selmi
05-11-2009, 00:30
Ya Musab sen çocukluğunu varlıklı bir ailenin sunduğu imkanlar içerisinde yaşamıştın…ALLAH Resulünü tanıyıncaya kadar sürmüştü bu debdebeli hayatın.Tanıyınca onu vazgeçmiştin her şeyden.Sana sunulan nimetlerle seni imtihan etmek istemişlerdi.Sen ayağındaki ayakkabıdan,üstündeki elbiseden vazgeçmiştin O’nun yolunda.Senin gibi yüce bir ruh için bunlara bir imtihan denilemezdi.Sen zoru severdin.Sen okyanusları aşmaya taliptin.Derede boğulmak sana yakışmazdı.Sen irşad ve tebliğde kıyamete kadar anlatılacak dillere destan samimiyet ve ihlas numuneleri sundun bizlere.Sen inanmaları uğruna evvela başını ortaya koydun.Sonra çok pahalı bir pazarlık yaptın. “Bir lahza durun ve dinleyin, sonra kesecekseniz, kesin başımı” dedin.Kendi başını kurtardığın gibi onlarında kurtardın ebedi azaptan başlarını.Yine bir gün bir başınla gitmiştin Medine’ye 70 başla gelmiştin huzura.Memnun etmiştin alemlerin efendisini..Memnun etmiştin Resulullahı…
Hak uğruna baş uzatmaların hiç bitmemişti.Seni en son görenler Uhud’da önce başını uzatırken sonra başını saklarken görmüşlerdi…
Hocaefendi:
“Zira kendisi Gül devrini görmemişti. 2-3 sene irşad vazifesi yaptı.Bedirde Resulu Erkem’in yanında bulundu. “Uhud’da da yanında olayım Ya Resulullah dedi…22 yaşında vardı yoktu.Bıyıkları henüz terliyordu.Kılık ve kıyafetiyle Resulullaha çok benziyordu.ALLAH Resulu Uhud’da cübbesini çıkarıp sırtına giydiriyordu.Bugün senin sırtında dursun diyordu.O da şeref saydı cübbeyi sırtında taşıyordu.ALLAH’ Resulunu şehit etmeye gelen Resulullahı şehit ettim diye Musabı vuruyordu.Seve seve kolunu veriyordu.Sağ koluna inip kalkan kılıç darbesi karşısında kolu bir ağaç dalı gibi budanıp yere düşünce “elhamdulillah Resulullah’ın kolu kurtuldu” diyordu.Sol kolu koparken “elhamdulillah Resulullah’ın kolu kurtuldu”.Başını uzatırken bir boynu kalmıştı “elhamdulillah Resulullah’ın başı kurtuldu”diyordu.Kendisini bir hırkaya sarıp Uhud’un sinesine gömüyorlardı.Yapabileceği her şeyi yapmıştı.Kafasını kullanmış irşad, tebliğ vazifesini yapmıştı.Gönlünü kullanmış güvercinler gibi yukarılara çıkmıştı.Sırtındaki cubbe kefen olmaya yetmeyince, Ya resulullah ne yapalım dediler, vücudu kapanmıyor.Avret yerini kapatın başı ayakları açıkta kalsın diyordu.Ve O gün Musab’In suretinde bir melek akşama kadar savaşıyordu.
Sen bize hâl diliyle inanmak lafla olmaz diyordun.Baş koymak gerekir diyordun.Eğer er meydanına çıkacaksan başını uzatmaktan çekinme..Yoksa er meydanında işin ne diyordun.
--- Ey Genç cevap ver soruyoruz;
Sabahtan akşama kadar günahın içinde yaşayan.Bakmayı haramdan saymayan,haram ifadesini basite alan bizler öteye gittiğimizde senin bulduklarını bulabilecek miyiz…Yoksa müflis olarak mı gideceğiz öteye… Ya Rasulullah sen bir gün ashabına “müflis kimdir” diye sormuştun.Onlar bilemeyince sen “Müflis ahirette bedel olarak sevapları dağıtıldıktan sonra hala borçlu olan kişidir” demiştin.Halimiz harap, durumumuz perişanken biz ahir zaman ümmetin olarak, günah işlemede bu kadar gayri ciddi davranıyorsak sen bizi ciddiye alır mısın Ya Resulullah..Sen bizim müflisleşmiş ruhlarımıza hayat üfler misin Ya Resulallah.
Taif’in ayak takımı seni taşlarken kalpleri duyarsızlaşmış, insanlık aleminden istifa etmiş duyarsız ruhlar seni anlayamamıştı.Ahh Zeydim..Vücudunu taşların önüne kahramanca gerdin.Ama senin canını inciten sana isabet eden taşlar değildi.Vücuduna isabet etmesini isteyip de bunu başaramadığın taşlardı.Belki de cehenneme yakıt olma bahtsızlığına düşen taşlar, Resulullahın başına atılan taşlardı.Ahh diyordu Zeyd “şu giden taşın önüne geçemedim”.Çaresizlikten paramparça olmuş kalbinin iniltisiyle inliyordun. “ALLAH aşkına yapmayın”…
Peki şimdi sana atılan taşlara sütre olmayan, kendini ümmetten sayan ama taştan korkan, zora gelmeyen, yokuşu sevmeyen talihsizlere ne demeli.Rasulullah’tın sen..Habibullah’tın sen.. Sen farklıydın..Hayır sen kimseye benzemiyordun.Başına işkembe konuyor aldırmıyordun.Ağlama kızcağızım diyor Fatıma’yı teselli ediyordun.Ağlama zira ALLAH
senin babanı zayi edecek değildir diyordun..Cahile 100 kere Ebu Cehile 200 kere uğruyor bıkmıyordun.Kovuldum bir daha gitmem demiyordun.Pes etmek yoktu senin lugatinde. Onun için RABBİN seni inanmıyorlar diye kendini helak mı edeceksin fermanıyla uyarıyordu…
Bir kere gittiği kapıdan geri çevrildiği için, kovulduğu için bir daha asla gitmem diyen ümmetine şefaat edermisin Ya Rasulallah… Bir çok işinin arasında senin işini son sıraya koyan ümmetini ilk sıraya koyar mısın Ya Rasulallah…
Hak uğruna baş uzatmaların hiç bitmemişti.Seni en son görenler Uhud’da önce başını uzatırken sonra başını saklarken görmüşlerdi…
Hocaefendi:
“Zira kendisi Gül devrini görmemişti. 2-3 sene irşad vazifesi yaptı.Bedirde Resulu Erkem’in yanında bulundu. “Uhud’da da yanında olayım Ya Resulullah dedi…22 yaşında vardı yoktu.Bıyıkları henüz terliyordu.Kılık ve kıyafetiyle Resulullaha çok benziyordu.ALLAH Resulu Uhud’da cübbesini çıkarıp sırtına giydiriyordu.Bugün senin sırtında dursun diyordu.O da şeref saydı cübbeyi sırtında taşıyordu.ALLAH’ Resulunu şehit etmeye gelen Resulullahı şehit ettim diye Musabı vuruyordu.Seve seve kolunu veriyordu.Sağ koluna inip kalkan kılıç darbesi karşısında kolu bir ağaç dalı gibi budanıp yere düşünce “elhamdulillah Resulullah’ın kolu kurtuldu” diyordu.Sol kolu koparken “elhamdulillah Resulullah’ın kolu kurtuldu”.Başını uzatırken bir boynu kalmıştı “elhamdulillah Resulullah’ın başı kurtuldu”diyordu.Kendisini bir hırkaya sarıp Uhud’un sinesine gömüyorlardı.Yapabileceği her şeyi yapmıştı.Kafasını kullanmış irşad, tebliğ vazifesini yapmıştı.Gönlünü kullanmış güvercinler gibi yukarılara çıkmıştı.Sırtındaki cubbe kefen olmaya yetmeyince, Ya resulullah ne yapalım dediler, vücudu kapanmıyor.Avret yerini kapatın başı ayakları açıkta kalsın diyordu.Ve O gün Musab’In suretinde bir melek akşama kadar savaşıyordu.
Sen bize hâl diliyle inanmak lafla olmaz diyordun.Baş koymak gerekir diyordun.Eğer er meydanına çıkacaksan başını uzatmaktan çekinme..Yoksa er meydanında işin ne diyordun.
--- Ey Genç cevap ver soruyoruz;
Sabahtan akşama kadar günahın içinde yaşayan.Bakmayı haramdan saymayan,haram ifadesini basite alan bizler öteye gittiğimizde senin bulduklarını bulabilecek miyiz…Yoksa müflis olarak mı gideceğiz öteye… Ya Rasulullah sen bir gün ashabına “müflis kimdir” diye sormuştun.Onlar bilemeyince sen “Müflis ahirette bedel olarak sevapları dağıtıldıktan sonra hala borçlu olan kişidir” demiştin.Halimiz harap, durumumuz perişanken biz ahir zaman ümmetin olarak, günah işlemede bu kadar gayri ciddi davranıyorsak sen bizi ciddiye alır mısın Ya Resulullah..Sen bizim müflisleşmiş ruhlarımıza hayat üfler misin Ya Resulallah.
Taif’in ayak takımı seni taşlarken kalpleri duyarsızlaşmış, insanlık aleminden istifa etmiş duyarsız ruhlar seni anlayamamıştı.Ahh Zeydim..Vücudunu taşların önüne kahramanca gerdin.Ama senin canını inciten sana isabet eden taşlar değildi.Vücuduna isabet etmesini isteyip de bunu başaramadığın taşlardı.Belki de cehenneme yakıt olma bahtsızlığına düşen taşlar, Resulullahın başına atılan taşlardı.Ahh diyordu Zeyd “şu giden taşın önüne geçemedim”.Çaresizlikten paramparça olmuş kalbinin iniltisiyle inliyordun. “ALLAH aşkına yapmayın”…
Peki şimdi sana atılan taşlara sütre olmayan, kendini ümmetten sayan ama taştan korkan, zora gelmeyen, yokuşu sevmeyen talihsizlere ne demeli.Rasulullah’tın sen..Habibullah’tın sen.. Sen farklıydın..Hayır sen kimseye benzemiyordun.Başına işkembe konuyor aldırmıyordun.Ağlama kızcağızım diyor Fatıma’yı teselli ediyordun.Ağlama zira ALLAH
senin babanı zayi edecek değildir diyordun..Cahile 100 kere Ebu Cehile 200 kere uğruyor bıkmıyordun.Kovuldum bir daha gitmem demiyordun.Pes etmek yoktu senin lugatinde. Onun için RABBİN seni inanmıyorlar diye kendini helak mı edeceksin fermanıyla uyarıyordu…
Bir kere gittiği kapıdan geri çevrildiği için, kovulduğu için bir daha asla gitmem diyen ümmetine şefaat edermisin Ya Rasulallah… Bir çok işinin arasında senin işini son sıraya koyan ümmetini ilk sıraya koyar mısın Ya Rasulallah…