PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Abdülhamid Hân’ın büyük sırrı


Ali'y-ül Murtaza
28-09-2009, 22:16
Oktan Keleş kardeşimiz, çok ilginç bir haber veriyor. Oktan Beyin haberini gazete haberi sanmayın.Daha derin ve şaşırtıcı haberlerdir bunlar.

Bu seferki yazısında, mekân ve zaman ikiye ayrılmış. Biri Abdülhamid Hân'ın, Selanik'e sürgününden önceki zaman ve mekanda Yıldız Sarayı. İkincisi sürgünden sonra, Beylerbeyi Sarayı.

Şahıslar, II.Abdülhamid'den başka üç kişi daha. Biri yaver Ali Rıza Bey, biri "Derviş", biri de "sırdaş."

İkinci oturumdaki konuşmadan anlıyoruz ki Derviş, Padişah'a şöyle demiş o zaman:

"Seni tahta padişah olarak oturtmuyoruz. Seni buraya yeni kurulacak cihan devletinin temellerini atman, Osmanlı devletinin yıkılışını uzatman ve dünyayı oyalaman için hakan olarak oturtuyoruz."

İkinci görüşmede Hakan, sırdaşa dönerek:

"Sıradaki nedir?" diye sorunca, sırdaş, elindeki siyah deriden yapılmış altın kaplama sırma ile Ay Yıldız ve kenarları dört tane sırma hilâl işlemeli defteri açıyor. Birkaç kağıttan birini çekerek okumaya başlıyor:

"1890'lar...İngiliz sinsiliğine karşı taarruz planı. İngilizlerin gizli teşkilât grubu İstanbul'da spor fitbol takımı kurup (operasyonel) ve bilgi toplama (istihbarat) çalışmaları yaptıkları tesbit edildi. Rum ve Ermeni gençlerden oluşan bu takım, İstanbul ve Osmanlı'da bir çok zarara (karanlık olaya, faaliyete) imza attılar."

Abdülhamid Hân emir buyuruyor:

"Derhal İngiltere'de bir fitbol takımı kurulsun. İsmine Gök Ordu denilsin. Teşekkülü için masraflar Devlet-i Aliye'nin hazinesinden icra edilsin."

Bu hadiseden üç gün sonra Sırdaş, Padişah'a gelerek ve:

"Takımın arması uygun mu hakanım" diyerek avucunda kırmızı düğmeye benzer hilal ve yıldızdan oluşan kehribarımsı bir maddeden, küçük bir akçe büyüklüğünde parçaları göstermiş. (Burada amblemin resmi de var.)

Padişah: "Osmanlı ay yıldızına biraz ek yapsanız, dört iklimi, dört diyarı remzeden bir şekle soksanız, bu yıldızı sekiz köşeli yapsanız daha iyi olmaz mı?" diye soruyor.

2009'da bu işin sırrı araştırılıyor ve İngiltere'de böyle bir futbol takımının olduğu anlaşılıyor. Armasının tıpkı yukarda anlatılan hikâyeye uygun bir şekilde olduğu da anlaşılıyor.

"Bu takım hakkında birçok rivayetler bulunuyor. Bu takım belki de hem Osmanlı'nın İngiltere'ye uzanan büyük hedeflerinin bir işareti ama en önemlisi Hakan'ın İngiliz istihbaratına karşı deklarasyon operasyonuydu düşüncesi bende kuvvetli bir kanaate dönüştü. İngilizler casuslarıyla İstanbul'da aşık atarken kendi ülkesinde kaşık atanları ıskalamışlardı."

"Şu anda İngiltere'de bulunan futbol kulüplerinden birinin amblemi aşağıda görülmektedir. (Burada bir resim var.)"

"1. Ligde bulunan Portsmouth FC, ay yıldızlı amblemiyle dikkat çekmektedir."

Benim bu olaydan çıkardığım somut sonuçlardan biri Türk padişahları Türklükleriyle övünüyorlardı. Abdülhamid Hân'ın, kurulacak fubol takımının adının Gök Ordu olmasını istemesine ve amblemlerindeki ay yıdız ısrarlarına dikkat edilsin.

İkincisi, Abdülhamid Hân'ın "hafiye"lerinin ve istihbaratının bugünkü gibi millî kuvvetlere karşı değil, o dönemde halkın ve devletin çok bizar olduğu Mason teşkilâtlarına ve yabancı istihbaratlara karşı oluşu. Atatürk de bu geleneği sürdürmüş ve Mason localarını kapatmıştır. Atatürk'ün, Abdülhamid Hân'ın yenilik fikirlerinden ne kadar etkilendiğini anlattığım on kadar yazı yazmıştım hatırlarsınız. Devrimlerin bile ilk yapı taşları o zamandan döşenmiştir.

Üçüncü dikkat ettiğim somut işaret, şu anda içinde bulunduğumuz ve gözbebeğimiz gibi korumak zorunda kaldığımız cumhuriyetin, o zamandan bilindiği ve müjdelendiğiydi. Bölücülük ve iktidar ihtirasları olanlar maddî ve mânevî işaretler olan bu gerçekleri unutmamalıdırlar.
Afet Ilgaz
Milli Gazeteden...

Ali'y-ül Murtaza
28-09-2009, 22:19
Sultan II.Abdülhamit'in İngiltere çıkarması!


Avrupa tarihine bir başka Osmanlı damgası: İngiltere'nin en köklü spor kulübünü II. Abdülhamit mi kurdurdu? Cevabı Oktan Keleş veriyor.





http://www.iyibilgi.com/images/haber/33776.jpg Netpano / Oktan Keleş
SIRDAŞ
1. Bölüm
Yer Yıldız Saray’ı. Saat gece biri gösteriyor. Saray’ın koridor ve bir odası hariç, diğer her tarafı karanlık. Koridor ve tek odada yanan gaz lambaları ve mumlardan sızan ışık, zifiri karanlığı ve kasvetli havayı adeta deliyor. Dışarıda hafif bir lodos var. Rüzgarın ıslığı bahçedeki ağaçların dallarını neşelendiriyor. Her yerde sessizlik hüküm sürüyor. Çıt çıkmıyor…
Bu derin sessizliği iki kişinin ayak sesleri bozuyor. Ayak sesleri ışığı yayan tek odaya doğru yöneliyor. Ve nihayet odanın kapısına bir el iki kere vuruyor: Tak!Tak!
İçerinden ise kendinden emin ve gelenleri bekler bir tavırla, gür bir ses tonu yankılanıyor: “Gir!” Kapı hafifçe aralanıyor ve gelen iki kişiden biri olan Yaver Ali Rıza Efendi odaya giriyor. Diğer kişi kapı dışında bekliyor. “Gir” sesinin sahibi ise 2. Abdülhamid Han…Ali Rıza Efendi kısık bir ses tonuyla; “Hakanım, beklediğiniz DERVİŞ geldi” diyor. Abdülhamid Han bunun üzerine: “Bekletme hemen içeri al misafirimizi” karşılığını veriyor. Yaver Ali Rıza, Derviş’i içeri buyur ediyor. Derviş, “Destur Sultanım” diyerek sağ ayağını kapıdan içeri atarak odaya giriyor. “Selamünaleyküm geceniz hayır olsun Sultanım” diyor.
Abdülhamid Han karşılık veriyor: “İnşallah ‘hayır’ gecemize sizinle teşrif etmiştir.” Derviş, “İnşallah” diyerek sağ elini kalbine götürerek Mevlevi usulü baş kesiyor ( baş eğiyor)… Abdülhamid Han oturduğu yerden doğrulur gibi yapıp, Derviş’e eliyle yanındaki koltuğu oturmasını işaret ederek; “Buyurun” diyor. Derviş; 75-80 yaşlarında, ak saçlı, kalın ak kaşlı, pos bıyıklı ve seyrek bir parmak uzun ak sakallı, kırmızı yüzlü, bodur sayılabilecek orta boylu fiziksel özelliklere sahip bir şahsiyet.
Derviş, Hakan’ın işaret ettiği koltuğa, “Bismillah” diyerek oturuyor. Sultan Abdülhamid Han, Yaveri Ali Rıza Efendi’ye sesleniyor: “SIRDAŞ gelsin!” ve ekliyor; “Yaver, tez hazırlığını yap, yarın sabah Rumeli’ye, Selanik’e hareket edeceksin!”
Yaver Ali Rıza tebessüm ve hüzünle karışık bir ses tonuyla: “Ferman Devletlimindir,” diyerek geri adımlarla büyük bir edep içerisinde dışarı çıkıyor…
Kapı tekrar iki kere vuruluyor: “Tak!” “Tak!” İçeriden yine aynı sesin sahibi: “Gir!” diyor. Kapı açılıyor; uzun boylu, siyah uzun paltolu, 60 yaşlarında, pala bıyıklı, bir dinç ihtiyar içeri giriyor…

*
Yıl 1912.
Yer Beylerbeyi Saray’ı. Saat gece bir. Ulu Hakan, üç yılı biraz aşkın bir zamandır kaldığı Selanik’teki Alatini Köşk’ünden İstanbul’a dönmüştü.Yıldız Sarayı’ndaki buluşma sanki tekrarlanıyordu. Yıldız Sarayı’ndaki o gecenin tablosu, bir kez daha oradakilerin gözleri önünde canlandı. Ama aradan geçen zaman süresince bir çok farklılıklar da olmuştu. Derviş artık iyice yaşlanmıştı. Sırdaş’ta; o 60 yaşlarındaki uzun boylu, siyah uzun paltolu, pala bıyıklı, dinç ihtiyar değildi. Abdülhamid Han da belki o gür sesini kaybetmişti ama hüzünlü mağruriyetini hala muhafaza ediyordu. Derviş ve Sırdaş, Sultan’ın gösterdiği koltuklara oturmuşlardı. Sultan Abdülhamid Han, Sırdaş’a dönerek; “Aç bakalım Kara Kaplı Defter’i” dedi. Sırdaş; “Ferman Sultanımındır’ diye cevap verdi. Abdülhamid Han göz ucuyla Derviş’e baktı. Bu bakışı fark eden Derviş’te baş eğerek saygıyla; “Ferman Padişahımındır” diyerek elini kalbine götürdü. Abdülhamid Han, sanki bilerek göz ucuyla bakmış gibi karşılık verdi: “ Koca Derviş, yıllar önce bana ; ‘seni tahta padişah olarak oturtmuyoruz. Seni buraya yeni kurulacak Cihan Devleti’nin temellerini atman, Osmanlı’nın yıkılışını uzatman ve dünyayı oyalaman için Hakan olarak oturtuyoruz’ demiştiniz.” Şimdi ise; ‘padişahım’ diyorsunuz, diyerek sanki yıllar öncesinin içinde kalan ukdesini; biraz sitem biraz içine sindirmiş biraz da Koca Derviş’in hafif edepli tebessümünden anlaşılan; latifeli, bir anlamla Abdülhamid Han’ın bu kelimeleri sarf ettiği gözlerden kaçmamıştı.
Hakan kafasını sallayarak, Sırdaş’a : “Sıradaki nedir?” diye sordu. Sırdaş elindeki siyah deriden yapılmış, altın kaplama sırma ile Ay Yıldız’lı işlemeli, kenarlarında dört adet yine sırma Hilal işlemeli, ‘Kara Kaplı’ denilen defteri açtı. Bir çok kağıttan birini çekerek okumaya başladı:
(Kara kaplı…Ortadaki Büyük Osmanlı Ayyıldızı Osmanlı Devleti’ni,dört hilal de dünyanın dört köşesinin sembolü)

“ Hakanım, 1890’lar…İngiliz sinsiliğine karşı taarruz planı…” Hakan’ın “Oku!” talimatı üzerine, Sırdaş devam etti: “İngilizlerin gizli teşkilat grubu, İstanbul’da Spor Fitbol Takımı kurup, fiili ( operasyonel) ve bilgi toplama istihbarat çalışmaları yaptıkları tespit edildi. Rum ve Ermeni gençlerden oluşan bu takım; İstanbul ve Ali Osmaniye’de bir çok zarara (karanlık olaya ve faaliyete) imza attılar.” Yüce Hakan emir buyurdu: “Derhal İngiltere’de bir Fitbol Takımı kurulsun, ‘Gök Ordu’ denile ismine. Teşekkülü için masraflar Devlet-i Aliye’nin hazinesinden icra edile.” Bu konuşmadan üç gün sonra Sırdaş; “ Takımın arması uygun mu Hakan’ım?” diyerek avucunda; kırmızı düğmeye benzer, Hilal ve Yıldızdan oluşan, kehribarımsı bir maddeden, küçük bir akçe büyüklüğünde parçaları göstermiş…”(aşağıdaki resim)
Hakan ise; “ Osmanlı Ayyıldızı’na (biraz ek yapsanız, dört iklim,dört diyarı remzeden bir şekle soksanız), bu yıldızı 8 köşeli yapsanız, daha iyi olmaz mı?” demiş, “Ferman Sultanımındır” denilerek çalışmalar başlatılmıştı…

http://www.netpano.com/uploads/media/porstmouth-logo.jpg
Yıl 2009…
“İngiltere’de araştırdım. Abdülhamid Han'ın kararını verdiği Futbol Kulübünü andıran takım vardı İngiltere'de... Arması ve renkleri tıpkı Sırdaşın kayıtlarındaki gibi…
Tabi bu takım hakkında bir çok rivayetler bulunuyor. Ama anlaşılan bu takım belki de hem Osmanlı’nın (İngiltere'ye uzanan büyük hedeflerinin bir işareti) ama en önemlisi, Ulu Hakan’ın (İngiliz istihbaratına) karşı deklarasyon operasyonuydu,” düşüncesi bende kuvvetli bir kanaate dönüştü. İngilizler, casuslarıyla İstanbul’da ‘oyun’ oynarken kendi anavatanlarında mukabele-i bilmisil faaliyeti ruhları bile duymamıştı. Başka bir deyişle, İngilizler, casuslarıyla İstanbul’da ‘aşık’ atarken, kendi ülkesinde ‘kaşık’ atanları ıskalamışlardı.
Şu anda İngiltere'de bulunan Futbol kulüplerinden birinin amblemi aşağıda görülmektedir. 1. Ligde bulunan Portsmouth FC; Ay-yıldızlı amblemi ile dikkati çekmektedir…

http://www.netpano.com/uploads/media/netpanoporst.jpghttp://www.netpano.com/uploads/media/port9.jpg
http://www.netpano.com/uploads/media/portlogo.jpg.jpg