar giydiği zaman eteği isterse açılsın, isterse otursun, ister dizini kaldırsın, ister tarlada çalışsın... Neden bizim Adana'mızda, Urfa'mızda, Antalya'mızda halkımız şalvar kıyafetini benimsemiş?.. Tarlada da çalışıyor, her işi yapıyor. Bol, gayet güzel, gayet rahat... O sıcak şehirlerde, o sıcaklığa rağmen gayet rahat çalışılabiliyor. İslâm'ın tesettürü böyle aziz ve muhterem kardeşlerim!..

Soru:
--Tesettür sadece çarşafla mı olur, mantoyla tesettür sağlanamaz mı?

--Hayır! Tesettür çarşafla değil, hasırla bile olur. Dışardaki namaz kılınan hasırı bürünse, hasırla bile olur. Mühim olan, insan günah yerlerini, ayıp yerlerini örtmesidir. Bu örtmeyi nasıl sağlarsa, olur.
Bizim Hanefî fıkhında, ille belli bir kıyafet olacak, ille belli bir renk olacak diye şart yoktur. Muhtelif şekillerde olabilir. Çarşaf olur, harmânî olur, abâye olur, bol manto olur... Daha başka şekiller olur, bol şalvar olur... Mühim olan vücudun hatlarının belli olmaması ve kumaştan öbür tarafının görünmemesi... Öbür tarafı göründü mü, içi belli oldu mu, kalın kumaş olsa bile olmaz!
Bu iki şarta dikkat ederek, vücudun hatları belli olmayacak ve içi görünmeyecek tarzda; kadınlar için yüz ve eller, ayaklar hariç her tarafın örtülmesi lâzım gelir. Naylon çorap, altı göründüğü için tesettür değildir. O çorabın göründüğü her yerde, vücudu görünüyor demektir. Tesettür olmamış oluyor.
Zâten de, o çorabı giydiği zaman, giymediğinden daha da cazib olduğunu cümle cihan halkı biliyor. Çorapçılar da reklam yaptırırken bu hususu öne çıkarıyorlar.
O bakımdan, böyle öbür tarafı görünen naylon çorap tesettür olmaz; güzelce örtünmesi lâzım! Bunu böylece bilesiniz.

Soru: --Pardesü tesettür yerine geçer mi, ille çarşaf mı olmalı?..

--Muhterem kardeşlerim! Bu konuda alimler toplanmışlar, müzakere etmişler, bir kitap yazmışlar. Dün akşam elimdeydi, bu sabah da masamda duruyor, ciddî bir kitap... Bizim fıkıh kitaplarından ben delilleri getirdim, burda bize derse gelen kadınlar daha önceden sormuşlardı. Onlara eski senelerde söylemiştim.
Çarşaf mecburiyeti yok dinimizde... Cilbâb kelimesi var Kur'an-ı Kerim'de... Bu cilbâbın ne olduğu hususunda ulemâmızın kavilleri çok muhteliftir. "Omuzları örten bir başörtüden, topuklara kadar inen bir örtüye kadar, bu işi gören her kıyafete şamildir." diye ulemâmızın kat'î kanaati vardır. Hanefî fakihlerinin, büyüklerimizin kanaati de budur.
Binâen aleyh, İslâm'ın örtmesini emrettiği azalarını, altı görülmeyecek şekilde, münâsib bir bollukta, şeffaf olmayan bir kumaşla örtündüğü zaman tesettür yerine gelmiş olur. İlle çarşaf olma mecburiyeti yoktur. Ulemamızın, Hanefî fukahâsının, din alimlerinin, kitap yazmış, toplantı yapmış insanların genel kanaati budur.
Bizim dinimiz tek bir model, tek bir kıyafet üzerinde durmuyor. Zâten İslâm ülkelerinde de kıyafetler muhtelif... Yâni aynı ölçüyü sağlıyor ama, formlar, şekiller farklı olabiliyor; örtünmeyi esas alıyor.

Soru: --Örtünme için belli bir kıyafet şartı var mı?

--Örtülmesi gereken yerleri örten her kıyafet olabilir. Çarşaf veya abaye, veya pardesü, veya saye dediğimiz çok çeşitleri var... İranlılar başka, Afganlılar başka türlü giyiniyor.
Şalvarı medhetmiş Peygamber Efendimiz; hem vücudu örtüyor, hem de bol oluyor diye... Şalvar hakkında hadis-i şerif var... Şalvar giyenlere duası var Peygamber Efendimizin...
Cübbe-sarık yine vücudu iyi kapattığı için makbul... Ve sarık ile kılınan namaz, sarıksız kılınan namazdan yetmiş kat daha sevaplı... Meleklerin siması, alâmeti, kıyafeti deniliyor. O bakımdan yanınızda sarık gezdirirseniz, namazlarda sarık sararsanız iyi olur. Kıyafetiniz uzunca olursa, cübbe olmasa bile uzun pardesü şeklinde dizinizden aşağıda olursa, namazda secdeye vardığınız zaman arkanızı örtecek tarzda olursa, İslâmî bakımdan uygun olur.
Peçe de, şöyle yüzü bir miktar örtmek, o da güzel... Çünkü, insanın güzellikleri mümkün olduğu kadar saklaması ve fitnelere fırsat vermemesi lâzım!..

Soru: --Naylon çorap giyiyorlar, tenlerini gösteriyor; ne dersiniz?

--Şimdi muhterem kardeşlerim! Altı gösteren kıyafet, örtünme sayılmaz! İsterse on cm kalınlığında olsun; altı göründü mü, örtünme sayılmaz.
İkincisi: Şeklini belli eden kıyafet de örtünme sayılmaz. Diyelim ki, kot pantolon giyiyorlar. Mavi renkli veya siyah renkli... Kot göstermiyor altını... Altını göstermiyor ama, patates gibi her tarafı belli oluyor. O zaman da olmaz.
Yâni, bol olacak, şekil belli olmayacak, altını da göstermeyecek şekilde olacak. Çorap, elbise, blüz, başörtü vs... Tesettüre çok dikkat edelim, ettirelim!.. Burda tabii, umûmiyetle erkekler dinliyor, aşağıda kadınlar dinliyor. Bizimkiler örtülüdür elhamdü lillâh da, başkalarına da söyleyelim.

Soru: --Erkeklerin kot pantolon veya diğer sıradan insanların giydiği acâib modelde elbiseler giymeleri ve hanımların da pardesünün altına pantolon giymeleri, takvâ sahibi bir müslüman için normal sayılır mı?

--Mesele tam böyle değil... Erkeğin üstüne bir pardesü vs. giymeden kot pantolon giymesi gibi söylemek lâzım!.. Düşmanlık doğrudan doğruya kotun kendisine değil... Pantolon dar olduğu zaman, vücut azaları, ayıp yerleri belli olacak şekilde olduğu zaman uygun olmaz. Mesele odur.
İster kot olsun, ister merinos kumaşı olsun, isterse Suudî Arabistan'dan getirilmiş, deve yününden yapılmış kumaş olsun, farketmez. Ayıp yerleri belli olacak şekilde bir kıyafet dikilmiş olduktan sonra, o dar kıyafet uygun değildir İslâm'da... O bakımdan uygun olmuyor.
Kadınların pardesülerinin altına pantolon giymeleri güzel bir şeydir. Takvâ bakımından da güzel bir şeydir. Çünkü, kadının ayağı sürçebilir, yere düşebilir; otobüse binerken, vasıtaya binerken, merdivenlerden inerken çıkarken eteği açılabilir.
Peygamber Efendimiz, şalvar giyenlere hayır dua etmiştir. Birisi böyle düştü de; şalvarlı bir kimseydi, gözünün önünde düştü. Tabii, hiç bir yerinin açılması, görülmesi bahis konusu olmayınca, şalvarı tavsiye etti Peygamber Efendimiz... Yâni bol alt kıyafetini medhetti.
Onun için, kadının pardesünün altına bir de pantolon giymesi, katmerli güzel bir şeydir. Ama bu pantolon dediğimiz yine dar olmamak şartıyla... Dar olmamak, erkek için de öyledir, kadın için de öyledir.
Bizim Adana taraflarının, Antep taraflarının, Urfa taraflarının bol kıyafetleri vardır. Tabii, onlar azayı belli etmiyor, müstehcenlik olmuyor. Bunlar olabilirse de, öteki dar pantolonlar olmaz. Bunun kot olmuş olması veya başka kumaştan olmuş olması farketmez. Eğer böyle bir pantolon giymişse bir kimse, namaza pardesü ile gelmesi lâzım!.. Veyahut, uzunca bir kıyafetle gelmesi lâzım ki, edep yerlerinin şekli şemâili belli olmasın.

Soru: --Bayan pantolonu ve kısa kollu elbise imâlâtı yapmanın İslâm'da hükmü nedir?

--Yapılan imâlâtının kullanımı başkasına ait olduğundan ve kadın eteğinin altına pantolon giyince biraz daha iyi korunmuş olacağından; kısa kollu elbiseyi de isterse evinde kendi başına giyebileceğinden, imâlinde bir mahzur yoktur. Bunlar tamâmen yasak şeyler olmadığından imâl edilebilir.

Soru: --Üniversite imtihanını kazanmış bir kızım. Fakat, fakültelerde kız-erkek karışık okudukları için gitmekte tereddüt ediyorum. Gitsem olur mu?

--Kız arkadaşlarıyla, dersanenin bir köşesinde tesettürlü olarak oturursa, ilim öğrenmek olabilir. Tamamını reddetmek ve yasaklamak da uygun olmuyor.
Ben şahsen kendi kızlarımı göndermedim. Tamâmen İslâmî eğitim yapabilecekleri yerlere gönderdim. Öyle yeri tercih ederse iyi olur.

Soru: --Hamamda yıkanmak câiz midir?

--Câizdir, bir şartla: Kendisi güzel örtünecek, karşı taraf güzel örtünecek, başkasına bakmayacak!..
Mâlûm, mezhebimize göre erkeğin örtmesi gereken kısmı, diz kapağı altından göbeğine kadar olan kısımdır. Şimdi mayo giyiyorlar, üçgen şeklinde... O tesettür bile değildir, çıplak gezmek gibi bir şeydir. O zaman olmaz. Her tarafı meydanda, eti budu meydanda... Böyle tesettür olmaz.
Dedelerimiz boşuna mı peştemal sarınmışlar? Çok güzel bir kıyafettir peştemal... Hamamda şöyle göbeğinden aşağı doğru, dizinin aşağısına kadar örtünüyor.
Sakınacak, yıkanacak. Karşı taraf da sakınacak. Ona baksa da günaha girer, kendi açsa da günaha girer. Bunlardan sakınarak olabilir. Hamamların bazı özel bölmeleri oluyor, o taraflara kaçarak bu gibi şeylerden kurtulunabilir.
Gerekebiliyor. Meselâ cuma oluyor, insan seyahatte oluyor... Bursa'da oluyor, bilmem nerde oluyor... Bir cuma abdesti almak için hamama gidiyor. Gidilir ama, Peygamber SAS'in hadis-i şerifi var, diyor ki: "O Rum diyarlarında --bizim buraları kasdediyor--hamam denilen yerler varmış. Oraları fethedildiği zaman dikkat edin, mümkünse girmeyin; girerseniz, tesettüre riayet edin!" diye Efendimiz'in böyle hadis-i şerifleri vardır.
Yâni önemli olan, haram yerleri açmamak, haram yerleri görmemek... Buna dikkat ederek, bu şartlarla gidilebilir.
Açık olduğu zaman, hamama gitmek de câiz değil, plaja gitmek de câiz değil!.. Hattâ yazın, sokaklarda dolaşıyorlar edepsizler böyle lambur lumbur... Tabii söyleyeceğiz, "Bu yaptığınız ayıptır, günahtır!" filân diye... Bu memleket bizim memleketimiz, bunun böyle olmaması lâzım diye bir çalışma yapmamız gerekli...

Soru: --Spor yapanların avret yerlerini açmalarında bir mahzur yoktur; zamanın alimleri böyle diyor deniliyor; doğru mu?

--Öyle şey olmaz! Avret yeri avret yeridir. Spor da yapsa, başka şey de yapsa, oraları kapatması lâzım!.. Dedelerimiz güreş yaparken, nasıl dizin altına kadar kisbet giydiklerini hepiniz biliyorsunuz.
Spor, insanın bedeninin gelişmesi için uygun ama, hiç bir zaman, hiç bir şekilde, hiç bir kimseye haram işlemeye müsaade yoktur!.. Öyle yanlış şeyler olmaz.

Soru: --Sarığı her zaman mı takmak yoksa namaz kılarken mi takmak sünnettir?

--Tabii, her zaman takamaz; çünkü, şu bizim memleketimizde dışarda sarık sarmak yasaktır. Başka bir ülkede olsa, dışarda da sarabilir. O tarzda gezmek, bir İslâmî kıyafet olduğu için olabilir. Fakat bizim ülkemizde caminin dışında sarık sarılması, cübbe vs. yasaklanmıştır.
Yasak kaldırılabilir. Kanûnî mevzuat teklif verilerek kaldırılabilir. Şu sırada sanıyorum, polis isterse müdale edebilir, takibat yapabilir. Öyle bir durum var...
Ama o haklı mı, haksız mı?.. Mevcut... Mevcut bir kanun... Böyle olduğu için ancak milletvekilleriyle meclisten geçirilerek kaldırılması meselesi düşünülebilir.

Soru: --Bir bacımız var, örtünmek istiyor. Fakat, kendisinin etrafındaki çalışan arkadaşları tarafından dalga geçileceğinden korkuyor. Kendisi postanede çalışıyor, maddî imkânsızlıktan dolayı ayrılamıyor. Ne yapması lâzım?

--Kur'an-ı Kerim'de ayet-i kerimelerde çok açık olarak bildirilmiştir ki, müslümanlar Allah'tan korkar, gayriden korkmaz!..
(Ve tahşen nâs, vallahu ehakku en tahşâhu) "Allah'tan korkmak esasken, kuldan korkulmaz!" mânâsına...
(Velâ yehafûne levmete lâim) "Kınayanın kınamasından korkmazlar." diye de ayet-i kerimede geçer.
Kul hayırlı olan şeyi yapar. Çok dairelerde çok kardeşlerimiz var, örtebiliyorlar başını... Alay ederlerse; "Alay etmeyin kardeşim! Bu Allah'ın emri olduğu için yapıyorum. Ben de zorlanıyorum, siz beni böyle alay ederek sıkıştırmayın! Zâten Allah'ın emrini zar zor yapıyorum, bana destekçi olun!" desin, Allah'ın emrini tutsun!.. Allah yardımcı olur.


Prof. Dr. M. Es'ad Coşan (Rh.A)
kaynak; (Güncel Meseleler) kitabından alınmıştır.

kusursuzaşk
29-01-2009, 14:11
Vücudu tamamen örten ve vücut hatlarını belli etmeyen her dış elbise tarzına cilbab mânâsını vermek mümkündür. Dolayısıyla esas olan, kadının, giyimde ve tesettürde cilbab mânâsını korumasıdır.

Vücudu tamamen örten ve vücut hatlarını belli etmeyen bir elbise giydikten sonra sorun kalmıyor makaleden de bu çıkıyor üstüne daha da yorum yapmaya gerek yok.


vücudu örten elbise giydikten sonra sorun kalmıyor deyip kestirip atamazsınız pardesüde dışarı kıyafeti uzundur vücudu örter ama hatlar bellidir ne kadar bol olursa olsun
müslüman bir hanımın tek örtüsü vardır ayetlere uygun olan cilbab yani çarşaftır ..
çarşafın üstüne yorum olmaz evet bu emredilmiştir ve emre uymakta bizim görevimizdir...

Kahramankentli
29-01-2009, 16:01
CİLBAB" NEDİR?


Islâmî kadın elbisesi tipi sözkonusu olunca, günümüzde en çok tartışılan konulardan biri de, "cilbab" ın ne olduğu konusudur. Biz bu konuyu en geniş şekliyle araştırıp anlatmayı deneyecegiz. Ta ki, bu konuda artık tartışma olmasın ve müslümanlar bu doğrultuda bir adım daha ilerlesinler.

Bilindiği gibi Kur·'ân-ı Kerîm'de erkek elbisesi konusunda detaylı açıklama bulunmadığı halde, kadın kiyafeti konusunda detaylı sayılacak emir ve yasaklar vardır: Kadınlara zinetlerini ve zinet yerlerini açmamaları, başörtülerini yakalarını kapatacak biçimde üzerlerine atmaları, zinetlerini duyurmak için ayaklarını yere vurmamaları, "cilbablarını" üzerlerine sarkıtmaları ve süslü püslü sokaga çıkmamaları emredilmiştir ki, bunlar işin teferruatına kadar belirtilmesi anlamını taşır. Bunlara bir de Resûlullah Efendimizin açıklamaları eklenirse. kadın kiyafetinin, üzerinde ne kadar önemle durulması gerektiğini anlamış oluruz.

Nûr Sûresi'ndeki bir âyette Allah (c.c.): "Kadınlar, başörtülerini, yakalarını örtecek biçimde başlarına örtsünler" (Nûr (24) 31.) emrini vermiştir. Bu âyetten daha sonra gelen "Ahzâb" âyeti ile de Allah "...Mü'minler'in kadınlarına da söyle, cilbablarını üzerlerine sarkıtsınlar, yaklaştırsınlar." (Ahzâb (33) 59.) emrini vermiştir. Işte daha sonra gelen bu "cilbab" âyeti, önceki ile aynı şeyi anlatmış olmayacağına göre, birincisinde anlatılan başörtüsüne ilâve bir örtü ve elbise emrediyor demektir. İşte Islâm bilginleri bu noktadan ve bu âyetin işin başında anlaşılıp uygulanma biçiminden hareket ederek, "cilbab" hakkında çeşitli yorum ve tanımlamalar getirmişlerdir. Biz önce onları görecek, sonra da bir sonuca varmaya çalışacağız.

Tefsirlere ve klasik Arapça sözcüklere baktığımızda, "cilbab" için şu değişik tanımların yapılmış olduğunu görürüz: Kamîs (üstlük), kadınların başlarını ve göğüslerini örttükleri ridadan küçük, başörtüden büyük elbise; milhafe yani çarsaf, milhafeden küçük geniş elbise, kadının normal elbiselerini örttüğü üst elbise, vücudu baştan ayağa örten elbise; mikna'a, yani peçe, başörtünün üzerinden örtülen rida; peştemalve rida, kadının bulüzünün ve başörtüsünün üzerinden büründüğü çarsaf.. (Örnek olarak bk. Zâdü'I-mesîr VN/422 ve Sabunî N/382. Bu tanımlar "cilbâb" kelimesinin pekçok tefsirden çıkarılan tarifinin özetidir. Öyleki, bunların dışında bir tanımı yok gibidir.) "Cilbab" için söylenenlerin farklı olanları bunlardan ibarettir.

Görüleceği gibi bu tanımlarda genellikle belirlenen ortak özellik "cilbab"ın giyilenden çok, bürünülen ve normal giysinin üzerine atıverilen bir üstlük olduğudur.

Tefsircilerimiz bize cilbab'ın nasıl giyildiğini ve uygulama biçimini de anlatırlar. Meselâ:
Ibnü'1-Cevzî: Başlarını ve yüzlerini örterler.
Ebû Hayyân: "cilbablarını idnâ etsinler" ifadesi, bütün bedenin örtülmesini anlatır. "Üzerlerine" denmekle de yüzleri kastedilmiştir. Çünkü Cahiliyyet Döneminde kadınların açık olan yerleri yüzleri idi.

Ebu's-Su'ûd: Kadın cilbabı başına atar, ve kenarını da göğsüne sarkıtır. Bu âyet; kadınlar herhangi bir sebeple çıkarlarsa, yüzlerini ve bedenlerini örterler anlamına gelir.

Süddî de: Bir gözleri hariç, bütün yüzlerini kapatırlar, demiştir.

Ibn Kudâme: Cilbab (giyilmeyerek) entari üzerinden kuşanılır.

Ibn Abbas: Kadınlar hür olduklarının bilinmesi için tek gözleri hariç, başlarını ve yüzlerini örterler.
Ibn Şîrîn: Ubeyde es-Sem'ânî'ye cilbabın niteliğini sordum: Bir çarsaf alıp kuşandı. Başının tamamını kaşlarına kadar örttü. Sol gözünü açık bırakarak yüzünü de örttü: (İşte cilbab böyle kuşanılır demiş oldu.) (bk. Zâdü'I-mesîr V/250; Ebu's-suûd VI/81; ibn Kudâme, el-Mugnî I/602; Ebû Hayyân, el-Bahru'l-muhît V/250; Sabûnî, Ravâyi N/283, 381.)

Elmalılı, âyette geçen: "cilbablarını sarkıtsınlar, yaklaştırsınlar" ifadesini anlattıktan sonra şunları ekler:
"Bu açıklamada da iki şekil vardır: Birisi, kaşlarına kadar başlarını örttükten sonra, büküp yüzünü de örtmek ve sadece tek bir gözünü açık bırakmak. (Bizler yetiştiğimiz zaman validelerimizin tesettür tarzı bu idi.) Ikincisi de, alnının üzerinden sıkıca sardıktan sonra burnunun üzerinden dolayıp, gözlerinin ikisi de açık kalsa bile, yüzünün ekserisini ve göğsü tamamen örtmüş bulunmakdır. (1310'da Istanbul'a geldiğim zaman, Istanbul hanımlarının, bir peçe eklemek ve elde açık bir şemsiye bulunmak şartıyla tesettür tarzları da bu idi). (Elmalılı, Hak Dinî V/3928.)

Cilbabda renk önemli midir? Ne örtünme âyetleri, ne de onları açıklayan hadîsler, kadınların, şu, ya da bu renkte cilbab giymeleri gerektiğini söylememişlerdir. Buna göre kadın ister siyahtan, isterse beyazdan cilbab edinir.

Ancak ilk müslüman hanımlar ve özellikle de Resûlullah'ın dönemindeki sahabî kadınlar cilbabın görev ve esprısını çok iyi kavradıklarından olacak ki, genellikle siyah rengi tercih etmişlerdir. Meselâ Ümmü Seleme Annemiz: "Cilbab âyeti indigi zaman, Ensâr kadınları siyah giysilere büründüklerinden ötürü, başlarında kargalar. varmış gibi çıktılar" (Cessâs, Ahkâmü'l-Kur'ân NI/372; Sabûnî N/382.) demiştir.
Şairler de cilbabı hep siyah olarak düşünmüş olacaklar ki, siyah ve koyu renkli konuları cilbaba benzetegelmişlerdir.

Sonra, cilbabın verdiğimiz tariflerinden de anlaşılacağı gibi, cilbabın asıl görevi kadının zinetlerini örtmesi ve dışarıda kadının çekiciliğini azaltmasıdır; bunu ise koyu renkler daha güzel yaparlar. Buna göre; farz ya da vâcip veya sünnet değildir ama, cilbabın koyu renkten olması daha güzeldir, denebilir.

Bundan olacak ki, büyük Tefsirci Alûsî şunları söyler:
"Sonra bilesiniz ki, bana göre günümüzde ileri düzeyde (müreffeh) hayat süren bir çok kadının, evlerinden çıkarken, üst elbise olarak giydikleri örtülerde (cilbab olamayacakları gibi), gösterilmesi yasaklanan zinetler türündendir. Çünkü bunlar nakışlı desenli ve göz alıcı giysilerdir. Bana göre erkeklerin, kadınlarına böylece çıkma izni vermeleri, bundan hoşlanmaları ve kadınlarının yabancı erkekler arasında bu şekilde dolaşması, gayret, yani övülen kıskanma azlığındandır. Bu, yaygın bir musibet halini almıştır. Böyle yaygın musibet haline gelen şeylerden biri de, kadınların, kayınbiraderlerinden sakınmamaları, kocalarının da buna aldırmamaları, hattâ çoğu zaman da bunu bizzat kandilerinin emretmeleridir... Bütün bunlar Allah'ın Resûlü'nün müsaade etmediği şeylerdir. Lâhavle ve-lâ kuvvete illâ billah..." (Alûsî, XVNI/146.)

Bütün söylenenleri gözönünde bulundurduğumuzda, sonuç olarak cilbab için şunlar söylenebilir:

1. Cilbab, kadının evinden çıktığında başörtüsünün de üzerinden büründüğü bir dış elbisesi ve üstlüktür.

2. Cilbab'in bütün vücudu örtmesi, genellikle en uygun model olarak görülmüştür. En azı, yakaları örtecek kadar büyük bir başörtüsü olmasıdır.

3. Cilbab'ın asıl fonksiyonu, kadının vücut hatlarını ve süsünü örtmek suretiyle, bakanlara iffetli ve namuslu bir kadın olduğunu hatırlatmasıdır.

4. Cilbab'da renk emredilmiş olmamakla beraber, siyah ya da koyu renkli olması daha makbuldur.

5. Yurdumuzda giyilen kadın giysisi modellerinden cilbabın târifine en uygun olanı, çarşaf ve Doğu'daki "ihram"dir. Atkı ve omuzlarla beraber belden yukarısını örten geniş başörtüler ve Karadeniz Bölgesinin mendilleri de bazı tariflere göre cilbab sayılabilir.

6. Çünkü cilbab, atılan, sarkıtılan ve bürünülen bir giysi olarak tanımlanmış ve uygulanmıştır.

7. Kara çarsaf iyi bir cilbab olmakla beraber, cilbab sadece kara çarşaftır, demek yanlıştır. Koyu renkli ve vücut hatlarını belli etmeyecek kadar geniş abaye gibi pardesüler de bele ve göğüslere kadar sarkan koyu bir başörtüsü ile birlikte "cilbab" sayılabilir. Cilbabin ilk uygulamalarından anlaşılan sekle göre kolsuz ve bürünülen bir elbise olduğu görülürse de böyle olması zorunda değildir.

d) Kadın Elbisesinde Aranan Özellikler
Islâm bilginleri kadının avreti ve elbisesi ile ilgili olan bütün âyet ve hadisleri gözönünde bulundurarak kadın elbisesi için aşağıdaki özelliklerin şart olduğunu belirlemişlerdir:

l. "Cilbab" âyetinde anlatılan biçimde bütün bedeni örten bir elbise olmalıdır: Bundan sadece, fitne olmadığı zamanlarda eller ve yüz istisna edilebilir.

2. Ince ve şeffaf olmamalıdır: Çünkü giyinmekten maksat, bedeni göstermemektir. Halbuki seffaf bir elbise vücudu gösterir, hattâ bazan daha câzip hale getirir. Dolayısı ile bu tür bir elbise giyen bayan "zinet yerlerini göstermesinler" emrine uymuş olmaz. Resûlullah Efendimiz, ince bir elbise ile yanına giren baldızı Esma dan yüzünü çevirmiştir. (Ebû Dâvûd.) Âişe annemiz, ince bir başörtüsü ile gördüğü Abdurrahman kızı Hafsâ'nın başörtüsünü yırtmış ve ona kalın bir başörtü örtmüştür. (Ibn Sa'd, Tabakât VllI/71-72; Muvatta' Lebs 6.) O zamanın imkânları ve kalın iplikleriyle örülen kumaşlar ince sayılabileceğine göre, günümüzde özellikle ilgi çekmek için yapılan şeffaf bezlerin durumu daha iyi anlaşılır.

3. Dar olup, vücut hatlarını belli etmemelidir: Dar elbise giyen kadını Resûlullah Efendimiz çıplak saymış ve cehennemlik olduğunu bildirmiştir. (el-Câmiu's-sağîr 332.) Yine Efendimiz (s.a.s.) bazı "giyen çıplak" kadınlardan söz etmiş ve bunların Allah'ın lânetine ugrayacaklarını ve Cehenneme gireceklerini bildirmiştir. "Giyen çıplak" terimini Şerahsî:"Ince elbiseler giydiklerinden dolayı çıplak gibi olan kadınlardır", diye açıklamıştır. (Serahsî, Mebsût VNI/155.)

Hz. Ömer Halife iken halka dağıttığı bir çeşit elbisenin, vücut hatlarını belli edeceği için kadınlara giydirilmemesini emretmiştir.(Beyhakî N/234-35; Serahsî, Mebsût X/155.)

Kadının vücut hatlarını dışarı vuran elbiseye bakmak o uzuvlara bakmak sayılmıştır.

Ibn Âbidin; "Kim bir kadını arkadan hayâle dalar ve kemiklerinin şekli belirecek derecede elbisesini görürse, Cennetin kokusunu duyamaz" hadisini delil tutarak, uzuvların şeklini belli eden elbise, kalın olsa ve cildi göstermese bile yasaktır, demiştir. (Ibn Âbidîn.)

4. Kokusunu yabancılar duymamalıdır: Yerinde de gördüğümüz gibi, Allah Resûlü Efendimiz, kokuyu çok övmek ve tavsiye etmekle beraber, başkalarının duyacağışekilde koku sürünüp çıkan kadının zina etmiş gibi günah alacağını bildirmiştir. Koku sürünüp camiye giden kadının namazının kabul olunmayacağını haber vermiştir. (Ebû Dâvûd, teraccul 7; Tirmizî, edep 35; Nesaî, zîne35; Dârimî, isti'zân 18.)

5. Erkek elbisesine benzememelidir: Allah Resûlü Efendimiz, "erkeğe benzeyen kadına ve kadına benzeyen erkeğe Allah lânet etsin" buyurmuş ve böyle olanları evlerinize sokmayın, diye emir vermiştir. (Buhârî, Libas 62; Ebû Dâvûd, edep 53; Tirmizî, edep 34. )

Modern tıp da bu tür görünümlerin dengesizlik olduğunu ve gerek giyim kuşamda, gerekse tuvaletinde karşı cinse benzeme eğilimini "homoseksüellik"le açıklayarak, "seksüel stimulus bozuklukları" türünden değerlendirmesi, bu maddenin anlaşılması için çok ilginçtir. (Ayhan Songar, Psıkıyatri, Psikoloji ve Ruh Hastalıkları.)

6. Elbisenin kendisi de süslü olmamalıdır: Çünkü kadınların yabancılara zinetlerini göstermeleri âyetle yasaklanmıştır. Allah Resûlü kendisine bîat eden kadınlardan, cahiliyye kadınları gibi, zinetlerini göstererek çıkmamaları üzere bîat almıştır. (Taberî I/79; Heysemî, Mecma'ur-zevâid VI/42.) Kadının yabancıya göstermediği elbisesi istediği kadar süslü olabilir.

7. Gayrı müslimlerin özel elbiselerine benzememelidir: Çünkü Efendimiz: "Kim hangi millete benzerse ondandır" (Ebû Dâvûd, libâs 4; Müsned N/50; Benzer bir hadîs için bk. Tirmizî, isti'zân 7.) buyurmuş ve müslümanları devamlı, başkalarından ayrı olmaya çağırmıştır.

8. Üzerinde Kur'ân-ı Kerîm âyetleri işlenmiş olmamalıdır. (bk. Kal'acî, Mevsû'atü-fıkh-ı Ibrahim en-Nehaî N/590-91. )

9. Ayakkabılar dikkat çekilecek derecede ses çıkaracak türden olmamalıdır. Allah (c.c.); "... Gizlediklerinin bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar.." (Nûr (24) 31.) buyurmuştur.
Kadın süslü püslü elbiselerini namahremi olmadığı yerde, evinde, kocasının yanında giyecektir.
Islâm sanıldığı gibi kadının süslenmesini ve güzel giyinmesini yasaklamamış, tersine izin vermiştir. Hattâ altın ve ipek gibi değerli takı ve kumaşları erkeğe yasaklarken kadınlara serbest etmiştir. Çünkü kadınlar tabiaten süslenmeye eğilimlidir.


kaynak; İslam Fıkhı Ansiklopedisi

araştırmalarım sonucu bu kaynaklara ulaştım konuyuda incelediğimiz zaman cilbab bölgeye ve yörelere göre değişebiliyor.
fıkıhta önemli olan kadının mehrem yerlerini örtmesidir.
ben acizene böyle anladım.
illada çarfaş olacak denmemiş.
vucut hatlarını belli etmeyen geniş bir manto veya da pardesüde tesettüre riayet etmiş oluyor hanım kardeşlerimiz.
zaten kendisini bilen müslime bir kadın bu örtünme kurallarına riayet etmesi lazımdır diye düşünüyorum.

bir konuda size katılıyorum şimdiki genç bayan kardeşlerimizin hakkıyla tesettüre riayet ettiğini düşünmüyorum.
giydiği manto ve pardesü adı herneyse vucut hatlarını tamamen ortaya çıkarıyor çok dar giyiyorlar zaten bunada fıkıh kitaplarımıza baktığımız zaman tesettüre girmiyor.
Peygamber Efendimizinde hadisi şerifinde beyan ettiği gibi mazallah kapalı, çıplaklar statüsüne giriyorlar.
vesselam..

SaNaL FaNi
29-01-2009, 16:21
Alıntı:
SaNaL FaNi tafarından gönderildi http://www.ilimhazinem.com/styles/ramadan/buttons/viewpost.gif (http://www.ilimhazinem.com/showthread.php?p=136417#post136417)
Vücudu tamamen örten ve vücut hatlarını belli etmeyen her dış elbise tarzına cilbab mânâsını vermek mümkündür. Dolayısıyla esas olan, kadının, giyimde ve tesettürde cilbab mânâsını korumasıdır.

Vücudu tamamen örten ve vücut hatlarını belli etmeyen bir elbise giydikten sonra sorun kalmıyor makaleden de bu çıkıyor üstüne daha da yorum yapmaya gerek yok.


vücudu örten elbise giydikten sonra sorun kalmıyor deyip kestirip atamazsınız pardesüde dışarı kıyafeti uzundur vücudu örter ama hatlar bellidir ne kadar bol olursa olsun
müslüman bir hanımın tek örtüsü vardır ayetlere uygun olan cilbab yani çarşaftır ..
çarşafın üstüne yorum olmaz evet bu emredilmiştir ve emre uymakta bizim görevimizdir...

vücut hatlarını belli etmeyen bu da vurgulamıştım.
Lütfen ne yazdığıma dikkat etmeden yorum yapmayalım.

İhvan
29-01-2009, 16:44
Bu konu ses getiri ama ne götürür.. Allahualem..

Çok dikkat cekici renklerde olmamak şartı ile (lolipop sekeri benzetme):smile:

Aşağıda yazılanlar konun özü ve asıl manası diye düşünüyorum..


Soru:
--Tesettür sadece çarşafla mı olur, mantoyla tesettür sağlanamaz mı?

--Hayır! Tesettür çarşafla değil, hasırla bile olur. Dışardaki namaz kılınan hasırı bürünse, hasırla bile olur. Mühim olan, insan günah yerlerini, ayıp yerlerini örtmesidir. Bu örtmeyi nasıl sağlarsa, olur.
Bizim Hanefî fıkhında, ille belli bir kıyafet olacak, ille belli bir renk olacak diye şart yoktur. Muhtelif şekillerde olabilir. Çarşaf olur, harmânî olur, abâye olur, bol manto olur... Daha başka şekiller olur, bol şalvar olur... Mühim olan vücudun hatlarının belli olmaması ve kumaştan öbür tarafının görünmemesi...

kusursuzaşk
29-01-2009, 17:06
Bu konu ses getiri ama ne götürür.. Allahualem..

Çok dikkat cekici renklerde olmamak şartı ile (lolipop sekeri benzetme):smile:

Aşağıda yazılanlar konun özü ve asıl manası diye düşünüyorum..


Soru:
--Tesettür sadece çarşafla mı olur, mantoyla tesettür sağlanamaz mı?

--Hayır! Tesettür çarşafla değil, hasırla bile olur. Dışardaki namaz kılınan hasırı bürünse, hasırla bile olur. Mühim olan, insan günah yerlerini, ayıp yerlerini örtmesidir. Bu örtmeyi nasıl sağlarsa, olur.
Bizim Hanefî fıkhında, ille belli bir kıyafet olacak, ille belli bir renk olacak diye şart yoktur. Muhtelif şekillerde olabilir. Çarşaf olur, harmânî olur, abâye olur, bol manto olur... Daha başka şekiller olur, bol şalvar olur... Mühim olan vücudun hatlarının belli olmaması ve kumaştan öbür tarafının görünmemesi...


bak kardeşim tesettür sade çarşafla olmaz diyosun ve misal olarakta namazı veriyosun
sen konuları karıştırmışsın iyice
evet namazda tesettür hasırla bile olur hatta kişi hiç birşey bulamasa çırılçıplak olsa oturduğu yerde kılar e zaman misali ordan verirsen olmaz çünkü namazda örtü bulunmazsa çıplakta kılınıyo buna dikkat et..

tesettür sadece çarşafla olur bunu kabul edin artık.. pardesü de ne yaa adını bile kafirler koymuş şeklini çizmiş vermişler elimize tesettür giyin diye peki onların tesettür dedi bize emredilenle uyuşuyomu pardesüyle çarşafı karşılaştırıp yok koyu renkti yok boldu aynı diyemezsiniz

şehide
29-01-2009, 17:08
Alıntı:
SaNaL FaNi tafarından gönderildi http://www.ilimhazinem.com/styles/ramadan/buttons/viewpost.gif (http://www.ilimhazinem.com/showthread.php?p=136417#post136417)
Vücudu tamamen örten ve vücut hatlarını belli etmeyen her dış elbise tarzına cilbab mânâsını vermek mümkündür. Dolayısıyla esas olan, kadının, giyimde ve tesettürde cilbab mânâsını korumasıdır.

Vücudu tamamen örten ve vücut hatlarını belli etmeyen bir elbise giydikten sonra sorun kalmıyor makaleden de bu çıkıyor üstüne daha da yorum yapmaya gerek yok.


vücudu örten elbise giydikten sonra sorun kalmıyor deyip kestirip atamazsınız pardesüde dışarı kıyafeti uzundur vücudu örter ama hatlar bellidir ne kadar bol olursa olsun
müslüman bir hanımın tek örtüsü vardır ayetlere uygun olan cilbab yani çarşaftır ..
çarşafın üstüne yorum olmaz evet bu emredilmiştir ve emre uymakta bizim görevimizdir...

vücut hatlarını belli etmeyen bu da vurgulamıştım.
Lütfen ne yazdığıma dikkat etmeden yorum yapmayalım.


biriniz cilbab diye nitelendirdigini digerini çarşaf olarak açıga kavuşturmuşunuz iki tarafta aynı şeyi savunmuş zanımca amenna çarşafta dogru açılımdır

Lütfen ne yazdığıma dikkat etmeden yorum yapmayalım.
incitici sözlerden sakınalım

şehide
29-01-2009, 17:20
Bu konu ses getiri ama ne götürür.. Allahualem..

Çok dikkat cekici renklerde olmamak şartı ile (lolipop sekeri benzetme):smile:

Aşağıda yazılanlar konun özü ve asıl manası diye düşünüyorum..


Soru:
--Tesettür sadece çarşafla mı olur, mantoyla tesettür sağlanamaz mı?

--Hayır! Tesettür çarşafla değil, hasırla bile olur. Dışardaki namaz kılınan hasırı bürünse, hasırla bile olur. Mühim olan, insan günah yerlerini, ayıp yerlerini örtmesidir. Bu örtmeyi nasıl sağlarsa, olur.
Bizim Hanefî fıkhında, ille belli bir kıyafet olacak, ille belli bir renk olacak diye şart yoktur. Muhtelif şekillerde olabilir. Çarşaf olur, harmânî olur, abâye olur, bol manto olur... Daha başka şekiller olur, bol şalvar olur... Mühim olan vücudun hatlarının belli olmaması ve kumaştan öbür tarafının görünmemesi...


Bu konu ses getiri ama ne götürür.. Allahualem..

her getirirn bi görüşü vardır elbet yeterki hak yoldan çıkmayalım

Çok dikkat cekici renklerde olmamak şartı ile (lolipop sekeri benzetme):smile:

bu cümleni hangi niyetle yazdını anlamadımdan hüsnü zan yapıyorum evet çeyrek tesettür bizim gözümüzde erkeklere güzel görünen bayanlar lolipop şekerleridir.


--Tesettür sadece çarşafla mı olur, mantoyla tesettür sağlanamaz mı?

SAGALANAMAZ!bunu her haliyle tartışırım hangi pardesönün kol kısmı belli etmiyo çantayı taktıkların omuzları belli olmuyomu peki fizik ortaya çıkmıyomu el ve yüzü örtmek fitne zamanda fazrzdır diyo ayetler efendimizde böyle buyuruyo tesettür ayetini lütfen sadece nur suresinin 31 ayetiyle algılamayın ashap süresi devamıdır ne diyor ayette eşlerine hanımlarına müslüman hanımlara söyle dışarıya çıktıklarında tanınmıycak vaziyette çıksın söyleyin şimdi bana hangi pardesü tanıtmıycak kişiyi.yörelerde var erzurum abaye var tek parça ve bol baştan aşagıya onu kullanabilirsin eee burda o kıyafet giyilebilirmi yada kim giyebilirmi bide 7 metreden şalvar diktirmekle tesettür oluyo bunu kim yapar bu yüzde alimlerin gerçek alimlerin büyüklerin ictihadları bu kıyafeti çarşaf olrak nitelendirdiler.vesselam

Kahramankentli
29-01-2009, 17:21
bak kardeşim tesettür sade çarşafla olmaz diyosun ve misal olarakta namazı veriyosun
sen konuları karıştırmışsın iyice
evet namazda tesettür hasırla bile olur hatta kişi hiç birşey bulamasa çırılçıplak olsa oturduğu yerde kılar e zaman misali ordan verirsen olmaz çünkü namazda örtü bulunmazsa çıplakta kılınıyo buna dikkat et..

tesettür sadece çarşafla olur bunu kabul edin artık.. pardesü de ne yaa adını bile kafirler koymuş şeklini çizmiş vermişler elimize tesettür giyin diye peki onların tesettür dedi bize emredilenle uyuşuyomu pardesüyle çarşafı karşılaştırıp yok koyu renkti yok boldu aynı diyemezsiniz


önce şunu belirteyim ihvan kerişimin yazdığı kendi yorumu değildi bir alimin yazdığı yorumu buraya eklemiş.
ayrıca bizde bir söz vardır pekey dersen harmanda döğüş olmaz derler.
pekey sayın modum dediğiniz gibi olsun.

şehide
29-01-2009, 17:30
Şehit Hızır Ali Muratoğlu Hocaefendinin 29/05/1995 tarihinde yaptığı bir sohbetini kelime kelime naklediyorum..


Bize çok sorulan sorulardan biride illa çarşaf mı olacak? Başka şey giyilse olmaz mı?
Cilbab ne demektir, önce onu açıklayalım...
Ahzab suresi 59.ayette geçen celabiib kelimesi cilbab kelimesinin cemisidir.
Size Taç cilt=3 sayfa 167- 168 den hadisler okuyacağım.
Ma telbisühül mer'etü fevkal hımarı vel kamisı yestürul bedene küllehu

CİLBAB ÖYLE BİR ŞEY Kİ, KADIN ONU BAŞ ÖRTÜ VE GÖMLEĞİN ÜZERİNE GİYİYOR. VE BEDENİN HEPSİNİ ÖRTÜYOR.

Bu cilbab öyle bir şeyki baştan aşağı tüm vücudu kaplıyor..
Sen ise baş örtüsü ile dışarı çıkıyorsun.

Ebu Bekir r.a kızı Esma r.a üzerinde ince bir elbise olduğu halde peygamberin yanına geldi. Resulullah sav ondan yüz çevirdi. Ve Ya Esma! Kadın buluğa erince ( yüzüne ve ellerine işaret ederek) ancak şurası ve burası müstesna hiç bir yerinin görülmesi caiz değildir.

Şu delillerde vardır: Muhakkak kadının tüm bedenini örtmesi farzdır. Ancak elleri ve yüzü müstesna. Fitneden emin olunduğu vakit o kadının eline ve yüzüne bakmak caizdir. Bu maliki mezhebinin görüşüdür.
ŞAFİİ, HANEFİ VE HANBELİ MEZHEBİNİN GÖRÜŞLERİ İSE KADININ ELLERİNE VE YÜZÜNE BAKMAK FİTNEDEN EMİN OLSA BİLE HARAMDIR. ÇÜNKÜ ORALAR FİTNE YERİDİR. BU FETVE İHTİYATLI OLMAK İÇİN EN GÜZELDİR...

iŞTE ÇARŞAFIN FIKIH FETVASI BUDUR. OInun için Mahmut Efendi Hz çarşafı anlatmakta dili yaprak oluyor. 100 sene önceki nenelerimiz sağ olsada onlara sorsak. Onlar, biz sokağa çıktığımız zaman genç bile olsak ihtiyar şeklinde çıkardık derlerdi.

Hanımının sokakta mini etek giymesine müsade eden bir adamdan duymuştum. Yanında ki arkadaşına diyor ki, şu hanımlarımıza bak ki, sokağa çıktıklarında en kısa elbiselerini giyiyorlarda, bizim yanımızda pijama giyiyorlar.

BİR KADIN SOKAĞA ÇIKINCA ŞEYTAN ÖNÜNE GEÇER..SEN GÜZELSİN, ŞUSUN, BUSUN DİYEREK ONU ŞİŞİRİR. ALLAH Ahzab suresi 33.ayetinde buyuruyor ki, EVVELKİ CAHİLİYE ZAMANI GİBİ AÇILIP SAÇILMAYIN...

Bir müslüman kadın dışarı çıkarken şöyle yapayımda beğenileyim niyeti olursa işte o teberrüc olur. Ve dinimizde yasaktır. Efendimizin sav hanımlarına emir, bütün hanımlarada emirdir.

KIZLARIMIZ KADINLARIMIZ BEN DİNİMİZE GÖRE EV İŞİ YAPMAK ZORUNDA DEĞİLİM DİYORLAR.
BİR ERKEK HANIMINA BEN SENDEN RAZIYIM DERSE, CENNET ONA VACİB OLUR. SORUYORLAR, BULAŞIK YIKAMAYA, EV SÜPÜRMEYE MECBUR MUYUM? İŞRAK NAMAZI, TEHECCÜT NAMAZI KILMAYA MECBUR MUSUN? bİR CEMAATE GİTTİN, İŞRAK NAMAZINI SANA SORDULAR..SENDE FARZ VEYA VACİB DEĞİLDİR.SÜNNETTİR DEDİN.KILAN KİŞİYE ŞU KADAR SEVAP VARDIR DİYE ANLATTIN. İŞTE İŞRAK YADA TEHECCÜT NAMAZINI KILMAYI BİLİYORSAN, O BULAŞIĞI YIKAMAYIDA DÜŞÜNÜRSÜN. NİYETİNİ BİLİRSEN YAPTIĞIN İŞLERDE ÇOK SEVAP ALACAKSIN.İŞTE EVİNİ SÜPÜRMEK, TEMİZ TUTMAK, SÜNNETTİR, MÜSTEHAPTIR.YAPMAKLA ÇOOOK SEVAP ALRSIN. ŞUURLU BİR MÜMİNE NERDE NE YAPACAĞINI İYİ BİLENDİR...

İsra suresi 37.ayette buyuruluyor ki, VE YERYÜZÜNDE MÜTEKEBBİRANE BİR HALLE YÜRÜME.. ŞÜPHE YOKKİ SEN NE YERİ YARABİLİRSİN, NE DE BOYCA DAĞLARA YETİŞEBİLİRSİN.

Şimdi hanımlar ayaklarını vura vura gidiyorlar. Kadının ayağına ses çıkarmayan ayakkabı giymesi lazımdır. Hoca efendi öyle yaparsak gülünürüz diyorlar. ALLAH SENİ BEĞENSİN. ALLAH SENİ SEVSİN. BÜTÜN DÜNYA BOZULSA SEN BOZULMA. AHİRETTE SULTAN OLACAKSIN. DÜNYADA ONLARDAN AYRI OL Kİ, AHİRETTE DE AYRI TUTULASIN.

BİR İNSAN DESE Kİ HOCA EFENDİ BU ANLATILAN EMİRLER DOĞRU, LAKİN BEN YAPAMIYORUM. YAPMAYA GAYRET EDECEĞİM.BUDA BİR KEMALDİR.

YANLIŞ FETVALAR VEREREK KİTAP YAZANLARLA MÜCADELEYE GEREK YOKTUR, HİDAYETİ YARADAN ALLAH'TIR. BİZ DOĞRUYU SÖYLEYECEĞİZ. KABUL EDENLER KENDİ KARLARINA, KABUL ETMEYENLER İSE KENDİ ZARARLARINADIR...

(ALLAH'IM! HER NE CİHETTE OLURSA OLSUN, NE TÜR GÜNAH VE HARAMA GİRMİŞ OLURSAK OLALIM, SEN BİZLERİ FAZLU KEMİNLE YARLIĞA..BİZİ AFFET..BİZE ACI...YAĞMURUN TOZU ALIP GÖTÜRDÜĞÜ GİBİ, DEJENERE OLMUŞLUĞUMUZU RUHUMUZDAN AKIT...

şehide
29-01-2009, 17:32
ŞAFİİ, HANEFİ VE HANBELİ MEZHEBİNİN GÖRÜŞLERİ İSE KADININ ELLERİNE VE YÜZÜNE BAKMAK FİTNEDEN EMİN OLSA BİLE HARAMDIR. ÇÜNKÜ ORALAR FİTNE YERİDİR. BU FETVE İHTİYATLI OLMAK İÇİN EN GÜZELDİR...

iŞTE ÇARŞAFIN FIKIH FETVASI BUDUR. OInun için Mahmut Efendi Hz çarşafı anlatmakta dili yaprak oluyor. 100 sene önceki nenelerimiz sağ olsada onlara sorsak. Onlar, biz sokağa çıktığımız zaman genç bile olsak ihtiyar şeklinde çıkardık derlerdi.

Kahramankentli
29-01-2009, 17:32
Bu konu ses getiri ama ne götürür.. Allahualem..

her getirirn bi görüşü vardır elbet yeterki hak yoldan çıkmayalım

Çok dikkat cekici renklerde olmamak şartı ile (lolipop sekeri benzetme):smile:

bu cümleni hangi niyetle yazdını anlamadımdan hüsnü zan yapıyorum evet çeyrek tesettür bizim gözümüzde erkeklere güzel görünen bayanlar lolipop şekerleridir.


--Tesettür sadece çarşafla mı olur, mantoyla tesettür sağlanamaz mı?

SAGALANAMAZ!bunu her haliyle tartışırım hangi pardesönün kol kısmı belli etmiyo çantayı taktıkların omuzları belli olmuyomu peki fizik ortaya çıkmıyomu el ve yüzü örtmek fitne zamanda fazrzdır diyo ayetler efendimizde böyle buyuruyo tesettür ayetini lütfen sadece nur suresinin 31 ayetiyle algılamayın ashap süresi devamıdır ne diyor ayette eşlerine hanımlarına müslüman hanımlara söyle dışarıya çıktıklarında tanınmıycak vaziyette çıksın söyleyin şimdi bana hangi pardesü tanıtmıycak kişiyi.yörelerde var erzurum abaye var tek parça ve bol baştan aşagıya onu kullanabilirsin eee burda o kıyafet giyilebilirmi yada kim giyebilirmi bide 7 metreden şalvar diktirmekle tesettür oluyo bunu kim yapar bu yüzde alimlerin gerçek alimlerin büyüklerin ictihadları bu kıyafeti çarşaf olrak nitelendirdiler.vesselam




sayın mod kardeşim sözlerinizde incitici olmayınız sizden biraz daha dikkatli konuşmanızı istirham ediyorum buraya konusunu eklediğimizde bizlerin sevdiği ve saydığı hoca efendimizdir. siz nasılki kendi hoca efendinizi seversiniz sayarsınız bizlerde öyle sever sayarız.
hatta hepsinide sever sayarız hacalarımızın bizlere tavsiyesi bu şekildir.

şehide
29-01-2009, 17:35
önce şunu belirteyim ihvan kerişimin yazdığı kendi yorumu değildi bir alimin yazdığı yorumu buraya eklemiş.

kusursuz aşkın kalp gözü açık olmadından yoruma göre cevap vermiş konumuz tesettürken namazda nasıl kılınıra gelmiş alıntı sahibinin isimlerin geçilmeleri rica olunur yanlış anlaşılmaz böylelikle

Kahramankentli
29-01-2009, 17:40
önce şunu belirteyim ihvan kerişimin yazdığı kendi yorumu değildi bir alimin yazdığı yorumu buraya eklemiş.

kusursuz aşkın kalp gözü açık olmadından yoruma göre cevap vermiş konumuz tesettürken namazda nasıl kılınıra gelmiş alıntı sahibinin isimlerin geçilmeleri rica olunur yanlış anlaşılmaz böylelikle



benim eklediğim yazıya dikkat etseydiniz kimin yorumu olduğu anlardınız mod kardeşim.
illaki kalp gözünün açık olması gerek yok.

ayrıcada bu konuyu kapatalım lütfen.
kaş yapalım derken göz çıkaracağız.

şehide
29-01-2009, 17:40
sayın mod kardeşim sözlerinizde incitici olmayınız sizden biraz daha dikkatli konuşmanızı istirham ediyorum buraya konusunu eklediğimizde bizlerin sevdiği ve saydığı hoca efendimizdir. siz nasılki kendi hoca efendinizi seversiniz sayarsınız bizlerde öyle sever sayarız.
hatta hepsinide sever sayarız hacalarımızın bizlere tavsiyesi bu şekildir.

yorum yaparken asla hiç bi hocaya saygısızlık etmem bundan ALLAHA sıgınırım hepsine saygımız sonsuz.yapılan yorum şahsi yorum hoca efendinin yazısına saygısızlık zuhur etmesinden degil asla.alıntıyı alıntı yapıp kendi yorumumu ekledim.herkes fikri görüşü kendinedir hak dört mezhep var ber birey birine uyar ama dördüde haktır hepsinin görüşü farklıdır biz hanefiyiz diye digerlerine saygısızlık etmiyoruz.kısaca kimseye saygısızlımız yok olmazda inş.

aşküma
29-01-2009, 18:10
Cilbab'ta renk mühim midir..??
Ümmü Seleme Validemiz şöyle demiştir: "Cilbab ayeti nazil olduğu zaman, Ensar kadınları siyah çarşaflara büründüklerinden ötürü, başlarında siyah kargalar varmış gibi çıktılar."
(Cessas, Ahkamü'I-Kur'an, c. 1, s. 372; Sabunî, c. 2, s. 382)Demek, başta ezvac-ı tahirat ve
Peygamberimizin kızları olmak üzere sahabe-i kiramın hanımları siyah çarşaf giymişler ve uygulama ekseriyetle günümüze kadar" siyah çarşaf şeklinde gelmiştir. Cilbabın verdiğimiz ta'rifIerinden de anlaşılacağı gibi, cilbabın asıl vazifesi kadının zinetlerini örtmesi ve dışarıda kadının çekiciliğini azaltmasıdır bunu ise siyah renk daha iyi te'min eder. Müfessir Alusi şöyle der:
"Sonra bilesiniz ki, bana göre günümüzde ileri düzeyde (müreffeh) hayat süren birçok kadının, evlerinden çıkarken, üst elbise olarak giydikleri şeyler, cilbab olamayacakları gibi, gösterilmesi yasaklanan zinetler türündendir. Çünkü bunlar nakışlı, desenli ve göz alıcı giysilerdir. Bana göre erkeklerin, kadınlarına dışarıya bu şekilde çıkma izni vermeleri, bundan hoşlanmaları ve kadınlarının yabancı erkekler arasında bu şekilde dolaşmaları gayret azlığındandır. Bu, yaygın bir musibet halini almıştır. Böyle yaygın musibet haline gelen şeylerden biri de, kadınların, kayınbiraderlerinden sakınmamaları, kocalarının da buna aldırmamaları, hatta çoğu zaman da bunu bizzat kendilerinin emretmeleridir. Bütün bunlar Allah ve Rasulü'nün müsaade etmediği şeylerdir. La havle ve la kuvvete illa billah..." (Alusi, c. 17, s. 146)

Kadının şer’i tesettürünün kendisi de süslü olmamalıdır. Çünkü kadınların yabancılara zinetlerini göstermeleri ayetle yasaklanmıştır. Allah Rasulü http://www.ilimhazinem.com/images/smilies/sav.gif kendisine biat eden kadınlardan, cahiliyye kadınları gibi zinetlerini göstererek çıkmamaları üzere biat almıştır (Taberi, c. 1, s. 79; Heysemi, Mecmau'z-Zeva¬id, c. 6, s. 42). Kadının namahremlere göstermediği elbisesi ise istediği kadar süslü olabilir.

Kadının bürünmekle emrolunduğu şer’i tesettür, gayrı müslimlerin özel elbiselerine benzememelidir. Çünkü Efendimiz (asm), "Kim, bir kavme benzerse, o da onlardan olur' (Ebu Davud, Libas 4; Müsned 50; benzer bir hadis için bk. Tirmizi, Isti'zan 7) buyurmuş ve Müslümanları devamlı, başkalarından ayrı olmaya çağırmıştır.


Cilbab, ince ve şeffaf olmamalıdır. Çünkü tesettürden maksat, bedeni göstermemektir. Hâlbuki şeffaf bir örtü vücudu gösterir, hatta ba'zan daha cazib hale getirir. Dolayısı ile, bu tür bir örtü ile örtünen bayan, "Zinet yerlerini göstermesinler' emrine uymuş olmaz. Rasulullah http://www.ilimhazinem.com/images/smilies/sav.gif Efendimiz, ince bir örtü ile ya¬nına giren baldızı Esma'dan yüzünü çevirmiştir (Ebu Davud). Aişe validemiz, ince bir başörtüsü ile gördüğü Abdurrahman kı¬zı Hafsa'nın başörtüsünü yırtmış ve ona kalın bir başörtü ört¬müştür. (İbn-i Sa'd, Tabakat, c. 8, s. 71-72; Muvatta, Libas, s. 6)

Cilbab, dar olup vücud hatlarını belli etmemelidir. Hz. Ömer (ra) halife İken halka dağıttığı bir çeşit örtünün, vücud hatlarını belli edeceği için kadınlara giydirilmemesini emretmiştir. (Beyhaki, s. 234-35; Serahsi, Mebsut, c. 10, s. 155)
Kadının vücud hatlarını dışarı vuran bir elbiseye bakmak, fukaha-yi İslam’ca o uzuvlara bakmak sayılmıştır.
İbn-i Abidin, "Kim bir kadını arkadan hayale dalar ve kemiklerinin şekli belirecek derecede elbisesini görürse, Cennet'in kokusunu duyamaz' hadisini dem tutarak, "Uzuvların şeklini belli eden elbise, kalın olsa ve cildi göstermese bile yasaktır' demiştir (İbn-i Abidin)

aşküma
29-01-2009, 18:12
Risale-i Nur Ekseninde Hakiki Tesettür-i Şer’i Nasıldır
Bediüzzaman hz.i Çarşaf Demiş midir…?..

Yirmi üç senelik bir uygulama müddeti içinde tedricen indirilen Kur'an-ı Azimüşşan; muhatab olarak kabul ettiği toplumun öteden beri alışageldiği ve sürdürdüğü adet, gelenek ve değerlerinin olduğunu, bütün bunların da bir anda terk edil¬mesinin mümkün olamayacağı gerçeğini göz önüne alarak, teşri'de (hüküm koyma hususunda) buna muvafık bir usul tercih etmiştir. İlahi hükümlerde ehemmiyet sırasını gözönünde bulundurarak insanların ihtiyaçlarını gözetmiş ve kolaydan zora doğru bir yol ta'kib etmiştir. İşte bu hikmetlere binaen, tedricen farz kılınan emirlerden biri de “Tesettür-i şer’i ” emridir.
Müfessirlerin beyanına göre, hususan Muhammed Ali Sabuni'nin tesbitine göre; “tesettür” emri, Müslümanlar tarafından daha kolay kabul edilmesi ve toplumda daha rahat uygulanması için bir kaç merhalede nazil olmuştur. En son ve en mükemmel şeklini ise" cilbab" da, yani "çarşaf” ta bulmuştur. Şimdi bu merhaleleri kısaca öğrenmeye çalışalım:

Birinci Merhale: Cenab-ı Hak (cc), kadınların tesettürü hak¬kında ilk merhalede Ahzab Suresinin gelecek 33. ayet-i kerimesini inzal buyurmuştur;

Ey Nebi http://www.ilimhazinem.com/images/smilies/sav.gif'in hanımları ve Müslüman hanımları! Hanelerinizde karar kılın (oturun) ve kendinizi süsleyerek sokakta erkekler içine karışıp cahiliyye-i ûlâda olduğu gibi açılıp saçılmayın." (Ahzab, 33)
Ayet-i kerimede geçen "cahiliyye-i ûlâ" ta'biri, bir görüşe göre; İbrahim (as)'ın veladetleri devri olmakla; o zaman kadınlar elbiselerini çeşitli zînetlerle donatarak başları, yüzleri, boyun ve bacakları açık olarak erkekler arasında gezerlerdi. Ahzab Süresi 33. ayet-i kelime ile kadınların böylece dışarı çıkmaları yasaklanmış ve yuvalarında oturmaları emredilmiştir.
"Cahiliyye-i uhra" ise; Hz. Isa (as) ile Hz. Muhammed (asm) arasındaki devredir. Bu devirde ise, kadınların baş, bacak ve kolları örtülü olup üzerlerinde başörtüleri ve elbiseleri vardı. Sadece yüzleri, boyunları ve göğüsleri açıktı ve zînetleri görünüyordu.

İkinci Merhale: Kur'an-ı Mu'cizü'I-Beyan, ikinci merhalede Nur Süresinin 31. ayetiyle kadınların yüz, boyun ve göğüslerinin de zînet olduğunu ve bunların setredilmesi gerektiğini emretti. Şöyle ki:

"Ve (kadınlar) zinetlerini izhar etmesinler. Onlardan zahir olanı müstesna. Ve başörtülerini yakalan üzerine sarkıtsınlar ve zinetlerini açmasınlar." (Nûr, 31)

Demek bu ayet-i kerime, 'kadınların ihtiyaç durumunda dışarı çıktıklarında, "yüz, boyun ve göğüslerini' de örtmeleri gerektiğini emretmektedir. Bu konu ile ilgili tafsilatlı bilgi ileride gelecektir.

Üçüncü Merhale: Bu merhalede Ahzab Süre-i Celilesinin gelecek 59. ayet-i kelimesi nazil olmuştur:

"Ya Muhammed! Zevcelerine ve kızlarına ve mü'minlerin zevcelerine söyle ki; sokağa çıktıklarında cilbablarını (çarşaflarını) üzerlerine örtsünler!” (Ahzab, 59)

Nazil olan bu cilbab ayeti ile de kadınların namahrem erkeklere karşı çarşafla baştan ayağa kadar kapanmaları farz kılınmış ve zinetten sayılan başörtülerini ve elbiselerini de örtmeleri emredilmiştir. Böylece bu ayet-i kelime ile, kadınların baş örtülerini ve elbiselerini yabancı erkeklere göstermeleri yasaklanmıştır.

Dördüncü Merhalede: Ahzab Süresinin 53. ayet-i kelimesi nazil olmuştur. Şöyle ki:

"Peygamber http://www.ilimhazinem.com/images/smilies/sav.gif 'in zevcelerinden bir şey istediğinizde, onu perde arkasından isteyin, Bu, sizin kalpleriniz için de, onların kalpleri için de daha temizdir."

Şafii Mezhebine göre, yukarıda zikredilen ve "hicab ayeti'" denilen Ahzab Süresinin bu 53. ayet-i kelimesi Peygamberimizin zevcelerine hastır. Bu sebeple ezvac-ı tahirat dışındaki mü'mine kadınların, evin içinde çarşaflı bir surette erkeklerin huzuruna çıkması caizdir.
Bir kısım Fukaha-yi İslam ise şöyle buyurmuştur: Bu Ayet-i kerime, ezvac-ı tahirata (Peygamberimizin zevcelerine) has değildir. Belki ezvac-ı tahirat dâhil, umum mü'mine kadınların ev içindeki hicablarını beyan etmektedir. Bu görüşe göre, kadınlar, evin içinde namahrem erkeklerle ancak bir perde veya duvar veyahut kapı arkasından konuşabilirler. Böyle bir hicab olmadan evin içinde erkeklerle karşılıklı konuşamazlar. Âlem-i İslam’ın tatbikatı bu halde devam edegelmiş, haremlik ve selamlık muhafaza edilmiştir. Mü'mine kadınlar dışarı çıkınca da her iki mezhebe göre, Ahzab suresinin 59. Ayet-i kerimesinin delaletince çarşaf giyeceklerdir.

İHTAR: Hazret-i Peygamber (asm) başta olmak üzere Sahabe-i Kirâmın erkeklerinin tesettürsüz kadınlarla konuşmaları ve başta ezvac-ı tahirat olmak üzere Sahabe-i Kirâmın hanım¬larının tesettürsüz erkeklerle konuşmaları ile alakalı hadis-i şerifler ve tarihi vak'alar, daha tesettür emri nazil olmadan önceki devreye aittir ve bu hüküm, tesettür ve hicab ayetleriyle mensuhtur

Abdullah İbn-i Mes'ud (ra)'ın rivayet ettiğine göre Nebiyy-i Muhterem http://www.ilimhazinem.com/images/smilies/sav.gif şöyle buyurmuştur:

"Kadın avrettir. Dışarı çıktığında şeytan onu gözetler (Fitneye sevk eder.) Kadının, Rabbinin rahmetine en yakın olduğu hâl, evinin içinde bulunduğu vakittir." (Tirmizî, İbn-i Hibbân)

aşküma
29-01-2009, 18:13
ÇARŞAF HAKKINDAKİ AYET VE BU HUSUSTA MÜFESSİRLERİN BEYANI

“Ey Peygamber! Zevcelerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle: ( başlarını ve yüzlerini kapatacak şekilde ) cilbablarının (dış örtülerinin) bir kısmı ile üzerlerini sıkıca örtsünler. Bu, onların (hür ve iffetli olduklarının) bilinip incitilmemeleri için daha elverişlidir. Allah, gafûrdur (mağfiret eder), rahîmdir (merhamet eder).”

Ahzab : 59

1- Sebebi nüzul : Medinenin fasıkları (münafıkları) kadınlara laf atarak onlara eziyet ediyorlardı. “Niçin müslüman kadınları rahatsız ediyorsunuz” denildiği zaman, “biz bunu yalnızca köle kadınlara yapıyoruz” diyorlardı. Allahü teala hür iffetli kadınların diğerlerinden ayırt edilmeleri için bu ayeti indirdi. (İbni kesir, Dürrül mensur) bu ayet tesettürün iddia edildiği gibi esaret değil, kadınların hürriyet ve asaletinin ifadesi olduğunuda gösterir.

2- Ayette geçen cilbabın tarifleri:a) Baştan aşağı örten çarşaf, ferrace, car gibi dış elbisenin adıdırb) Kadınların elbiselerinin üstüne giydikleri her çeşit giysidir.c) Tepeden tırnağa örten giysidir. Kadınların tesettür ettikleri her türlü elbise ve başka şeylerdir.d) Çarşaf ve peçedir. (elmalı. C:6-s:337) e) Vehbi efendi nur suresinin 31. ayetini tefsir ederken şöyle der “ hatunların zinetini setriçin çarşaf örtünmeleri lazım ve vacib olduğu bu ayetten sarahaten müstefad olan fevaid (istifade edilen faideler) cümlesindendir” (Hülasatül Beyan : c: 9.s:3719)

İhvan
29-01-2009, 23:27
İhvan tafarından gönderildi
Bu konu ses getiri ama ne götürür.. Allahualem..

Çok dikkat cekici renklerde olmamak şartı ile (lolipop sekeri benzetme)

Aşağıda yazılanlar konun özü ve asıl manası diye düşünüyorum..


Soru:
--Tesettür sadece çarşafla mı olur, mantoyla tesettür sağlanamaz mı?

--Hayır! Tesettür çarşafla değil, hasırla bile olur. Dışardaki namaz kılınan hasırı bürünse, hasırla bile olur. Mühim olan, insan günah yerlerini, ayıp yerlerini örtmesidir. Bu örtmeyi nasıl sağlarsa, olur.
Bizim Hanefî fıkhında, ille belli bir kıyafet olacak, ille belli bir renk olacak diye şart yoktur. Muhtelif şekillerde olabilir. Çarşaf olur, harmânî olur, abâye olur, bol manto olur... Daha başka şekiller olur, bol şalvar olur... Mühim olan vücudun hatlarının belli olmaması ve kumaştan öbür tarafının görünmemesi...


bak kardeşim tesettür sade çarşafla olmaz diyosun ve misal olarakta namazı veriyosun
sen konuları karıştırmışsın iyice
evet namazda tesettür hasırla bile olur hatta kişi hiç birşey bulamasa çırılçıplak olsa oturduğu yerde kılar e zaman misali ordan verirsen olmaz çünkü namazda örtü bulunmazsa çıplakta kılınıyo buna dikkat et..

tesettür sadece çarşafla olur bunu kabul edin artık.. pardesü de ne yaa adını bile kafirler koymuş şeklini çizmiş vermişler elimize tesettür giyin diye peki onların tesettür dedi bize emredilenle uyuşuyomu pardesüyle çarşafı karşılaştırıp yok koyu renkti yok boldu aynı diyemezsiniz


Ah ablacığım keşke okuduğunu doğru anlasaydın. :( Üstünde namaz kılınan hasırla dahi tesettür olur manasında söylenmiş bir söz.Namazla ilgili değil..

Kaldı ki bizim görüşümüz bu şekilde en iiy tesettür çarşaf değildir.. (kabul edilmeye bilir:))

En yakın arkadaşımda bunu savunuyor.. Beraber sabah namazını iskenderpaşada kılarız hatme-i sağırimizi yapar evrad-ı şerifimizi okuruz öğle ilkindi akşamı muhtelif camilerde kılar.

Yatsı namzını İsmailağada ikame eder namazdan sonra hatme- hacegan yaparız..

Karşınızdaki yahudi hıristiyan mecusi put peres değil reformist müslüman(!) hiç değil..

Biraz saygı biraz sevgi tatlı dille herşey hâllolur..

İsraile karşı saflarımızı biraz daha sıklaştıralım..

Safları açana açtırana veyl olur..
VesSelam..

aşküma
29-01-2009, 23:36
Kaldı ki bizim görüşümüz bu şekilde en iiy tesettür çarşaf değildir.. (kabul edilmeye bilir:))

en iyi tesettür nedir kardeşcik

İhvan
29-01-2009, 23:50
Not (İsraile karşı safları sıklaştırın sözü Humeyni nin şahsına münhasır değildir Şia yı kuran kişinin sözünü yayınlamış denmesin de)




Budur ağbicim.. :smile:



SORU: "En güzel örtünme şekli çarşaftır." diyorlar, siz ne buyurursunuz?

CEVAP: Estağfirullah!.. Ben bir şey demem. Bizim şeriatimiz, alimlerimiz ne buyuruyor, kitaplarımız ne buyuruyor; mühim olan odur. Yoksa ben Es'ad Çoşan olarak bir şey söylemişim ne kıymeti var...

Fıkıh alimlerimiz diyor ki: "Mühim olan örtünmektir." Örtünmenin şekli: Şeffaf olmayacak, altı görünmeyecek... Bol olacak, uzuvları belli olmayacak... Altı görünürse sayılmıyor, uzuvları belli olursa sayılmıyor.

Buna uygun çeşitli örtünme şekilleri vardır. Örtünme şekilleri, örfe göre değişir. Yâni, Yemen'de başka türlü örtünür, Pakistan'da başka türlü örtünür, İran'da başka türlü örtünür... Hattâ Urfa'da başka türlü örtünür, Aydın'da başka türlü örtünür müslüman... Şekil önemli değil... Mühim olan, ana prensiplere göre, başkalarına gösterilmesi haram olan yerlerini güzelce örtmektir. Çarşaf güzeldir diye bir şey yok...

Çarşaf deyince ilk hatıra gelen, o siyah renkli çarşaftır. Anadolu'nun bir çok yerinde siyahtan başka renkler kullanılıyor. Başka şekiller var... Kimisi tepeden aşağıya kadar oluyor. Kimisi dokuma ehramlar kullanıyor, yünlü bazı kumaşlar kullanıyor. Şekil mühim değil, mühim olan güzelce örtünmesidir.

Kimisi çok güzel bol manto giyiyor, abâye giyiyor, harmânî giyiyor... Başını çok güzel örtüyor. Başından omuzuna başörtüsü güzelce örttüğü için, ne boynu görünüyor, ne başka bir yeri belli oluyor. Çok güzel kıyafet oluyor. Bunların hepsi güzeldir.

Hattâ benim kendi müşâhedem, çarşaf iki parçalı oluyor; ağzıyla böyle ısırarak tutuyor. Ağzıyla konuşacağı zaman bir türlü, eliyle tutmadığı zaman biraz zor... Eliyle bir şey alacağı zaman açılıyor... Çok iyi bir kıyafet değil çarşaf... Çünkü, her zaman tam koruyamıyor, eliyle bıraktığı zaman sağa sola açılabiliyor.

Şimdi kızların çok güzel örtünmeleri var... Hem vücudunu gayet güzel örtüyor, hem boynunu örtüyor; hem de ayaklarına gayet güzel, eşofman gibi bol kıyafetler giyiyorlar, şalvar gibi oluyor. Çok güzel oluyor o zaman, Allah râzı olsun...

Mühim olan güzel örtünmektir. "En güzel örtünme çarşaftır." sözü doğru değil...

aşküma
30-01-2009, 00:06
bu cevapları veren kim ya kardeş o kadar yorum yaptık ve ben çileden çıkmak üzereyim cilbab tek parça olucak bu emrediliyo pardesü+örtü iki parça olmuyomu kol kısımları napcaz kescezmi nefisinizmi kabul etmiyo çarşafı nefse agır gelir giyilme ayrı mevzu inkar ayrı mevzu

vuslat
30-01-2009, 00:14
Kardeşim bizi kimin nerde hangi semtte hangi ülkede ne giydiği ve hangi renkte giydiği önemli değil sen kur'anı kerimde geçen ayete bak orada cilbab diyor manto yada pardesü yazıyormu hem kara çarşaf neden milletin bu kadar ağrına gidiyorki anlamadım sizlerin nefsine ağır geliyorsa giymeyin ama çarşaf asıl tesettür örtüsüdür.

hazan
30-01-2009, 00:16
çok seviyorum çarsafi ya
ne zamanki çarsafli birini gôrsem içim gidiyor, imreniyorum..

ama ne kadar zayifimki..............

aşküma
30-01-2009, 00:23
çok seviyorum çarsafi ya
ne zamanki çarsafli birini gôrsem içim gidiyor, imreniyorum..

ama ne kadar zayifimki..............


hazan sadece iste RABBİMDEN AHİÇ UMMADIN Bİ ANDA MEVALM KALBE NAKŞEDİYO NEFİS Bİ YERE KADAR HER ŞEY SEVMEKLE BAŞLAR VE DUAYLA BİTER DUALARIMDA OLCAKSIN İNŞ.

hazan
30-01-2009, 00:47
Allah razi olsun çok sevindim..çok duygulandim..

çok istiyorum çok
ôyle cicili bücülü turban istemiyorum ..ilgilenmiyorum bile..

çarsaf giymek istiyorum siyah çarsaf...

aşküma
30-01-2009, 00:50
Allah razi olsun çok sevindim..çok duygulandim..

çok istiyorum çok
ôyle cicili bücülü turban istemiyorum ..ilgilenmiyorum bile..

çarsaf giymek istiyorum siyah çarsaf...


senden güzel siyah zambak olur

hazan
30-01-2009, 01:06
senden güzel siyah zambak olur



:smile::smile::smile::smile::smile::smile:

SaNaL FaNi
30-01-2009, 05:22
Sonuçta buraya yorum yapan herkes bir kadının nasıl giyinmesi gerektiğini biliyor
Nasıl : Vücudu tamamen örten ve vücut hatlarını belli etmeyen bir elbise….
Bence kadının elbisesi bunu sağlamalı.
Bunda herkes hem fikir heralde…

Pardesü baktığımızda evet omuzlar kollar belli oluyor, hatları tamamen belli etmediği söylenemez bunda kardeşlerimiz haklılar.

Acayip renklere gelince dikkat çekeceği için onda sakınca vardır bence bazı renkler resmen ben buradayım diyor. Zaten islamda da aşırılık yoktur.

Sonuç hepimiz bunda hem fikiriz : Vücudu tamamen örten ve vücut hatlarını belli etmeyen bir elbisede…
O zaman sorun da kalmadı konu tatlıya bağlansın inşallah…