Orijinalini görmek için tıklayınız : Es Salatu Hayrun Minenenevm...
Kulaklarin Ezani Duymuyorsa
Nefsine Yeniliyorsan
Vazifeni Erteleyip
Nasipsizlik Ve Gaflete Koşarak
El Açip Kucaklayip Variyorsan.
bak Bu Yazi Gözüne İlişti İse
Ve Hala Sağsan Soluk Alip Veriyorsan
Yüce Mevlam Sana Merhamet Ediyor.
hadi Kalk Aksatma,erteleme Vesveseye Kapilma.
çık Rabbinin Huzuruna Vazifeni Eda Et
İste Rabbinden Dua'nla.
kendini kandırma...!
Onlardan sonra, namazı zayi eden, şehvet ve dünyevi tutkularının peşine düşen bir nesil geldi. Onlar bu tutumlarından ötürü büyük bir azaba çarptırılacaklardır.(Meryem 59)
(Ey Muhammed!) Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayasızlıktan ve kötülükten alıkor. ALLAH'ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir. ALLAH yaptıklarınızı biliyor.(Ankebut 45)
Hamd, ancak ALLAH (c.c.) içindir. O'na hamdeder, O'ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden, amellerimizin kötülüğünden O'na sığınırız. ALLAH (c.c.) kimi hidayete erdirirse onu saptıracak hiç kimse yoktur, kimi de saptırırsa onu hidayete erdirecek yoktur.
ALLAH'tan (c.c.) başka ibadete layık ilah olmadığına şehadet ederim. O, tektir ve ortağı yoktur. Yine şehadet ederim ki, Muhammed (s.a.v.) O'nun kulu ve Rasulü'dür.
Namaz kılmamak, imansızlıktan veya iman zayıflığından ileri gelir. İmanın kuvvetli olmasının alameti, dinimizin emirlerine severek, kolaylıkla uymaktır. Bedeni hasta olana bazı işleri yapmak güç geldiği gibi, kalbi ve ruhu hasta olana da ibadet etmek güç gelir.
"ES-SALATU HAYRUN MİNENNEVM" namaz uykudan hayırlıdır
HAYDİ NAMAZA..
KALKINIZ UYKUDAN,HAYIRLI OLANA..
İŞTE DAVET DALGA DALGA SEMALARDA..
ALLAHUEKBER..ALLAHUEKBER
LAİLAHEİLLALLAH..
--
--
Saygı Selam Ve Dualarım İle ALLAH-U TEALA'ya Emanet Olunuz...
http://www.ramazanrehberi.com/images/server/70T5FKHnamaz2.jpg
Namaz kılarken kabul olup olmadığına dair şüpheler duyuyor¸ '0lmadı bir daha kılayım' gibi vesvese halimi yaşıyorsunuz? Namaz kılarken beyninizi kemiren vesvese illetinden kurtulmanın çaresini mi arıyorsunuz? İşte vesveseden kurtulmak için bir kaç öneri..
Vesvese bir şeytan işidir¸ şeytandan kaynaklanan bir musibettir. Şeytanın kalbi kurcalaması¸ karıştırmasıdır. Şeytanın tek hedefi kalbdir. Tek emeli¸ kalbi bozmak¸ onu işe yaramaz hale getirmektir.
Neden kalb şeytanın hedef tahtasıdır? Cevabı Kur'ân'-dan alalım:
'Bilin ki¸ ALLAH kişinin kalbine ondan daha yakındır.'(1) 'Kim ALLAH'a iman ederse¸ ALLAH onun kalbine hidayet verir.'(2)
'Kalbler ancak ALLAH'ın zikriyle huzura kavuşur.'(3) 'İmanlarına iman katmak için mü'minlerin kalblerine sükûnet ve emniyet veren Odur.'(4)
'ALLAH size imanı sevdirdi¸ onu kalblerinize benimsetti.'(5) 'Mü'minler o kimselerdir ki¸ ALLAH'ın adı anıldığı zaman kalbleri titrer.'(6)
Kalb hakkında yüzlerce âyetten sadece mealini verdiğimiz bu birkaç âyette kalbin şu özelliklerini öğreniyoruz:
1. ALLAH kalbe yakındır.
2. ALLAH kalbe hidayet verir.
3. Kalb ALLAH'ın zikriyle huzura kavuşur.
4. ALLAH kalbe sükûnet ve emniyet verir.
5. ALLAH imanı kalblere benimsetir.
Evet¸ kalb imanın merkezi¸ zikrin merkezi¸ hidayetin merkezi¸ sükûn ve huzurun merkezi ve bütün duygularımızın merkezidir. Şeytan ise mü'mindeki bütün bu güzelliklerin düşmanıdır. Mü'mini bunlardan mahrum kılmak için elinden gelen düzenbazlıkları¸ hileleri ve oyunları yapar. Bunun için bütün mesele kalbi şeytanın hilelerinden uzak tutmaktır. Yoksa kalb bir kere bozuldu mu¸ bütün beden ve duygular bozulur. Hadis-i şerifte ifade edildiği gibi¸ 'Dikkat ediniz!
Bedende bir et parçası vardır; o düzeldiğinde bütün beden düzelir¸ o bozulduğunda da bütün beden bozulur.'
Vesvese ilk defa şüphe şeklinde gelir. Şeytan önce şüpheyi kalbe atar. Ancak kalb hemen tepki gösterir¸ savunmaya geçer. Fakat savunmayı bırakır¸ kabul ederse¸ şeytan birinci atışta hedefe isabet ettirmiş demektir. Fakat kalb kabul etmezse¸ orada bir iz bırakır¸ sonunda bir puş bir leke oluşturur. Bir süre sonra hayal aynasına bazı pis düşünceler yansır¸ edebe aykırı bazı çirkin görüntüler oluşur. Zaten bu görüntü ve leke kalbin hırçınlaşıp feryat etmesine¸ sıkılıp daralmasına kâfi gelmiştir. Sonunda 'Eyvah!' diyerek ilk hastalık mikrobunu kapmış olur ve ümitsizliğe düşüverir.
Vesvese mikrobunu kapan insan¸ kalbinin Rabbine karşı edepsizlikte bulunduğunu sanır¸ telaşa kapılır¸ titrer ve birdenbire heyecan dalgası bedeninin her yanım sarar. Bütün duygular yaralanmıştır¸ kalb penceresi puslanmış görüntüler netliğini kaybetmiştir. İnsan bu halden kurtulmak için çırpınıp durur. Ancak kalbinin gerçek sesine¸ yani kalbe gelen melek ilhamına kulak vermediğinden bir an için kendini boşlukta hisseder ve neticede huzurdan kaçar¸ gaflete dalar.
Evet¸ artık iyice mikrop kalbi sarmıştır. Bu anda insan bîçaredir¸ çaresizdir. Kurtuluş yollarını¸ tedavi çarelerini arar. Bu yaranın merhemi ve ilacı nedir?
Ve tedavi yolu:
Birinci tedavi: Bu durumda en önemli mesele¸ heyecana yenilip telâşa kapılmamaktır. Böyle bir vesveseye kapılan insan telaşa düşmemeli¸ endişe etmemelidir. Telâş ve endişeye sebep olan şeyin gerçekte var olması gerekir. Oysa kalbe ve hatıra gelenler¸ birer hayal ürününden başka I birşey değildir. Hayalden geçen çirkin şeylerin bir değeri¸ bir önemi yoktur. Üstelik insana bir zarar da vermez.
Bunun için insanın küfre iten şeyleri hayal etmesi onu küfre götürmediği gibi¸ edebe aykırı birşeyi düşünmesi de E edepsizlik olmaz. Çünkü bir şeyin hayalden geçirilmesi bir l karar ve hüküm sayılmaz. Bundan dolayı insanı bağlamaz¸ iyiliğinin veya kötülüğünün delili sayılmaz¸ hakkında bir sonuca götürmez. Oysa edepsizlik¸ kötü söz ve çirkin bir kelimenin ifadesi bir hükümdür. Küfrü ve çirkin sözü hayalinden geçiren insan bunu söylemiş değildir ki mes'ul durumda kalsın.
İkinci tedavi: Kalbe gelen çirkin sözler¸ edebe aykırı haller kalbten gelmiyor¸ bunun için kalbe ait değildir. Çünkü bu sözlerden kalb rahatsızdır; sıkılıyor¸ daralıyor. Kalbin bir ürünü olmadığı için bir kuruntu ve evhamdan başka bir şey değildir. Kalbten kaynaklanmadığına göre¸ şeytandan kaynaklanıyor¸ belki kalbe yakın olan şeytanın lemmesinden geliyor.
Lümme-i şeytaniye hadiste şöyle ifade edilmektedir:
Hadisi Abdullah bin Mes'ud rivayet etmektedir. Resul-i Ekrem (a.s.m.) şöyle buyurmuşlardır:
'Âdemoğlunda bir şeytanın lemmesi vardır¸ bir de meleğin lemmesi vardır. Şeytanın lemmesi¸ şerre (küfür¸ günah ve zulme) teşvik etmek ve hakkı yalanlamaktır; meleğin lemmesi ise iyiliği ilham etmek ve hakkı tasdik etmektir. Bunu her kim vicdanında hissederse ALLAH'tan olduğunu bilsin ve ALLAH'a hamdetsin. Öbürünü hisseden de şeytandan ALLAH'a sığınsın. Daha sonra Resulullah (a.s.m.) şu âyeti (meali) okudu: 'Şeytan sizi fakir düşmekle korkutur da¸ cimriliğe ve kötülüğe teşvik eder. ALLAH ise Kendi hazinesinden size mağfiret ve bolluk vaad ediyor...'(7)
Hadis-i şerifte geçen lemme¸ hadis âlimleri tarafından 'şeytanın inmesi¸ yakınlığı¸ dokunması ve vesvesesi' olarak açıklanırken¸ meleğin lemmesi de 'ilham' olarak izah edilmektedir.
Lemme¸ şeytan ve meleğin kalbteki üssü¸ merkezi¸ karargâhı ve santralıdır. Bunlar birbirlerine çok yakındır. Şeytan kendi karargâhından kalbe devamlı vesvese okları fırlatarak insanı küfre¸ isyana ve günaha çağırır¸ hakkı ve hakikati reddetmeye yöneltir; melek de şeytanın lemmesini bertaraf etmek için karşı atağa geçer¸ ilham vererek¸ onu hayra¸ güzelliklere¸ sevaba ve hakka çağırır.
İşte insanın kalbine gelen¸ hayal aynasına yansıyan bu çirkin sözler¸ şeytanın santralından gelmektedir.
Aynı kalbde şeytanın santralı ile meleğin santralının birbirine yakın olması¸ aynanın parlak yüzü ile mat yüzünün birarada bulunmasına benzer. Bir başka ifadeyle bir kütüphanede iyi kitapla kötü kitabın yanyana durması gibidir.
Bunun için melek ilhamı ile şeytan vesveseninin birbirine yakın olması insana bir zarar vermez.
Nasıl olursa¸ insan vesveseden zarar görür?
İnsan vesvesenin zarar vereceği vehmine kapılır¸ zarar verdiğini düşünürse zarar görür. Böylece kalbini sıkıntıya sokmuş¸ ıztıraba sürüklemiştir. Çünkü hayali hakikat sanmıştır. Bir şeytan işi olan vesveseyi kendi kalbine mal etmiştir. Şeytanın vesvesesini kalbinden gelen bir söz gibi kabullenmiştir. Yani vesvesenin zarar verdiği kanaatine varmış¸ zarar görmüştür. Tehlikeli sanmış¸ tehlikeye düşmüştür. Zaten şeytan da böyle bir şeyi istemektedir ve şeytanın dediği olmuştur.
Bundan kurtulmak için ne yapmalı? Hadiste de bildirildiği gibi¸ hemen şeytanın şerrinden ALLAH'a sığınmalıdır.
1 Enfal Sûresi¸ 24.
2 Teğâbün Sûresi¸ 11.
3 Ra'd Sûresi¸ 28.
4 Fetih Sûresi¸ 4.
5 Hucurât Sûresi. 7
6 Enfal Sûresi¸ 2.
7 Tirmizî¸ Tefsîrü'l-Kurân¸ hadis no: 2988
Bir Günlük Namaz!!!...
• Günde 40 rek’at namaz kılıyoruz. Bu 40 rek’atın 17’si farz, 3’ü vâcib, 20’si sünnettir.
• Bir senede 14.600 rek’at namaz kılıyoruz.
• Ramazan’da 600 rek’at teravih namazı kılıyoruz.
• Toplam bir yılda 15.200 rek’at namaz kılmış oluyoruz.
• Akşam namazından sonra kılınan evvabin namazı, kuşluk vaktinde kılınan duha namazı, gece kılınan teheccüd namazı gibi nâfile namazlar 15.200 rek’at sayısı dışındadır.
Namaz kılan bir mü’min bir günlük namazında neyi ne kadar zikrediyor; hiç düşündünüz mü Gelin ortalama bir rakam çıkaralım:
Namaz kılan bir mü’min bir günde en az
– 40 def’a Besmele çekiyor.
– 40 def’a Fatiha sûresini okuyor.
– 80 def’a Rabb’imizin er-Rahman ismini söylüyor.
– 80 def’a er-Rahim ismini söylüyor.
– 213 def’a ALLAH-u Ekber diyor.
– 120 def’a Sübhane Rabb’iye’l-Azim, diyor.
– 240 def’a Sübhane Rabbiye’l-Âlâ, diyor.
– 15 def’a Sübhaneke duâsını okuyor.
– 40 def’a Semi ALLAHu limen hamideh diyor.
– 40 def’a Rabbena ve leke’l-hamd diyor.
– 40 def’a Âmin (Ya Rabbî! Duâlarımı kabul buyur) diyor.
– 33 def’a Zamm-ı Sûre okuyor.
– 21 def’a Ettahiyyatü’yü okuyarak Peygamberimize selâm gönderiyor.
– 21 def’a Kelime-i Şehadet’i söylüyor.
– 26 def’a omuzundaki meleklere ve yanlarındaki Müslümanlara Selâm veriyor.
– 13 def’a ALLAHümme ente’s-Selâmü ve Minke’s-Selâmu Tebârekte ya Zelcelâli ve’l-ikrâm, diyor.
– 13 def’a Rabbenâ Âtina, duâsını okuyor.
– 13 def’a Rabbenâğfirli, duâsını okuyor.
– 15 def’a ALLAHümme Salli selâvatını okuyor.
– 15 def’a ALLAHümme bârik selavatını okuyor.
– 15 def’a Euzübillâhimineşşeytânirrâcîym diyerek şeytanın şerrinden ALLAH’a sığınıyor.
Bu zikrettiklerimiz sâdece namazın içinde okunanlardır. Namazdan önce ve sonra okunanlar ve tesbihatlar bu rakamların dışındadır.
60 yıl yaşayıp da kulluğunun gereklerini yerine getiren bir mü’minin yaptıklarını ve söylediklerini bu kadar yıl hesabıyla hesaplayın bakalım, ne çıkacak karşınıza.
Ya kulluk şuurundan uzak, ibâdetlerden mahrum ömrünü zilletle geçirmiş bedenini ibâdetsizlik illeti (hastalığı) istila etmiş olanlara ne diyeceksiniz. Gerçekten çok büyük kayıp içindeler değil mi?
ALLAH şerlerinden korusun ve kurtarsın...AMİN............
http://img178.imageshack.us/img178/6775/namaz2md6.jpg
Akşam namazı vaktinde herkes mumunu yakar,
sofrasını kurar;
bense sevgilinin hayâline dalar, gamlara batar;
ağlayıp feryat etmeye koyulurum.
Gözyaşıyla abdest aldığımdan namazım da ateşli olur.
Bir ezan sesi geldi mi, mescidimin kapısını yakar yandırır.
Hak kapısını nasıl çalayım?
Ne el kaldı ne gönül!
Ey Mevlâm, eli de sen aldın, gönlü de sen;
bari bir aman ver bana!
And olsun ALLAH’a ki namazımı kılarım;
ama rükû tamamlandı mı, imam kim?
haberim bile olmaz.
Mevlâna (Gazel, VII, 263, 264)
http://islamcokguzel.files.wordpress.com/2007/08/secde_islamcokguzelicknet.jpg
1. Secde anında, eski günahları hatırlayıp özür dilediğinde kabul edileceğine inanmak.
2. Secde anında 1400 küsür öncesine giderek Peygamberin arkasında namaz kılıyormuş gibi hissederek.
3. Secde anında, ALLAH'tan şöyle bir ses işiterek;
"Nasıl namaz kıldığına bakıyorum!"
4. Secde eylemini namaz dışında da yaparak. şükür secdesi gibi.
5. özellikle de gece kalkarak.
6. Sahabelerin ve bir, iki nesil sonrakilerin secde anlayışlarını dikkate alarak.
7. Secde anında ağlamaya çalışarak.
8. Secde anında ölümü düşünmeye çalışarak.
9. Kafamızı kaldırdığımızda ölüm meleğiyle karşılaşacağımızı hissederek
10. Yapılacak dua, bağışlanma ve isteklerin kabul edileceği tek şartın secde olduğuna şartlanarak
11. Secdeyi uzattığımız oranda ALLAH'a yaklaştığımızı hissederek.
12. Secdeyi en iyi şekilde değerlendirenin cennetteki en güzel köşke oturacağını hissederek.
bunları düşünerek yaparsak huşu ile namaz kılmış oluruz buda namazda en çok istediğimizdir...
alıntı
NAMAZI TERK ETMENİN KİBİR OLDUĞU KİBİR EDENİN DE CENNETE GİREMİYECEĞİ BABI
Bizim Ayet' lerimize öyle kimseler iman ederler ki, Âyetlerimizle kendilerine öğüt verildiği zaman, "secdeye kapanırlar ve Rab' lerine hamd ile teşbih ederlerde kibirlenmezler."
Secde Sûresi: 15
Subhânehu ve Teâlâ bu Âyet'i Kerime'de Âyet'lerine iman eden kişilerin, Kur'ân-ı Kerîm'deki Âyetlerle kendilerine öğüt verildiği zaman, ya'ni.
"Ey Resulüm! İman eden kullarıma de ki namaz kılsınlar":
İbrahim sûresi:31
Bu ve bunun gibi Ayet'ler le Subhânehu ve Teâlâ kendisine inanan kullarına Kur'ân-ı Kerîm'de "namaz kılmaları için öğüt vermektedir" ALLAH'ın Âyet'lerine inananlar da bu Âyetler'le kendilerine öğüt verildiği zaman "kibir'lenmeden günde beş vakit Rab'lerinin önünde secdeye varıb ona hamd ve teşbih etmektedirler."
Kibirlenerek isyan edip Âyet'lerini yalanlayanlar için de şöyle buyurmaktadır.
Kendilerine Kur'an (ya'ni aqiimussalah ) "namaz kılın" emri okunduğu zaman, secde etmezler (ya'ni "namaz kılmaz'lar") Daha doğrusu. O "kâfir olanlar" bu halleri ile (ya'ni namaz kılmayışları ile) ALLAH'ın azabından korkmayarak âhireti tekzib ederler.
İnşikak Sûresi: 21/22
Onlara Rükû edin ya'ni "namaz kılın" denildiği zaman "Îtaat edip Rükû etmezler ya'ni namaz kılmazlar".
(Namaz kılmayarak, ALLAH'ın hükümlerini) yalanlayanların o gün vay haline.
Murselat Suresi: 48/49
Subhanehu ve Teâlâ Melekleri, Âdem'le imtihan etmek istediğinde, Melek'lere hitaben şöyle buyurdu:
Biz, Melek'lere: Âdem'e secde edin, demiştik de bütün Melek'ler secde etmişlerdi. Ancak İblis secde etmekten yüz çevirip "kibirlendi de kâfirlerden oldu".
Bakara Sûresi: 34
İblis'in bu isyanını insanların isyanına misal verilmesine şaşılmasın zira ALLAH Resulü (S.A.V.)'den varid olan Hadis'i Şeriif bize, bu cesareti vermiştir.
Müslim İbnu Haccac (R.A.) "namazı terk edene kâfirlik isnadının beyanı babı" altında şöyle bir Hadis'i Şerif tahric etmiştir.
Ebu Hureyre (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: "Âdem oğlu secde Âyet'ini okuyup secde ettiği zaman, şeytan ağlayarak uzaklaşır ve şöyle der: Ey helakim! Adem oğlu secde etmekle emrolundu da secde etti ve Cennet onun oldu. Halbuki ben de secde ile emrolunmuştum. Fakat ben, secde etmekten imtina etmiştim, artık ateş de benimdir.
Bu Hadis'i Müslim (81) rivayet etmiştir.
Bana ibadet etmekten büyüklenib yüz çevirenler, muhakkak ki küçülmüş kimseler olarak Cehennem'e gireceklerdir.
Mu'min Sûresi: 60
Abdullah İbnu Mes'ûd (R.A.)'dan, şöyle dedi: Resûlullah (S.A.V.) "Kalbinde hardal dânesi kadar imanı bulunan kimse Cehenneme girmez, "kalbinde hardal dânesi kadar kibir bulunan kimse de cennet'e girmez" buyurdu.
Bu Hadis ı Müslim (91) rivayet etmiştir.
DİN'DE EN SON TERK EDiLEN AMELİN NAMAZ OLDUĞU BABI
Enes İbnu Mâlik (R.A.)'den, (şöyle dedi:) Nebiyyu (S.A.V.) buyurdu ki: "Dininizden ilk terk edeceğiniz şey emanettir. En son da namazı terkedersiniz."
Bu Hadis'i Ebu Nuays Hıylada (6/265 ve Ahbar'da 2/213 İbnu Mes'ud'dan Taberâni kebirde (9754) Haraiti Mekarim de (77) ve Taberâni Evsatta (1/138) Ömer İbnul-Hattab'dan sahih bir sebedle rivayet etmişlerdir. Ve Şeyh Albâni Silsile'de (1739) tahric etmiştir.)
Evet din'den en son terk edilen "NAMAZ" olduktan sonra, artık o kişide dinden hiç bir şey kalmamıştır. Daha önceki bab'larda da Hadis'i Şerif'de geçtiği gibi "namaz'ı olmayanın dini'de yoktur".
AHİRETTE İLK HESAB SORULACAK AMELİN NAMAZ OLDUĞU BABI
Enes İbnu Mâlik (R.A.)'dan, şöyle dedi:
Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: "Kulun, Kıyamet gününde hesabını vereceği ilk ameli "NAMAZIDIR". Eğer namazı salah bulursa (Ya'ni hesabından kurtulursa) sair amelleri de salah bulur. (Ya'ni sair amellerinin hesabıda kolay olur). Eğer namazı ifsad olmuş ise (Ya'ni namazın hesabından kurtulamazsa) sair amelleri de ifsad olur. (Ya'ni sair amellerinin hesabından kurtulamaz.)
Bu Hadis'i İbnu Mes'ud'dan Taberâni Kebir de (10435) İbnu Ebi Asım Evail de (35) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir. Ve Şeyh Elbâni. Silsile'de tahric etmiştir
shab-ı Kiram'ın (Sahabelerin) Namazı
Osman ERSAN
Fudayl bin İyâz -radıyALLAHü anh- şöyle anlatır:
"Ashab-ı Kiram (ALLAH onlardan razı olsun), sabaha girdikler zaman saçları dağınık, renkleri sararmış bir şekilde bulunurlardı. Geceyi secde edici, rükû edici olarak geçirirlerdi. Bazen uzun müddet kıyamda kalırlar, bazen de uzun müddet secdeye kapanırlardı. Aziz ve Celil olan ALLAH'ı andıkları zaman, rüzgarlı bir günde ağaç sallanır gibi sallanırlar; gözlerinden, elbiselerini ıslatıncaya ve yerde abdest suyu ölçüsünde eser bırakıncaya kadar yaş boşanırdı. Sabah olunca yüzlerine yağ sürerler, gözlerine sürme çekerler; halk içinde sanki geceyi hep uykuyla geçirmiş gibi çıkarlardı.
Sahabe-i Kiram, namaza durdukları zaman kendilerini ALLAH korkusu ve azameti kaplardı. Hazret-i Hasan -radıyALLAHü anh-, abdest alırken rengi değişirdi. Biri:
"- Niye böyle oluyorsun?" diye sorunca Hazret-i Hasan -radıyALLAHü anh-:
" Azametli, mutlak kudret sahibi, her istediğini derhal yapan bir sultanın huzuruna dikilme zamanı gelmiştir.
Namazın Edebî
Hz. Peygamberin bir veya iki kere yaptığı ve devam etmediği şeye edep, mendup veya müstehap denir. Rüku ve secdede tespihlerin üçten fazla yapılması, sünnet olan okuyuştan fazla kıraatte bulunulması gibi. Edepler sünnetleri tamamlamak için meşru kılınmıştır. Hanefilere göre namazın edepleri şunlardır (bk. Buhari, Salat, 9; Ebû Davud, 106,107).
1) Erkeklerin iki avuçlarını iftitah tekbiri alırken yenlerinin içinden çıkarması menduptur. Bu durum da tevazua daha yakındır. Ancak soğuk gibi zaruret hali müstesnadır. Kadınlar ise kollarının açılmamsı için ellerini elbisenin altından kaldırırlar.
2) Namaz kılan kişinin ayakta iken secde edeceği yere, rükuda iken ayaklarının üst kısmına, secdede burnunun iki kanadına otururken kucağına selam verirken omuzlarına bakması menduptur. Bunu yaparken hûşu içinde ve ihsan derecesinde namaz kılma gayreti olmalıdır. Rasûlullah (s.a.v.) ihsanı şöyle tarif etmiştir: "ALLAH'a, sanki O'nu görüyormuşsun gibi ibadet etmendir. Her ne kadar sen O'nu görmüyorsan da o seni görmektedir. (bk. Ebû Davud, Sünnet 16).
3) Esnerken ağzı açmamaya çalışmak menduptur. Buna güç yetmezse, elin arkası veya yeni ile ağzı kapamak gerekir.
4) Gücü yettiği ölçüde öksürüğü gidermek menduptur.
5) Kamet alınırken, müezzin "Hayye ale'l-Felah" deyince, imam ve cemaatin ayağa kalkması menduptur. İmam mihraba yakın bulunmazsa, her saf, imam aralarından geçeceği sırada ayağa kalkar.
6) "Kad kâmeti's salâh (Namaz başladı)" denildiği zaman İmam, namaza başlar. İmam bu hareketi ile müezzini doğrulamış olur. Bununla birlikte kâmet bittikten sonra namaza başlanmasında da bir sakınca bulunmaz. Hatta, Ebû Yusuf ile, hanefiler dışındaki üç mezhebe göre uygun olan da budur.
Kaynak: Prof. Dr. Hamdi DÖNDÜREN, Delilleriyle İslam ilmihali, Erkam Yayınları.
Bir günlük namazla ne kazaniyoruz??
Namazın bütün ibadetleri içine alan bir ibadet olduğunu bilmem biliyor musunuz?
Konuyla ilgili bazı teknik rakamlar vermek istiyorum:
Günde 40 rek´at namaz kılıyoruz.Bu 40 rek´atın 17´si farz, 3´ü vacib, 20´si sünnettir.
Bir senede 14.600 rek´at namaz kılıyoruz.
Ramazan´da 600 rek´at teravih namazı kılıyoruz.
Toplam bir yılda 15.200 rek´at namaz kılmış oluyoruz.
Namaz kılan bir mü´min bir günlük namazından neyi ne kadar zikrediyor; hiç düşündünüz mü? Gelin ortalama bir rakam çıkaralım:
Namaz kılan bir mü´min bir günde en az:
- 40 defa Besmele çekiyor.
- 40 defa Fatiha Suresini okuyor.
- 80 defa Rabb´imizin er-Rahman ismini söylüyor.
- 80 defa er-Rahim ismini söylüyor.
- 213 defa ALLAH-u Ekber diyor.
- 120 defa Sübhane Rabb´iyel-Azim diyor.
- 240 defa Sübhane Rabb´iyel Ala diyor.
- 15 defa Sübhaneke duasını okuyor.
- 40 defa Semi ALLAHu limen hamideh diyor.
- 40 defa Rabbena ve leke´l-hamd diyor.
- 40defa Amin (Ya Rabbi! Dualarımı kabul buyur) diyor.
- 33 defa Zamm-ı Sure okuyor.
- 21 defa Ettahiyyatü´yü okuyarak Peygamberimize selam gönderiyor.
- 21 defa Kelime-i Sehadet´i söylüyor.
- 26 defa omuzundaki meleklere ve yanlarındaki Müslümanlara Selam veriyor.
- 13 defa ALLAHümme ente´s-Selamü ve Minke´s-Selamu Tebarekte ya Zelcelali vel - ikram, diyor.
- 13 defa Rabbena Atina, duasını okuyor.
- 13 defa Rabbenağfirli, duasını okuyor.
- 15 defa ALLAHümme Salli selavatını okuyor.
- 15 defa ALLAHümme Barik selavatını okuyor.
- 15 defa Euzübillahimineşşeytanirraciym diyerek şeytanın şerrinden ALLAH´a sığınıyor.
Bu zikrettiklerimiz sadece namazın içinde okunanlardır. Namazdan önce ve sonra okunanlar ve tesbihatlar bu rakamların dışındadır.
Namazın bu kadar mühim, bu kadar lüzumlu olduğuna inanmayanlar bir gün utanacaklar, hemde çok utanacaklar. İsterseniz bunu bir misalle anlatayım.
Anne karnındaki bir çocuğun ağzı vardır, gözü vardır, kulağı vardır, eli vardır, ayağı vardır. Bütün aza ve cihazatı tam tekmil verilmiştir. Halbuki bunların hiçbirine orada lüzum yoktur. Orada çocuk, gıdasını, göbeğinden annesine bağlı bir hortumla almaktadır.
Şimdi bu çocuk:
- Ya Rabbi! dese, şu hortum bana yetmektedir. Pekiyi şu ağıza, şu göze, şu kulağa, şu ele, şu ayağa ne lüzum vardı. Hiçbir işe yaramamaktadırlar?
Herhalde ALLAH’dan şöyle bir cevap alacağı muhakkak:
- Acele etme kulum, aklın almadığı şeyede burnunu sokma. Sen kısa bir müddet sonra öyle bir aleme gideceksin ki burada ‘her şeyim’ dediğin hortum, orada hiçbir şeye yaramıyacak, kesilip atılacak. Lüzumsuz sandığın ağız, göz, kulak gibi şeylerde en lüzumlu cihaz durumuna geçecek.
O çocuk bu gerçeklere inanmasa ve bir inkarcı olarak dünyaya gelse hakikaten hortumun işe yaramadığını, ebenin onu kesip kaldırıp attığını; lüzumsuz sandığı ağız, göz gibi cihazların devreye girdiğini, onlarsız olunmayacağını görse utanır mı, utanmaz mı? İnanmadığı için dizlerini dövermi, dövmez mi?
Şuanda bizde, tıpkı o çocuk gibi bir ananın karnındayız. 9 ay, 9sene veya 90 sene sonra bir başka dünyaya doğacağız. O dünyanın adı ahiret. Biz şuanda dünya anamıza maddi hortumlarla, midemiz ile bağlı durumdayız.
Eğer biz:
- İşte geçinip gidiyoruz. Ya Rabbi! Şu Namaza, oruca, hacca, zekata, dine, imana, İslam’a ne lüzum vardı? Dediğimiz takdirde.
Rabbımızdan şöyle bir cevap alacağımız muhakkak!
- Ey kullarım! Kısa bir müddet sonra bu dünyadan çıkacaksınız. Öyle bir aleme götürüleceksinizki orada ‘herşeyim’ dediğiniz bu maddi hortumların hiçbiri işe yaramıyacak. Lüzumsuz sandığınız namaz gibi, zekat gibi, hac gibi ibadetler de en lüzumlu şeyler durumuna geçecek. Orada insanlara arabasına, parasına, servetine ve suretine göre değil; kalbine ameline ve ibadetine, namazına göre değer verilecek.
Yani namazınız, zekatınız, orucunuz, haccınız, hayır hasenatınız, ahirette sizin için herşey olacak. El olacak, ayak olacak, dil olacak, dudak olacak, villa olacak, havuz olacak, senet olacak, berat olacak, uçak olacak, sonu olmayan zenginlik ve saadet olacak kısaca Cennet olacak.
Eğer biz bilgiçlik eder, fen ve teknik asrında olduğumuzla şımarır, Rabbımızın hikmet lisanıyla buyurduğu bu gerçekleri kabul etmez, ibadetsiz bir tenbel veya bir inkarcı olarak ahirete gider, gerçekleri görürsek utanmazmayız? Hakikaten herşeyim dediğimiz hortumlarımızın, yani arabamızın, apartmanımızın, paramızın, pulumuzun hiçbir işe yaramadığını müşahade ederek, ibadetlerin herşey olduğunu anlasak o anne karnında ağzı lüzumsuz gören çocuk gibi mahçup olmazmıyız? Dizlerimizi dövmezmiyiz? Keşke inansaydık, keşke namazımızı kılsaydık, orucumuzu tutsaydık, zekatımızı tam verseydik, ALLAH için yaşasaydık, eşsiz insan şanlı Peygamber Hz. Muhammed (s.a.v)’ın yolunda yürüseydik demezmiyiz?
Pişman olacağın, dizlerini döveceğin o gün gelmeden aklını başına al...
(Niçin NAMAZ, Vehbi Karakaş, S70-72)
vBulletin v3.8.2, Copyright ©2000-2010, Jelsoft Enterprises Ltd.