YASİN
09-05-2008, 14:35
Meselemizi teyid edecek olan Hz.Alkame (r.a.)’ın başından geçen meşhur hadiseyi bir kez daha kısaca hatırlatalım: “Peygamber Efendimiz’in (a.s.m.) sahabelerinden olan Hz. Alkame (r.a.) çokça namaza düşkün, hayır ve hasenatı pek sever birisiydi. Tutulduğu ağır bir hastalık kendisini ölümle karşı karşıya getirdi ve Hz.Alkame son nefeslerini yaşamaya başladı. İşte o sırada orada bulunan Hz.Ali ne kadar kelime-i şehadet getirirse getirsin Alkame’nin bir türlü dili açılmıyordu. Durumu haber alan Peygamberimiz Alkame’nin yaşlı anne babasının olup olmadığını sordu. İhtiyar bir annesinin olduğunu duyunca annesinin oğluna dargın olmasından dolayı Alkame’nin dilinin açılmadığını söyledi. Hakikaten de annesine sordu, annesi de oğluna dargın olduğunu söyledi. Bunun üzerine Peygamberimiz (a.s.m.) sahabelerine “gidiniz, odun ve çalı çırpı getiriniz, Alkame’yi yakacağım!” diyince Alkame’nin annesi üzüntüsünden ağlamaya başladı. Bunun üzerine Sevgili peygamberimiz: “Allah’ın azabı çok şiddetli ve devamlıdır. Dünya ateşine hiç mi hiç benzemez. Sen eğer evladının ateşte yanmasını istemiyorsan, Alkame’den hoşnut ve razı olmalısın. Ve annelik hakkını ona helal etmelisin, tâ ki evlâdın, ciğerparen cehennem ateşinde yanmasın. Nesim kudret elinde olan Rabbime yemin ederim ki... Sen eğer Alkame’ye hakkını helâl etmezsen ondan hoşnut ve razı olmazsan, onun namaz ve duası hayır ve sadakası onu aslâ azaptan kurtarmaz. İşte bak böyle dili tutulur ve son nefesinde kelime-i şehadet getiremez.” Bunları duyan merhametli anne ise şöyle yalvardı: “Ya Resulallah...Allah’ı ve seni ve bu etrafındaki mübarek Sahabe-i Kiramı şahit tutarım ki ben oğlum Alkame’den razı oldum ve ona annelik hakkımı helal ettim, helal ettim, helal ettim. Ahirette oğlumdan davacı olmayacağım” dedi. Tam bu sırada Peygamberimiz (a.s.m.) Hz.Bilal’i (r.a.) Alkame’nin yanına gönderdi. Hz.Bilal hayretler içerisinde kaldı. Alkame gürül gürül Kelime-i Şehadet getiriyordu.” (Kitab-ul Kebair Zehebî s.44)