PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : HER "LA iLAHE iLLAllâh" DiYEN Allâh'I VE DE AHiRETi KABUL ETMiS SAYILIR MI?


๓คђşєг
18-11-2009, 12:20
*HER "LA iLAHE iLLAllâh" DiYEN Allâh'I VE DE AHiRETi KABUL ETMiS SAYILIR MI?

Halbuki Allâh'ı bilmek bütün kainata ihata eden rububiyetine ve zerrelerden yıldızlara kadar cüz'i ve külli herşey O'nun kabza-i tasarrufunda ve kudret ve iradesiyle olduğuna kat'i iman etmek ve mülkünde hiçbir şeriki olmadığına ve La İlahe İllAllâh kelime-i kudsiyesinde hakikatlarına iman etmek kalben tasdik etmekle olur. Yoksa " bir Allâh var " deyip bütün mülkünü esbaba (sebebe) ve tabiata taksim etmek ve onlara isnad etmek haşa hadsiz şerikleri hükmünde esbabı merci tanımak ve herşeyin yanında hazır irade ve ilmini bilmemek ve şiddetli emirlerini tanımamak ve sıfatlarını ve gönderdiği elçilerini peygamberlerini bilmemek elbette hiçbir cihette " Allâh'a iman hakikati " onda yoktur. (E.LAHİKASI)
---------- ********** ----------
Bir Müslüman bir hakikat-i imaniyeyi inkar etse küfr-ü mutlaka düşer. Çünkü başka dinlerin icmallerine mukabil İslamiyette tam izahat verilmiş rükünler birbirleriyle zincirlenmiş. Muhammed A.S.Allâh'ı tanımayan tasdik etmeyen bir Müslüman Allâh'ı da (sıfatıyla) tanımaz ve ahireti bilmez. ( Asa-yı Musa 9.Mesele 2.Nokta)
---------- ********** ----------

Ve keza -Bil ki Allâh'tan başka ilâh yoktur." Muhammed Sûresi 47:19- hakikati Muhammedün resulullah'ı istilzam ediyor (gerektiyor). Muhammedün resulullah da imânın beş rüknünü tazammun ettiği (kapsadığı) gibi sıfât-ı rububiyete de mazhar ve mira'ttır (aynadır). Bu sırra binaendir ki; Muhammedün resulullah imânın mizan ve terazisinde Lâ ilâhe illâllah ile karîn (yakın) ve muvazi (birbirinden ayrılmaz) olmuştur. Nübüvvet sıfât-ı rububiyete nâzır ve mazhar olduğundan umumî bir câmiiyete mâliktir. (M.NURİYE KATRE)
---------- ********** ----------
Ve bu kıymetli sevimli dostlarından (enbiya evliya asfiya) dahi onların imamı ve mefhari (iftihar vesilesi) olan Muhammed a.s'ı intihab ederek ehemmiyetli küre-i arzın yarısını ve ehemmiyetli nev-i insanın beşten birisini uzun asırlarla O'nun nuruyla tenvir ediyor (aydınlatıyor). Adeta bu kainat O'nun için yaratılmış gibi; bütün gayeleri O'nun ile ve O'nun dini ile Kur'an'ı ile tezahür ediyor (ortaya çıkıyor). ( 10.SÖZ 1.ZEYL 2.NOKTA )
---------- ********** ----------
O zât-ı Ahmediye (a.s.m.) ubudiyeti cihetiyle halktan Hakka teveccühü hasebiyle rahmet mânâsındaki salâtı ister. Risaleti cihetiyle Haktan halka elçiliği haysiyetiyle selâm eder. Nasıl ki cin ve ins adedince selâma lâyık ve cin ve ins adedince umumî tecdid-i bîatı takdim ediyoruz. Öyle de semâvat ehli adedince hazine-i rahmetten herbirinin namına bir salâta lâyıktır. Çünkü getirdiği nurla herbir şeyin kemâli görünür ve herbir mevcudun kıymeti tezahür eder ve herbir mahlûkun vazife-i Rabbâniyesi müşahede olunur ve herbir masnudaki makasıd-ı İlâhiye tecellî eder. Onun için herbir şey lisan-ı hal ile olduğu gibi lisan-ı kàli de olsaydı "Essalâtü vesselâmü aleyke yâ ResulAllâh" diyecekleri kat'î olduğundan biz umum onların namına
(Cinler ve insanlar sayısınca melekler ve yıldızlar adedince milyonlar salât insin sana yâ ResulAllâh) manen deriz.

(Allâh'ın bizzat sana salât etmesi yeter.Onun melekleri de Peygambere salât ve selâm ederler).(28.LemaTenbih 3.)
---------- ********** ----------
"De ki: Eğer Allâh'ı seviyorsanız bana uyun ki Allâh da sizi sevsin. Âl-i İmrân Sûresi 3:31." âyetinde i'câzlı bir îcâz vardır. Çünkü çok cümleler bu üç cümlenin içinde derc edilmiştir. Şöyle ki: Şu âyet diyor ki: "Allâh'a (c.c) imanınız varsa elbette Allâh'ı seveceksiniz. Madem Allâh'ı seversiniz; Allâh'ın sevdiği tarzı yapacaksınız. Ve o sevdiği tarz ise: Allâh'ın sevdiği zâta benzemelisiniz. Ona benzemek ise ona ittibâ etmektir. Ne vakit ona ittibâ etseniz da sizi sevecek. Zaten siz Allâh'ı seversiniz tâ ki Allâh da sizi sevsin." (11. Lema 10. Nükte)
---------- ********** ----------
İmanın 6 rüknü birbirlerinden ayrılmaları mümkün değildir. Her birisi umumunu isbat eder ister iktiza eder (gerektirir). O altı öyle bir küll ve küllidir (bütündür) ki tecezzi (parçalanma) kabul etmez ve inkısamı (bölünmesi) imkan haricindedir. (ASA-YI MUSA 9.MESELE)
---------- ********** ----------
İKİNCİ NOKTA: Muhabbetullah ittibâ-ı Sünnet-i Muhammediye a.s'ı istilzam eder (gerektirir). Çünkü Allâh'ı sevmek Onun marziyâtını (razı olacağı şeyleri) yapmaktır. Marziyâtı ise en mükemmel bir surette zât-ı Muhammediyede (a.s.m.) tezahür ediyor (ortaya çıkıyor). Zât-ı Ahmediyeye (a.s.m.) harekât ve ef'alde (fiilde) benzemek iki cihetledir.
Birisi: Cenâb-ı Hakkı sevmek cihetinde emrine itaat ve marziyâtı dairesinde hareket etmek o ittibâı (tabi olmayı) iktiza ediyor (gerektiriyor). Çünkü bu işte en mükemmel imam zât-ı Muhammediyedir (a.s.m.).
İkincisi: Madem zât-ı Ahmediye (a.s.m.) insanlara olan hadsiz ihsânât-ı İlâhiyenin en mühim bir vesilesidir; elbette Cenâb-ı Hak hesabına hadsiz bir muhabbete lâyıktır. İnsan sevdiği zâta eğer benzemek kabilse fıtraten benzemek ister. İşte Habibullahı sevenlerin Sünnet-i Seniyyesine ittibâ ile ona benzemeye çalışmaları kat'iyen iktiza eder. (11. Lema)

---------- ********** ----------
Elhasıl: Muhabbetulluh (Cenab- Hakk'a beslenen ihlaslı sevgi) Sünnet-i seniyyenin ittibaını istilzam edip (gerektirip) intaç ediyor (neticelendiriyor). (11. Lema 5.Nükte)
---------- ********** ----------
"Ey insanlar Ey Müslümanlar! Böyle hadsiz bir şefkatiyle sizi irşad eden ve sizin menfaatiniz için bütün kuvvetini sarf eden ve mânevî yaralarınız için kemâl-i şefkatle getirdiği ahkâm ve Sünnet-i Seniyyesiyle tedavi edip merhem vuran şefkatperver bir zâtın bedihî şefkatini inkâr etmek ve gözle görünen re'fetini itham etmek derecesinde onun sünnetinden ve tebliğ ettiği ahkâmdan yüzlerinizi çevirmek ne kadar vicdansızlık ne kadar akılsızlık olduğunu biliniz."Ve ey şefkatli Resul ve ey re'fetli Nebî! Eğer senin bu azîm şefkatini ve büyük re'fetini tanımayıp akılsızlıklarından sana arka verip dinlemeseler merak etme. Semâvat ve arzın cünudu taht-ı emrinde olan Arş-ı Azîm-i Muhitin tahtında saltanat-ı rububiyeti hükmeden Zât-ı Zülcelâl sana kâfidir. Hakikî muti taifeleri senin etrafına toplattırır seni onlara dinlettirir senin ahkâmını onlara kabul ettirir." (11.Lema 8.Nükte)
---------- ********** ----------
Yaşasın Şeriat-ı Ahmedî (S.A.V.)
Şeriat-ı garrâ kelâm-ı ezelîden geldiğinden ebede gidecektir. Nefs-i emmarenin istibdad-ı rezilesinden selâmetimiz İslâmiyete istinad iledir. O hablülmetine (islam'ın sağlam ipine) temessük (tutunma) iledir. Ve haklı hürriyetten hakkıyla istifade etmek imandan istimdad (yardım isteme) iledir. Zira Sâni-i Âleme hakkıyla abd ve hizmetkâr olanın halka ubudiyete tenezzül etmemesi gerektir. Herkes kendi âleminde bir kumandan olduğundan âlem-i asgarında (küçük aleminde) cihad-ı ekber ile mükelleftir. Ve ahlâk-ı Ahmediye (a.s.) ile tahallûk ve sünnet-i Nebeviyeyi ihyâ ile muvazzaftır (vazifelidir). ( HUTBE-i ŞAMİYE 5/3/325 (18/3/1909) Dinî Ceride no. 77 )
---------- ********** ----------
Şefkat-i insaniye merhamet-i Rabbaniyenin bir cilvesi olduğundan elbette rahmetin derecesinden aşmamak ve Rahmetenli'l Aleminin zatin (a.s.m) mertebe-i şefkatinden taşmamak gerektir. Eğer assa ve tassa o şefkat elbette merhamet ve şefkat değildir; belki dalalete ve ilhada (dinden çıkmasına) sirayet eden bir maraz-ı ruhi ve sakam-ı kalbidir. Mesela KAFİR VE MÜNAFIKLARIN (kafirden daha aşağı olup aramızda Müslüman gibi yaşayanların) Cehennemde yanmalarını ve azap ve cihad gibi hadiseleri kendi şefkatine sığıştırmamak Kur'an'ın ve edyan-ı semaviyenin bir kısm-ı azimini İNKAR VE TEKZİP OLDUĞU gibi zulm-ü azim ve gayet derecede bir merhametsizliktir. Çünkü masum hayvanları parçalayan canavarlara himayetkarane şefkat etmek o biçare hayvanlara şedit bir gadr ve vahşi bir vicdansızlıktır ve binler Müslümanların hayat-ı ebediyelerini mahveden ve yüzer ehl-i imanın (iman sahiplerinin) su-i akıbetine ve müthiş günahlara sevk eden adamlara şefkatkarane taraftar olmak ve merhametkarane cezadan kurtulmalarına dua etmek elbette o mazlum ehl-i imana dehşetli bir merhametsizlik ve şeni bir gadirdir. (K.MONU LAHİKASI MEKTUP:46)

alıntı

http://www.wuslatahasret.com/Themes/Teonun_Laneti_v4/images/icons/modify_inline.gif

PERİLİÇE
18-11-2009, 12:31
"Allâh'a (c.c) imanınız varsa elbette Allâh'ı seveceksiniz. Madem Allâh'ı seversiniz; Allâh'ın sevdiği tarzı yapacaksınız. Ve o sevdiği tarz ise: Allâh'ın sevdiği zâta benzemelisiniz. Ona benzemek ise ona ittibâ etmektir. Ne vakit ona ittibâ etseniz da sizi sevecek. Zaten siz Allâh'ı seversiniz tâ ki Allâh da sizi sevsin." (11. Lema 10. Nükte)


Allah razı olsun mahşer saqol paylaştıqın için..

๓คђşєг
18-11-2009, 12:40
ecmain olsun kardeşim