PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Kuranda Namaz Kavramı


hüzünyılı
28-08-2009, 17:45
İbrahim suresi ayet 31
İman etmiş kullarıma söyle:
Alış verişin ve dostluğun olmadığı o gün gelmezden evvel, dosdoğru namazı kılsınlar...

hüzünyılı
28-08-2009, 17:45
Namazın müslümanla kâfiri ayırdedici özelliği

Bakara suresi ayet 143
Böylece biz sizi, insanlara şahid (ve örnek) olmanız için vasat bir ümmet kıldık; peygamber de üzerinizde bir şahid olsun. Senin üzerinde bulunduğun (yönü, Kâ'be'yi) kıble yapmamız, peygambere uyanları, iki topuğu üzerinde gerisin geri dönenlerden ayırdetmek içindir. Doğrusu (bu,) http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'ın hidayete ulaştırdıklarının dışında kalanlar için büyük (bir yük) tür. http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif, imanınızı boşa çıkaracak değildir. Şüphesiz, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif, insanlara şefkat edendir, esirgeyendir.

Bu, İslâm ümmetinin önderliğinin ilân edilmesidir. "Böylece" (Kezalik) sözü hem Hz. Muhammed (s.a.) , hem de kıblenin değiştirilmesini kastetmektedir. Müslümanlar kendilerinin "vasat ümmet" olmalarını sağlayan üstün meziyetlere, Hidayet'e tâbi olarak ulaşmışlardı. Kıble'nin, Mescid-i Aksa'dan Kâbe'ye çevrilmesi ise, İsrailoğulları'nın önderlik görevinden alınıp, yerine müslümanların konulduğunu gösteriyordu. Bu nedenle Kıble'nin Kudüs'ten Kâbe'ye çevrilmesi beyinsizlerin sandığı gibi sadece bir yön değişikliği değil, aslında önderlik görevinin İsrailoğulları'ndan alınıp Hz. Muhammed'e (s.a.) inananlara verildiğinin ilânı idi.
Arapça "Ümmet-i Vasat" kelimesi başka bir dilde hiçbir kelimenin tam anlamını ifade edemeyeceği kadar geniş anlamlıdır. O, belirli sınırları aşmayan, orta yolu izleyen, diğer milletlere âdil davranan ve diğer milletlerle olan ilişkilerini hak ve adalete dayandıran doğru ve soylu bir toplumdur.
"Böylece biz sizi, insanlara şahit (ve örnek) olmanız için vasat bir ümmet kıldık; peygamber de üzerinizde bir şahit olsun" ayetinin anlamı:
Bütün insanların bir araya toplanacağı kıyamet gününde her peygamberden, kendisine vahyolunan Hakk'ı hiç gizlemeksizin söz ve fiil ile ümmete tebliğ ettiğini ispatlayacak deliller göstermesi istenecektir. Buna karşılık ümmetten de, peygamberden aldığı şekliyle Hakk'ı söz ve fiil ile diğer insanlara tebliğ etmek için elinden geleni yaptığını gösterir deliller istenecektir.
Şuna da dikkat edilmelidir ki http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif, önderlik şerefiyle, insanlar önünde Hakk'a şahitlik etme görevini aynı düzeyde tutmaktadır. Önderlik şerefli bir konum olmakla birlikte, yanında birçok şerefli sorumlulukları da getirmektedir. Bu görev peygamberin diğer insanlara şahitlik etmesi gibi, İslâm toplumunun diğer insanlar önünde hakkın, doğruluğun ve adaletin yaşayan şahitleri olmalarını ve hakkın, doğruluğun ve adaletin anlamını tüm dünyaya göstermelerini gerektirir.Bu görev sebebiyle hesaba çekilecek İslâm toplumuna çok büyük sorumluluk düşer. Nasıl Hz. Peygamber (s.a.) http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'ın hidayetini tebliğ etmekle görevli idiyse, aynı şekilde müminler de hidayeti diğer insanlara tebliğ etmekle sorumludurlar. Eğer http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif huzurunda bu görevi ellerinden geldiğince iyi bir şekilde yerine getirdiklerini gösteremezlerse orada cezalandırılacaklardır. Eğer Hakk'ın şahitleri olarak görevlerinde en ufak bir gevşeklik göstermişlerse, kendi kötü amelleri ile birlikte kendi önderlikleri zamanında yayılan kötülüklerden de sorumlu tutulacaklardır. Kıyamet gününde http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif şöyle soracaktır: "Dünyayı kasıp kavuran sapıklık, zulüm ve günah salgınını gördüğünüzde onu engelemek için ne yaptınız?"

Kıblenin değiştirilmesi aynı zamanda gerçek müminlerle, önyargılarına tapanların ve ırkçıların ayırdedilmesini de sağlamıştı. Bir tarafta, kendi Kâbe'lerini bırakıp Mescid-i Aksa'yı kıble olarak kabul etmeye hazır olmayan Araplar vardı. İlk önce onlar denendi. Bu zorlu bir sınavdı, fakat samimi müminler geçtiler, kavmiyetçilik putuna tapanlar ise sınavı kaybettiler. Kıblenin, Kudüs'ten Kâbe'ye çevrilmesiyle ise müslüman olan Yahudi ve Hıristiyanlar da deneniyordu. Atalarının kıblesinden başka bir kıble kabul etmek onlar için çok zordu. Bu şekilde İslâm'dan yüz çeviren ırkçılar http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'ın gerçek kullarından ayırdedildi ve Hz. Peygamber'in (s.a.) yanında sadece gerçek müminler kaldı.

hüzünyılı
28-08-2009, 17:45
Namazın müslümanla kâfiri ayırdedici özelliği

Tevbe suresi ayet 5
Haram aylar (süre tanınmış dört ay) sıyrılıp-bitince (çıkınca) müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün, onları tutuklayın, kuşatın ve onların bütün geçit yerlerini kesip-tutun. Eğer tevbe edip namaz kılarlarsa ve zekâtı verirlerse yollarını açıverin. Gerçekten http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif, bağışlayandır, esirgeyendir.

Buradaki "Haram aylar"ın hangi aylar olduğu tefsir bilginleri arasında tartışmalıdır. Acaba bu aylar üzerlerinde anlaşma sağlanmış olan klâsik "haram aylar"mıdır ki, bunlar Zilkaade, Zilhicce, Muharrem ve Recep aylarıdır. Eğer böyle ise "Hacc-ı Ekber" günü yapıla ilişki kesme açıklamasından sonraki mühlet Zilhicce ayının kalan günleri ile Muharrem ayından ibaret olur, bu da elli gün eder. Yoksa kavramın buradaki anlamı o yıl ki Kurban bayramını izleyen ve bitimine kadar savaşın yasak olduğu özel bir "mühlet"midir. Eğer öyle ise bu yıl ki Rebiulaher ayının sonuna kadar uzayan bir süredir. Yoksa ilk mühlet antlaşmalarını bozan müşrikler için sözkonusu iken, ikinci mühlet hiç bir antlaşması olmayan veya süresiz antlaşmalı müşrikler için mi geçerlidir?

Bize göre burada sözü edilen haram aylar, bilinen haram aylar değildir; bu sıfatla anılmalarının sebebi sırf bu sürede varolan savaşma yasağı yüzündendir; bu yasak müşriklere seyahat özgürlüğü tanımak amacı ile getirilmiştir ve geneldir. Sadece antlaşmaları süreye bağlanmış olan müşrikler bu yasağın kapsamı dışındadır; çünkü onların antlaşmaları, sürelerinin sonuna kadar geçerli sayılmıştır. Bu kavramı böyle yorumlamak gerekir. Çünkü madem ki, yüce http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif, müşriklere "Dört ay boyunca yeryüzünde serbestçe seyahat ediniz" buyuruyor, bu dört ayın bu açıklamanın yapıldığı günden itibaren başlaması gerekir. Bu "ilân"ın, bu bildirimin özelliği ile bağdaşan yorum budur.

Yüce http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif, müslümanlara bu dört aylık sürenin bitiminden itibaren, müşrikleri ya buldukları yerde öldürmelerini ya esir almaları ya -eğer kapalı bir yere sığınmışlarsa- kuşatma altına almalarını ya da yollarını gözlemek üzere pusuya yatarak kaçmalarını ve gelip-geçişlerini önlemelerini emrediyor. Bunun tek istisnası antlaşmaları, sürelerinin sonuna kadar geçerli sayılan ve bu süre içinde her hangi bir yaptırım uygulamasından muaf tutulan müşriklerdir. Çünkü müşriklere daha önce gereken uyarı yapılmış, kendilerine yeterli süreyi kapsayan bir mühlet verilmişti. Buna göre ne öldürülmeleri bir gaddarlıktır ve ne de yakalanmaları sürpriz bir baskın sonucudur. Kendileri ile yapılan antlaşmalar bozulmuş ve karşılaşacakları akıbetten önceden haberdar edilmişlerdir.

Ayrıca onlara yöneltilen bu saldırı bir yoketme, bir öc alma saldırısı değildir. Amaç onları son kez uyarmak ve İslâm'a yönelmelerini sağlamaktır. Okuyoruz:

"Eğer tevbe eder de namazı kılar ve zekâtı verirlerse onları salıveriniz. Hiç şüphesiz http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif affedicidir, merhametlidir."

Düşünelim ki, müslümanlar ile müşriklerin arasındaki ilişkilerin yirmiiki yıllık bir geçmişi vardı. Bu süre içinde müslümanlar, müşriklere çağrı yapar, açıklamada bulunurken müşriklerden çeşitli eziyetler, dinlerinden döndürme girişimleri, savaş girişimleri ve yeni devletlerini yıkmaya yönelik ortak komplolar görmüşlerdi. Buna rağmen gerek Peygamber'den, gerek bu dinden ve gerekse bu dinin bağlılarından hep müsamaha görmüşlerdi. Bu süre oldukça uzun bir tarihti. Bütün bunlara rağmen İslâm, onlara kollarını açıyordu. Yüce http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif eziyetlere uğrayan, dinlerinden dönsünler diye işkenceler altında inletilen; savaşlara, sürgünlere ve öldürülmelere maruz bırakılan müslümanlara ve Peygamberimiz'e eğer müşrikler tevbe edip yüce http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'a dönerlerse, bu dine teslim olduklarını, onun görevlerini yerine getirmeye yöneldiklerini, kısacası bu dine girdiklerini kanıtlayacak biçimde onun farzlarını yapmaya başlarlar ise kendilerine ilişmemeyi, onları cezalandırma işlemini durdurmayı emrediyordu. Çünkü yüce http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif, ne kadar günah işlemiş olursa olsun, tevbe eden hiç kimseyi reddetmez. "O bağışlayıcıdır ve merhametlidir."

Sözlerimizin burasında bu âyetin aşağıdaki cümlesi hakkında gerek tefsir kitaplarının ve gerekse fıkıh kitaplarının dalmış oldukları tartışmalara girmek istemiyoruz:

"Eğer onlar tevbe eder de namazı kılar ve zekâtı verirlerse onları salıveriniz."

Bu şartlar, onları yerine getirmeyenlerin kâfirlikle damgalanmalarına yolaçacak şartlar mıdır? Bu şartları yerine getirmeyenler ne zaman kâfirlikle damgalanır? İslâm'ın diğer bilinen şartlarını bir yana bırakarak sırf bunları yerine getireceğini söyleyen bir tevbekârın tevbesi yeterli olur mu?

Âyetin bu cümlesinde bu sorulardan herhangi birine cevap verme amacı güdüldüğünü sanmıyoruz. Âyetin cümlesi sadece o gün Arap Yarımadası'nda barınan müşriklerin hayatlarındaki pratik bir uygulamayı karşılıyor. Bu pratik uygulamaya göre eğer bir müşrik tevbe edip geçmiş tutumundan ayrılarak namaz kılmaya ve oruç tutmaya koyulursa bu tutum değişikliği İslâm'ı tümüyle kabul ettiği, onu her yönü ile benimsediği anlamına gelirdi. Âyette tevbe etme, namaz kılma ve zekât verme şartları vurgulanıyor. Çünkü o günlerde müslüman olmayı kafasına koymayan, İslâm'ın bütün şartlarını onaylamayan ve tam anlamı ile bu dine bağlanmaya karar vermeyen hiç bir müşrik bu şartları yerine getirmeye yanaşmazdı. Bu şartları yerine getiren müşrikin diğer İslâm şartlarını da onayladığı anlaşılırdı. Sözkonusu şartların başında yüce http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'ın birliğine ve Peygamberimiz'in peygamber olduğuna inanmak, yani "http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'dan başka ilâh olmadığını" ve "Muhammed'in, O'nun elçisi olduğu"nu dile getiren "şehadet" cümlesini samimiyetle seslendirmek gelirdi.

Demek ki, bu âyette yeralan bu cümlenin amacı İslâm hukukuna (fıkha) ilişkin bir hüküm ortaya koymak değil, özel eklentileri olan bir pratiği uygulamaya koymaktır.

Son olarak şunu da belirtmeliyiz ki, İslâm dört ay sonrası için müşriklere topyekün savaş ilân etmiş olmasına rağmen onlara yönelik hoşgörüsünü, ciddiliğini ve gerçekçiliğini sürdürüyor. Bir defa yukarda söylediğimiz gibi onlara yok etme amaçlı bir savaş ilân etmiyor. Bunun yerine onlara karşı mümkün olduğu takdirde doğruyola gelmelerine yönelik yeni bir kampanya başlatıyor. Hatırlanacağı gibi İslâm'la çatışan, İslâm'a karşı düşmanlığını ortaya koyan her hangi bir cahiliye grubuna üye olmayan tek tek müşriklere şu güvenceler veriliyordu: Böyleleri İslâm yurduna güvenlik içinde girebileceklerdi. Yüce http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'ın emri ile Peygamberimiz bunlara bu yolda dokunulmazlık sağlayacak, böylece http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'ın mesajını rahatça dinleme, bu çağrının içeriğini tam anlamı ile öğrenme imkânına kavuşturulacaklardı. Arkasından da can güvenliği içinde olacakları bir yere ulaşana dek korunacaklardı. Üstelik bütün güvencelerden yararlanırken müşrikliklerini sürdürebileceklerdi.

hüzünyılı
28-08-2009, 17:46
Namazın İslamın rükünlerinden (esas) olduğu

Bakara suresi ayet 43
Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve rükû edenlerle siz de rükû edin.

Müslümanlarla birlikte namazı kılın.
Mallarınızın zekatını, onu almaya layık olanlara verin.
Boyun eğenlerle birlikte siz de http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'a boyun eğin.

Taberi diyor ki:
"Bu âyetler, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif tarafından, İsrailoğullan âlimlerine ve münafıklarına, tevbe edip http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'a yönelmeleri, Müslümanlarla birlikte İslama girmeleri, itaat ederek http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'a boyun eğmeleri için bir emirdir. Yine bu âyetler, onlara, deliller ortaya çıktığı ve uyarıldıkları halde, Muhammcd(s.a.v. in Peygamberliğini bile bile gizlemelerini yasaklamakladır.

Ayrıca bu âyetler. İsraİloğuIlanna ve onlann geçmiş kavimlerine, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'ın bir lütuf olarak vermiş okluğu nimetleri hatırlatmakta ve arlık bu konuda herhangi bir bahane bulamayacaklarını ilan etmektedir.

Taberi diyor ki:
"Yahudi hahamları ve münafıklar, insanların namaz kılmalarını ve zekat vermelerini emrettikleri halde kendilerinin bunları yapmadıkları bu sebeple de http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif tealanın,onları bu âyetle ikaz ettiği zikredilmektedir.
Ta ki Müslümanlarla birlikte namaz kılsınlar, onlar gibi mallarının zekatını versinler ve yine onlar gibi, Allaha boyun eğsinler.

Taberi diyor ki:
"zekat vermek"ten maksat, farz kılınan zekatı vermektir. "zekat" kelimesinin lügat mânâsı, "Malın artması ve temizlenmesidir. Zekata bu adın verilmesinin sebebi, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif Tealanın, malının zekatının veren mal sahibinin, zekat vermesinden sonra malını artırmasmdandır. Yahutta zekat veren kişinin, malında bulunan fakirlerin hakkını vererek malının haksız kazançtan temizlemesi ve arındırmasındandır.
Taberi, zekata bu adın, bu ikinci sebepten dolayı verildiğini söylemenin daha uygun olacağını zikretmiştir.

"Rükudan maksat, Allaha itaat ederek boyun eğmektir.

hüzünyılı
28-08-2009, 17:46
Namazın İslamın rükünlerinden (esas) olduğu

Bakara suresi ayet 83
Hani İsrailoğullarıdan, "http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'tan başkasına kulluk etmeyin, anneye-babaya, yakınlara, yetimlere ve yoksullara iyilikle davranın, insanlara güzel söz söyleyin, namazı dosdoğru kılın ve zekâtı verin" diye kesin söz almıştık. Sonra siz, az bir bölümünüz dışında yüz çevirdiniz ve (hâlâ) çevirmektesiniz.

Ey İsrailoğullan topluluğu, sizden, "Allahtan başkasına ibadet etmeyin,anaya, babaya, şefkat kanatlarını indirerek, onlara acımak, onlara kaşı ince kalbli olmak ve hayır dua etmek suretiyle iyilikte bulunun.Yakm akraba ile münasebetleri devam ettirin. Onların haklanın verin. Kız olsun erkek olsun yetimlere şefkat ve merhametli davranın. İhtiyaç ve fakirlikten dolayı sefil olanlara, , http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'ın, mallarınızdan farz kıldığı haklarını vermek suretiyle iyilik yapın. İnsanlara edeple ve iyi bir davranışla güzel söz söyleyin. Rükuunu, secdesini, kıraatim ve huşuunu tam yapmak suretiyle namazı eda edin. Zekatı almaya layık olanlara mallarınızın zekatını verin" diye kesin söz aktığmızı hatırlayın. Ey Yahudi topluluğu, bundan sonra siz, pek azınız müstesna ahde vefadan yüzçevirdi-niz. Zaten siz, haktan ve doğru yoldan yüzçeviricilersiniz.

Âyette geçen "http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'tan başkasına kullak etmeyin" ifadesinden maksat, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'a ihlasla ibadet edin ve onun dışında herhangi bir şeye kulluk etmeyin" demektir. "Anaya babaya iyilik yapın" ifadesinden maksat, Muhammed ümmetine emredilen iyiliklerdir. Bu da anneye babaya iyi davranmak, güzel sözler söylemek, merhamet için tevazu kanatlarım indirmek, onlara saygı, göstermek, onlar için hayır dualar etmek vb. şeylerdir.

"İnsanlara güzel söz söyleyin" ifadesinden maksat, Abdullah b. Abbasa göre insanlara http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'tan başka hiçbir ilah yoktur" demeyi emredin." demektir.

Ebul Âliyeye göre, "İnsanlara iyiliği emredin" demek, İbn-i Cüreyce göre "İnsanlara Muhammed (s.a.v.) hakkında doğru söyleyin" demek, Süfyan es-Sevriye göre "Onlara iyiliği emredin ve onlan kötülüklerden alıkoyun" demek,. Atâ b. Ebi Rebah'a göre ise "Karşılaştığınız her insana güzel söz söyleyin" demektir.

İsrailoğullanna, vermeleri emredilen "Zekat" tan maksat ise, Dahhak'ııı Abdullah b. Abbas'tan naklettiğine göre İsrailoğullanna mahsus olan bir zekat çeşididir. Bu, Muhammed ümmetine farz kılınan zekat gibi değildir. Onların zekatı, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif için kurban kesmeleriydi. Eğer kurbanları kabul edilecek olursa gökten bir ateş iner onu alıp götürürdü. Kabul edilmezse bu olay cereyan etmezdi. Malını helal yollardan kazanmayanın kurbanı kabul olunmazdı.

Ali b. Ebi Talhanm, Abdullah b. Abbas'tan naklettiğine göre ise İsrailoğullanna emredilen zekattan maksat, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'a itaat etmeleri ve itaatlerinde ihlaslı olmalarıdır. Böylece mallarım değil kendilerini arındırmış, olurlardı.

Âyetin sonunda "Siz pek azınız müstesna yüzçcviricilcrsiniz" Duyurulmaktadır. Abdullah b. Abbas bu ifadeyi şöyle izah etmektedir: http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif teala kitabında açıkladığı bu İsrailoğullarından, zikredilen şeyleri yapacaklarına dair yeminle kuvvetlendirilmiş bir ahit aldıktan sonra onlar, yapmayı taahhüt ettikleri şeyleri ağır bulmuşlar, onlan sevmemişler ve yapmamışlardır. Kendilerine daha hafif şeylerin emredilmesini istemişlerdir. İsrailoğullarından pek az bir zümre, verdikleri sözde durmuşlar ve http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'a itaat etmişlerdir.

Âyetin sonunda da "Zaten siz yüzçeviricilcrsiniz" buyurulmaktadır. Bir kısım âlimler âyetin bu bölümünde, kendilerine hıtabedilen Yahudilerin, Uz. Muhammed'in döneminde bulunan Yahudiler olduğunu, âyetin bundan önceki kısmında hıtabedilen Yahudilerin ise daha önce yaşayan Yahudiler olduklarını söylemişlerdir. Buna göre âyetin mânâsı şöyledir: "Ey Yahudi topluluğu, geçmişteki atalarınızdan, belli şeyleri yapacaklarına dair söz almıştık. Onlar verdik*leri sözü yerine getirmeyip yüzçevirdiler. Onlardan sonra gelen sizler de atalarınız gibi verdiğiniz sözden yüzçeviriyorsunuz."

Diğer bir kısım âlimlere göre ise bu âyetin tümü, Resululhıh'ın hicreti sırasında mevcut olan İsrailoğullanna hitap etmektedir. Onlara, Tevratta kendilerinden alınan ahitlerini bozduktan hatırlatılmakla ve bu yüzden kınanmaktadırlar.

hüzünyılı
28-08-2009, 17:46
Namazın İslamın rükünlerinden (esas) olduğu

Bakara suresi ayet 110
Dosdoğru namazı kılın, zekâtı verin; önceden kendiniz için hayır olarak neyi takdim ederseniz, onu http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif katında bulacaksınız. Hiç şüphesiz http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif, yapmakta olduklarınızı görendir.

Namazı, bütün şartlarını yerine getirerek kılın. Mallarınızın zekatlarını, içinizden gelerek, gönül hoşluğu ile verin. Ne kadar salih amel işler de onu âhiretiniz için önceden gönderirseniz onun sevabını http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif katında bulacaksınız. Şüphesiz ki http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif, kullarının yaptığı herşeyi çok iyi gömlektedir. O halde ona ciddiyetle itaat edin, isyandan kaçının.

Taberi diyor ki:
"http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif tealanın, bu âyette müminlere namaz kılmalarını, zekat vermelerini ve salih ameller işleyip kendileri için önceden âhirete göndermelerini emretmesinin sebebi şudur. http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif teala müminleri, Yahudilerden öğüt beklemeleri, onlara meyletmeleri ve Resulullah'a kabaca konuşmaları yüzünden, işledikleri günahlardan arındırmak istemiştir. Zira müminlerin namaz kılmaları, günahlarının keffaretidir. Zekat vermeleri, nefislerini ve bedenlerini günah kirinden arındırmadır. Salih amel işlemeleri ise http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'ın rızasına erişmelerinin bir vasıtasıdır.

Âyet-i kerimenin sonunda " Şüphesiz ki http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif, yaptıklarınızı çok iyi görendir." buyurulmaktadır. Âyetin bu bölümü her ne kadar http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'ın her şeyi gördüğünü haber verme mahiyetinde ise de bu bölüm, zımnen bir kısım vaad ve tehditler emir ve yasaklan içermektedir. Zira http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif tealamn kullarına, yaptıklarını gördüğünü bildirmesi, onlann kendisine itaat etmeleri gerektiğini ve yasaklarından kaçınmaları icebettiğini, itaat ettikleri takdirde bir kısım mükâfaatlara kavuşacaklarını, isyan ettikleri takdirde ise cezalandırılacaklarını ifade eder. Çünkü http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif, onlann yaptıkları her şeyi gören ve denetleyendir.

Bu âyette, dinin direği olan namazın kılınması, sosyal-adaleti sağlayan en önemli ibadet olan zekatın verilmesi emredilmektedir. Namaz ve zekât, dinimizin emrettiği en önemli ibadetlerdir. Peygamber efendimiz (s.a.v.) de bir Hadis-i Şerifinde şöyle buyuruyor:

"Kişi ile http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'a ortak koşmak ve kâfirlik arasındaki şey, namazı terkctmcktir.

İslam âlimleri, namazı terketmenin çeşitli şekilleri ve hükümlerini beyan etmişlerdir. Bunları şöyle sıralamak mümkündür:

a- Namaz, inkâr edilerek terkedilirse bunu yapan kimse kâfirdir. Bu hükmün aksini iddia eden hiçbir kimse yoktur.

b- Namaz unutularak terkedilirse bunu yapan kimse kâfir değildir. Bu hükmün böyle oluşunda da ihtilaf yoktur.

c- Namaz inkâr edilmediği halde kasten terkedilirse bunu yapan kişi hakkında çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Ahmed b. Hanbel, İbrahim en -Nehâî ve İbn-i Mübarek gibi âlimler
"Kim, özürsüz olarak namaz vakti geçinceye kadar onu terkeder kılmazsa o kimse kâfirdir." demişlerdir.
Ahmed b. Hanbel, "Hiçbir Müslümanı günahından dolayı tekfir etmeyiz.Namazı terkeden hariç." demiştir.

İmam Şafii ve Mekhul gibi âlimler ise namazı inkâr etmediği halde kasten terkedip kılmayan kişinin kâfir olmayacağını fakat kendisine kısas tatbik edilen bir mümin gibi öldürüleceğini söylemişlerdir.
Bunlara göre, inkâr etmediği halde namazı kasıtlı olarak terkeden kişi öldürülür. Fakat kendisine Müslüman muamelesi yapılır. Yani cenaze namazı kılınır, müslüman mezarlığına def*nedilir, mirasçıları kendisine mirasçı olurlar. Ancak bazı Şafii halimeri, böyle bir kimsenin cenazesinin kılınmayacağım söylemişlerdir.

Ebu Hanife ve arkadaşları ise inkâr etmediği halde özürsüz olarak namazı terkedenin kâfir olmayacağını ve öldürülmeyeceğini fakat namaz kılıncaya kadar hapsedilip kendisine sopa atılacağını söylemişlerdir. Bunlara göre Hadis-i Şerifin sert ifadesi namazın ehemmiyetini ortaya koymak içindir

Resulullah (s.a.v.), zekâtını vermeyenler hakkında da şöyle buyurmaktadır:

"http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif kime mal verir de o da malın zekâtını vermeyecek olursa o kişinin malı, kıyamet gününde, gözlerinin üzerinde iki siyah nokta bulunan bir kel yılan şekline dönüşerek sahibinin boynuna dolanacak sonra onun avurtlarından yakalayıp "İşte senin malın benim, senin hazinen ben'im," diyecektir. Resulullah ( s.a.v.) sözlerini bitirmiş ve şu âyet-i kerimeyi okumuştur. "http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'ın, kendilerine, lütfundan verdiği nimetlere karşı cimrilik yapanlar bunun kendileri için hayırlı olduğunu zannetmesinler. Bilakis bu onlar için bir serdir. Cimrilik yaptıkları şey, kıyamet gününde boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirafsV http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'a aittir. http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif, yaptıklarınızdan haberdardır.

hüzünyılı
28-08-2009, 17:47
Namazın İslamın rükünlerinden (esas) olduğu

Bakara suresi ayet 177
Yüzlerinizi doğudan ve batıdan yana çevirmeniz iyilik değildir. Ama iyilik, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'a, ahiret gününe, meleklere, Kitaba ve peygamberlere iman eden; ona olan sevgisine rağmen, malı yakınlara, yetimlere, yoksullara, yol oğluna (yolda kalmışa) , isteyip-dilenene ve kölelere (özgürlükleri için) veren; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler ile zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenler(in tutum ve davranışıdır) . İşte bunlar, doğru olanlardır ve müttaki olanlar da bunlardır.

İbadetlerin dış formlarına verilen önemin anlamsızlığını göstermek üzere, örnek olarak, yüzünü doğuya veya batıya döndürmenin gerçek iyilik (birr) olmadığına işaret edilmektedir. Burada, bazı dinî formalite ve törenleri icra etmenin veya dindarlık gösterisinin gerçek iyilik olmadığı ve http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif katında önem ve değeri bulunmadığı anlatılmak istenmektedir.

hüzünyılı
28-08-2009, 17:47
Namazın İslamın rükünlerinden (esas) olduğu

Bakara suresi ayet 277
Şüphesiz iman edip güzel amellerde bulunanlar, dosdoğru namazı kılanlar ve zekâtı verenler; onların ecirleri Rablerinin katındadır. Onlara korku yoktur, onlar mahzun olmayacaklardır.

Bu bölümde http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif karşılaştırma için iki karakter sunmaktadır. Birisi servet düşkünü, gece gündüz http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'a ve yarattıklarına aldırmaksızın servet biriktirmekle uğraşan tefecidir. Diğeri ise http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'a ibadet eden, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'ın yarattıklarının haklarını gözeten, serveti kazandıktan sonra kendisi, başkaları için ve iyi ameller uğrunda harcayan cömert kimsedir. http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif birinci tür kimselerden hoşlanmaz; çünkü onlar, iyi ve dengeli bir toplum kuramazlar. Aksine onlar bu dünyada hem kendilerini, hem de başkalarını rezil ederler, Ahiret'te onlara acıklı bir azap vardır. Bunun aksine http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif ikinci tür kimselerden razı olur, çünkü bu kimseler iyi ve dengeli bir toplum kurup, gerçek başarıya ulaşabilirler. Onlar bu dünyada huzur içindedirler ve Ahiret'te de bütün Cennet nimetleri onların olacaktır.

hüzünyılı
28-08-2009, 17:49
Namazın İslamın rükünlerinden (esas) olduğu

Nisa suresi ayet 77
Kendilerine; "Elinizi (savaştan) çekin, namazı kılın, zekâtı verin" denenleri görmedin mi? Oysa savaş üzerlerine yazıldığında, onlardan bir grup, insanlardan http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'tan korkar gibi- hata daha da şiddetli bir korkuyla- korkuya kapılıyorlar ve: "Rabbimiz, ne diye savaşı üzerimize yazdın, bizi yakın bir zamana ertelemeli değil miydin?" dediler. De ki: "Dünyanın metaı azdır, ahiret ise muttakiler için daha hıyırlıdır ve siz 'bir hurma çekirdeğindeki ipince bir iplik kadar' bile haksızlığa uğratılmayacaksınız."

Bu ayet üç anlama gelir ve üçü de aynı derecede doğrudur:
Birincisi,
şimdi korkaklık gösterip geri çekilen kimseler,savaş emri verilmeden önce savaşmak için sabırsızlanıyorlardı. Kendilerine uygulanan baskılardan şikayet ederek: "Bize izin ver de savaşalım. Çünkü bunca yanlışlığa tahammülümüz kalmadı" diyorlardı. Kendilerine sabırlı olmaları, namaz ve zekâtla nefislerini temizlemeleri tavsiye edildiğinde ise bu tavsiyeleri tutmuyorlardı. Fakat onlara savaş emri verildiğinde, aynı kişiler, düşman ordusu ve çeşitli tehlikelerle karşılaşınca korkmaya başladılar.

İkinci anlam ise şudur:
Bu kimseler namaz ve zekât gibi kolay ve bir tehlike teşkil etmeyen ibadetlerle emrolundukları sürece "dindar"dırlar. Fakat onlara http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif yolunda savaşmaları emrolununca hayatlarını kaybetmekten korkup dehşete kapıldılar ve dindarlıklarını unuttular.

Üçüncü anlam ise şudur:
İslâm öncesi dönemde ganimet toplamak veya heva ve heveslerini tatmin etmek için gece gündüz savaş yapıyorlardı. Fakat http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif yolunda savaşmaları emredilince, kendi nefislerini yüceltmek için savaştıklarında birer cesaret örneği olan bu kişiler birer korkak haline geliyor ve kaplan gibi atılgan olanlar, kedi gibi korkak oluyorlardı.
Yukarıda bahsettiğimiz bu üç anlam üç farklı gruba tekabül eder ve Arapça metin o kadar geniş kapsamlıdır ki bu üç gruba da uyar.

Yani, "http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif yolunda yaptığınız hizmetlerin karşılığını merak etmenize gerek yoktur. Siz http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif yolunda çaba sarfederseniz, O sizin emeklerinizi boşa çıkarmaz."

hüzünyılı
28-08-2009, 17:49
Namazın İslamın rükünlerinden (esas) olduğu

Nisâ suresi ayet 103
“Namazı kıldıktan başka, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'ı ayakta iken, otururken, yan yatarken de anın. Emniyete kavuştuğunuzda, namazı gereğince kılın. Namaz şüphesiz, inananlara belirli vakitlerde farz kılınmıştır.”

Namazı ikmal ettikten sonra da http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ı zikredin, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ı günde-me alın, kıyamda, ayakta iken, otururken, yanlarınız üzerinde yatar-ken http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ı zikredin. http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın kitabıyla beraber olun, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın âyetlerini gündeminize alın, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın yasalarını hatırlayıp gündem maddesi yapın. Savaşın içinde de http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın âyetleriyle, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın zikriyle ilginizi kes-meyin. Gündeminizi http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif belirlesin, hareketlerinizi, tavırlarınızı http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif belirlesin.

Evet savaşta http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’la beraberiz, savaşın en kızışkın halinde, ölürken öldürürken http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’la beraberiz, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın âyetleriyle beraberiz, namazla beraberiz. Hayat memat kavgasının en kritik noktasında bile namaz vasıtasıyla http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’la diyalogumuzu kesmeyeceğiz. Namaz bittikten sonra da http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’la beraberliğimiz sürecek ve keşmekeş bir hayatın insanı olmayacağız. http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın zikriyle, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın âyetleriyle beraberliğimiz devam edecek.

Ama savaştan uzaklaşıp, savaş ortamı bitip de emniyete, güvenliğe kavuştuğunuz zaman da savaş öncesi namazınızı nasıl kılıyor idiyseniz, ağır ağır, yavaş yavaş, namaz içinde okuduğunuz âyetlerin mânâlarını düşüne düşüne, âyetlerin bilincine ere ere, ne dediğinizin ne okuduğunuzun, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’tan hangi mesajları aldığınızın ve http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’a hangi sözleri verdiğiniz farkına vara vara namazlarınızı kılın. Namazlarınızı vaktinde kılın. Çünkü namaz mü’minlere belirli vakitlerle farz kılınmıştır. Beş vakit namaz olarak emredilmiştir.

Öyleyse seferde olmadığınız, savaşta olmadığınız, korku içinde bulunmayıp emniyet ve güven içinde bulunduğunuz zamanlarda beş vakit namazın her birerini vaktinde ifa edin. Ekonomik kaygılarla, oyun eğlence gibi boş şeyler peşine düşerek, başka sebeplerle acele etmeyerek doğru dürüst kılın namazlarınızı.

hüzünyılı
28-08-2009, 17:50
Namazın İslamın rükünlerinden (esas) olduğu

Nisa suresi ayet 162
“Fakat onlardan ilimde derinleşmiş olanlara, sana indirilen Kitaba ve senden önce indirilen Kitaba inanan mü'minlere, namaz kılanlara, zekât verenlere, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'a ve âhiret gününe inananlara, elbette büyük ecir vereceğiz.”

Demek ki toplumlar, insanlar ne kadar da bozulmuş, tefessüh etmiş olurlarsa olsunlar mutlaka onların içinde bozulmayanlar da olabilecektir. İşte bu sapmış yahudilerin içinde, yahudileşmiş İsrail oğulları içinde yahudileşmeyen, bozulmayan http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın istediği biçimde Müslümanca tavırlarını sürdüren samimi Müslümanların varlığını anlatıyor Rabbimiz.

Onlardan ilimde rüsûh sahibi olanlar, ilimde derinleşenler ve de önceden dosdoğru iman sahibi olanlar hem indirilmiş olan kitaba hem de senden öncekilere indirilmiş kitaplara iman ederler, namazı ikâme edip ayağa kaldırırlar. Zekâtlarını verirler. Namazla http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın hayatlarına karıştığına, zekâtla da mallarına karıştığına imanlarını gündeme getirirler. Namazla http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın bedenlerinde söz sahibi olduğuna, zekâtla da malları konusunda http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın söz sahibi olduğuna imanlarını gündeme getirirler. Ve onlar âhiret gününe de iman ederler. Ölüm ötesi hayatın hesabına kitabına iman ederler. Hayatlarını bu imana bina ederek yaşarlar.

Âyeti ya böyle anlıyoruz, ya da o ehl-i kitaptan ilimde derinleşmiş olanlar, önceki kitaplarına vakıf olup samimiyetle onunla amel edenler, kör bir taklide kapılarak atalarının yanlışlarına düşmeden önceden de vahyi tanıyanlar şimdi aynı kaynaktan gelmiş son kitaba da iman ederler. Burada Rasulullah Efendimiz döneminde Medine ve çevresinde yaşayan yahudileşen ve hıristiyanlaşan kitap ehli arasında bir kısım âlimler vardı ki bunlar Tevrat’a, İncil’e, Zebur’a samimiyetle inanmış ve bu imanlarını samimiyetle sürdüren kitap ehli kastedilmektedir.

Bunlar peygamberler ve kitaplar arasında hiçbir ayırım yap-mayan, önceki kitaplarına ve peygamberlerine samimiyetle iman et-tikleri için son elçiyle karşı karşıya geldikleri zaman da hiçbir sıkıntı çekmeden, hiçbir ön yargı içine girmeden hemen iman eden kimselerdir. İşte bunlar ve önceden kitapla, dinle hiçbir ilgileri olmadığı halde şimdi bu son kitaba iman eden, namaz kılan, zekât veren muhacir ve ensâr var ya, işte onlar için elbette büyük bir mükafat vereceğiz, buyuruyor Rabbimiz.

İlim sahibi olanlar, âlim özelliğine sahip olanlar, okuyanlar, araştıranlar, vahiyle ilgi kuranlar anlıyoruz ki kıyamete kadar dünyanın hangi coğrafyasında olurlarsa olsunlar mutlaka Kur’an’a ve peygam-bere iman etmişler ve edeceklerdir. Bunlar mutlaka inandıkları http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’a kulluğun en belirgin sembolü olarak namazı kılacaklar ve toplumda http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif için mallarını harcayacaklardır.

Ve işte onların bu yaptıklarını asla boşa çıkarmayacaktır http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif. Hayatlarını böylece http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif için yaşayan kullarına Rabbimiz büyük mükafatlar ve cennetler vaad ediyor.

hüzünyılı
28-08-2009, 17:50
Namazın İslamın rükünlerinden (esas) olduğu

Maide suresi ayet 12
Andolsun, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif İsrailoğullarından kesin-söz almıştı. Onlardan oniki güvenilir-gözetleyici göndermiştik. Ve http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif onlara: "Gerçekten ben sizinle birlikteyim. Eğer namazı kılar, zekâtı verir, Peygamberlerime inanır, onları savunup-desteklerseniz ve http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'a güzel bir borç verirseniz, herhalde sizin kötülüklerinizi örter ve sizi gerçekten, altından ırmaklar akan cennetlere **yasak kelime**. Bundan sonra sizden kim inkâr ederse, cidden dümdüz bir yoldan sapmıştır."

Eğer namazı ikame ederseniz. Namazı dimdik ayağa kaldırırsanız. Namazla ayağa kalkarsanız. Namazla hayatı ayağa kaldırır-sanız. Namazla hayatı düzenlerseniz. Bireysel, ailevi, toplumsal tüm hayatınızı namaza özdeş hale getirirseniz. Namazla hayatı doğru orantılı kılarsanız. Namazda http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’tan mesaj alır ve hayatınızı namaz eksenli, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif eksenli, vahiy eksenli şekillendirirseniz. Arkadaşlar, namazın ayağa kaldırılması dinin ayağa kaldırılması demektir. Çünkü namaz dinin direğidir. Namazı yerlerde sürünen bir din yıkılmış demektir. Namaz dikildi mi çadır ayaktadır, namaz yıkıldı mı çadır yıkılmış demektir.

Din neydi?
Din bir hayat programıydı. Din bir yaşam biçimiydi. Öyleyse bireysel ve toplumsal hayatınız, hukukunuz, ceza kanunlarınız, eğitiminiz, askeriyeniz, sosyal ve siyasal yapılanmalarınız, ekonomik düzenlemeleriniz namazda ilgi kurduğunuz http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın kitabında anlatıldığı gibi olursa din ayağa kaldırılmış demektir. İşte böyle http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın istediği gibi bir namazla hayatınızı, varlığınızı http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’a adarsanız, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif için bir hayat yaşamaya yönelirseniz. Varlığınız, vücutlarınız ko*nusunda tek söz sahibi olarak http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ı kabullenirseniz.

hüzünyılı
28-08-2009, 17:50
Namazın İslamın rükünlerinden (esas) olduğu

Maide suresi ayet 55
Sizin dostunuz (veliniz) , ancak http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif, O'nun Resulü, rükû' ediciler olarak namaz kılan ve zekâtı veren mü'minlerdir.

http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif teala bu âyet-i kerimede müminlerin, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'ın Peygamberlerinden ve kendi dinlerinden oîan müminlerden başka hiçbir dostları olmadığını belirterek Yahudi ve Hristiyanlar gibi din düşmanlarını dost edinenlerin, yanlış bir yol seçtiklerini, sonunda mutlaka pişman olacaklarım veya o dost edindikleriyle beraber olacaklarını bildirmektedir.

Ishak b. Yesur ve Aıiyye b. Sa'd bu âyet-i kerimenin, Kaynuka Yahudile-riyle oian dostluğunu ve antlaşmasını bozup ancak http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif Resulünü ve müminleri dost edindiğini bildiren übade b. es-Samit hakkında nazil olduğunu söylemişlerdir.

Ayet-i kerimenin "Namazı kılarlar, rüku ederek (boyun eğerek) zekatı verirler." bölümünün kimin hakkında indiği huusıında iki görüş zikredilmiştir.

Bazılarına göre bu âyet, bütün müminler hakkındadır.
Süddi, Ebu Cafer, Uibe b. Ebi Hakim ve Mücahid'e göre ise âyetin bu bölümü Hz. Ali hakkında nazil olmuştur. Çünkü Hz. Ali namazda rüku ederken yanından geçen dilenci ondan bir şey istemiş Hz. Ali de onu yüzüğünü vermiştir. Bu sebeple "Rüku ederken zekatlarını verirler" şeklinde vasıflandırılmıştır.

hüzünyılı
28-08-2009, 17:50
Namazın İslamın rükünlerinden (esas) olduğu

Enam suresi ayet 72
Bir de: "Namazı kılın ve O'ndan korkup-sakının (diye de emrolunduk.) Huzuruna (götürülüp) toplanacağınız O'dur.

http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif bize namaz kılmamızı ve daima kendisinden korkmamızı emretmiştir. Kıyamet gününde hepimiz, yaptıklarımızın hesabını vermek üzere onun huzurunda toplanacağız.

Araf suresi ayet 170
Kitaba sımsıkı sarılan ve namazı kılanlara gelince, şüphesiz ki biz o iyiliğe çalışanların mükâfaatını asla zayi etmeyiz.

http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif Teâlâ, Tevrattan yüzçevirenlerin halini beyan ettikten sonra, göndermiş olduğu kitaba sımsıkı sarılanları överek buyuruyor ki: "http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'ın kitabına sarılıp onunla amel edenler namazlarını tam vaktinde hakkıyle kılanlar yok mu? Şüphesiz ki biz, iyi amel işleyenlerin amellerini asla zayi etmeyeceğiz.

hüzünyılı
28-08-2009, 17:50
Namazın İslamın rükünlerinden (esas) olduğu

Enfâl suresi ayet 3
Onlar, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler.

İşte gerçek mü’minler bunlardır. Demek ki bir mü’min var, bir de gerçek mü’min vardır. İmanlarının eylemini gerçekleştirmiş, imanlarını iddia planından ispat planına dökmüş, hem dilleri, hem kalpleri ve hem de amelleriyle, hayatlarıyla imanlarını ortaya koymuş insanlar bunlardır. İmanlarının gereklerini yerine getirmiş mü’minler bunlardır.

Öyleyse bir insan gerçek mü’min olmak istiyorsa kesinlikle bu özelliklere sahip olmak zorundadır. Kalbim temiz olduktan sonra namaz kılmasam da olur diyen bir kimse gerçek mü’min değildir. Namazını kıldığı halde onu ikame etmeyen, namazda http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’tan hiç bir mesaj almayan, hayatıyla namazı doğru orantılı olmayan, namazı kendisini kimi kötülüklerden alıkoyamayan kimse gerçek mü’min değildir. Malında, bilgisinde, zamanında, hayatında ve tüm sahip olduklarında http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın söz sahibi olduğunu bilmeyen, sahip olduklarını http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif kullarıyla paylaşma kavgası içine girmeyen bir kimse de gerçek mü’min değildir.

Evet bunlar gerçek müminlerdir ve onlar için http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif katında de-receler vardır, mağfiret vardır, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif onların geçmişlerini sıfırlayacak, hatalarını bağışlayacak ve onlara Kerîm bir nîmet, değerli bir cennet lütfedecektir. Kesintisiz ve baş kakıntısı olmayan bir cennet vardır on-lar için. Evet Rabbimizin kitabından ve Resulünün Sünnetinden cenneti öğrenen bir kimsenin onu kaybettirecek bir hayatı yaşaması mümkün değildir

hüzünyılı
28-08-2009, 17:51
Namazın İslamın rükünlerinden (esas) olduğu

Tevbe suresi ayet 5
“Hürmetli aylar çıkınca, müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün; onları yakalayıp hapsedin; her gözetleme yerinde onları bekleyin. Eğer tevbe eder, namaz kılar ve zekat verirlerse yollarını serbest bırakın. Doğrusu http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif bağışlar ve merhamet eder.”

Bu aylar ya Rabbimizin kitabında kan dökmeyi yasak kıldığı dört haram aydır, ya da yukarıda müşriklere tanınmış olan dört aylık bir dokunulmazlık süresidir. Ya da bunun her ikisi de birlikte ifade edilmiş olabilecektir. Yâni bu haram aylara denk geldiği için bu süre içinde onlara dokunmayın buyurulmaktadır. İşte bu süre sıyrılıp çıktığı zaman artık o müşrikleri yakaladığınız yerde öldürün. Onları tutun, hapsedin, kuşatın onları. Her gözetim noktasında gözetleyin onları. Takibe alın onları.

Bu onlar için bir cezalandırmadır. Ama bu cezalandırma anladığımız kadarıyla küfrün ve şirkin bir cezalandırılması değil ihanetin cezalandırılmasıdır. Sözleşmelerine karşı giriştikleri ihanetlerinin, hainliklerinin cezalandırılmasıdır. İnsanlar arası var olan, var olması gereken hukukun ihlâl edilmesinin cezalandırılmasıdır.

Ey Müslümanlar, işte böyle insanlar arası ilişkilerinde hainlik edenleri gözetleyin, takibe alın, kuşatın ve yakaladığınız yerde onları öldürün. İster Harem bölgesinde, isterse başka bir mekânda nerede bulursanız bitirin onları. Serbest dolaşmalarını engelleyin. Böylece Müslüman olup kurtulmaktan başka çareleri kalmasın onların. Yâni öyle bir kuşatın ki onları Müslüman olmaktan başka çıkış yollarının kalmadığını anlayıp Müslüman olsunlar.

Eğer tevbe ederler, salât’ı ikâme ederler, zekatı da verirlerse, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’la ve kendileriyle barışırlar, fıtratlarıyla barışırlar ve bunun gereği olarak bireysel ve toplumsal kulluklarını sadece http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’a yaparlarsa, mallarında ve bedenlerinde http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın söz sahipliğini kabul ederler, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif için bir hayat yaşamaya yönelirlerse onları salıverin, yollarını açıverin.

Evet kitabımızın başka âyetlerinden ve Rasulullah efendimizin hadislerinden öğreniyoruz ki namaz ve zekat emrine isyan insanların öldürülme sebebidir. http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın insanın bedeninde ve malında söz sahipliği anlamına gelen, ya da insanın bireysel ve toplumsal hayatına http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın karışmasını kabul anlamına gelen namazı ve zekatı reddeden bir kimse öldürülür. Bu konuda hiç bir ihtilâf yoktur. Ancak namaz ve zekatın farziyetini kabul etmekle beraber yerine getirmeyen kimseler hakkında ihtilâf vardır.

Bazı âlimler âyetin baş tarafını ölçü alarak böyle kimseler had-den öldürülür derken, bazıları da âyetin sonraki bölümünü temel kabul ederek hapsedilir ve bu farizaları ifa edecekleri ana kadar hapisten çıkarılmaz demişlerdir. Zekatı vermeyenler üzerine Hz. Ebu Bekir efendimizin ordu gönderdiğini biliyoruz. Kim demiş efendim namaz da, zekat da insanın http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’la kendi arasında bir ilişkiymiş? Kim demiş buna insanlar karışmazmış? Kim demiş kimse insanlara namaz kılmalısın, zekat vermelisin diyemezmiş? Kim demiş dinde zorlama yok muş?

İşte âyet son derece açık ve net bir şekilde bunun böyle olmadığını ortaya koyuyor. Böyleleri Müslüman olduklarını da iddia etseler evlerimize girmelerine, kızlarımızla evlenmelerine, iş yerlerimizde çalışmalarına yol verilmeyecek. Yol vermeyin ki http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın istediği şekilde Müslümanca bir hayata dönmekten başka çareleri kalmasın.

Evet eğer onlar namaz kılarak http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’la diyaloga geçerler, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’tan mesaj alırlar ve hayatlarını bu mesaja bina ederlerse, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’tan aldıkları bu mesajı toplumla paylaşırlar, yâni http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif ve kullarıyla ilişkilerini http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın istediği şekilde düzeltirlerse dokunmayın onlara. Çünkü http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif Gafur ve Rahîmdir. Unutmayın ki http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif kullarını çok bağışla-yandır. Sizler de böylelerine karşı Rabbinizin ahlâkıyla ahlâklanın.

“Eğer onlar barışa yanaşırlarsa, sen de yanaş ve http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'a güven. O, şüphesiz işitir ve bilir.
(Enfâl 61)

Eğer o Kâfirler sizinle yaptıkları anlaşmalarını bozduktan sonra, size hainlik ettikten sonra sizden korkarak tekrar sizinle bir anlaşmaya yönelirlerse sen de barıştan yana ol ve bu konuda http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’a güven. Muhakkak ki http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif işiten ve bilendir. Zira savaş değil, barış esastır. Evet Rabbimizin yasalarında onlarda gerçekten barışa bir meyil görülmüşse bu mutlaka değerlendirilecektir. Ama onlar gerçekten barış taraftarı değil de yine bir başka hainlik düşünüyorlarsa bu güzel bir şekilde araştırılıp karar verilecektir.

Evet Müslümanların diğer insanlarla, diğer toplumlarla ilişkileri http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’a güven esasına dayanır. http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif her konuda Müslümanlara yetecektir. En olumsuz şartlar içinde bile tüm hainliklere rağmen Rab-bimiz mü’minleri yardımıyla destekleyecek ve zafere ulaştıracaktır. İşte bu konuda da temel yasa budur. O halde bize düşen her şart al-tında http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif yasalarına sahip çıkmaktır. Gerisi http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’a aittir.

hüzünyılı
28-08-2009, 17:51
Namazın İslamın rükünlerinden (esas) olduğu

Tevbe suresi ayet 11
“Eğer tevbe eder, namaz kılar ve zekat verirlerse, sizin din kardeşiniz olurlar. Bilen kimseler için âyetlerimizi uzun uzadıya açıklıyoruz.”

Eğer böyleleri tevbe eder, kendini düzeltir, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’la ve kendisiyle barışık hale gelir, namazı ayağa kaldırır, namazla hayatını özdeşleştirir, namazı ve namazla aldığı http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif mesajını hayatına egemen kılar ve zekatını da verirse. http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’a imanının gereği olarak arınıp yücelmek için zekat gibi bir bedel ödemeye yönelirse o zaman onlar sizin dinde kardeşiniz olurlar. Evet onlar namazı ikâme ederek http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’la ilişkilerini, zekatla da insanlarla ilişkilerini http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın istediği gibi düzenleme yoluna girerlerse onlar sizin din kardeşleriniz olurlar.

Tevbe dönüş demektir. Tevbe kişinin http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’la ilişkilerini gözden geçirip Onun istediğine yönelmek demektir. Ama sadece ben tevbe ettim, ben döndüm demekle olmaz bu iş. Bu dönüşünü bizzat bireysel ve toplumsal hayatında göstermesi gerekir. Dönüşündeki samimiyetini ortaya koymak üzere namazı ikâme ederek bireysel ha-yatında, zekatı da vererek toplumsal hayatında sadece http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’a kul olduğunu, sadece Onu dinlediğini ortaya koyacak. Malını ve canını http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif yolunda kullanacak, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın emrine teslim edecek. http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın belirlediği yasalar istikâmetinde bir ömür tüketecek.

İşte o zaman onlar sizin din kardeşiniz olurlar. Yâni sadece canlarını ve mallarını emin kılmakla kalmayıp sizin kardeşliğiniz şerefine de erişirler. Dinde sizin lehinize ne varsa onların lehlerine de o vardır. Sevinçte, kıvançta, tasada sizinle beraber olur onlar. Daha önceden babalarınızı, kardeşlerinizi öldürmüş bile olsalar onların din kardeşleriniz olduğunu unutmayın. Öyleyse http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’la ve insanlarla ilişkilerini http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın istediği şekilde düzenlemeyenler, küfür ve şirkten dönüş yapıp malları ve canları konusunda http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ı söz sahibi bilmeyenler bizim kardeşlerimiz değillerdir. Onların dinleri ayrı olduğu için bizimle kardeşlik bağları da yoktur.

İşte Biz âyetlerimizi onları dinleyen, onlara kulak veren, onların değerini bilen, onlara iman eden ve onlar istikâmetinde bir hayat yaşayacak olanlar için böyle tüm boyutlarıyla ele alıp açıklıyoruz.

hüzünyılı
28-08-2009, 17:51
Namazın İslamın rükünlerinden (esas) olduğu

Tevbe suresi ayet 18
“http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'ın mescitlerini sadece, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'a ve âhiret gününe inanan, namaz kılan, zekat veren ve ancak http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'tan korkan kimseler onarır. İşte onlar doğru yolda bulunanlardan olabilirler.”

http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın mescidlerini imar, tüm yeryüzü mescidini düzenleme, yeryüzünün yapılanması sadece http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ı ve âhiret gününe inanan, namazı ikâme eden ve sadece http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’tan korkan, sadece http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif için bir hayat yaşayan, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’tan başka hiç kimseden korkmayan kimselerin hakkıdır. Bu yetki, bu hak sadece bu özellikleri taşıyan mü’minlere aittir. http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif insan ilişkilerini http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın istediği gibi ayarlama mânâsına gelen namazı ikâme edenler, insanların kendi aralarındaki ilişkilerini http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın istediği gibi ayarlama anlamına gelen zekatı verenler ve de http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’tan başka hiç kimseden korkmayanların işidir tüm arz mescidinin imarı. Arzda düzen yapma, yeryüzünde yapılanma gerçekleştirme, yeryüzünde egemen olma sadece bunların hakkıdır. İşte ancak bunlar mühtedidirler. Ancak bunlar doğru yoldadırlar ve bunların yapacakları düzen, doğru düzendir.

http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’a http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın istediği gibi inanmayan, âhiret endişesi taşımayan, yaptıklarından dolayı hesaba çekileceklerine inanmayanların, namazı ikâme, zekatı verme gibi, yâni bireysel ve toplumsal hayatı http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın istediği gibi düzenleme diye bir derdi olmayanların mescidleri imar etmeleri, tüm arz mescidinde http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın istediği düzeni kurmaları mümkün değildir. Yine http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’tan başkalarından korkan kimseler mes-cidleri korktukları kimseler adına inşa ederler. Orada korktukları kimselerin adının yüceltilmesine sa’y ederler. Onların yasalarının hamdi-ne sa’y ederler. Ama sadece http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’tan korkanlar sadece Onun adının yüceltilmesine, sadece Onun yasalarının hamd edilmesine sa’y ederler.

O halde bu mescidlere biz kendimiz sahip çıkmak zorundayız. Bu mescidler bizimdir. O mescidleri kâfirlere ve müşriklere bırakma-yacağız. Dinin eğitim ve öğretiminin gerçekleştirileceği ibadet kurumlarımızı, eğitim kurumlarımızı kendimiz oluşturmak zorundayız. Oralarda kendimiz egemen olmak zorundayız. Programlarımızı kendimiz yapmak zorundayız. Bunları müşriklerden bekleyecek olursak şirke bulaşmaktan kendimizi de çocuklarımızı da kurtarmamız mümkün olmayacaktır. http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın dinini, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın kitabını sansürsüz anlama imkânımız olmayacaktır. Dinimizi müşriklerden, onların programlarından öğrenmeye kalkışırsak asla http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın istediği hidâyete ulaşma, mühtedi olma imkânımız olmayacaktır.

hüzünyılı
28-08-2009, 18:10
Namazın İslamın rükünlerinden (esas) olduğu

Tevbe suresi ayet 71
Mü'min erkekler ve mü'min kadınlar birbirlerinin velileridirler. İyiliğe emreder, kötülükten sakındırırlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler ve http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'a ve Resulüne itaat ederler. İşte http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'ın kendilerine rahmet edeceği bunlardır. Şüphesiz, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.

Münafıklarla, gerçek mü'minlerin özellikleri arasındaki karşıtlık, dış görünüşte İslam'a iman ve itaat bakımından ikisi arasında benzerlik olmasına rağmen, birbirlerinden tamamen farklı olduklarını göstermektedir.
Farklılık, ahlaklarında, davranış, alışkanlık, tavır ve düşünce şekillerindedir. Bir tarafta, İslam'a inandıklarını söylemekten hiç bıkmayan, fakat samimi imandan yoksun olan ve davranışları inancını yalancı çıkaran münafıklar vardır.
Bunlar, üstündeki etikette "misk" yazan, fakat içinde hem görüntüsünden hem de yaydığı kokudan inek pisliği olduğu her yönden, görünüşü, kokusu ve diğer özellikleri ile ispatlanan şişelere benzerler. Diğer tarafta ise, içinde misk olan ve misk olduğu her yönden, görünüşü, kokusu ve diğer özellikleri ile ispatlanan şişelere benzeyen gerçek mü'minler vardır. Gerçi dıştaki İslam etiketi münafıklarla müslümanları bir tek İslam toplumu yapar, ama ikiyüzlülerin özellikleri gerçek müslümanlardan o kadar farklıdır ki, bu ikisi aslında iki ayrı toplum oluşturur. Kadın, erkek münafıklar, benzer özelliklere sahip diğer kimselerle birlikte ayrı bir toplum oluştururlar. Bunların hepsi http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'tan gafildirler, kötü işlerle meşgul olup, hayırlı işlerden yüzçevirirler ve asla gerçek mü'minlerle işbirliği yapmazlar; kısacası bunlar birbirlerinin dostudurlar, kendilerini İslam toplumundan saymazlar ve kendilerine özgü bir grup oluştururlar. Bunların aksine kadın, erkek, gerçek mü'minler bir tek toplum oluştururlar. Hepsi de hayırlı işlerle meşgul olup kötülükten nefret ederler, gece gündüz http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'ı zikrederler ve O'nu anmaksızın geçen bir hayat düşünmezler, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif yolunda harcarken çok cömerttirler, hiçbir şart ve kayıt tanımaksızın http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'a ve Rasulüne itaat ederler. Bu ortak özellikler onları münafıklardan ayırır, onları tek bir toplum haline getirir ve birbirinin dostu kılar.

hüzünyılı
28-08-2009, 18:10
Namazın İslamın rükünlerinden (esas) olduğu

Hac suresi ayet 41
“Onları biz yeryüzüne yerleştirirsek namaz kılarlar, zekât verirler, uygun olanı emrederler, fenalığı yasak ederler. İşlerin sonucu http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'a aittir.”

Onlar öyle kimseler ki; yeryüzünde yerleştirdiğimiz zaman, on-ları yeryüzünde egemen kıldığımız zaman, yardımımızla onları arzda iktidar mevkiine getirdiğimiz zaman, kendilerine imkân ve fırsat verdiğimiz zaman, yeryüzünde söz sahibi edip dünya insanlığına yön verir bir konuma getirdiğimiz zaman, yeryüzünde denge unsuru oldukları zaman:

Hemen onlar namazı ikâme ederler. Hemen ilk görevleri olarak, ilk eylemleri olarak namaz ortamı hazırlarlar onlar. Namazın önündeki barikatları temizlerler, namazın önündeki engelleri kaldırırlar. Hayatı namaza endekslerler. Hayata özdeş bir namaz, namaz kaynaklı bir hayat kurarlar. Bedenlerinde http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın söz sahipliğini kabul adına bedenlerini http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın emrine verirler.

Sonra ikinci görev, ikinci eylem olarak onlar zekâtı verirler. Yâni mallarında da http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın söz sahipliğini ortaya korlar. http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın verdiklerini http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif kullarıyla paylaşmaya koşarlar. Malla ilişkilerini o malın sahibi olan http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın istediği gibi ayarlarlar. Malın kazanma ve sarf yerlerini Rablerine sorarak belirlerler. Mala bakışlarını http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın istediği gi-bi tespit ederler. Malları üzerindeki tasarruflarını http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın istediği gibi icra ederek, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın ver dediği yere vererek mallarını temizlerler. http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif için vermeye alıştırarak, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif için fedakârlığa alıştırarak nefislerinin cimriliğini temizlerler. Ve mallarını kendileriyle paylaşmaya çalıştıkları çevrelerindeki fakir kardeşlerinin kendilerinin mallarına bakışlarını temizlerler.

Yine sözlerinde, ahitlerinde dururlar o mü’minler. Sözlerine sâdık davranırlar. Gerek Rablerine verdikleri sözlerine, gerekse http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif kullarına verdikleri sözlerine sâdık davranırlar. Emânete ihanet etmezler. Emin ve güvenilir insanlar olurlar. İyiliği emrederler kötülükleri yasaklarlar. Sadece kendilerinin değil, tüm toplumun güzel ve dengeli olmasını sağlarlar. İnsanları cehennemden, cehenneme gidişten ko-ruyup, cennete ulaştırmayı kendilerine en büyük iş, en büyük dert edi-nirler. Toplumda iyilerin, iyiliklerin yaygınlaşıp, kötülüklerin ve kötülerin yok olmasına say ederler. Tüm dünyada huzur ve sükunu sağlarlar. Âhiretten, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın azabından, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın sorgulamasından tir tir titrerler. Herkesin, zayıf güçlü, zengin fakir, kadın erkek, çoluk çocuk hakkına-hukukuna riâyet ederler. İnsanların gözleri önünde güzel bir hayat yaşarlar, temiz bir hayat sergilerler. İnsanlara http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın istediği güzel bir hayat yaşamanın esaslarını gösterirler.

Zaten işlerin sonu http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’a aittir. İşler sonunda http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’a döndürülecektir. Dünya da Onundur, âhiret de Onundur. Hayat da Onundur, ölüm de O’nundur. Yaratan, yaşatan da O’dur, öldürecek ve sonunda hesaba çekecek de O’dur.

İşte böylece Rabbimizin bu âyetleriyle, bu yol gösterileriyle Rasulullah efendimiz ve beraberindeki müslümanlar Medine’de böyle bir iman, böyle bir teslimiyet, böyle örnek bir hayat sergileyecekler ve tüm dünya insanlığına işte müslümanlık budur. İşte http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın istediği hayat budur diyebilecek bir ortamı hazırladılar. Namazı http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın istediği şekilde ikâme ettiler. Namazı http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’tan vahiy alma vasıtası yaptılar. Namazı http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’la diyalog unsuru yaptılar. Namazı hayatın, hayat programının odak noktası yaptılar. Zekâtı; http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif için paylaşmayı, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif için diğer gamlığı, fedâkârlığı, özveriyi ortaya koydular. Toplumda iyilikleri hakim kıldılar, kötülüklerin kökünü kazıdırlar. Dünyayı cennete çevirdiler. http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif hepsinden razı olsun.

hüzünyılı
28-08-2009, 18:12
Namazın İslamın rükünlerinden (esas) olduğu

Nur suresi ayet 56
“Namaz kılın, zekât verin, peygambere itaat edin ki size merhamet edilsin.”

Namazı ikâme edin, namazı ayağa kaldırın, namazı hayatın düzenleyicisi kılın. Ey Müslümanlar haydi namazı ikâme edin. http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın sizden ilk istediği budur. Namazsız bir hayattan yana olmayın. Zekâtlarınızı da verin. Mallarınızda http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ı söz sahibi bilin. Mallarınızla ilişkilerinizi http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın istediği şekilde ayarlayın. Mallarınızın sahibinin http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif olduğunu bilin. Tüm hayatınız konusunda, tüm hayat problemleriniz konusunda http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’a ve Resûlüne itaat edin, tüm hayatınızda http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif ve Resûlünü dinleyin ki size merhamet olunsun. Namazla bedenlerinizi, azalarınızı temizleyin, zekâtla mallarınızı temizleyin, Resule itaatle de tüm hayatınızı temizleyin.

Rasûlullah (a.s)‘a itaat Rasûlullah (a.s)’ı bilmekle, tanımakla mümkün olacaktır. http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’a itaat http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın kitabını tanımadan mümkün olmadığı gibi, Rasûlullah (a.s)’a itaat da Kur’an’ı ve Rasûlullah’ın sünnetini, hayatını, uygulamalarını bilmeden mümkün olmayacaktır.

Yâni namazın ve zekâtın dışında top yekun hayatı kapsayan Rasûlullah’ın örnekliliğini de bilmek zorundayız. İşte bunun yolu şu kitabı başından sonuna kadar, sünneti de başından sonuna kadar bilmekten geçer. Demek ki o kadar kolay değildir bu iş. http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ı tanımadan, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın arzularını bilmeden, yâni http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın kitabını öğrenmeden, Resûlünün sünnetini tanımadan ne http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’a itaat ne de peygambere itaat mümkün değildir. Bildiğimiz âyet kadar, tanıdığımız sünnet kadar ancak itaatimiz söz konusu olacaktır, unutmayalım!

Biz de bu http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif vaadine ulaşıp izzetli ve şerefli bir hayata ulaşmak istiyorsak bunu yapmak zorundayız, ben başkasını da bil-medim, bilemedim. Evimiz eksik olsa, eşyamız eksik olsa, altınımız gümüşümüz olmasa, atımız arabamız olmasa ne çıkar? Kuru bir ekmekle ömür geçirsek ne olur? Şunu kesinlikle bilelim ki maldan, mülkten, eşyadan, köşe dönmeden, dünyadan taviz vermeden http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif ve Resûlüne itaat mümkün değildir. http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’a itaat mümkün olmayınca da http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın vaadine ulaşmak, kölelikten kurtulup şerefli bir hayata ulaşmak mümkün olmayacaktır.

hüzünyılı
28-08-2009, 18:13
Namazın İslamın rükünlerinden (esas) olduğu

Ankebût suresi ayet 45
“Ey Muhammed! Kitaptan sana vahy olunanı oku; namaz kıl; muhakkak ki namaz hayasızlıktan ve fenalıktan alıkor; http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'ı anmak en büyük şeydir! http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif yaptıklarınızı bilir.”

Ey peygamberim, ey peygamber yolunun yolcuları, sana, size kitaptan vahy olunanı okuyun, size kitaptan vahy edileni izleyin, ona tabi olun, onu anlayın, onu öğrenin, onunla birlikte olun, onu gündeminize alın, onu uygulayın. Senin, sizin ilk işiniz budur. Senin birinci işin kitabı okumaktır. Bizim birinci işimiz kitabı okumaktır. Başka şeyleri okumayacağız. Sihirbazları, şeytan vahiylerini okumayacağız. http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’a hayat hakkı tanımayan zalimleri okumayacağız. Başkalarının kitaplarını http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın kitabının önüne geçirmeyeceğiz. Günlük mutlaka http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın kitabıyla ilgi kuracağız. Ve:

Namazı da ikâme et. Namazı ayağa kaldır. Hayatını düzenleyecek, hayatına çekidüzen verecek, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’tan mesaj alacak, tüm hayatına imzasını atacak bir namaz kıl. Namazını koru. Namazın üstüne titre. Namaz için her şeyi fedâ et. Namazın http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın istediği gibi olsun. Muhakkak ki namaz insanı münkerattan ve fuhşiyyattan alıkor. Namaz sahibini her türlü hayasızlıklardan, iffetsizliklerden alıkor. Eğer namaz kıldığımız halde hayatımızda bir kısım bozukluklar varsa biz namazı http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın istediği şekilde kılmıyoruz da namaz gösterisinde bulunuyoruz demektir. Namazla din kurtarma çabası içine giriyoruz demektir. Eğer kişinin namazıyla hayatı, namazıyla ticareti, namazıyla siyaseti, namazıyla aile hayatı, namazıyla sosyal hayatla münâsebeti aynı doğrultuda değilse bu namaz http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın istediği bir namaz değildir.

Muhakkak ki zikrullah, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın zikri en büyüktür. En güzel zikir Allahu Ekber demektir. En güzel zikir http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ı gündeme almaktır. En büyük şeref http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’a kulluktur. En büyük gündem http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın kitabının gündemidir. En şerefli zaman http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın âyetlerinin anlaşılmasına ayrılan zamandır. Ankebût’un, Rum’un, Lokman’ın, Secde’nin, Zümer’in anlaşılması adına teksif edilen zaman, teksif edilen enerji en şereflidir. İnsanlar Kur’an’dan haberdar oldukları kadar şeref sahibidirler.

Öyleyse bir düşünelim. http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ı ne kadar zikrediyoruz? http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın kitabını ne kadar gündeme alabiliyoruz? Geceleri bize ne kadar

Kur’an nâzil oluyor? Yoksa gecelerimiz http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın kitabından uzak şeytan vahiyleriyle mi dolu geçiyor? Gündemimizde ne var? En çok neleri konuşuyoruz? Neleri tartışıyoruz? Unutmayın ki konuştuklarınızın, gündeme aldıklarınızın en şereflisi, en büyüğü http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın zikridir, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın âyetlerinin gündeme alınması ve konuşulmasıdır. Şunu da kesinlikle bilesiniz ki beni kandırabilirsiniz, insanları atlatabilirsiniz ama http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ı asla kandıramazsınız. http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif yaptıklarınızın tümünü bilmektedir. Kendi âyetlerini mi gündeme alıyorsunuz, yoksa başka şeylerimi gündeme alıyorsunuz? http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif bunu bilmektedir.

hüzünyılı
28-08-2009, 18:13
Namazın İslamın rükünlerinden (esas) olduğu

Lokman suresi ayet 4
“O kimseler namazı kılarlar, zekâtı verirler; âhirete de yakînen inanırlar.”

Onlar o kimseler ki namazı ikame ederler. Namazı ayağa kaldırırlar onlar. Namaz egemenliğinde bir hayat yaşarlar. Namazı hayatlarına hakim kılarlar. Evlerinde, mahallelerinde, şehirlerinde, toplumlarında namaz ortamı hazırlamak için çırpınırlar. Namazın önündeki engelleri kaldırmanın kavgasını verirler. Toplumlarının namazla şekillenmesi için sa’y ederler. Namaza endeksli bir hayat yaşarlar. Namazda aldıkları http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif mesajını hayatlarında görüntülerler. Bir saatlerini, bir günlerini ve gecelerini namazla düzenlerler. Namazı muhafaza ederler. Namazı korurlar. Namazda okudukları âyetleri hafızalarında canlı tutarlar. http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’a, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif kullarına verdikleri sözlere sadık davranırlar. http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif emanetine, kullar emanetine asla hıyanet etmezler. Irz ve namuslarını http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın istediği gibi muhafaza ederler. Hayatlarını http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif için ve http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın belirlediği yasalarla yaşarlar.

Zekâtlarını da verirler. Mallarının http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’a ait olduğunu bilirler. Namaz vasıtasıyla http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’la kurdukları diyalogla öğrenmişlerdir ki malları sadece kendilerine harcanmak üzere verilmemiştir. Bilirler ki o malı kendilerine veren onda fakirlerin de hakkı vardır buyurmaktadır. Bilirler ki hayat http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif için yaşanacak, mal http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif için fedâ edilecektir. Bilirler ki hayat kendilerince yaşanmaz. Bilirler ki http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif kendilerinden özveride bulunmalarını istemektedir. Bilirler ki kendilerine verilen her nîmet Müslüman kardeşleriyle ortaklaşa kullanılacaktır. Bunun yasasını da http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif koymuştur. Verirler hayatlarını http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif yolunda ve temizlerler hayatlarını. Verirler mallarını http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif yolunda temizlerler mallarını. Verirler bilgilerini http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif yolunda temizlerler bilgilerini. Verirler zamanlarını http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif yolunda temizlerler zamanlarını.

Ve yine bilirler ki âhiret yakîn bir bilgidir. Âhirete yakîn bir bilgiyle inanırlar ve o günden tir tir titrerler. Yakîn bilgi yüzde yüzden de kesin bilgidir. Onlar kendi varlıklarına, bu dünyanın varlığına inandıklarından daha kesin âhiretin varlığına inanırlar. Çünkü bu dünyanın varlığını, kendi varlıklarını kendi duyularıyla, kendi tecrübeleriyle bilmişler, anlamışlar ama âhiretin varlığını http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif bilgisiyle, vahiy bilgisiyle bilmişlerdir. http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’la bilinen bilgi başka kaynaklardan elde edilen bilgiden her zaman üstündür. Onun içindir ki yüzde yüzden daha kesin inandıkları âhiret konusunda tir tir titrerler. Âhireti, âhiretin hesabını iki kaşlarının arasında bilirler. Âhiret inancını hafızalarında hep diri tutarlar.

Ya o gün rezil olursam? Ya o gün kaybedenlerden olursam? Ya o gün Rabbim yaşadığım bu hayatı beğenmeyip beni cehennemine gönderirse? Ya cenneti kaybedersem diye korkarlar ve tüm hareketlerini bu inanca bina ederler. Evet gözleriyle görüyor muşçasına âhirete îman ederler onlar. Âhiret inancı onların hayatlarına yön verir. Dünyayı bu îmanla değerlendirirler. Ya o gün rezil olursam? Ya o gün kaybedersem? Ya o gün Rabbim rahmetiyle değil de gazabıyla muamele ederse? diye hep bir korku içinde hayatı değerlendirirler.

hüzünyılı
28-08-2009, 18:14
Namazın İslamın rükünlerinden (esas) olduğu

Neml suresi ayet 3
Onlar namaz kılarlar, zekâtı verirler ve ahirete kesinlikle inanırlar.

Namazı kılarlar! Onu gerçekten kılmaları gerektiği biçimde kılarlar. Kalpleri, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'ın huzurunda durduklarını hisseder. Duygular aydınlık ufuklara doğru yükselir. Zihinleri http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'ın yüce huzurun da O'na yönelme, niyazda bulunma ve kurtuluş dileme ile meşguldür.

"Zekatı verirler" İç dünyalarını, cimriliğin rezilliğinden arındırırlar. Ruhlarını mala olan tutkunluktan kurtarıp erdemli kılarlar. Yüce http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'ın kendilerine verdiklerinin bir kısmı ile, O'nun rızası için kardeşlerine iyilikte bulunurlar. Üyesi bulundukları müslüman toplumun hakkını ödemeye çalışırlar "ahirete kesin biçimde inanırlar" Bu sebeple ahirette hesap verme düşüncesi anların zihinlerini diri tutar. Onların azgın ihtiraslarını firenler. Onların ruhlarını, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'dan sakınma, O'nun cezasından korkma, O'nun huzurunda isyankâr bir konuma düşmekten utanma duyguları ile doldurur.

http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'ı zikreden, O'nun emirlerini yerine getiren, O'nun hesaba çekişinden ve azabından sakınan, rızasını ve sevabını arzulayan mü'minler... İşte bu mü'minlerin kalpleri Kur'an'a açılır. Kur'an onlara müjdeleyici ve doğruluk rehberi olur. Bir de bakarsın ki, Kur'an onların ruhlarında bir meşaleye, kanlarında bir canlılığa, hayatlarında bir harekete dönüşmüştür.

Kur'an, ahiretten bahsederken bu gerçek üzerine duruyor ve onu pekiştiriyor. Bunu, ona inanmayanlara karşı bir korku ve tehdit unsuru olarak kullanıyor. Onlar dehşet verici sonlarıyla karşılaşıncaya kadar sapıklıklarında debelenip duruyorlar

hüzünyılı
28-08-2009, 18:15
Namazın İslamın rükünlerinden (esas) olduğu

Fatır suresi ayet 18
Hiç kimse başkasının günahını yüklenmez. Eğer günah yükü ağır bir kimse, yükünün sırtından alınmasını istese, en yakını bile yükünün en küçük bölümünü kendi sırtına almaz. Sen sadece görmeden Rabb'lerinden korkanları ve namaz kılanları uyarabilirsin. Kim kötülüklerden arınırsa kendi yararına arınmış olur. Sonunda http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'a dönülecektir.

Sorumluluğun ve cezanın bireyselliği ilkesi hem ahlâk bilincini, hem de davranış tarzını kesin biçimde etkiler. Her insanın davranışlarının cezasını göreceği, başkasının davranışlarından sorumlu tutulmayacağı, fakat kendi davranışların5n sorumluluğundan da yakayı kurtaramayacağı bilincine vardığını düşünelim. Bu bilinç, o kişiyi uyanık tutan güçlü bir etken olur. Adam hesaba çekilmeden önce kendini hesaba çeker. Üstelik başka birisinin kendisine faydalı olacağı ya da sorumluluk yükünü paylaşacağı yolundaki bütün yanıltıcı amellerden sıyrılır. Bu ilke aynı zamanda insana güven aşılayan bir etkendir. Bireyler toplumların suçlarından sorumlu tutulacakları endişesinden kurtulurlar. Fertler topluma öğüt verdikten, ellerindeki bütün imkânları kullanarak onu sapıklıktan alıkoymaya çalıştıktan sonra görevlerini yapmış olacaklarının ve kendi kişisel iyi davranışlarının yararı ile başbaşa kalacaklarının vicdan huzurunu hissederler.

Yüce http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif insanları listeleri tutulmuş gruplar halinde huzuruna çağırıp hesaba çekmez. O herkesi tek tek hesaptan geçirir. Herkesi kendi davranışlarından dolayı ve sorumluluğunun sınırları içinde hesaba çeker. İnsanın dilinin döndüğü kadar başkalarına öğüt vermesi, elinden geldiği oranda bozuklukları düzeltmeye çalışması gerekir. Bu herkesin görevidir. Eğer birey bu görevi yerine getirirse, artık toplumun içinde yüzdüğü kötülüklerden sorumlu değildir. Tersine o yaptığı iyiliklerin ödülleri ile başbaşa kalır. Buna karşılık toplumun iyi olması da kötü bir kimseye fayda sağlamaz. Çünkü dediğimiz gibi yüce http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif insanları listeleri tutulmuş gruplar halinde karşısına alıp hesaba çekmez.

Ayette bu gerçek, Kur'an üslubuna uygun bir somutlaştırma yöntemi ile dile getiriliyor. Bu yüzden de daha etkili, daha içe işleyici oluyor. Ayet bu ilkeyi şöyle somutlaştırıyor. Herkes kendi yükünü sırtında taşır. Hiç kimse başkasının yükünü taşımaz. Eğer birinin yükü kendine ağır gelir de en yakın akrabasını bu yükün bir kısmını kendi sırtına almaya çağırırsa, ricasını kabul ederek yükünü hafifletecek bir yakın bulamaz.

Burada bir kafile sahnesi karşısındayız. Kafilede bulunan herkes yükünü sırtında taşıyarak yürür. Yolunun sonunda terazinin ve tartma işlemini yapacak olan yüce http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'ın önünde durur. Bu durma ve bekleme sırasında son derece yorgun ve bitkin görünür, yükünün ağırlığından başka hiçbir şey düşünmez, uzak-yakın hiçbir http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif kulunu gözü görmez.

Bu ağır yüklü yorgun kafile sahnesinin arkasından, Peygamberimize dönülüyor. Okuyalım:

"Sen sadece görmeden Rabb'lerinden korkanları ve namaz kılanları uyarabilirsin."

Ancak bunlara yönelik uyarı girişimleri başarılı sonuçlar verebilir. Bunlar Rabb'lerini görmeden O'ndan korkarlar. Rabb'leri ile ilişki halinde olmak ve O'na kulluk etmek için namaz kılarlar. İşte senin uyarı girişimlerinden yararlanacak olanlar ve senin çağrılarına olumlu karşılık verecek olanlar bunlardır. http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'dan korkmayanlar ve namaz kılmayanlar ile senin işin yok. Devam ediyoruz:

"Kim kötülüklerden arınırsa, kendi yararına arınmış olur."

O bu arınmayı ne senin için ve ne de bir başkası için yapıyor. O arınmışlığın yararını görmek için kötülüklerden arınıyor. "Arınma" ince ve esnek bir kavramdır. Bir yandan kalbi, kalbin çarpıntılarım, duygularını içerdiği gibi, öbür yandan davranışı, yönelmeyi ve sonucunu da ifade eder. Görüldüğü gibi bu kavram son derece duygu yüklü ve kıvrak bir kavramdır. Son cümleyi okuyoruz:

"Sonunda http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'a dönülecektir."

Hesaba çekme, ödül ve ceza biçme yetkisi O'nun tekelindedir. Ne iyi bir işi hesaptan siler ne de kötü bir davranışı göz ardı eder. Ödüle ve cezaya ilişkin kararını başkasına, yani yapıları itibarı ile kayırmacı, unutkan ve ihmalkâr olan insanlardan birine havale etmez.

Nasıl körlük ile görebilirlik, karanlık ile aydınlık, gölge ile kavurucu sıcak, hayat ile ötüm bir değil ise, bunlar yapısal olarak birbirine taban tabana zıt şeyler ise, aynı bunun gibi http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif katında müminlik ile kâfirlik, iyilik ve kötülük hidayet ile sapıklık da bir değildir

hüzünyılı
28-08-2009, 18:16
Namazın İslamın rükünlerinden (esas) olduğu

Fatır suresi ayet 29
“http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın Kitabı’na uyanlar, namazı kılanlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve açık sarf edenler, tükenmeyecek bir kazanç umabilirler.”

http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın kitabını okuyanlar, kitabı izleyenler, kitapla beraber olanlar, kitaba tabi olanlar, bu kitaptan hesaba çekileceklerini bilerek gece gündüz bu kitabı tanımaya, hayatlarını bu kitapla düzenlemeye çalışanlar, kitabı düşünenler, kitap üzerinde kafa yoranlar… Bu kitabın istediği şekilde namazı ikame edenler, namazla kitabın kıraatini ve kıyamını gerçekleştirenler, namazla http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’tan mesaj alanlar, namazla kitabı, namazla hayatı ayağa kaldıranlar, imanlarının direğini dikenler, namazla hayatı özdeşleştirenler, namazı http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’a doğrultanlar, hayatlarını http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’a yönelik kılanlar, namazla kulluklarını ayağa kaldıranlar…

İşte kitabı izleyenler, kitapla beraberliklerini sürdürenler, böyle namaz kılanlar, namazda aldıkları mesajı http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif kullarına duyurma kavgası içine girenler, kendilerine http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın verdiği rızıktan gizli ve açık, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif yolunda, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif rızası uğrunda sarf edenler, infak edenler, hayatlarında delik açanlardır.

İnfak, ‘delik açmak’ demektir. Hayatımızda delik açmalıyız. Çünkü hayat bize verilmiş bir rızıktır. Vücudumuz bir rızıktır. Mallarımız, mülklerimiz, paralarımız, pullarımız, giydiklerimiz, gücümüz, kuvvetimiz, sağlığımız, bilgilerimiz, aklımız, fikrimiz rızıktır. İşte bunlardan birer delik açıp, onları sürekli bize veren Rabbimizin emrettiği yolda akıtıp duracağız. Tüm sahip olduklarımızdan bir şeyleri infak edeceğiz ve bunu açık da yapacağız gizli de. Her ikisinin de yasaları belirtilmiştir. Yeri geldiği zaman bazen infakın açıkça yapılması güzeldir, farzdır, yeri geldiği zaman gizli yapılması güzeldir. Bazen de yerine ve zamanına göre hem açık, hem de gizli yapılabilir. Bunu kitabımız ve onun pratiği olan Rasulullah Efendimizin sünneti tarif etmiştir. Örneğimiz nasıl onaylamış, nasıl örneklemişse, aynen onun gibi yapacağız.

İşte böyle yapanlar, böyle yaşayanlar, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın kitabını izlemeye devam edenler, kitapla beraberliklerini sürdürenler, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın istediği şekilde namazlarını ikame edenler, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın kendilerine verdiklerini http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif kullarıyla paylaşma kavgası içinde olanlar, işte bunlar, bu âlimler asla batmayacak, ebediyen kaybolmayacak, zâyi olmayacak bir ticaret, bir kâr umarlar.

Bunlar hiçbir zaman bitip tükenmeyecek bir ticaretin peşine düşen kimselerdir. İşte hayatları, çabaları, ticaretleri, hizmetleri kabul edilip, hayatları bereketlendirilenler bunlardır. Elbette http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’tan en çok ittikâ edenler, Kur’an’ın bilincine eren âlimler olunca, elbette http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın lütfuna en çok mazhar olanlar da onlar olacaktır. İşte gerçek ticaret, gerçek kazanç budur. Kâfirlerin, müşriklerin, münâfıkların ticaretleri yalandır, yanlıştır. Onlar âhireti satarlar, dünyayı alırlar, cenneti satarlar, cehennemi alırlar. Mü’minlerse canlarını, mallarını ortaya koyarak cenneti ve Rahmân’ın rızasını, Rahmân’ın hoşnutluğunu satın alırlar. Gerçekten bu alışveriş tebrike şayan, kazançlı bir alışveriştir.

hüzünyılı
28-08-2009, 18:16
Namazın İslamın rükünlerinden (esas) olduğu

Mücâdele suresi ayet 13
“Hususî konuşmanızdan önce sadaka vermekten ürktünüz mü ki bunu yerine getirmediniz? Ama http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif, tevbenizi kabul etmiştir. Öyleyse namazı kılın, zekâtı verin, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’a ve peygamberine itaat edin. http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif, işlediklerinizden haberdardır.”

Sizler Peygamber (a.s) ile özel görüşmenizden önce sadaka vermekten ürküp sakındınız mı ki bunu yerine getirmediniz? Çok mu zor geldi bu size? Zorlandınız mı sadaka vermekte? Âlimlerimizden kimileri bu emrin bir gün, kimileri de on gün yürürlükte kaldıktan sonra kaldırıldığını söylemişlerdir. Tabii bu arada Müslümanlar da eğitilmiş oluyorlardı. Artık bu uyarılardan sonra olur olmaz basit meselelerle alâkalı Peygamber (a.s) ile özel görüşme isteklerinden vazgeçmiş, bu konuda daha dikkatli davranır olmuşlardır. Müslümanların işleriyle uğraşan, Müslümanların sorumluluğunu üzerine alan kimseler de olur olmaz işlerle meşgul edilmemelidir.

Eğer yapamadıysanız, sadaka verme işini beceremediyseniz http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif sizi affetmiş, tevbelerinizi kabul etmiştir. Artık http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın istediği şekilde namazınızı ikame edin, tüm hayatınızı düzenleyecek şekilde namazınızı ayağa kaldırın, hayata özdeş bir şekilde namazınızı güzelce kılın. Namazla http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’tan mesaj alın ve bu mesaj ekonomik hayatınızı, eğitiminizi, ticaretinizi, evinizi, ailenizi ve tüm sosyal hayatınızı düzenlesin. Öyle bir namaz kılın ki, tüm bedeninizde http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif söz sahibi olsun.

Zekâtınızı da verin, malınıza da http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın karıştığını ortaya koyun. Malla ilişkilerinizi de http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın istediği gibi düzenleyin. http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif ve Resûlü’ne itaat edin. http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif ve Resûlü’nün dediklerinden çıkmayın. Ha-yatınızda söz sahibi http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif ve Resûlü olsun. Unutmayasınız ki http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif yaptıklarınızın tamamından haberdardır.

hüzünyılı
28-08-2009, 18:18
Namazın İslamın rükünlerinden (esas) olduğu

Meâric suresi ayet 34
“Namazlarına riâyet edenler,”

Namazlarını muhafazacıdırlar onlar. Namazlarını muhafaza ederler onlar. Peki acaba namazın muhafazasını nasıl anlayacağız? Namazı muhafaza demek, namaz hayatımızda ne için var idiyse namazı onun için ikame etmek demektir. Yani namazın manasını, namazın fonksiyonunu, varlık sebebini yitirmemek demektir. Rasulullah Efendimizin şöyle bir hadisi vardır:

“http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın 99 esmâsı vardır. Kim ki bunları hafiza yaparsa felâh bulur.”

Peki ne demektir bunları hafiza yapmak? Bunları hafiza yapmak, bunları ezberlemek demek değildir. Bunları iyice öğrenmek, ma-nalarını, muhtevalarını hıfzetmek, muhafaza etmek demektir. Rabbi-mizin bu isimlerinin muhtevalarını kafada canlı tutmak ve onları hayata hakim kılmak demektir. Meselâ http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın Rezzak ismi vardır. İnsa-nın bu ismi muhafaza etmesi demek sadece http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın Rezzak olduğunu, rızık konusunda http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’tan başka kimseye muhtaç olmadığını, sadece O’na yönelmesi, sadece O’na minnet duyması ve sadece O’na kulluk etmesi gerektiğini, hiçbir zaman bu ismin fonksiyonunu yitirmemesi gerektiğini bilmesidir. Ama hem http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’a Rezzak diyecek bir a-dam, ya da hem http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın bu ismini zikredecek, hem de kalkacak müşteri Rezzak diyecek, âmir, müdür, devlet, ağa, patron Rezzak diyecek ve bu Rezzaklarının gazabına uğramamak için http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’a yapması gereken kulluğunu terk edecek, olmaz bu değil mi?

Kur’an’ın hıfzı da bu anlamdadır. Hafız’ul Kur’andır bu adam deniyor ya. Gerçi ilk dönemlerde hafız denmezdi de Kurra denirdi. Hafız’ul Kur’an, bilgisayar değildir. Manayı, muhtevayı tanımadan onu ezberleyenler değildir. Âyetlerin manalarını, muhtevalarını bilen ve onları hayata yansıtabilen, hayata aksettirebilen kimseye hafız denir.

İşte kitabın muhafazası da aynen böyledir. Kitap ancak hükümlerinin uygulanmasıyla muhafaza edilip korunur. Hayatta yaşanmasıyla korunur. Anlaşılmayan, uygulanmayan, hayatta yaşanmayan bir kitap, hayata etkinliği olmayan bir kitap ta asla muhafaza edile-mez. Peki acaba bugün insanlar Kur’an’ı nasıl korumaya çalışıyorlar? Nasıl muhafaza etmeye çalışıyorlar? İşte düğünlerde gelinlere, damatlara hediye ederek, kimileri yazısını güzel yazarak, kûfi olsun, sü-lüs olsun diye çırpınarak, lafzatullahlar alt alta gelsin, üst üste gelsin diyerek, lüks kılıflar, güzel ciltler içinde muhafaza edelim diyerek Kur’-an’ı muhafaza etmeye çalışıyorlar. Halbuki bunların hiçbirisi Kur’an’ı muhafaza değildir. Kur’an’ı muhafaza, onu anlayıp ona tabi olmak ve onu hayata hakim kılmaktır.

Bugün kimileri kitaplarına öyle bir muhafız oluyorlar ki, insanlar bozuk para gibi her gün onun âyetlerini, onun ahkâmını harcarlarken, berikisi güya muhafızlık yapıyor kitabına. Veya kimileri de “benim kitabım” diyor, öyle bir yakalamış ki onu, öyle bir bloke etmiş ki, evinin en üst yerlerine kaldırmış, ne kendisi okuyor ne de insanların, evindekilerin ona ulaşmasına izin veriyor. İstiyor ki kimsenin onunla ilgisi olmasın.

Şimdi buradan hareketle âyette istenen namazın muhafazasını açıklayalım. Namazı muhafaza demek, namazla http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’tan alınan mesajı muhafaza etmek ve namaz sonrası hayatı onunla düzenlemek demektir. İşte gerçek namazcı mü’minler namazla http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’tan mesaj a-lan ve bu mesajı seccadede unutmayan, namaz sonrası hayatlarında da sürdüren, muhafaza eden ve hayatlarını bu namazla, bu mesajla dengede tutmayı beceren kimselerdir. Dikkat ederseniz sabah namazında uzun sûreler okunur. Neden? Çünkü sabah namazıyla öğle na-mazının arası çok uzun bir zamandır. Ama meselâ akşamla yatsının arası çok kısa olduğu için ancak o dönemi doldurabilecek kısa sûreler okunur.

İşte okuduğu bu sûrelerle http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’tan mesajlar alan ve namaz sonrası hayatlarında bu mesajı unutmayıp, muhafaza edip, vermelerinde, almalarında, küsmelerinde, barışmalarında, giyimlerinde, kuşamlarında, evlenmelerinde, boşanmalarında, okumalarında, yazmalarında, hukuklarında, eğitimlerinde uygulamaya koyan kimselerdir o namazcılar. Namazda aldıkları mesajla hayatlarını düzenleyen kimselere namazcı deniliyor. Namazda ne dediklerinin, ne okuduklarının farkında bile olmadan sarhoşça bir namaz kılanlara, yani namazlarında http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’tan hiç mesaj almayanlara, yahut da aldıkları mesajı seccadenin üzerinde unutanlara, hayatlarını o mesajla düzenleme kavgası vermeyenlere nasıl namazcı diyeceğiz, bilemiyorum.

Bir de namaz, namaz öncesi hayatın tekmilidir. Sabah namazında http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’tan mesaj aldık. Öğleye kadar ki zamanı o mesajla yaşadık. Şimdi öğle namazında bu defa da bir yandan öğleyle ikindi arasını dolduracak yeni bir mesaj almanın yanında, bir yandan da sabahla öğle arasında yaptıklarımızın tekmilini vereceğiz Rabbimize. Yani öğ-le namazıyla ne yapacakmışız? Yeni bir mesaj almak yanında bir de tekmil vereceğiz http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’a. Tekmil; şunları şunları yapmaya muvaffak oldum ya Rabbi, elhamdülillah. Ama şunları şunları beceremedim, in-şALLAH onları da bu namaz sonrası gerçekleştireceğim diye http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’a tekmil vereceğiz.

Tabi bu iki namaz arasında hiçbir şey yapmamışsak neyin tek-milini vereceğiz? İbrahim’i hiç hatırlamadın mı? Câsiye’yi hiç hatıra getirmedin mi? Bakara ile hiç ilgi kurmadın mı? İmran ailesi ile görüş-meden mi? Sofralarına oturmadan mı? Mâide’yi, Meâric’i diskalifiye e-derek mi? Kur’an’ı edbera yaparak mı? Peygambere arka dönerek mi? Yani neyin tekmilini vereceğiz http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’a? Ne yüzle yapacağız bunu? Ne yüzle çıkacağız huzura? Öyleyse namazda ne dediğimizin, ne okuduğumuzun farkına varalım,

hüzünyılı
28-08-2009, 18:20
Namazın İslamın rükünlerinden (esas) olduğu

Müzzemmil suresi ayet 20
Ey Muhammed, şüphesiz rabbin, senin ve beraberindeki bir gurup ashabın, gecenin üçte ikisine yakın, yarısı ve üçte biri kadar bir müd*det kalkıp namaz kıldığını bilir. Gece ve gündüzü ölçüp ayarlayan Allahtır. Hesaplayamayacağınızı bildiği için http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif sizi affeti. O halde Kur'andan kolayınıza geleni okuyun. http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif, içiniz*den hasta olanları, yeryüzünde http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gifın lütfundan rızık arayanları ve http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif yolunda savaşanları bilmektedir. O halde Kur'andan kolayınıza geleni okuyun. Namazınızı kılın. Zekatınızı verin. http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif için güzel bir ödünç verin. Yaptığınız iyiliklerin mükafaatını http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif nezdinde, hem yaptıklarınız*dan daha hayırlı, hem de sevapça daha büyük olarak bulacaksınız. http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif-tan mağfiret dileyin. Çünkü http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif, çok affedendir, çok merhamet edendir.

Ey Muhammed, şüphesiz ki rabbin, sahabilerinden bir gurupla birlikte, gecenin üçte ikisine yakın bir vakti, bazan yarısını bazan da üçte birini ibadetle geçirdiğini bilmektedir. Gece ve gündüzün vakitlerini planlayan Allahtır. O si*zin bu vakitlerde farz kıldığı ibadetleri yapmaya güç yetiremeyeceğinizi, gece ibadetlerinden âciz kalacağınızı bildi ve bunu sizden kaldırarak sizi bağışladı. Artık bundan sonra geceleyin Kur'andan gücünüzün yettiği kadannı okuyun. Yine http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif içinizden, hasta olacak olanları, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gifın lütfundan rızık arayarak yeryüzünde ticaret yapacakları ve içinizden, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif yolunda cihad edecek olanla*rı bildi. Daha önce size farz kıldığı gece ibadetini kaldırdı. Artık siz bundan sonra, Kur'andan, gücünüzün yettiğini okuyun. Size farz kılınan beş vakit nama-zı kılın. Malınızda farz kılınan zekatı verin. Bunları bırakmanız için size izin yoktur. Bir de mallarınızı http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif yolunda harcayarak ona karz-ı hasende bulu*nun. Zekatın dışındaki infaklan yapın. Ey müminler, siz dünyada iken kendiniz için sunduğunuz hayırları http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif katında daha hayırlı ve mükafaatı daha büyük olarak bulacaksınız. O halde âhiretiniz için hayır işleyin, amel yapın. Allahtan çokça bağışlanmanızı dileyin. Bütün günahlarınızın affedilmesini isteyin ki Al*lah da sizi affetsin. Zira http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif çok affeden ve çok merhamet edendir.

Âyet-i kerimede "Kur'andan kolayınıza geleni okuyun." buyunılmaktadır. Süddi bundan maksadın yüz âyet okumak olduğunu söylemiş, Hasan-ı Bas-ri ise "Kim bir gecede yüz âyet okuyacak olursa Kur'an onun aleyhine delil olmayacaktır." demiştir.

hüzünyılı
28-08-2009, 18:22
Namazın İslamın rükünlerinden (esas) olduğu

Beyyine suresi ayet 5
Oysa onlar, dini yalnızca O'na halis kılan hanifiler (http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'ı birleyenler) olarak sadece http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'a kulluk etmek, namazı dosdoğru kılmak ve zekâtı vermekten başkasıyla emrolunmadılar. İşte en doğru (dimdik ve sapasağlam olan) din budur.

Yani Rasulüllah'ın getirdiği dinin talimatlarını aynen Ehl-i Kitaba gelen peygamberlerin kitapları da taşımaktaydı. Şimdikilerin kendi dinlerine soktukları batıl akide ve fasit ameller onlara emredilmemişti. Sahih ve doğru din her zaman halisçe http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'a itaat etmek, O'nunla birlikte hiç bir şeyi ibadette ortak etmemek, her şeyden yüz çevirerek yalnızca http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'a tapmak, O'na itaat etmek, namazı kılmak ve zekatı vermektir.
Bu ayette "Dinu'l-kayyıma" deyimi kullanılmıştır. Bazı müfessirler bunu "Dinu'l milletu'l kayyıma", yani doğru yol üzerinde olan milletin dini, şeklinde anlamışlardır. Bazıları ise bunun mevsufunu sıfata mübalağa ile izafe ederler. "Allame" ve "Fahhame"nin mübalağa için kullanıldığı gibi, onların verdiği anlam ile bizim tercümemiz aynıdır.

hüzünyılı
28-08-2009, 18:23
Namazın farz oluşu

Bakara suresi ayet 110
Namazı ikâme edin, zekâtı verin. Kendiniz için önceden ne takdim ederseniz sonunda onu http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif katında hazır bulacaksınız. Şüphesiz ki http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif yaptıkla*rınızı gör*mektedir."

Namazı ikâme edin.
Namazın misyonunu, fonksiyonunu ger*çekleştirin. Namazı ayağa kaldırın. Namazı http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın istediği bi*çimde ifa edin. http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’la diyalog gerçekleştirecek biçimde ifa edin onu. Hayatı düzenleyecek biçimde namazı ikâme edin. Ve de ze*kâtı verin.

Yâni zekâtlarınızı vererek http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın mallarınıza da ka*rışma yetkisinde oldu*ğunu kabullenin. Yâni http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’la münâsebeti*nizi namazla, toplumla mü*nâsebetinizi de zekâtla icra edin. Dilenci ifadesiyle söylersek ne verir*seniz elinizle o gider sizinle. Yarınınız için bugünden ne takdim et*mişseniz onu http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın yanında hazır bulacaksınız.

Namaz gibi, oruç gibi, hac gibi, cihat gibi, infak gibi, zaman gibi bugün ne takdim etmişseniz yarın http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif katında onu hazır bula*caksınız. Hem de onlara en muhtaç olduğunuz bir anda kat kat fazla*sıyla http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın yanında hazır bulacaksınız onları. Rabbimiz böylece bana güzel borçlar sunun ki; o bende kalsın, yarın size en lâzım ol*duğu günde benden alırsınız

hüzünyılı
28-08-2009, 18:23
Namazın İslamın rükünlerinden (esas) olduğu

Bakara suresi ayet 177
Yüzlerinizi doğudan ve batıdan yana çevirmeniz iyilik değildir. Ama iyilik, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'a, ahiret gününe, meleklere, Kitaba ve peygamberlere iman eden; ona olan sevgisine rağmen, malı yakınlara, yetimlere, yoksullara, yol oğluna (yolda kalmışa) , isteyip-dilenene ve kölelere (özgürlükleri için) veren; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler ile zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenler(in tutum ve davranışıdır) . İşte bunlar, doğru olanlardır ve müttaki olanlar da bunlardır.

İbadetlerin dış formlarına verilen önemin anlamsızlığını göstermek üzere, örnek olarak, yüzünü doğuya veya batıya döndürmenin gerçek iyilik (birr) olmadığına işaret edilmektedir. Burada, bazı dinî formalite ve törenleri icra etmenin veya dindarlık gösterisinin gerçek iyilik olmadığı ve http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif katında önem ve değeri bulunmadığı anlatılmak istenmektedir.

hüzünyılı
28-08-2009, 18:23
Namazın İslamın rükünlerinden (esas) olduğu

Bakara suresi ayet 277
Şüphesiz iman edip güzel amellerde bulunanlar, dosdoğru namazı kılanlar ve zekâtı verenler; onların ecirleri Rablerinin katındadır. Onlara korku yoktur, onlar mahzun olmayacaklardır.

Bu bölümde http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif karşılaştırma için iki karakter sunmaktadır. Birisi servet düşkünü, gece gündüz http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'a ve yarattıklarına aldırmaksızın servet biriktirmekle uğraşan tefecidir. Diğeri ise http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'a ibadet eden, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'ın yarattıklarının haklarını gözeten, serveti kazandıktan sonra kendisi, başkaları için ve iyi ameller uğrunda harcayan cömert kimsedir. http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif birinci tür kimselerden hoşlanmaz; çünkü onlar, iyi ve dengeli bir toplum kuramazlar. Aksine onlar bu dünyada hem kendilerini, hem de başkalarını rezil ederler, Ahiret'te onlara acıklı bir azap vardır. Bunun aksine http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif ikinci tür kimselerden razı olur, çünkü bu kimseler iyi ve dengeli bir toplum kurup, gerçek başarıya ulaşabilirler. Onlar bu dünyada huzur içindedirler ve Ahiret'te de bütün Cennet nimetleri onların olacaktır.

hüzünyılı
28-08-2009, 18:24
Namazın İslamın rükünlerinden (esas) olduğu

Nisa suresi ayet 77
Kendilerine; "Elinizi (savaştan) çekin, namazı kılın, zekâtı verin" denenleri görmedin mi? Oysa savaş üzerlerine yazıldığında, onlardan bir grup, insanlardan http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'tan korkar gibi- hata daha da şiddetli bir korkuyla- korkuya kapılıyorlar ve: "Rabbimiz, ne diye savaşı üzerimize yazdın, bizi yakın bir zamana ertelemeli değil miydin?" dediler. De ki: "Dünyanın metaı azdır, ahiret ise muttakiler için daha hıyırlıdır ve siz 'bir hurma çekirdeğindeki ipince bir iplik kadar' bile haksızlığa uğratılmayacaksınız."

Bu ayet üç anlama gelir ve üçü de aynı derecede doğrudur:
Birincisi,
şimdi korkaklık gösterip geri çekilen kimseler,savaş emri verilmeden önce savaşmak için sabırsızlanıyorlardı. Kendilerine uygulanan baskılardan şikayet ederek: "Bize izin ver de savaşalım. Çünkü bunca yanlışlığa tahammülümüz kalmadı" diyorlardı. Kendilerine sabırlı olmaları, namaz ve zekâtla nefislerini temizlemeleri tavsiye edildiğinde ise bu tavsiyeleri tutmuyorlardı. Fakat onlara savaş emri verildiğinde, aynı kişiler, düşman ordusu ve çeşitli tehlikelerle karşılaşınca korkmaya başladılar.

İkinci anlam ise şudur:
Bu kimseler namaz ve zekât gibi kolay ve bir tehlike teşkil etmeyen ibadetlerle emrolundukları sürece "dindar"dırlar. Fakat onlara http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif yolunda savaşmaları emrolununca hayatlarını kaybetmekten korkup dehşete kapıldılar ve dindarlıklarını unuttular.

Üçüncü anlam ise şudur:
İslâm öncesi dönemde ganimet toplamak veya heva ve heveslerini tatmin etmek için gece gündüz savaş yapıyorlardı. Fakat http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif yolunda savaşmaları emredilince, kendi nefislerini yüceltmek için savaştıklarında birer cesaret örneği olan bu kişiler birer korkak haline geliyor ve kaplan gibi atılgan olanlar, kedi gibi korkak oluyorlardı.
Yukarıda bahsettiğimiz bu üç anlam üç farklı gruba tekabül eder ve Arapça metin o kadar geniş kapsamlıdır ki bu üç gruba da uyar.

Yani, "http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif yolunda yaptığınız hizmetlerin karşılığını merak etmenize gerek yoktur. Siz http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif yolunda çaba sarfederseniz, O sizin emeklerinizi boşa çıkarmaz."

hüzünyılı
28-08-2009, 18:24
Nisâ suresi ayet 103
“Namazı kıldıktan başka, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'ı ayakta iken, otururken, yan yatarken de anın. Emniyete kavuştuğunuzda, namazı gereğince kılın. Namaz şüphesiz, inananlara belirli vakitlerde farz kılınmıştır.”

Namazı ikmal ettikten sonra da http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ı zikredin, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ı günde-me alın, kıyamda, ayakta iken, otururken, yanlarınız üzerinde yatar-ken http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ı zikredin. http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın kitabıyla beraber olun, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın âyetlerini gündeminize alın, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın yasalarını hatırlayıp gündem maddesi yapın. Savaşın içinde de http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın âyetleriyle, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın zikriyle ilginizi kes-meyin. Gündeminizi http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif belirlesin, hareketlerinizi, tavırlarınızı http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif belirlesin.

Evet savaşta http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’la beraberiz, savaşın en kızışkın halinde, ölürken öldürürken http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’la beraberiz, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın âyetleriyle beraberiz, namazla beraberiz. Hayat memat kavgasının en kritik noktasında bile namaz vasıtasıyla http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’la diyalogumuzu kesmeyeceğiz. Namaz bittikten sonra da http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’la beraberliğimiz sürecek ve keşmekeş bir hayatın insanı olmayacağız. http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın zikriyle, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın âyetleriyle beraberliğimiz devam edecek.

Ama savaştan uzaklaşıp, savaş ortamı bitip de emniyete, güvenliğe kavuştuğunuz zaman da savaş öncesi namazınızı nasıl kılıyor idiyseniz, ağır ağır, yavaş yavaş, namaz içinde okuduğunuz âyetlerin mânâlarını düşüne düşüne, âyetlerin bilincine ere ere, ne dediğinizin ne okuduğunuzun, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’tan hangi mesajları aldığınızın ve http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’a hangi sözleri verdiğiniz farkına vara vara namazlarınızı kılın. Namazlarınızı vaktinde kılın. Çünkü namaz mü’minlere belirli vakitlerle farz kılınmıştır. Beş vakit namaz olarak emredilmiştir.

Öyleyse seferde olmadığınız, savaşta olmadığınız, korku içinde bulunmayıp emniyet ve güven içinde bulunduğunuz zamanlarda beş vakit namazın her birerini vaktinde ifa edin. Ekonomik kaygılarla, oyun eğlence gibi boş şeyler peşine düşerek, başka sebeplerle acele etmeyerek doğru dürüst kılın namazlarınızı.

hüzünyılı
28-08-2009, 18:24
Namazın İslamın rükünlerinden (esas) olduğu

Nisa suresi ayet 162
“Fakat onlardan ilimde derinleşmiş olanlara, sana indirilen Kitaba ve senden önce indirilen Kitaba inanan mü'minlere, namaz kılanlara, zekât verenlere, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'a ve âhiret gününe inananlara, elbette büyük ecir vereceğiz.”

Demek ki toplumlar, insanlar ne kadar da bozulmuş, tefessüh etmiş olurlarsa olsunlar mutlaka onların içinde bozulmayanlar da olabilecektir. İşte bu sapmış yahudilerin içinde, yahudileşmiş İsrail oğulları içinde yahudileşmeyen, bozulmayan http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın istediği biçimde Müslümanca tavırlarını sürdüren samimi Müslümanların varlığını anlatıyor Rabbimiz.

Onlardan ilimde rüsûh sahibi olanlar, ilimde derinleşenler ve de önceden dosdoğru iman sahibi olanlar hem indirilmiş olan kitaba hem de senden öncekilere indirilmiş kitaplara iman ederler, namazı ikâme edip ayağa kaldırırlar. Zekâtlarını verirler. Namazla http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın hayatlarına karıştığına, zekâtla da mallarına karıştığına imanlarını gündeme getirirler. Namazla http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın bedenlerinde söz sahibi olduğuna, zekâtla da malları konusunda http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın söz sahibi olduğuna imanlarını gündeme getirirler. Ve onlar âhiret gününe de iman ederler. Ölüm ötesi hayatın hesabına kitabına iman ederler. Hayatlarını bu imana bina ederek yaşarlar.

Âyeti ya böyle anlıyoruz, ya da o ehl-i kitaptan ilimde derinleşmiş olanlar, önceki kitaplarına vakıf olup samimiyetle onunla amel edenler, kör bir taklide kapılarak atalarının yanlışlarına düşmeden önceden de vahyi tanıyanlar şimdi aynı kaynaktan gelmiş son kitaba da iman ederler. Burada Rasulullah Efendimiz döneminde Medine ve çevresinde yaşayan yahudileşen ve hıristiyanlaşan kitap ehli arasında bir kısım âlimler vardı ki bunlar Tevrat’a, İncil’e, Zebur’a samimiyetle inanmış ve bu imanlarını samimiyetle sürdüren kitap ehli kastedilmektedir.

Bunlar peygamberler ve kitaplar arasında hiçbir ayırım yap-mayan, önceki kitaplarına ve peygamberlerine samimiyetle iman et-tikleri için son elçiyle karşı karşıya geldikleri zaman da hiçbir sıkıntı çekmeden, hiçbir ön yargı içine girmeden hemen iman eden kimselerdir. İşte bunlar ve önceden kitapla, dinle hiçbir ilgileri olmadığı halde şimdi bu son kitaba iman eden, namaz kılan, zekât veren muhacir ve ensâr var ya, işte onlar için elbette büyük bir mükafat vereceğiz, buyuruyor Rabbimiz.

İlim sahibi olanlar, âlim özelliğine sahip olanlar, okuyanlar, araştıranlar, vahiyle ilgi kuranlar anlıyoruz ki kıyamete kadar dünyanın hangi coğrafyasında olurlarsa olsunlar mutlaka Kur’an’a ve peygam-bere iman etmişler ve edeceklerdir. Bunlar mutlaka inandıkları http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’a kulluğun en belirgin sembolü olarak namazı kılacaklar ve toplumda http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif için mallarını harcayacaklardır.

Ve işte onların bu yaptıklarını asla boşa çıkarmayacaktır http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif. Hayatlarını böylece http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif için yaşayan kullarına Rabbimiz büyük mükafatlar ve cennetler vaad ediyor.

hüzünyılı
28-08-2009, 18:24
Namazın İslamın rükünlerinden (esas) olduğu

Maide suresi ayet 12
Andolsun, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif İsrailoğullarından kesin-söz almıştı. Onlardan oniki güvenilir-gözetleyici göndermiştik. Ve http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif onlara: "Gerçekten ben sizinle birlikteyim. Eğer namazı kılar, zekâtı verir, Peygamberlerime inanır, onları savunup-desteklerseniz ve http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'a güzel bir borç verirseniz, herhalde sizin kötülüklerinizi örter ve sizi gerçekten, altından ırmaklar akan cennetlere **yasak kelime**. Bundan sonra sizden kim inkâr ederse, cidden dümdüz bir yoldan sapmıştır."

Eğer namazı ikame ederseniz. Namazı dimdik ayağa kaldırırsanız. Namazla ayağa kalkarsanız. Namazla hayatı ayağa kaldırır-sanız. Namazla hayatı düzenlerseniz. Bireysel, ailevi, toplumsal tüm hayatınızı namaza özdeş hale getirirseniz. Namazla hayatı doğru orantılı kılarsanız. Namazda http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’tan mesaj alır ve hayatınızı namaz eksenli, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif eksenli, vahiy eksenli şekillendirirseniz. Arkadaşlar, namazın ayağa kaldırılması dinin ayağa kaldırılması demektir. Çünkü namaz dinin direğidir. Namazı yerlerde sürünen bir din yıkılmış demektir. Namaz dikildi mi çadır ayaktadır, namaz yıkıldı mı çadır yıkılmış demektir.

Din neydi?
Din bir hayat programıydı. Din bir yaşam biçimiydi. Öyleyse bireysel ve toplumsal hayatınız, hukukunuz, ceza kanunlarınız, eğitiminiz, askeriyeniz, sosyal ve siyasal yapılanmalarınız, ekonomik düzenlemeleriniz namazda ilgi kurduğunuz http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın kitabında anlatıldığı gibi olursa din ayağa kaldırılmış demektir. İşte böyle http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın istediği gibi bir namazla hayatınızı, varlığınızı http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’a adarsanız, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif için bir hayat yaşamaya yönelirseniz. Varlığınız, vücutlarınız ko*nusunda tek söz sahibi olarak http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ı kabullenirseniz.

hüzünyılı
28-08-2009, 18:24
Namazın İslamın rükünlerinden (esas) olduğu

Maide suresi ayet 55
Sizin dostunuz (veliniz) , ancak http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif, O'nun Resulü, rükû' ediciler olarak namaz kılan ve zekâtı veren mü'minlerdir.

http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif teala bu âyet-i kerimede müminlerin, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'ın Peygamberlerinden ve kendi dinlerinden oîan müminlerden başka hiçbir dostları olmadığını belirterek Yahudi ve Hristiyanlar gibi din düşmanlarını dost edinenlerin, yanlış bir yol seçtiklerini, sonunda mutlaka pişman olacaklarım veya o dost edindikleriyle beraber olacaklarını bildirmektedir.

Ishak b. Yesur ve Aıiyye b. Sa'd bu âyet-i kerimenin, Kaynuka Yahudile-riyle oian dostluğunu ve antlaşmasını bozup ancak http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif Resulünü ve müminleri dost edindiğini bildiren übade b. es-Samit hakkında nazil olduğunu söylemişlerdir.

Ayet-i kerimenin "Namazı kılarlar, rüku ederek (boyun eğerek) zekatı verirler." bölümünün kimin hakkında indiği huusıında iki görüş zikredilmiştir.

Bazılarına göre bu âyet, bütün müminler hakkındadır.
Süddi, Ebu Cafer, Uibe b. Ebi Hakim ve Mücahid'e göre ise âyetin bu bölümü Hz. Ali hakkında nazil olmuştur. Çünkü Hz. Ali namazda rüku ederken yanından geçen dilenci ondan bir şey istemiş Hz. Ali de onu yüzüğünü vermiştir. Bu sebeple "Rüku ederken zekatlarını verirler" şeklinde vasıflandırılmıştır.

hüzünyılı
28-08-2009, 18:25
Namazın İslamın rükünlerinden (esas) olduğu

Enam suresi ayet 72
Bir de: "Namazı kılın ve O'ndan korkup-sakının (diye de emrolunduk.) Huzuruna (götürülüp) toplanacağınız O'dur.

http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif bize namaz kılmamızı ve daima kendisinden korkmamızı emretmiştir. Kıyamet gününde hepimiz, yaptıklarımızın hesabını vermek üzere onun huzurunda toplanacağız.

Araf suresi ayet 170
Kitaba sımsıkı sarılan ve namazı kılanlara gelince, şüphesiz ki biz o iyiliğe çalışanların mükâfaatını asla zayi etmeyiz.

http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif Teâlâ, Tevrattan yüzçevirenlerin halini beyan ettikten sonra, göndermiş olduğu kitaba sımsıkı sarılanları överek buyuruyor ki: "http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'ın kitabına sarılıp onunla amel edenler namazlarını tam vaktinde hakkıyle kılanlar yok mu? Şüphesiz ki biz, iyi amel işleyenlerin amellerini asla zayi etmeyeceğiz

hüzünyılı
28-08-2009, 18:25
Namazın İslamın rükünlerinden (esas) olduğu

Enfâl suresi ayet 3
Onlar, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler.

İşte gerçek mü’minler bunlardır. Demek ki bir mü’min var, bir de gerçek mü’min vardır. İmanlarının eylemini gerçekleştirmiş, imanlarını iddia planından ispat planına dökmüş, hem dilleri, hem kalpleri ve hem de amelleriyle, hayatlarıyla imanlarını ortaya koymuş insanlar bunlardır. İmanlarının gereklerini yerine getirmiş mü’minler bunlardır.

Öyleyse bir insan gerçek mü’min olmak istiyorsa kesinlikle bu özelliklere sahip olmak zorundadır. Kalbim temiz olduktan sonra namaz kılmasam da olur diyen bir kimse gerçek mü’min değildir. Namazını kıldığı halde onu ikame etmeyen, namazda http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’tan hiç bir mesaj almayan, hayatıyla namazı doğru orantılı olmayan, namazı kendisini kimi kötülüklerden alıkoyamayan kimse gerçek mü’min değildir. Malında, bilgisinde, zamanında, hayatında ve tüm sahip olduklarında http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın söz sahibi olduğunu bilmeyen, sahip olduklarını http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif kullarıyla paylaşma kavgası içine girmeyen bir kimse de gerçek mü’min değildir.

Evet bunlar gerçek müminlerdir ve onlar için http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif katında de-receler vardır, mağfiret vardır, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif onların geçmişlerini sıfırlayacak, hatalarını bağışlayacak ve onlara Kerîm bir nîmet, değerli bir cennet lütfedecektir. Kesintisiz ve baş kakıntısı olmayan bir cennet vardır on-lar için. Evet Rabbimizin kitabından ve Resulünün Sünnetinden cenneti öğrenen bir kimsenin onu kaybettirecek bir hayatı yaşaması mümkün değildir.

hüzünyılı
28-08-2009, 18:25
Namazın İslamın rükünlerinden (esas) olduğu

Tevbe suresi ayet 5
“Hürmetli aylar çıkınca, müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün; onları yakalayıp hapsedin; her gözetleme yerinde onları bekleyin. Eğer tevbe eder, namaz kılar ve zekat verirlerse yollarını serbest bırakın. Doğrusu http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif bağışlar ve merhamet eder.”

Eğer tevbe ederler, salât’ı ikâme ederler, zekatı da verirlerse, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’la ve kendileriyle barışırlar, fıtratlarıyla barışırlar ve bunun gereği olarak bireysel ve toplumsal kulluklarını sadece http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’a yaparlarsa, mallarında ve bedenlerinde http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın söz sahipliğini kabul ederler, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif için bir hayat yaşamaya yönelirlerse onları salıverin, yollarını açıverin.

Evet kitabımızın başka âyetlerinden ve Rasulullah efendimizin hadislerinden öğreniyoruz ki namaz ve zekat emrine isyan insanların öldürülme sebebidir. http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın insanın bedeninde ve malında söz sahipliği anlamına gelen, ya da insanın bireysel ve toplumsal hayatına http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın karışmasını kabul anlamına gelen namazı ve zekatı reddeden bir kimse öldürülür. Bu konuda hiç bir ihtilâf yoktur. Ancak namaz ve zekatın farziyetini kabul etmekle beraber yerine getirmeyen kimseler hakkında ihtilâf vardır.

Bazı âlimler âyetin baş tarafını ölçü alarak böyle kimseler had-den öldürülür derken, bazıları da âyetin sonraki bölümünü temel kabul ederek hapsedilir ve bu farizaları ifa edecekleri ana kadar hapisten çıkarılmaz demişlerdir. Zekatı vermeyenler üzerine Hz. Ebu Bekir efendimizin ordu gönderdiğini biliyoruz. Kim demiş efendim namaz da, zekat da insanın http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’la kendi arasında bir ilişkiymiş? Kim demiş buna insanlar karışmazmış? Kim demiş kimse insanlara namaz kılmalısın, zekat vermelisin diyemezmiş? Kim demiş dinde zorlama yok muş?

İşte âyet son derece açık ve net bir şekilde bunun böyle olmadığını ortaya koyuyor. Böyleleri Müslüman olduklarını da iddia etseler evlerimize girmelerine, kızlarımızla evlenmelerine, iş yerlerimizde çalışmalarına yol verilmeyecek. Yol vermeyin ki http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın istediği şekilde Müslümanca bir hayata dönmekten başka çareleri kalmasın.

Evet eğer onlar namaz kılarak http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’la diyaloga geçerler, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’tan mesaj alırlar ve hayatlarını bu mesaja bina ederlerse, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’tan aldıkları bu mesajı toplumla paylaşırlar, yâni http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif ve kullarıyla ilişkilerini http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın istediği şekilde düzeltirlerse dokunmayın onlara. Çünkü http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif Gafur ve Rahîmdir. Unutmayın ki http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif kullarını çok bağışla-yandır. Sizler de böylelerine karşı Rabbinizin ahlâkıyla ahlâklanın.

“Eğer onlar barışa yanaşırlarsa, sen de yanaş ve http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'a güven. O, şüphesiz işitir ve bilir.
(Enfâl 61)

Eğer o Kâfirler sizinle yaptıkları anlaşmalarını bozduktan sonra, size hainlik ettikten sonra sizden korkarak tekrar sizinle bir anlaşmaya yönelirlerse sen de barıştan yana ol ve bu konuda http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’a güven. Muhakkak ki http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif işiten ve bilendir. Zira savaş değil, barış esastır. Evet Rabbimizin yasalarında onlarda gerçekten barışa bir meyil görülmüşse bu mutlaka değerlendirilecektir. Ama onlar gerçekten barış taraftarı değil de yine bir başka hainlik düşünüyorlarsa bu güzel bir şekilde araştırılıp karar verilecektir.

Evet Müslümanların diğer insanlarla, diğer toplumlarla ilişkileri http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’a güven esasına dayanır. http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif her konuda Müslümanlara yetecektir. En olumsuz şartlar içinde bile tüm hainliklere rağmen Rab-bimiz mü’minleri yardımıyla destekleyecek ve zafere ulaştıracaktır. İşte bu konuda da temel yasa budur. O halde bize düşen her şart al-tında http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif yasalarına sahip çıkmaktır. Gerisi http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’a aittir.

hüzünyılı
28-08-2009, 18:26
Namazın İslamın rükünlerinden (esas) olduğu

Tevbe suresi ayet 11
“Eğer tevbe eder, namaz kılar ve zekat verirlerse, sizin din kardeşiniz olurlar. Bilen kimseler için âyetlerimizi uzun uzadıya açıklıyoruz.”

Eğer böyleleri tevbe eder, kendini düzeltir, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’la ve kendisiyle barışık hale gelir, namazı ayağa kaldırır, namazla hayatını özdeşleştirir, namazı ve namazla aldığı http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif mesajını hayatına egemen kılar ve zekatını da verirse. http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’a imanının gereği olarak arınıp yücelmek için zekat gibi bir bedel ödemeye yönelirse o zaman onlar sizin dinde kardeşiniz olurlar. Evet onlar namazı ikâme ederek http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’la ilişkilerini, zekatla da insanlarla ilişkilerini http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın istediği gibi düzenleme yoluna girerlerse onlar sizin din kardeşleriniz olurlar.

Tevbe dönüş demektir. Tevbe kişinin http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’la ilişkilerini gözden geçirip Onun istediğine yönelmek demektir. Ama sadece ben tevbe ettim, ben döndüm demekle olmaz bu iş. Bu dönüşünü bizzat bireysel ve toplumsal hayatında göstermesi gerekir. Dönüşündeki samimiyetini ortaya koymak üzere namazı ikâme ederek bireysel ha-yatında, zekatı da vererek toplumsal hayatında sadece http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’a kul olduğunu, sadece Onu dinlediğini ortaya koyacak. Malını ve canını http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif yolunda kullanacak, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın emrine teslim edecek. http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın belirlediği yasalar istikâmetinde bir ömür tüketecek.

İşte o zaman onlar sizin din kardeşiniz olurlar. Yâni sadece canlarını ve mallarını emin kılmakla kalmayıp sizin kardeşliğiniz şerefine de erişirler. Dinde sizin lehinize ne varsa onların lehlerine de o vardır. Sevinçte, kıvançta, tasada sizinle beraber olur onlar. Daha önceden babalarınızı, kardeşlerinizi öldürmüş bile olsalar onların din kardeşleriniz olduğunu unutmayın. Öyleyse http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’la ve insanlarla ilişkilerini http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın istediği şekilde düzenlemeyenler, küfür ve şirkten dönüş yapıp malları ve canları konusunda http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ı söz sahibi bilmeyenler bizim kardeşlerimiz değillerdir. Onların dinleri ayrı olduğu için bizimle kardeşlik bağları da yoktur.

İşte Biz âyetlerimizi onları dinleyen, onlara kulak veren, onların değerini bilen, onlara iman eden ve onlar istikâmetinde bir hayat yaşayacak olanlar için böyle tüm boyutlarıyla ele alıp açıklıyoruz.

hüzünyılı
28-08-2009, 18:26
Namazın İslamın rükünlerinden (esas) olduğu

Tevbe suresi ayet 18
“http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'ın mescitlerini sadece, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'a ve âhiret gününe inanan, namaz kılan, zekat veren ve ancak http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'tan korkan kimseler onarır. İşte onlar doğru yolda bulunanlardan olabilirler.”

http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın mescidlerini imar, tüm yeryüzü mescidini düzenleme, yeryüzünün yapılanması sadece http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ı ve âhiret gününe inanan, namazı ikâme eden ve sadece http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’tan korkan, sadece http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif için bir hayat yaşayan, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’tan başka hiç kimseden korkmayan kimselerin hakkıdır. Bu yetki, bu hak sadece bu özellikleri taşıyan mü’minlere aittir. http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif insan ilişkilerini http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın istediği gibi ayarlama mânâsına gelen namazı ikâme edenler, insanların kendi aralarındaki ilişkilerini http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın istediği gibi ayarlama anlamına gelen zekatı verenler ve de http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’tan başka hiç kimseden korkmayanların işidir tüm arz mescidinin imarı. Arzda düzen yapma, yeryüzünde yapılanma gerçekleştirme, yeryüzünde egemen olma sadece bunların hakkıdır. İşte ancak bunlar mühtedidirler. Ancak bunlar doğru yoldadırlar ve bunların yapacakları düzen, doğru düzendir.

http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’a http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın istediği gibi inanmayan, âhiret endişesi taşımayan, yaptıklarından dolayı hesaba çekileceklerine inanmayanların, namazı ikâme, zekatı verme gibi, yâni bireysel ve toplumsal hayatı http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın istediği gibi düzenleme diye bir derdi olmayanların mescidleri imar etmeleri, tüm arz mescidinde http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın istediği düzeni kurmaları mümkün değildir. Yine http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’tan başkalarından korkan kimseler mes-cidleri korktukları kimseler adına inşa ederler. Orada korktukları kimselerin adının yüceltilmesine sa’y ederler. Onların yasalarının hamdi-ne sa’y ederler. Ama sadece http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’tan korkanlar sadece Onun adının yüceltilmesine, sadece Onun yasalarının hamd edilmesine sa’y ederler.

O halde bu mescidlere biz kendimiz sahip çıkmak zorundayız. Bu mescidler bizimdir. O mescidleri kâfirlere ve müşriklere bırakma-yacağız. Dinin eğitim ve öğretiminin gerçekleştirileceği ibadet kurumlarımızı, eğitim kurumlarımızı kendimiz oluşturmak zorundayız. Oralarda kendimiz egemen olmak zorundayız. Programlarımızı kendimiz yapmak zorundayız. Bunları müşriklerden bekleyecek olursak şirke bulaşmaktan kendimizi de çocuklarımızı da kurtarmamız mümkün olmayacaktır. http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın dinini, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın kitabını sansürsüz anlama imkânımız olmayacaktır. Dinimizi müşriklerden, onların programlarından öğrenmeye kalkışırsak asla http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif’ın istediği hidâyete ulaşma, mühtedi olma imkânımız olmayacaktır.

hüzünyılı
28-08-2009, 18:27
Namazın İslamın rükünlerinden (esas) olduğu

Tevbe suresi ayet 71
Mü'min erkekler ve mü'min kadınlar birbirlerinin velileridirler. İyiliğe emreder, kötülükten sakındırırlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler ve http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'a ve Resulüne itaat ederler. İşte http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'ın kendilerine rahmet edeceği bunlardır. Şüphesiz, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.

Münafıklarla, gerçek mü'minlerin özellikleri arasındaki karşıtlık, dış görünüşte İslam'a iman ve itaat bakımından ikisi arasında benzerlik olmasına rağmen, birbirlerinden tamamen farklı olduklarını göstermektedir.
Farklılık, ahlaklarında, davranış, alışkanlık, tavır ve düşünce şekillerindedir. Bir tarafta, İslam'a inandıklarını söylemekten hiç bıkmayan, fakat samimi imandan yoksun olan ve davranışları inancını yalancı çıkaran münafıklar vardır.
Bunlar, üstündeki etikette "misk" yazan, fakat içinde hem görüntüsünden hem de yaydığı kokudan inek pisliği olduğu her yönden, görünüşü, kokusu ve diğer özellikleri ile ispatlanan şişelere benzerler. Diğer tarafta ise, içinde misk olan ve misk olduğu her yönden, görünüşü, kokusu ve diğer özellikleri ile ispatlanan şişelere benzeyen gerçek mü'minler vardır. Gerçi dıştaki İslam etiketi münafıklarla müslümanları bir tek İslam toplumu yapar, ama ikiyüzlülerin özellikleri gerçek müslümanlardan o kadar farklıdır ki, bu ikisi aslında iki ayrı toplum oluşturur. Kadın, erkek münafıklar, benzer özelliklere sahip diğer kimselerle birlikte ayrı bir toplum oluştururlar. Bunların hepsi http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'tan gafildirler, kötü işlerle meşgul olup, hayırlı işlerden yüzçevirirler ve asla gerçek mü'minlerle işbirliği yapmazlar; kısacası bunlar birbirlerinin dostudurlar, kendilerini İslam toplumundan saymazlar ve kendilerine özgü bir grup oluştururlar. Bunların aksine kadın, erkek, gerçek mü'minler bir tek toplum oluştururlar. Hepsi de hayırlı işlerle meşgul olup kötülükten nefret ederler, gece gündüz http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'ı zikrederler ve O'nu anmaksızın geçen bir hayat düşünmezler, http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif yolunda harcarken çok cömerttirler, hiçbir şart ve kayıt tanımaksızın http://www.minare.net/forum/Smileys/default/alak.gif'a ve Rasulüne itaat ederler. Bu ortak özellikler onları münafıklardan ayırır, onları tek bir toplum haline getirir ve birbirinin dostu kılar.